Konu Detayı Sayfası
► Belli bir zamanda, belirli bir alanda bulunan aynı türden bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir.
► Örneğin bir ormandaki kayın ağaçları, bir köpeğin üzerinde yaşayan keneler, bir bahçedeki papatyalar, bir gölde bulunan alabalıklar vb. birer popülasyondur.
► Popülasyonların bulundukları alan, bir deney tüpü kadar küçük olabileceği gibi binlerce metrekarelik bir orman alanı da olabilir.
► Popülasyonların dağılım alanlarının çakıştığı bölgelerde her iki popülasyonun bireyleri bulunur. Bu bölgelerde türler arası rekabet yoğun olur.
► Popülasyon yapısındaki değişimlerde besin miktarı, sıcaklık, su miktarı, deprem, kasırga, sel ve volkanik patlama gibi çevresel etkenlerin yanı sıra popülasyon dinamiğini belirleyen etmenler de etkilidir.
Popülasyon dinamiğini;
1. Popülasyonun yoğunluğu,
2. Popülasyonun dağılımı,
3. Popülasyonun büyüklüğü ve
4. Popülasyonda yaş dağılımı gibi özellikler oluşturur.
► Bir popülasyonun yoğunluğu, birim alan veya hacimde bulunan birey sayısı şeklinde ifade edilir.
► Örneğin 1 m2 alanda bulunan gelincik çiçekleri, 1 cm3 suda bulunan amip, 1 km2 alanda bulunan insan sayısı popülasyon yoğunluğunu verir.
► Popülasyon yoğunluğu artarsa besin gibi kaynakları bulmakta güçlükler ortaya çıkar ve canlılar arası rekabet gözlenir.

► Popülasyon yoğunluğu; popülasyonun doğum ve ölüm oranları, popülasyona veya popülasyondan dışarıya olan göçler gibi faktörlerden etkilenir.
► Popülasyona birim zamanda üreme yoluyla katılan birey sayısı doğum oranını, ölüm nedeniyle popülasyondan eksilen birey sayısı ise ölüm oranını verir.
► Bir popülasyona başka popülasyondan bireylerin katılması içe göç, bireylerin popülasyondan ayrılıp başka popülasyonlara gitmesi dışa göç olarak tanımlanır.
► Bunların yanında popülasyonun doğal yaşam alanlarının çeşitli nedenlerden dolayı küçülmesi veya büyümesi de popülasyon yoğunluğunun değişmesine neden olur.
► Doğum ve ölüm oranları, içe ve dışa göçlerle ilgili veriler, popülasyon yoğunluğundaki değişim hakkında bilgiler verir.
► Popülasyon yoğunluğunun düzenli aralıklarla ölçülmesi de popülasyonun büyüme veya küçülme eğiliminde olduğu hakkında önemli bilgiler sağlar.
► Popülasyon bireylerinin yaşam alanı üzerindeki dağılım biçimi, popülasyonun dağılımı şeklinde ifade edilir.
► Yaşam alanının coğrafi özellikleri değişken olduğu için genellikle bütün alan üzerinde aynı dağılım biçimini bulmak zordur.
► Bununla birlikte doğada farklı popülasyonlar, farklı dağılım biçimlerini tercih edebilmektedir.
► Bazı popülasyonlar büyük sürüler hâlinde dolaşıp besin ararken bazıları küçük sürüler hâlinde dolaşır, bazıları ise bireysel dolaşıp avlanmayı tercih eder.

► Doğada en çok tercih edilen dağılım biçimi, bireylerin kümelenmesidir.
► Bu dağılım biçiminin tercih edilmesinde besin bulma, uygun yaşam ortamında bulunma, üreme başarısını artırma ve avcılardan korunma gibi faktörler etkilidir.
► Örneğin bitkiler, uygun toprak özelliklerinin olduğu kısımlarda kümeler şeklinde bulunur. Mantarlar, çürümekte olan bitki atıklarının üzerinde, bazı küçük böcekler de nemin daha yüksek olduğu ağaç kütüklerinin veya yaprak yığınlarının altında kümelenir.
► Otçul hayvanlar, beslendikleri bitkilerin bulunduğu alanlarda kümelenme eğilimi gösterir. Avcılardan korunma şansını artıran kümelenme, birçok balık türünde de görülmektedir.
► Ayrıca bu durum, bireylerin eş bulma şansını artırdığından üreme başarısına katkıda bulunan bir dağılım biçimidir.
► Dağılım biçimlerinden olan tekdüze (homojen, düzenli) dağılım, kümelenme davranışı kadar yaygın değildir.
► Bu dağılım biçiminin daha yaygın görüldüğü bitkiler, diğer bitkilerin güneşi yapraklarıyla engellemesinin önüne geçmektedir.
► Tekdüze dağılım biçiminde ışık dışında topraktaki su ve mineraller için de rekabet azaltılmış olur.
► Ayrıca bazı bitkilerin yakınlarında yetişen bitkilerin çimlenmesini ve gelişmesini engelleyici kimyasallar salgılaması tekdüze dağılım görülmesine yol açar.
► Alan savunma ve agresif sosyal davranış gösteren hayvanlarda da tekdüze dağılım tercih edilmektedir.
► Böylece tür içi rekabetten de kaçınılmış olur. Bu davranış biçimi çita, kaplan, kral penguen ve ayı gibi bazı hayvan türlerinde görülmektedir.

► Rastgele dağılım, önceden tahmin edilemeyen, belirli bir düzeni olmayan dağılım biçimidir.
► Bireyler arasında yakın etkileşim olmayan popülasyonlarda görülür.
► Doğada oldukça az görülen bu dağılım biçimine sahip canlılara karahindiba ve tohumları, rüzgârla yayılan diğer bitkiler örnek verilebilir. Bu bitkiler, önceden kestirilemeyecek şekilde rastgele dağılır.
► Belli bir zaman aralığında popülasyonda bulunan bireylerin sayısı popülasyonun büyüklüğünü ifade eder. Bu sayının zamanla yükselmesi veya düşmesi, popülasyonun büyümesi veya küçülmesi olarak değerlendirilir.
► Popülasyonun büyüklüğüne etki eden etmenler; doğum ve ölüm oranları, içe ve dışa göçlerdir.
► Bu verilere bakarak popülasyonun büyümekte, küçülmekte veya dengede olduğu belirlenebilir.
► Popülasyona doğum ve içe göçle katılan birey sayısından popülasyondan ölüm ve dışa göçle ayrılan birey sayısının çıkarılmasıyla popülasyon büyüklüğündeki değişim elde edilir.
► Bu sayı; sıfırdan büyükse popülasyon büyümekte, sıfırdan küçükse popülasyon küçülmekte, sıfıra eşitse popülasyon dengede demektir.
► Popülasyonun büyümesi, popülasyonun biyotik potansiyeliyle sınırlandırıcı faktörlerin etkileşimi sonucu belirlenir.
► Popülasyonun biyotik potansiyeli, kaynakların sınırsız olması hâlinde popülasyonun göstereceği en yüksek büyüme oranıdır.
► Biyotik potansiyel, popülasyonun üremesini etkileyen çeşitli faktörlerle belirlenir.
► Bu faktörlere popülasyonda üreme çağına erişebilen birey sayısı, üreme yaşı ve her bir üreme faaliyetiyle oluşturulan birey sayısı, hastalıklar, avcı popülasyonların baskısı vb. örnek verilebilir

