Konu Detayı Sayfası
Yönerge: Görsellerde Venüs sinekkapan bitkisinin bir uyarana karşı oluşturduğu tepki sıralı olarak verilmiştir. Görselleri inceleyerek aşağıdaki soruların cevaplarını değerlendiriniz.
Cevap: Venüs sinekkapan bitkisini uyaran, yaprağın üzerine konan böceğin yaprak içindeki hassas yapılara dokunmasıdır.
Böceğin hareket ederek bu yapılara temas etmesi bitki için mekanik bir uyarı oluşturur.
Cevap: Böceğin dokunmasıyla birlikte sinekkapan bitkisinin yaprakları hızla kapanır. Böylece böcek yaprakların arasında kalır.
Bitkinin yapraklarını kapatması, çevreden gelen dokunma uyarısına verdiği bir tepkidir.
Örnek cevap: Canlılar çevrelerinden gelen farklı uyaranlara farklı tepkiler verebilir.
Bu örneklerin tamamında canlı, çevresindeki bir değişikliği algılamakta ve buna uygun bir tepki oluşturmaktadır.
Canlıların çevrelerinde meydana gelen değişiklikleri algılayıp bunlara tepki vermesi, yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından önemlidir. Venüs sinekkapanının böceğin dokunmasına karşı yapraklarını kapatması da uyaranlara tepki verme özelliğine örnektir.
Yönerge: Metinden ve günlük yaşamınızdaki gözlemlerinizden yararlanarak aşağıdaki sorunun cevabını inceleyiniz.
Örnek cevap: Çevremizdeki canlılar ışık, ses, sıcaklık, dokunma, koku ve besin gibi farklı uyaranlara çeşitli tepkiler verebilir.
Bu örneklerde canlıların çevrelerindeki değişiklikleri algıladığı ve bu değişikliklere uygun bir tepki oluşturduğu görülmektedir.
Canlılar çevrelerinde meydana gelen değişiklikleri algılayarak bunlara uygun tepkiler oluşturabilir. Uyaranlara tepki verme, canlıların çevre koşullarına uyum sağlamalarına ve yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olan önemli özelliklerden biridir.
Amaç: Farklı canlıların uyaranlara karşı oluşturduğu tepki mekanizmalarını örnekler üzerinden incelemek ve ortak özellikleri belirlemek.
Örnek çözüm: Tabloda verilen örneklere benzer şekilde farklı canlıların uyaranlara karşı oluşturdukları tepkiler aşağıdaki gibi yazılabilir.
| Örnek Olay | Uyaran | Uyaranı Alma (Uyaranın Alındığı Bölüm/Kısım) |
Uyaranı Yorumlama (Uyaranın Canlıda Değerlendirildiği Yer) |
Ortaya Çıkan Tepki |
|---|---|---|---|---|
| İnsan elinin sıcak bir yüzeye temas etmesi | Sıcaklık | Deri | Merkezi sinir sistemi | Elin hızla geri çekilmesi |
| Bitki köklerinin kireçli bölgeye temas etmesi | Kimyasal madde | Bitki hücreleri | Kök | Köklerin kireçten uzaklaşması |
| İnsanın parlak ışığa çıkması | Işık | Göz | Merkezi sinir sistemi | Göz bebeğinin küçülmesi ve gözlerin kısılması |
| İnsanın aniden yüksek bir ses duyması | Ses | Kulak | Merkezi sinir sistemi | İrkilme ve sesin geldiği yöne dönme |
| Bir bitkinin tek yönden ışık alması | Işık | Sürgün ve yapraklardaki hücreler | Bitkinin ilgili dokuları | Bitkinin ışığa doğru yönelmesi |
| Küstüm otu yapraklarına dokunulması | Dokunma | Yaprak hücreleri | Yaprak ve yaprak sapındaki hücreler | Yaprakların kapanması |
| Bir köpeğin besin kokusunu alması | Koku | Burun | Merkezi sinir sistemi | Besine yönelme ve tükürük salgısının artması |
| Bir insanın soğuk ortamda uzun süre kalması | Sıcaklık | Deri | Merkezi sinir sistemi | Titreme görülmesi |
| Tek hücreli bir canlının ışığı algılaması | Işık | Hücrede ışığı algılayan yapılar | Hücre | Işığa doğru veya ışıktan uzağa hareket etmesi |
Örnek cevap: Canlılar ışık ve sıcaklık gibi çevresel uyaranları algılayarak yaşamlarını sürdürebilmelerine yardımcı olan tepkiler oluşturur. Ancak bu tepkilerin oluşma şekli canlıdan canlıya farklılık gösterebilir. İnsan ve hayvanlarda uyaranlar duyu organları veya diğer alıcı yapılar tarafından algılanıp sinir sistemi aracılığıyla değerlendirilirken bitkilerde uyaranlara karşı büyüme, yönelme veya hücrelerde meydana gelen değişimler şeklinde tepkiler görülebilir. Tek hücreli canlılar ise ışık ya da sıcaklık değişimine hareket ederek tepki verebilir. Bu nedenle aynı uyaran, farklı canlılarda farklı yapılar ve mekanizmalar aracılığıyla farklı tepkilerin oluşmasına neden olabilir.