► Popülasyonların belli bir zaman diliminde gösterdikleri büyüme oranları grafikler üzerinden incelenir. Bu, popülasyonlardaki değişimi incelemede kolaylık sağlar.
► Popülasyon büyümesiyle ilgili verilerden elde edilen grafiklerde iki farklı büyüme eğrisi oluştuğu görülmüştür.
► Kaynakların sınırsız olduğu çevre koşullarında yüksek çoğalma potansiyeline sahip popülasyonların birey sayısı üstel olarak artar.
► Üstel büyüme gösteren popülasyonların zamana karşı büyüme grafiklerinde “J” şeklinde bir eğri oluşur.

► Yeni oluşmuş, boş bir alana göç etmiş ya da herhangi bir felaket nedeniyle sayıları oldukça azalmış popülasyonlarda bu tür büyüme eğrileri görülebilir.
► Bu biçimde büyümenin başlangıçta yavaş olmasının nedeni, popülasyonun küçük olmasıdır.
► Popülasyon büyüdükçe büyüme hızı artar. Örneğin aşırı avlanma nedeniyle Amerikan turnasının soyu, 1940’lardan önce yok olma tehlikesi altındaydı.
► O yıllarda alınan bazı önlemler sonucunda birey sayısı artmaya başladı.
► 2013 yılına kadar elde edilen kayıtlarda popülasyonun J şeklinde bir büyüme çizgisine sahip olduğu görülmüştür

► Doğada hiçbir popülasyon, üstel büyüme modelini sonsuza kadar sürdüremez.
► Popülasyon büyüdükçe popülasyon yoğunluğunun artması; bireylerin büyüme, barınma ve üreme için kaynak bulma potansiyellerini etkiler.
► Kullanılabilir kaynaklar, popülasyonun büyüme oranı ölçüsünde artmadığından birey başına düşecek kaynak miktarı gittikçe azalır.
► Her yaşama alanının destekleyebileceği birey sayısı sınırlıdır. Belli bir zamanda habitat bozulması olmadan habitatta bulunan kaynaklar tarafından desteklenen en yüksek popülasyon büyüklüğü o alanın taşıma kapasitesini belirler.

► Popülasyon taşıma kapasitesine yaklaştıkça habitatın popülasyonun büyümesi üzerinde oluşturduğu sınırlandırıcı etkiye çevre direnci denir.
► Bu seviyenin üzerine çıkıldığında yaşama alanındaki kaynaklar yetersiz hâle gelecektir.
► Habitatların taşıma kapasiteleri kaynakların miktarına bağlı olarak değişir.
► Bu kaynaklar habitatlar için farklı olabilir. Örneğin bir havuzdaki algler için havuzun taşıma kapasitesini havuz suyundaki fosfat içeren bileşiklerin miktarı belirlerken bir mağaradaki yarasalar için tüneme yeri sayısı belirleyici olabilir.
► Barınak ve yuva yerleri, su miktarı, ışık miktarı, toprağın yapısındaki organik ve inorganik bileşikler, sıcaklık değerleri, parazitler vb. habitatın taşıma kapasitesini belirleyen diğer faktörlerdir. Ancak bunlar arasında en fazla etkiye sahip olan faktör, besin miktarıdır.
► Habitatın taşıma kapasitesini etkileyen faktörler, popülasyonların büyümesini sınırlandırabilir.
► Sınırlandırıcı faktörlerin etkisiyle popülasyon, üstel büyümeden lojistik büyümeye geçer.
► Popülasyon büyüklüğü habitatın taşıma kapasitesine yaklaştığında doğum oranları azalır; ölüm oranları, hastalıklar, rekabet artar.
► Böylece birey sayısı taşıma kapasitesinin altındayken görülen yüksek büyüme hızı yavaşlar.
► Denge durumuna gelen popülasyonda doğum ve ölüm oranları hemen hemen eşitlenir, böylece popülasyon büyümesi durur.
► Böyle bir popülasyon için çizilen büyüme grafiğindeki eğri “S” şeklinde olur

► Taşıma kapasitesini aşan popülasyonlarda popülasyon yoğunluğu arttıkça tür içi rekabet, salgın hastalıklar ve avcıların baskısı artar.
► Ayrıca popülasyon yoğunluğunun artmasıyla bireylerin üreme ve hayatta kalma kapasiteleri de düşer. Örneğin yoğun popülasyonlarda bulunan bitkiler daha az sayıda tohum üretir.
► Benzer durum kuşlarda da görülmektedir. Ötücü serçe (Melospiza melodia, Melospiza melodiya) popülasyonlarının yoğunluğu arttıkça kuluçkadaki yumurtaların sayısı düşmektedir.
► Un güvelerinde (Pyralis farinalis, Piralis farinalis) ise popülasyon yoğunluğu arttıkça yumurtaların açılma ve ergin duruma gelme oranlarında düşüş görülmektedir. Bu etkenler sonucunda popülasyonun büyümesi sınırlı olmaktadır.
► Popülasyonun bireylerinin değişik yaş kategorileri bakımından sınıflandırılmasıyla elde edilen grafiğe yaş piramidi denir.
► Popülasyonlar, popülasyon dinamiği bakımından önemli olan üç yaş kategorisine ayrılır: Üreme öncesi dönem (genç), üreme dönemi (ergin) ve üreme sonrası dönem (yaşlı).
► Her yaş grubundaki birey sayısı ve bu sayıların birbirine oranları; popülasyonun yapısı, büyüme eğilimi ve geleceği hakkında bilgi verir.
► Popülasyonun yaş dağılımı, çoğunlukla doğum ve ölüm oranlarıyla belirlenmektedir. Örneğin yüksek doğum oranına sahip popülasyonlarda genç nüfusun daha fazla olması beklenir.
► Bunun yanında birtakım nedenlerle bebek ve çocuk ölümlerinin fazla olduğu popülasyonlarda ise genç nüfus belirli seviyede kalır.