Canlıların çevreyle ilişkisi uyaranın algılanması, değerlendirilmesi ve uygun tepkinin oluşturulması basamaklarıyla gerçekleşir. Canlının yapısına göre bu süreç sinir sistemi, hücreler, dokular veya çeşitli algılayıcı yapılar aracılığıyla yürütülebilir. Böylece canlılar çevrelerindeki değişikliklere uyum sağlayabilir ve yaşamlarını sürdürebilir.
Yönerge: Bilgi kartlarında verilen güneşgülü, denizşakayığı, amip ve uyku çiçeğinin uyaranlara karşı oluşturduğu tepkileri inceleyerek aşağıdaki soruların cevaplarını değerlendiriniz.
Örnek çözüm:
| Canlı | Uyaran | Canlı Alemi | Tepki Hızı | Ortaya Çıkan Tepki | Tepkinin Oluşma Nedeni |
|---|---|---|---|---|---|
| Güneşgülü | Dokunma | Bitkiler | Yavaş | Yaprakların böceğin etrafına sarılarak kapanması | Böceği yakalayıp sindirerek ihtiyaç duyduğu mineralleri karşılamak |
| Denizşakayığı | Dokunma | Hayvanlar | Hızlı | Kasların kasılması, gövdenin küçülmesi ve tentaküllerin içe çekilmesi | Avını yakalamak, kendini korumak ve çevresel değişimlere uyum sağlamak |
| Amip | Işık | Protistler | Görece yavaş | Işık kaynağından uzaklaşarak loş ve gölgeli ortamlara yönelmesi | Işığın zararlı etkisinden korunmak ve besin açısından uygun ortamları tercih etmek |
| Uyku çiçeği | Işık şiddetindeki değişim | Bitkiler | Yavaş | Yaprakların gündüz açılıp gece kapanması | Su kaybını azaltmak ve gece soğuktan korunmak |
| Canlılar | Benzer Yönler | Farklı Yönler |
|---|---|---|
| Güneşgülü Denizşakayığı |
Her ikisi de dokunma uyaranına tepki verir. Her iki canlıda da uyaran sonucunda hareket meydana gelir ve oluşan tepki yaşamın devamına katkı sağlar. | Güneşgülü bir bitkidir ve yapraklarının kapanması hücrelerin farklı miktarda su almasıyla gerçekleşir. Tepkisi daha yavaştır. Denizşakayığı ise bir hayvandır; dokunma uyarısına kaslarını kasarak ve tentaküllerini içe çekerek daha hızlı tepki verir. |
| Amip Uyku çiçeği |
Her ikisi de ışıkla ilgili değişikliklere tepki verir. Bu tepkiler canlıların uygun çevre koşullarında yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olur. | Amip tek hücreli bir canlıdır ve ışığın fazla olduğu ortamdan uzaklaşarak yer değiştirir. Uyku çiçeği ise çok hücreli bir bitkidir; yer değiştirmez, ışık şiddetindeki değişime bağlı olarak yapraklarını açıp kapatır. Uyku çiçeğindeki hareket turgor basıncındaki değişimle gerçekleşir. |
Örnek cevap: Canlıların vücut yapıları, uyaranları algılama biçimleri ve yaşamsal ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bu nedenle aynı uyaran farklı canlılarda farklı tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Hayvanlarda uyaranların algılanması ve tepkinin oluşturulmasında sinir hücreleri ile kaslar görev alabildiği için bazı tepkiler oldukça hızlı gerçekleşebilir. Denizşakayığının dokunulduğunda kasılarak tentaküllerini içe çekmesi buna örnektir.