► Popülasyonda genç ve ergin bireylerin sayısının yüksek olması popülasyonun büyümekte (Grafik a), yaşlı birey sayısının diğerlerine göre daha fazla olması ise popülasyonun küçülmekte olduğunu (Grafik c) gösterir. Her üç yaş grubunda bulunan birey sayısı birbirine yakın ise popülasyon dengede demektir (Grafik b).
► Yaş dağılımları insan popülasyonlarında önemlidir.
► Ülkelerin nüfuslarının büyümekte, küçülmekte veya dengede olduğu; cinsiyet oranları, bireylerin yaşam beklentileri, ölüm ve doğum oranları, farklı yaş gruplarının toplam nüfusa oranları yaş dağılımlarıyla ilgili istatistiklerden öğrenilir.
► Böylece ülkeler gelecekle ilgili planlar oluşturur. Ayrıca çeşitli ülkelerin popülasyonu, yaş piramitleri incelenerek birbiriyle karşılaştırılabilir. Türkiye, nüfusu artış gösteren ülkelerdendir.
► Ülkemizde yapılan çalışmalar, nüfusun son yıllarda daha düşük hızla olmakla beraber sürekli arttığını göstermektedir.

► Günümüzde 83,9 milyon olan Türkiye nüfusunun 2050 yılında 105 milyon civarında olacağı tahmin edilmektedir.
► Ancak 2021 yılından itibaren Türkiye nüfus artış hızının düşmeye başladığı ve 2023 yılında %1,1 olduğu tespit edilmiştir.

► Geçmişten günümüze artan refahın, yaşam kalitesinin ve sağlık hizmetlerindeki gelişmelerin etkisiyle beklenen yaşam süreleri de artmıştır.
► 2000 yılında beklenen yaşam süresi 71,0 (erkeklerde 69,0; kadınlarda 73,1) iken 2020 yılında bu süre 78,6’ya (erkeklerde 76,0; kadınlarda 81,3) çıkmıştır.

► Dünyadaki insan nüfusu tarih boyunca artış göstermiştir. Ancak özellikle XVII. yüzyıldan itibaren bu artışın oldukça hızlandığı gözlenmiştir.
► Dünya nüfusu 1650’lerde yaklaşık 500 milyonken 1850’lerde yaklaşık 1 milyar, 1930’larda 2 milyar, 1960’ta 3 milyar, 2000’de ise 6,143 milyar olmuştur.
► Günümüzde dünya nüfusu 8 milyara yaklaşmıştır. Büyümenin bu hızla devam etmesi hâlinde dünya nüfusunun 2050 yılında 9,735 milyar civarında olacağı tahmin edilmektedir.

► Dünya nüfusunun özellikle son üç asırda üstel büyüme göstermesinin temel nedeni Sanayi Devrimi’dir.
► Bununla birlikte teknoloji ve sağlık alanlarında elde edilen gelişmeler sonucunda toplumların refah düzeyi artmış, beslenme koşulları iyileşmiş, hastalıkların ölümle sonuçlanma oranları ise azalmıştır.
► Bunun sonucunda ölüm oranları düşmüş ve insan nüfusu artmıştır. İnsan yaş piramitleri, Türkiye’de olduğu gibi dünya nüfusunun da artmakta olduğunu göstermektedir

► Nüfus artış hızı tüm ülkelerde aynı değildir. Az gelişmiş ülkelerdeki nüfus artış hızının gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksek olduğu yaş piramitlerinden anlaşılmaktadır.
► Diğer yandan doğuşta beklenen yaşam süreleri, gelişmiş ülkelerde az gelişmiş ülkelere göre daha fazladır.
► Örneğin 2020 yılı verilerine göre Norveç’te doğuşta beklenen yaşam süresi 83 (erkeklerde 82, kadınlarda 85), Afganistan’da 65’tir (erkeklerde 64, kadınlarda 67).

► Dünyada insan nüfusu son yıllarda hızlı bir artış gösterse de bu artışın sonsuza kadar sürmesi mümkün değildir.
► Bilim insanları, diğer popülasyonların büyümesini sınırlandıran faktörlerin insan popülasyonu için de geçerli olduğunu bildirmektedir.
► Bunlardan en önemlisi, dünyanın taşıma kapasitesidir. Dünya için hesaplanan taşıma kapasitesiyle ilgili değişik görüşler olmakla birlikte bu sayının 10-15 milyar kişi olduğu ifade edilmektedir.
► Taşıma kapasitesinin hesaplanmasında kullanılan yöntemlerden biri besin miktarının baz alınmasıdır.
► Bu yöntemde özellikle tarım arazilerinin besleyebileceği kişi sayısı hesaplanmaya çalışılmaktadır.
► Ülkemizde taşıma kapasitesinin gittikçe düştüğü, buna karşın ekolojik ayak izinin büyüdüğü görülmektedir.
► Ekolojik ayak izi toplumun bireylerinin yaşamlarını sürdürürken kullandıkları bütün kaynakların üretilmesi, taşınması, depolanması; oluşturulan atıkların taşınması, ayrıştırılması, işlenmesi veya depolanması için gerekli olan karasal ve sucul alanların tümünü kapsar.

► Ülkelerin ekolojik ayak izleri ve taşıma kapasiteleri arasındaki ilişki, sadece nüfus artışlarıyla değil, tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzları ile de ilgilidir.
► Günümüzde dünya genelinde artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması için 1,7 dünya gerekmektedir.

► Diğer bir ifadeyle insanların bir yılda tükettiği kaynakların tekrar yerine konulması için 23 ay gerekmektedir.
► Bu durum 1970’lerde 12 ay gerektiriyordu. Nüfus artışının bu şekilde devam etmesi, sınırlı miktardaki kaynakların üzerindeki baskıyı daha fazla artıracaktır.
► Bilim ve teknolojideki ilerlemelerle dünyanın taşıma kapasitesi bir miktar artırılsa bile insan popülasyonunun büyüme potansiyeli nedeniyle bu sınıra hızla ulaşılacağı görülmektedir.
► Oluşan popülasyon yoğunluğu ormanlık alanların, tarım alanlarının, içilebilir su kaynaklarının, sucul alanların gittikçe azalmasına; atmosfere salınan karbondioksidin gerektiği gibi temizlenmemesine ve dolayısıyla bu yoğunluğun iklim değişikliğine neden olacağı tahmin edilmektedir.
► Bu da tür içi, türler arası rekabeti ve çevreye baskıyı artıracağından açlık, savaşlar, olumsuz barınma ve çevre koşullarıyla birlikte doğum oranlarının düşmesi, ölüm oranlarının artması gibi sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
► Ayrıca küresel iklim, değişikliği birçok canlının soyunun tükenmesine ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olacaktır. İnsanların bulundukları ortamın taşıma kapasitesini düşürecek ve ekolojik ayak izlerini büyütecek biçimde yaşamaları, gelecek kuşaklara yaşanabilir ortamlar sunmalarının önünde bir engel oluşturacaktır.
► Bu nedenle ülke kaynaklarına karşı daha duyarlı olunmalı, kaynakların kullanımına özen gösterilmelidir.
► Sürdürülebilir bir kalkınma ve tüketim planı yapılarak hem şu anki hem de gelecekte oluşacak ihtiyaçların karşılanmasına olanak tanınabilecektir.
► 40 yılı aşkın bir süreden bu yana insanın doğal kaynaklara yönelik talebi, dünyanın yerine koyabileceği miktarın üzerinde. Doğanın sunduğu ekolojik hizmetlerden bugünkü düzeyde yararlanabilmemiz için dünyanın kendini yenileme kapasitesinin 1,5 katına ihtiyaç duymaktayız. Ağaçları olgunlaşmadan keserek, denizlerin üretebildiğinden daha fazla balık tüketerek ve atmosfere, ormanlarla okyanusların tutabileceğinden daha fazla karbon salarak “limit aşımı”yla varlığımızı sürdürmemiz mümkün.
► Bu durumun doğal kaynak stoklarının azalması, atmosferdeki karbon yoğunluğunun artması ve dönüştürülemeyen atıkların birikmesi gibi sonuçları var.
► Ekolojik Ayak İzi, insanların talep ettiği ekolojik hizmetlerin sağlanması için gerekli olan alanları toplar. Tarımsal üretim, otlatma, yapılaşma, balıkçılık ve orman ürünleri üretimi için gereken biyolojik olarak üretken bütün alanlar (biyolojik kapasite) bu hesaba dâhildir. Okyanuslar tarafından emilimi mümkün olmayan ilave karbondioksit emisyonlarının tutulması için gerekli orman alanı da bu kapsam içindedir. Ekolojik Ayak İzi ve biyolojik kapasite, küresel hektar (kha) olarak adlandırılan ortak bir birimle ifade edilir.
► Fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkan karbon, yarım yüzyılı aşkın bir süreden bu yana insanlığın Ekolojik Ayak İzi’ndeki en büyük bileşeni oluşturmaktadır ve artmaya devam etmektedir. Karbon, 1961’de toplam Ayak İzi’mizin yüzde 36’sı iken 2010’a gelindiğinde bu oran yüzde 53’e çıkmıştır.
► Teknoloji, tarımsal girdi ve sulama alanlarında kaydedilen gelişmeler, başta tarım alanları olmak üzere hektar başına verimliliğin yükselmesini sağlayarak 1961-2010 yılları arasında gezegenimizin toplam biyolojik kapasitesini 9,9’dan 12 milyar kha’ya çıkarmıştır. Ancak aynı dönemde dünyadaki insan nüfusu 3,1 milyardan yaklaşık 7 milyara yükselerek kişi başına düşen biyolojik kapasitenin 3,2’den 1,7 kha’ya düşmesine neden olmuştur. Bununla birlikte kişi başına hesaplanan Ekolojik Ayak İzi, 2,5’ten 2,7 kha’ya yükselmiştir. Dolayısıyla biyolojik kapasite küresel olarak artmış olsa da dolaşımda olan miktar çok daha azdır.
► Dünya nüfusunun 2050’de 9,7 milyara, 2100’de ise 11 milyara ulaşmasıyla kişi başına düşecek biyolojik kapasite miktarı daha da azalacaktır. Ayrıca toprak bozulması, tatlı su kıtlığı ve yükselen enerji maliyetleri karşısında biyolojik kapasitenin artışını sürdürmek gitgide zorlaşacaktır.
2. BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI
A. Aşağıda birbiri ile bağlantılı doğru (D), yanlış (Y) tipinde ifadeler içeren tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğinde bir etkinlik verilmiştir. “a”dan başlayarak cümlelerin doğru ya da yanlış olduğuna karar vererek ilgili ok yönünde ilerleyiniz. Her cevap bir sonraki aşamayı etkileyecektir. Vereceğiniz cevaplarla farklı yollardan ilerleyerek sekiz çıkış noktasından birine ulaşacaksınız. Doğru çıkışı bulunuz.
Cevap: a. Y → c. Y → f. D → 7. çıkış
B. Doğru (D) / Yanlış (Y) Cevapları
( D ) Belirli bir zaman diliminde popülasyonu oluşturan birey sayısı, popülasyon yoğunluğunu belirler.
( D ) Popülasyondaki yaş dağılımına bakılarak bu popülasyonun gelecekteki durumu ile ilgili tahminler yapılabilir.
( D ) Popülasyon yoğunluğu, doğum ve ölüm oranını etkiler.
( Y ) Büyüyen popülasyonlara ait yaş piramidinin tabanı dar, üst kısmı geniştir. (Yanlış; büyüyen popülasyonlarda genç birey sayısı fazla olduğu için taban geniş, üst kısım dardır.)
( D ) 1km²ye düşen meşe ağacı sayısı popülasyon yoğunluğunu ifade eder.
( D ) Hayvan popülasyonlarında işaretleme ve tekrar yakalama gibi teknikler kullanılarak popülasyon yoğunluğu hakkında daha doğru veriler elde edilebilir.
( Y ) Dengesiz artan popülasyon, taşıma kapasitesine ulaşmış demektir. (Yanlış; taşıma kapasitesine ulaşan popülasyon denge evresine girer.)
( Y ) Popülasyonun logaritmik artış evresinde doğum oranı ölüm oranından oldukça azdır. (Yanlış; bu evrede doğum oranı ölüm oranından çok yüksektir ve hızlı bir artış görülür.)
( D ) Popülasyonun negatif artış evresinde çevre direncinin artmasından büyüme yavaşlar.
( D ) Popülasyonlarda taşıma kapasitesi aşılırsa besin ve yaşama alanı için rekabet başlar.
C. Boşluk Doldurma Cevapları
1. Popülasyon büyüklüğü; çevre koşulları, göç, doğum ve ölüm oranlarına bağlı olarak değişebilir.
2. Popülasyonların S tipi büyüme grafiklerinde dört evre gözlenir: Bunlar kuruluş, logaritmik artış, negatif artış ve denge evreleridir.
3. Bir popülasyonun bulundurabileceği maksimum birey sayısı taşıma kapasitesi olarak ifade edilir.
4. Bir popülasyondaki bireylerin belirli bir alandaki yerleşme biçimine popülasyonun dağılımı denir.
5. Bir popülasyondaki bireyler üreme öncesi dönem, üreme dönemi ve üreme sonrası dönem olarak üç ekolojik yaş grubundan birinde yer alır.
6. Popülasyonu oluşturan bireylerin yaş dağılımı, popülasyon büyüklüğü olarak tanımlanır.
7. Popülasyon dağılımı kümeli, düzenli ve rastgele dağılım olarak üçe ayrılır.
8. S tipi büyüyen popülasyonlarda, logaritmik artış evresinde çevre direnci en azdır.
9. Çevresel sınırlamalar olmadığında birey sayısının artışı J tipi büyüme eğrisiyle gösterilir.
A. DOĞRU / YANLIŞ SORULARI VE DÜZELTMELERİ
1. (Y) Popülasyonlar, doğal yaşam koşullarında sonsuza kadar büyüyebilir.
2. (D) Bir popülasyonun yoğunluğu, birim alandaki birey sayısıyla belirlenir.
3. (Y) Bireylerin biyotik potansiyeli, popülasyonun büyüklüğüne etki eden tek faktördür.
4. (D) Doğada popülasyonlar genellikle lojistik büyüme gösterir (S tipi büyüme).
5. (D) Bir popülasyon için habitatın taşıma kapasitesi, orada yaşayabilecek en fazla birey sayısını belirtir.
6. (Y) Popülasyondaki bireylerin alana rastgele dağılımı, doğada en fazla gözlenen dağılım biçimidir.
7. (D) Popülasyondaki genç ve ergin birey sayısının fazla olması, popülasyonun büyümekte olduğunu gösterir.
8. (Y) Yaşlı bireylerin daha fazla olması popülasyonun dengede olduğunu gösterir.
YANLIŞ İFADELERİN DOĞRUSU (Defter Notları)
1. Sorunun Doğrusu: Popülasyonlar çevre direnci (besin kıtlığı, alan darlığı, hastalıklar vb.) nedeniyle sonsuza kadar büyüyemez; taşıma kapasitesine ulaşınca büyüme durur.
3. Sorunun Doğrusu: Biyotik potansiyel (üreme kapasitesi) tek faktör değildir. Çevre direnci, göçler, avcılar ve rekabet de popülasyon büyüklüğünü sınırlar.
6. Sorunun Doğrusu: Doğada en yaygın görülen dağılım şekli Kümeli Dağılımdır. Rastgele dağılım çok nadir görülür.
8. Sorunun Doğrusu: Yaşlı bireylerin oranının yüksek olması, o popülasyonun küçülen (gerileyen) bir popülasyon olduğunu gösterir. Dengeli popülasyonlarda genç, ergin ve yaşlı oranları birbirine yakındır.
B. YAPILANDIRILMIŞ GRİD SORULARI CEVAPLARI
1. İki tür de yarar görür (+/+)? Cevap: 4 (Mutualizm)
2. İki türden biri etkilenmezken diğeri zarar görür (0/-)? Cevap: 12 (Amensalizm) (Örnek: Ceviz ağacının salgıladığı maddenin altındaki otları kurutması, ceviz ağacının bundan etkilenmemesi.)
3. İki tür de zarar görür (-/-)? Cevap: 10 (Rekabet)
4. Organizma bir konak üzerinden beslenir? Cevap: 3 (Parazitizm)
5. İki türden biri yarar görürken diğeri etkilenmez (+/0)? Cevap: 6 (Kommensalizm)
6. İki türden biri yarar görürken diğeri zarar görür (+/-)? Cevap: 1, 3 (Avlanma, Parazitizm)
7. Otçul hayvan popülasyon yoğunluğunu doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkileyen kavramlar bulunur? Cevap: 1, 3, 5, 9, 10 (Avlanma, Parazitizm, Işık, Sıcaklık, Rekabet) (Not: Işık ve sıcaklık bitki örtüsünü (besini) etkilediği için dolaylı yoldan, diğerleri doğrudan etkiler.)
8. Popülasyon büyüklüğünü doğrudan etkileyen (Büyüklüğü Belirleyen) kavramlar bulunur? Cevap: 2, 7, 8, 11 (Doğum oranı, Ölüm oranı, İç göç, Dış göç) (Formül: Popülasyon Değişimi = (Doğum + İç Göç) - (Ölüm + Dış Göç))
Konuya Ait Videolar
Konuya Ait Çıkmış Sorular
Konu İle İlgili Sorular
Bir popülasyonda, aşağıdakilerden hangisi kural olarak Hardy-Weinberg dengesinin bozulmasına neden olmaz?
(2018-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))
Doğru Cevap: B
🔬 Hardy-Weinberg Dengesinin Temel Koşulları:
Bir popülasyonda alel ve genotip frekanslarının nesiller boyunca sabit kalabilmesi (yani genetik denge) için bazı koşullar gerekir. Bu dengenin sağlanması için:
Büyük bir popülasyon (genetik sürüklenmenin etkisini azaltır), Rastgele eşleşme (her bireyin üreme şansı eşittir), Mutasyon olmaması, Göç (gen akışı) olmaması, Doğal seçilim olmaması
Şıkların değerlendirmesi:
A) Gen havuzunda mutasyonların rastgele meydana gelmesi ❌ → Mutasyon, yeni aleller oluşturur, gen frekanslarını değiştirir → denge bozulur.
B) Üreme sürecinde eş seçiminin rastgele gerçekleşmesi ✅ → Bu Hardy-Weinberg dengesinin şartıdır. → Dengeyi korur, bozmaz.
C) Belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin üreme başarısının fazla olması ❌ → Bu, doğal seçilimi ifade eder → dengeyi bozar.
D) Popülasyondaki belirli genotipe sahip bireylere karşı doğal seçilimin olması ❌ → Yine seçilim söz konusu → denge bozulur.
E) Orijinal popülasyonun içerisine, dışarıdan göçlerin olması ❌ → Gen akışı gerçekleşir → yeni aleller gelir → denge bozulur.
✅ Sonuç: 📌 Yalnız B, Hardy-Weinberg dengesinin korunmasına yardımcı olur, bozmaz.