Bitkilerde sinir sistemi bulunmaz. Buna rağmen bitkiler de uyaranları algılar ve hücrelerdeki su miktarının değişmesi, turgor basıncı veya büyüme gibi mekanizmalarla tepki oluşturabilir. Güneşgülünün yapraklarını kapatması ve uyku çiçeğinin yapraklarını açıp kapatması buna örnektir.
Tek hücreli amipte de sinir sistemi bulunmaz. Amip çevresindeki ışık değişimini hücresel düzeyde algılayarak ışık kaynağından uzaklaşabilir.
Ayrıca canlıların beslenme, korunma, uygun ortam bulma ve su kaybını azaltma gibi yaşamsal gereksinimleri farklı olduğundan aynı veya benzer uyaranlara verdikleri tepkilerin amacı ve biçimi de değişebilir.
Güneşgülü, denizşakayığı, amip ve uyku çiçeği birbirinden farklı canlılar olmasına rağmen çevrelerindeki değişiklikleri algılayıp tepki oluşturabilir. Ancak uyaranın algılanması, tepkinin oluşma hızı ve tepkiyi meydana getiren mekanizma canlıların yapısına göre farklılık gösterir. Bu farklılıklar canlıların beslenme, korunma ve uygun çevre koşullarında yaşamlarını sürdürme gereksinimleriyle ilişkilidir.
Bir bitkinin ışığa doğru yönelmesi, sıcak bir yüzeye dokunan insanın elini hızla geri çekmesi, bir köpeğin besin kokusunu aldığında tükürük salgılamaya başlaması ya da tehlike sezen bir hayvanın bulunduğu ortamdan uzaklaşması ilk bakışta birbirinden çok farklı olaylardır.
Ancak bütün bu olayların temelinde ortak bir özellik vardır:
Canlı, çevresinde meydana gelen bir değişikliği algılamış ve bu değişikliğe uygun bir tepki oluşturmuştur.
Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için yalnızca beslenmeleri, büyümeleri veya çoğalmaları yeterli değildir. Aynı zamanda çevrelerinde meydana gelen değişiklikleri fark etmeleri ve bu değişikliklere uygun cevaplar verebilmeleri gerekir.
Çünkü canlıların yaşadığı çevre sürekli değişir.
Işığın şiddeti artabilir.
Sıcaklık düşebilir.
Ortamda besin ortaya çıkabilir.
Bir avcı yaklaşabilir.
Su miktarı azalabilir.
Canlıya dokunulabilir.
Canlılar bu değişiklikleri algılayabildikleri ölçüde yaşamlarını koruyabilir ve çevre koşullarından daha iyi yararlanabilir.
Canlıda bir tepkinin ortaya çıkmasına neden olan iç veya dış çevredeki değişikliklere uyaran denir.
Işık,
ses,
sıcaklık,
dokunma,
basınç,
koku,
tat,
su miktarı
ve çeşitli kimyasal maddeler
canlıların karşılaşabileceği uyaranlara örnektir.
Ancak önemli olan yalnızca uyaranın varlığı değildir.
Canlının bu uyaranı algılayabilecek bir yapıya sahip olması ve aldığı bilgiyi uygun bir cevaba dönüştürebilmesi gerekir.
Venüs sinekkapan bitkisinin yaprakları üzerinde mekanik uyarılara duyarlı özel yapılar bulunur.
Bir böceğin bu yapılara dokunması yaprakların kısa sürede kapanmasına yol açar.
Böylece bitki böceği yakalayabilir.