Bir populasyonun birey sayısı, yukarıdaki büyüme eğrisinde görüldüğü gibi,
I.zaman aralığında artmış,
II.zaman aralığında azalmıştır.
Aşağıdakilerin hangisinde verilenler, birey sayısında iki zaman aralığında görülen bu değişmeleri doğrudan sağlayabilecek nedenler arasındadır?
(2000-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))
Doğru Cevap: C
Soru, bir populasyonun birey sayısındaki değişmeleri (I. zaman aralığında artış, II. zaman aralığında azalış) doğrudan sağlayabilecek nedenleri belirlememizi istemektedir. Populasyon büyüklüğünü etkileyen temel faktörler doğum oranı, ölüm oranı, içe göç (imigrasyon) ve dışa göç (emigrasyon) ile çevresel direnç (besin kıtlığı, avlanma, hastalıklar, rekabet vb.) unsurlarıdır.
A) I. Zaman Aralığında → Avcı hayvan sayısının artması: Avcı sayısının artması, av populasyonunun ölüm oranını artıracağı için birey sayısında azalışa neden olur. Bu, I. zaman aralığındaki artış beklentisiyle çelişir.
II. Zaman Aralığında → Populasyon dışına göçün azalması: Dışa göçün azalması, populasyondan ayrılan birey sayısının azalması anlamına gelir ki bu durum, populasyon birey sayısının artmasına veya sabit kalmasına yardımcı olur, azalmasına neden olmaz. Bu da II. zaman aralığındaki azalış beklentisiyle çelişir.
B) I. Zaman Aralığında → Populasyon dışına göçün artması: Dışa göçün artması, populasyondan ayrılan birey sayısını artırarak populasyonun birey sayısında azalışa neden olur. Bu, I. zaman aralığındaki artış beklentisiyle çelişir.
II. Zaman Aralığında → Avcı hayvan sayısının azalması: Avcı hayvan sayısının azalması, av populasyonunun ölüm oranını düşüreceği için birey sayısında artışa neden olur, azalmaya değil. Bu da II. zaman aralığındaki azalış beklentisiyle çelişir.
C) I. Zaman Aralığında → Doğum oranının artması: Doğum oranının artması, populasyona yeni bireylerin katılımını hızlandırır ve doğrudan populasyonun birey sayısında artışa neden olur. Bu, I. zaman aralığındaki beklentiyle uyumludur.
II. Zaman Aralığında → Besin miktarının azalması: Besin miktarının azalması, populasyon için önemli bir sınırlayıcı faktördür. Bu durum, bireyler arası rekabeti artırır, ölüm oranını yükseltir ve/veya üreme oranını düşürür, dolayısıyla populasyonun birey sayısında azalışa neden olur. Bu, II. zaman aralığındaki beklentiyle uyumludur.
Bu nedenle C seçeneği her iki zaman aralığı için de doğru nedenleri sunmaktadır.
D) I. Zaman Aralığında → Avcı hayvan sayısının artması: Avcı sayısının artması, av populasyonunun ölüm oranını artırarak birey sayısında azalışa neden olur. Bu, I. zaman aralığındaki artış beklentisiyle çelişir.
II. Zaman Aralığında → Hastalıkların azalması: Hastalıkların azalması, ölüm oranını düşüreceği için populasyonun birey sayısında artışa veya sabit kalmaya neden olur, azalmaya değil. Bu da II. zaman aralığındaki azalış beklentisiyle çelişir.
E) I. Zaman Aralığında → Hastalıkların artması: Hastalıkların artması, ölüm oranını yükselteceği için populasyonun birey sayısında azalışa neden olur. Bu, I. zaman aralığındaki artış beklentisiyle çelişir.
II. Zaman Aralığında → Besin rekabetinin azalması: Besin rekabetinin azalması, her birey için daha fazla kaynağın mevcut olduğu anlamına gelir. Bu durum, bireylerin hayatta kalma ve üreme şansını artırarak populasyonun birey sayısında artışa neden olur, azalmaya değil. Bu da II. zaman aralığındaki azalış beklentisiyle çelişir.
Aşağıdaki grafik, atık su boşaltılan bir akarsu ortamında, atığın boşaltıldığı atık bölgesinden iyileşme bölgesine doğru gidildikçe, oksijen ve amonyak miktarları ile bakteri ve alg populasyonlarında meydana gelen değişiklikleri göstermektedir.