Küstüm otuna dokunulduğunda ise yapraklar kapanır.
Bu hareket, bitkinin dışarıdan gelen mekanik bir uyarana verdiği tepkidir.
Her iki bitki de bulunduğu yerden başka bir yere gidemez. Buna rağmen çevredeki değişiklikleri algılayarak kendilerine özgü tepkiler oluşturabilir.
Benzer şekilde tek hücreli bir canlı olan öglena da çevresindeki değişikliklere karşı kayıtsız değildir.
Öglena fotosentez yapabilmek için ışığa ihtiyaç duyar ve ışığın bulunduğu uygun bölgelere doğru hareket edebilir.
Bu davranış, tek bir hücrenin bile çevresinden bilgi alabildiğini ve bu bilgiye göre hareketini değiştirebildiğini gösterir.
Hayvanlarda da çevresel uyaranlara karşı çok çeşitli tepkiler görülür.
Bir deve kuşunun tehlike karşısında hızla uzaklaşması,
bir köpeğin besin kokusunu aldığında sindirim sisteminin hazırlanmaya başlaması
veya elektrikli yılan balığının tehdit altında elektrik boşaltımı oluşturması
farklı tepki örnekleridir.
Baykuşların düşük ışık koşullarında avlanmasına yardımcı olan görsel özellikleri ve arıların insan gözünün algılayamadığı morötesi ışığın belirli dalga boylarını algılayabilmesi de canlıların yaşadıkları çevreye uygun algılama sistemlerine sahip olduğunu gösterir.
Farklı canlılar aynı veya farklı uyaranlara kendi yapılarına ve yaşam biçimlerine uygun tepkiler oluşturabilir.
Canlıların oluşturduğu tepkiler birbirinden farklı görünse de olayın temelinde ortak bir işleyiş bulunur.
Bir tepkinin ortaya çıkabilmesi için önce çevredeki değişikliğin algılanması, ardından alınan bilginin işlenmesi ve son olarak uygun bir cevabın oluşturulması gerekir.
Bu süreci üç temel aşamada düşünebiliriz:
Uyaranın alınması → Bilginin işlenmesi → Tepkinin ortaya çıkması
Bu sıralama bir insanın sıcak bir yüzeye dokunmasında da bir bitkinin ışığa doğru büyümesinde de temel olarak geçerlidir.
Fakat bu basamakları gerçekleştiren yapılar canlıdan canlıya değişir.
Buradaki temel nokta şudur:
Tepki sürecinin genel işleyişi ortak, kullanılan mekanizmalar ise farklıdır.
Tepkinin başlayabilmesi için canlı öncelikle çevresindeki değişikliği fark etmelidir.
Işıktaki değişim,
sıcaklığın artması veya azalması,
bir kimyasal maddenin varlığı,
dokunma
ya da su miktarındaki değişiklik
canlı tarafından algılanabilir.
İnsanın sıcak bir yüzeye dokunduğunu düşünelim.
Deride sıcaklığı algılayabilen yapılar bu değişikliği fark eder.
Bitkide ise ışığın yönü, ışığa duyarlı hücresel mekanizmalar tarafından algılanabilir.
Dolayısıyla farklı canlılarda uyaranı alan yapılar aynı olmak zorunda değildir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:
Her canlı çevresindeki bütün uyaranları algılayamaz.
Canlının algılayabildiği uyaranlar, sahip olduğu yapılar ve yaşam biçimiyle ilişkilidir.
İnsan gözünün algılayamadığı bazı ışık dalga boylarının arılar tarafından algılanabilmesi bunun güzel bir örneğidir.
Uyaranın algılanması tek başına yeterli değildir.
Elde edilen bilginin canlı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
İnsanda ve diğer birçok hayvanda çevreden gelen bilgilerin hızlı biçimde değerlendirilmesinde sinir sistemi önemli görev üstlenir.
Ayrıca hormonlar da organlar ve dokular arasında bilgi aktarılmasını sağlayarak tepkilerin düzenlenmesine katılır.
Bitkilerde ise hayvanlardaki gibi bir sinir sistemi bulunmaz.