Yalnızca bu grafikteki bilgilere göre, bu akarsu ortamıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(2005-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))
Doğru Cevap: C
Soruda, atık su boşaltılan bir akarsu ortamında, atık bölgesinden iyileşme bölgesine doğru gidildikçe oksijen ve amonyak miktarları ile bakteri ve alg popülasyonlarında meydana gelen değişiklikleri gösteren bir grafik verilmiştir. Bizden, yalnızca bu grafikteki bilgilere göre, akarsu ortamıyla ilgili olarak söylenemeyecek ifadeyi bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yorumlarımızı grafik dışı genel biyoloji bilgileriyle değil, sadece grafikte sunulan verilerle sınırlamaktır.
A) Oksijen miktarı ve bakteri populasyonu değişme eğrileri birbirine terstir.: Grafikte incelendiğinde, atık boşaltım bölgesinde oksijen miktarı keskin bir düşüş gösterirken, bakteri popülasyonu zirve yapmaktadır. İyileşme bölgesine doğru gidildikçe, oksijen miktarı artarken, bakteri popülasyonu azalmaktadır. Bu gözlem, oksijen miktarı ile bakteri popülasyonunun değişme eğrilerinin genel olarak ters orantılı olduğunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.
B) Ortamda alglerin çoğalması, oksijen miktarındaki artışta rol oynar.: Grafiğe göre, atık bölgesinden uzaklaşıp iyileşme bölgesine geçildikçe alg popülasyonu artmaya başlar. Alglerin artışıyla birlikte oksijen miktarında da belirgin bir yükseliş gözlenir. Algler fotosentez yapan organizmalar olduğu için oksijen üretirler. Grafikteki bu eş zamanlı artış, alglerin çoğalmasının oksijen artışında rol oynadığını güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Dolayısıyla bu ifade grafik bilgilerinden çıkarılabilir.
C) Bakteri ve alg populasyonları aynı besin maddelerini kullanır.: Grafik, bakteri ve alg popülasyonlarının değişen miktarlarını göstermektedir. Bakteriler genellikle organik atıkları parçalayarak çoğalırken (amonyak yüksekken popülasyonları artar), algler fotosentez yaparak inorganik besin maddelerini (nitrat, fosfat gibi) ve ışığı kullanır. Grafikte, bakterilerin ve alglerin popülasyon eğrileri genellikle birbirine ters yönlüdür (bakteriler zirvedeyken algler düşüktür ve algler yükselişe geçtiğinde bakteriler düşmüştür). Bu durum, onların farklı ekolojik nişlere ve farklı besin tercihlerine sahip olduğunu düşündürür. Ancak, grafikte 'aynı besin maddelerini kullandıklarına' dair doğrudan veya dolaylı hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Hangi besin maddelerini kullandıkları hakkında bir veri yoktur. Bu nedenle, bu ifade söylenemez.
D) Ortama atık madde girmesi, alg populasyonunun azalmasına neden olur.: Grafikte atık boşaltım bölgesinde alg popülasyonunun başlangıç noktasında (veya atık boşaltımından hemen sonra) en düşük seviyede olduğu açıkça görülmektedir. Atık bölgesinden uzaklaştıkça alg popülasyonu toparlanmaya başlar. Bu durum, atık maddenin ortama girmesinin alg popülasyonu üzerinde olumsuz bir etki yaparak azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.
E) Amonyak miktarındaki değişmeler bakteri populasyonuyla ilgilidir.: Grafikte, atık boşaltım bölgesinde amonyak miktarı en yüksek seviyelerdedir ve bakteri popülasyonu da zirve yapmaktadır. Atık bölgesinden uzaklaştıkça amonyak miktarı azalırken, bakteri popülasyonu da düşüş eğilimine girer. Bakterilerin organik maddeleri parçalayarak amonyak üretmesi veya amonyağı nitrata dönüştürmesi gibi süreçler biyolojide bilinen gerçeklerdir. Grafikteki bu paralel değişim, amonyak miktarı ile bakteri popülasyonu arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu ifade söylenebilir.
Aşağıda lojistik büyüme gösteren bir popülasyona ait S tipi büyüme eğrisi verilmiştir.

Bu grafiğe göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(2022-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))
Doğru Cevap: E
- Bu soru, popülasyon büyümesi ve taşıma kapasitesi konularını test etmektedir.
- Verilen S tipi büyüme eğrisine göre, popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevresel direnç artar ve büyüme yavaşlar.
- Bu nedenle, popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça çevresel direnç azalmaz, aksine artar.
- Dolayısıyla, E şıkkı doğru cevaptır. Diğer şıklar ise popülasyon büyümesi sırasında karşılaşılan diğer durumları açıklamaktadır.
Üç farklı hayvan popülasyonunda, bireylerin yaş gruplarına göre dağılımları aşağıdaki grafiklerde gösterilmiştir.

Bu popülasyonlar, büyüme hızlarına göre çoktan aza doğru nasıl sıralanabilir?
Doğru Cevap: C
Popülasyonlarda genç ve üreme çağındaki (20-40 yaş aralığı) birey sayısının fazla olması popülasyonun büyüdüğünü gösterir. Bunun tersi durumlarda ise yaşlı birey sayısı fazla olan popülasyon, gerilemektedir denebilir.
Birbirine yakın alanları işgal eden bir fare türünün 5 popülasyonunun yayılış alanları aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Besin miktarı azaldığında hangi popülasyon için yok olma tehlikesinin daha büyük olması beklenir?
(2011-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))
Doğru Cevap: C
Bu soru, fare popülasyonlarının coğrafi yayılış alanları ve besin kıtlığı durumunda hangi popülasyonun yok olma tehlikesinin daha büyük olacağını anlamamızı gerektirmektedir. Ekolojide, bir popülasyonun kaynak kıtlığına karşı savunmasızlığı genellikle popülasyon büyüklüğü, yayılış alanının genişliği, habitatın parçalanma derecesi ve diğer popülasyonlarla olan rekabet düzeyi gibi faktörlerle ilişkilidir. Genel olarak, bir popülasyonun yayılış alanı ne kadar küçük, izole veya diğer popülasyonlarla rekabetin yoğun olduğu bir bölgedeyse, kaynaklar azaldığında yok olma riski o kadar artar.
A) I: Eğer popülasyon I, diğerlerine kıyasla daha geniş bir coğrafi alana yayılmışsa veya kaynaklar açısından zengin bir bölgede bulunuyorsa, besin kıtlığının etkilerine karşı daha dirençli olması beklenir. Geniş bir alan, daha çeşitli kaynaklara erişim veya daha fazla birey barındırma potansiyeli sunar.
B) II: Popülasyon II'nin de benzer şekilde, stabil bir yayılış alanına ve yeterli kaynaklara sahip olduğu varsayılabilir. Eğer yayılış alanı nispeten geniş ve diğer popülasyonlarla aşırı bir rekabet içinde değilse, yok olma riski daha düşük olacaktır.
C) III: Popülasyon III, yayılış alanı haritasına göre, besin kıtlığında yok olma tehlikesinin en yüksek olduğu popülasyondur. Bunun olası nedenleri şunlar olabilir:Bu faktörlerden herhangi biri veya birkaçı, Popülasyon III'ü besin kıtlığı karşısında en savunmasız hale getirir.
Sınırlı Yayılış Alanı: Popülasyon III, diğer popülasyonlara göre en küçük yayılış alanına sahip olabilir. Küçük bir alan, daha az sayıda bireyi destekleyebilir ve genetik çeşitliliği azaltabilir, bu da çevresel değişikliklere adaptasyonu zorlaştırır.
Yüksek Rekabet: Popülasyon III'ün alanı, diğer popülasyonlarla en çok örtüşen veya en yoğun rekabetin yaşandığı bölgede olabilir. Besin azaldığında, bu rekabet daha da şiddetlenecek ve Popülasyon III'ü dezavantajlı duruma sokacaktır.
İzolasyon veya Parçalanma: Alanı, diğer popülasyonlardan izole veya yüksek derecede parçalanmış olabilir. Bu durum, kaynaklara ulaşmayı veya yeni besin alanlarına göç etmeyi zorlaştırır.
D) IV: Popülasyon IV'ün de yayılış alanı ve kaynak erişimi açısından Popülasyon III'e kıyasla daha avantajlı bir konumda olduğu varsayılır. Belki daha geniş bir alana yayılmış veya daha az rekabetçi bir niş işgal etmektedir.
E) V: Popülasyon V'nin durumu da Popülasyon I, II ve IV gibi, Popülasyon III'e göre daha az risk taşıyan bir yayılış stratejisine sahip olabilir. Genellikle popülasyonun kenar bölgelerinde yer alanlar değil, merkezi veya sınırlı kaynaklara sahip olanlar daha fazla risk altındadır.
Sığ bir göl, alg popülasyonlarının büyüklüklerini etkileyen faktörleri incelemek için iki bölüme ayrılmıştır.
Her iki bölüme de (1. ve 2.) karbonlu ve azotlu bileşikler doğal olarak gelmeye devam ederken 2. bölüme fosfat bileşikleri ilave edilmiştir. Bir süre sonra 1. bölümde bulunan alg popülasyonunun büyüklüğünde bir değişme olmazken 2. bölümdeki alg popülasyonunda büyük bir artış gözlenmiştir.
Bu gölle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(2009-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))
Doğru Cevap: D
Algler fotosentez yaptığından dolayı başlangıçta suya büyük miktarda oksijen salgılar. Yani birim zamanda üretilen oksijen miktarı artar, azalmaz. Ancak uzun vadede, ölen algler ayrıştırıcı bakteriler tarafından parçalanırken oksijen tüketimi artar ve suya eklenen oksijen azalır. Fakat soru "birim zamanda üretilen oksijen" hakkında olduğu için bu ifade yanlıştır.
İkinci bölümde başlangıçta oksijen üretimi artar, bu yüzden birim zamanda üretilen oksijen miktarının azalacağı söylenemez.
Bir biyolog 2016 yılında Muğla'da faaliyete geçen rüzgâr enerji santrallerinin göçmen bir kuş türü olan Kızılgerdan (Erithacus rubecula) üzerindeki etkilerini araştırmış ve türün popülasyon yoğunluğunda meydana gelen değişime ait elde ettiği verileri aşağıdaki grafikle göstermiştir.