Buna rağmen bitki hücreleri birbirinden bağımsız çalışmaz.
Hücreler arasında kimyasal ve elektriksel sinyaller oluşturulabilir.
Bitkisel hormonlar, hücrelerin su durumu ve turgor basıncındaki değişiklikler tepkinin düzenlenmesinde etkili olabilir.
Bu durum, canlılarda aynı biyolojik ihtiyacın farklı yapılarla karşılanabileceğini gösterir.
Bitki de hayvan da çevresinden bilgi alır ve bu bilgiye uygun cevap oluşturur; ancak bunu gerçekleştirmek için kullandıkları mekanizmalar birbirinden farklıdır.
Hayvanlarda sinir sistemi ve hormonlar önemli rol oynarken bitkilerde elektriksel sinyaller, turgor değişimleri ve bitkisel hormonlar etkili olabilir.
Bilgi değerlendirildikten sonra canlıda gözlenebilen ya da ölçülebilen bir değişiklik meydana gelir.
Bu değişiklik tepkinin kendisidir.
İnsanın sıcak bir yüzeyden elini çekmesi bir hareket tepkisidir.
Köpeğin besin kokusu karşısında tükürük salgılaması salgısal ve fizyolojik bir tepkidir.
Bitkinin ışığa doğru büyümesi gelişime bağlı bir tepkidir.
Küstüm otunun yapraklarını kapatması ise hücrelerdeki su ve turgor durumunun değişmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir hareket örneğidir.
Bu nedenle canlılarda tepki yalnızca bir yerden başka bir yere hareket etmek anlamına gelmez.
Tepki;
hareket etme,
yönelme,
büyüme yönünü değiştirme,
salgı oluşturma,
bir yapının açılıp kapanması
ve metabolik faaliyetlerin değişmesi
gibi çok farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.
Canlılar aynı çevrede yaşasalar bile aynı uyarana aynı şekilde cevap vermek zorunda değildir.
Çünkü her canlının;
vücut yapısı,
yaşam biçimi
ve ihtiyaçları
farklıdır.
Işık buna iyi bir örnektir.
Bir bitkinin gövdesi fotosentez için daha fazla ışığa ulaşabilmek amacıyla ışık kaynağına doğru büyüyebilir.
Öglena da fotosentez yapabileceği uygun ışıklı bölgeye doğru hareket edebilir.
İnsanda ise parlak ışık göz bebeğinin küçülmesine neden olabilir.
Bu örneklerin tümünde uyaran ışıktır ancak verilen tepkiler aynı değildir.
Buna karşılık ortak nokta, ışığın algılanması ve canlı için uygun bir cevabın oluşturulmasıdır.
Benzer bir durum dokunma uyaranında da görülür.
Küstüm otu dokunulduğunda yapraklarını kapatırken Venüs sinekkapanı benzer mekanik uyarıyı avını yakalamak amacıyla kullanır.
İnsan sıcak bir nesneye dokunduğunda ise kasların da katıldığı hızlı bir geri çekilme hareketi oluşturabilir.
Dolayısıyla:
Uyaranın türü tek başına tepkinin nasıl olacağını belirlemez. Tepkinin biçimini canlının sahip olduğu yapılar ve biyolojik ihtiyaçları da belirler.
Canlıların uyaranlara verdikleri tepkilerin hızları birbirinden farklı olabilir.
Sinir sistemiyle oluşturulan bazı tepkiler çok hızlıdır.
Sıcak bir nesneye dokunan insanın elini hızla geri çekmesi buna örnektir.
Sinir hücreleri aracılığıyla taşınan bilgi kısa sürede ilgili yapılara ulaştırılabilir.
Hormonal düzenlemelerle ortaya çıkan bazı tepkiler ise daha uzun sürede belirgin hâle gelebilir.
Çünkü hormonların;
üretilmesi,
kana veya dokulara verilmesi,
hedef hücrelere ulaşması
ve hedef hücrelerde uygun cevabı oluşturması
gerekir.
Ancak bütün hormonal cevapların mutlaka yavaş olduğunu düşünmek doğru değildir.