Grafikteki verilere göre rüzgâr santralinin faaliyete geçmesiyle Kızılgerdan popülasyonunun yoğunluğunda meydana gelen değişimin temel nedeni aşağıdakilerden hangisi olamaz?
(MEBİ 20.01.2025 AYT Deneme Sınavı)
Doğru Cevap: A
1. Sorunun Analizi
Soru, Muğla'da 2016 yılında faaliyete geçen rüzgar enerji santrallerinin göçmen bir kuş türü olan Kızılgerdan (Erithacus rubecula) popülasyon yoğunluğu üzerindeki etkilerini incelemektedir. Grafiğin kendisi verilmemiş olsa da, rüzgar enerji santrallerinin kuş popülasyonları üzerindeki bilinen etkileri genellikle olumsuzdur ve popülasyon yoğunluğunda bir azalmaya yol açar. Soruda, popülasyon yoğunluğunda meydana gelen bu değişimin (beklenilen azalmanın) temel nedeni **olamayacak** şıkkın belirlenmesi istenmektedir. Yani, popülasyonu azaltmayacak veya aksine artıracak bir etkiyi arıyoruz.
2. Şıkların Değerlendirilmesi
A) Besin kaynaklarının değişmesiyle popülasyona katılan canlı sayısının artması: Eğer besin kaynakları değişerek popülasyona katılan canlı sayısı artıyorsa, bu durum popülasyon yoğunluğunda bir artışa veya en azından bir azalmanın önlenmesine yol açar. Rüzgar santrallerinin doğrudan besin kaynaklarını artırarak popülasyon artışına neden olması beklenmez; aksine, habitat tahribatı ve ekosistemdeki değişiklikler besin kaynaklarını olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla, santrallerin faaliyete geçmesiyle popülasyon yoğunluğunda bir azalma gözlemleniyorsa, popülasyona katılan canlı sayısının artması bu azalmanın temel nedeni **olamaz**. Bu şık, beklenen azalma trendiyle çelişmektedir.
B) Türbin kanatlarına çarparak yaşamını yitiren canlı sayısının artması: Rüzgar türbinleri, özellikle göç yollarındaki kuşlar için ciddi bir ölüm riskidir. Türbin kanatlarına çarpmalar sonucu yaşamını yitiren kuşların sayısının artması, popülasyonun ölüm oranını yükselterek doğrudan popülasyon yoğunluğunda bir azalmaya yol açar. Bu, rüzgar santrallerinin bilinen bir olumsuz etkisidir.
C) Santralin inşası ve işletilmesiyle habitat sınırlarının daralması: Rüzgar santrallerinin kurulması, mevcut yaşam alanlarının (habitatların) tahrip olmasına, parçalanmasına veya kullanılamaz hale gelmesine neden olabilir. Habitat kaybı ve daralması, kuşların barınma, beslenme ve üreme imkanlarını kısıtlayarak popülasyon yoğunluğunun azalmasına yol açan önemli bir faktördür.
D) Artan gürültü ve titreşimler nedeniyle üreme başarısının düşmesi: Rüzgar türbinlerinden yayılan sürekli gürültü ve titreşimler, kuşların iletişimini, yuvalama davranışlarını ve genel stres seviyelerini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, üreme başarısının (yumurta bırakma, kuluçka, yavru büyütme oranları) düşmesine yol açarak popülasyonun yenilenmesini zorlaştırır ve uzun vadede popülasyon yoğunluğunda azalmaya neden olur.
E) Kuşların göç yollarının değişmesi ve harcadıkları enerji miktarının artması: Rüzgar santralleri, kuşları geleneksel göç yollarını değiştirmeye zorlayabilir. Daha uzun veya daha dolambaçlı rotalar kullanmak, kuşların daha fazla enerji harcamasına, yorgunluk ve bitkinliğe yol açmasına neden olabilir. Bu durum, kuşların hastalıklara veya yırtıcılara karşı daha savunmasız hale gelmesine, hayatta kalma oranlarının düşmesine ve dolayısıyla popülasyon yoğunluğunun azalmasına katkıda bulunur.
Aşağıdaki şekilde iki popülasyonun zamana bağlı değişim grafiği verilmiştir.

Buna göre iki popülasyonla ilgili olarak,
I. Av - avcı ilişkisi vardır.
II. Tavşan sayısının artması, kurt sayısını azaltır.
III. Kurt sayısının azalması tavşan sayısını artırır.
Yargılarından hangileri söylenebilir?
Doğru Cevap: C
Grafikte tavşan ve kurt popülasyonlarının zamana bağlı birey sayısı değişimi verilmiş. Grafik incelendiğinde şu örüntü açıkça görülüyor: Tavşan sayısı arttıkça, bir süre sonra kurt sayısı da artıyor. Kurt sayısı arttığında ise tavşan sayısı azalmaya başlıyor. Daha sonra kurt sayısı da tavşan azalmasına paralel olarak azalıyor. Bu döngüsel bir ilişki gösteriyor.
Şimdi verilen yargıları değerlendirelim:
I. Av - avcı ilişkisi vardır. ✅ Kurtlar tavşanları avladığı için aralarındaki ilişki av – avcı ilişkisidir. Grafik bu örüntüyü açıkça gösteriyor.
II. Tavşan sayısının artması, kurt sayısını azaltır. ❌ Aksine, tavşan sayısı arttığında, kurtlar daha fazla besin bulur → kurt sayısı artar.
III. Kurt sayısının azalması, tavşan sayısını artırır. ✅ Kurt sayısı azalınca avlanma baskısı düşer → tavşan sayısı artar.
✅ Sonuç: I ve III doğru, II yanlıştır.
Ekosistemlerde, bir yaşam alanının taşıma kapasitesiyle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
(2012-Lisans Yerleştirme Sınavı-2 (LYS2))
Doğru Cevap: E
Taşıma kapasitesi, bir ekosistemin destekleyebileceği maksimum birey sayısını ifade eder ve bu kapasite, çevresel koşullara ve kaynakların bolluğuna bağlı olarak değişir. Bu nedenle, farklı bölgelerde yaşayan aynı türün popülasyonları, farklı taşıma kapasitelerine sahip olabilirler. Dolayısıyla, E seçeneği yanlıştır.
Diğer seçenekler ise doğrudur:
A) Popülasyon büyüklüğü taşıma kapasitesine yaklaştıkça, kaynaklar sınırlı hale gelir ve çevre direnci artar.
B) Çevresel koşullar değiştikçe, taşıma kapasitesi de değişebilir.
C) Taşıma kapasitesinin aşılması durumunda, kaynak yetersizliği nedeniyle ölümler artar.
D) Taşıma kapasitesi, mevcut çevresel kaynakların miktarıyla belirlenir.
Bu nedenle, doğru cevap E seçeneğidir.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