Bazı hormonlar oldukça hızlı etkiler oluşturabilir.
Bitkinin ışığa yönelerek büyümesi ile insanın sıcak bir cisimden elini çekmesi arasındaki hız farkının önemli nedenlerinden biri kullanılan mekanizmaların farklılığıdır.
Sinir sistemi aracılığıyla oluşturulan bazı tepkiler, büyüme ve hormonal düzenlemeyle gerçekleşen birçok tepkiye göre daha kısa sürede ortaya çıkabilir.
Bir tepkinin yavaş olması onun önemsiz veya yetersiz olduğu anlamına gelmez.
Bitkinin ışığa doğru büyümesi hızlı bir hareket değildir ancak bitkinin daha fazla ışık alabilmesi ve fotosentez yapabilmesi açısından yaşamsal önem taşıyabilir.
Hayır.
Canlıların uyaranlara karşı oluşturduğu cevapların bazıları dışarıdan kolayca görülebilirken bazıları yalnızca fizyolojik değişiklikler şeklinde ortaya çıkar.
Örneğin;
bir hayvanın tehlikeden kaçması hareket tepkisidir,
köpeğin besin kokusu karşısında tükürük salgılaması salgısal tepkidir,
göz bebeğinin parlak ışıkta küçülmesi fizyolojik tepkidir,
bir bitkinin ışığa yönelmesi büyümeye bağlı tepkidir.
Dolayısıyla canlılarda tepki kavramı oldukça geniştir.
Önemli olan dışarıdan gözle görünür bir hareketin bulunması değil, uyarana karşı biyolojik bir cevap oluşturulmasıdır.
Uyaranlara tepki verebilme canlıların ortak özelliklerinden biridir ve yaşamın devamı açısından büyük önem taşır.
Canlılar tepki mekanizmaları sayesinde;
besine ulaşabilir,
tehlikeden uzaklaşabilir,
uygun çevre koşullarına yönelebilir,
kendilerini koruyabilir
ve
yaşamsal faaliyetlerini değişen koşullara göre düzenleyebilir.
Öglena ışıklı bölgeye yönelerek fotosentez için gerekli enerji kaynağından yararlanabilir.
Küstüm otunun yapraklarını kapatması koruyucu bir tepki oluşturabilir.
Venüs sinekkapanının mekanik uyarana cevap vererek yapraklarını kapatması besin elde etmesine yardımcı olur.
Bir hayvanın tehlikeyi algılayıp kaçması yaşamda kalma olasılığını artırabilir.
Bu nedenle tepki mekanizmalarını yalnızca:
“Uyaran geldi, canlı cevap verdi.”
şeklinde düşünmek eksik olur.
Tepkinin asıl biyolojik önemi:
canlının değişen çevrede yaşamını sürdürebilmesine katkı sağlamasıdır.
Farklı canlı örneklerini birlikte değerlendirdiğimizde önemli bir ortaklık ortaya çıkar.
Venüs sinekkapanı,
küstüm otu,
öglena,
insan,
köpek
ve diğer hayvanlar
birbirinden oldukça farklı canlılardır.
Tepki oluştururken kullandıkları yapılar da aynı değildir.
Buna rağmen olayların temelinde şu ortak örüntü bulunur:
Çevrede veya canlıda bir değişiklik meydana gelir → Değişiklik algılanır → Bilgi değerlendirilir → Uygun bir tepki oluşturulur.
Canlılar arasındaki temel farklılık, bu süreci hangi yapılarla ve ne kadar hızlı gerçekleştirdikleridir.
Bitkinin sinir sistemi bulunmazken insanın gelişmiş bir sinir sistemi vardır.
Öglena tek bir hücreden oluşurken çok hücreli hayvanlarda çok sayıda özelleşmiş hücre birlikte çalışır.
Buna rağmen her biri yaşamını sürdürebilmek için çevresindeki değişiklikleri algılar ve uygun cevaplar oluşturur.
Bu durum:
uyaranlara tepki vermenin canlıların ortak özelliklerinden biri olduğunu gösterir.
Canlıların yaşadığı çevre durağan değildir.
Işık,
sıcaklık,
su,
kimyasal maddeler,
dokunma,
ses
ve diğer birçok çevresel faktör sürekli değişebilir.
Canlılar bu değişiklikleri algılayarak kendileri için uygun tepkiler oluşturur.
Tepkinin ortaya çıkışında genel olarak üç temel aşama bulunur:
Uyaranın alınması → Bilginin işlenmesi → Tepkinin oluşturulması
Bu temel akış farklı canlılarda ortak olmakla birlikte sürecin gerçekleşmesini sağlayan yapılar farklılık gösterebilir.
Hayvanlarda sinir sistemi ve hormonlar önemli rol oynarken bitkilerde hormonlar, hücresel sinyaller ve turgor değişimleri etkili olabilir.
Aynı uyaran farklı canlılarda farklı tepkiler oluşturabilir.
Bunun nedeni canlının;
yapısal özellikleri,
yaşam biçimi,
algılama kapasitesi
ve biyolojik gereksinimleridir.
Tepkilerin hızları da kullanılan mekanizmaya göre farklılık gösterebilir.
Bazı sinirsel tepkiler çok hızlı gerçekleşirken büyüme ve hormonal düzenlemelerle ortaya çıkan bazı cevapların belirginleşmesi daha uzun sürebilir.
Sonuç olarak canlıların uyaranlara tepki vermesi;
beslenme, korunma, uygun çevre koşullarına yönelme ve yaşamın sürdürülmesi
açısından temel bir biyolojik özelliktir.
Uyaran ve tepki kavramlarını birer örnek vererek açıklayınız.
Bir canlının çevresindeki bütün uyaranları algılayamamasının nedeni ne olabilir?
Tek hücreli bir canlı ile çok hücreli bir hayvanın uyaranlara tepki oluşturma süreçleri arasındaki temel fark nedir?
Bitkilerin sinir sistemi ve kasları bulunmadığı hâlde çevresel değişikliklere nasıl tepki verebildiğini açıklayınız.
Aynı uyaranın farklı canlılarda farklı tepkilere yol açabilmesinin nedenlerini açıklayınız.
Uyaranlara tepki verme yeteneğinin canlının yaşamını sürdürmesine sağladığı iki avantajı yazınız.
Bir tepkinin ortaya çıkışında gerçekleşen üç temel aşamayı sıralayınız.
İnsan ile bir bitkinin uyaranlara verdiği tepkilerin hızlarının farklı olmasının nedenini açıklayınız.
Tepkinin yalnızca hareket anlamına gelmediğini iki farklı örnekle gösteriniz.
Arıların insanın algılayamadığı bazı morötesi ışınları algılayabilmesi canlıların çevreyle ilişkisi hakkında bize ne gösterir?
Küstüm otu ile Venüs sinekkapanının dokunma uyaranına verdikleri cevapların ortak ve farklı yönlerini açıklayınız.
Sinir sistemi bulunmayan bir bitkinin çevresel değişikliklere tepki verebilmesi nasıl mümkündür?
Bir canlının uyaranı algılamasına rağmen uygun tepki oluşturamaması yaşamını nasıl etkileyebilir?
Canlılarda farklı tepki mekanizmalarının bulunmasının yaşam çeşitliliğiyle ilişkisini açıklayınız.
“Tepkinin biçimini yalnızca uyaran belirler.” ifadesini değerlendiriniz.
Çevrenizde gözlemleyebileceğiniz bir canlı seçiniz.
Bu canlı;
bir ev bitkisi,
sokakta yaşayan bir hayvan
veya kolaylıkla gözlenebilen başka bir canlı olabilir.
Gözleminizi şu sorular doğrultusunda değerlendiriniz:
Canlının karşılaştığı uyaran nedir?
Canlı bu uyaranı hangi yapı veya mekanizmayla algılamış olabilir?
Oluşturduğu tepki nedir?
Tepki hemen mi ortaya çıkmıştır, yoksa zaman içinde mi gerçekleşmiştir?
Bu tepki canlının yaşamını sürdürmesine nasıl katkı sağlamaktadır?
Aynı ortamda bulunan bir bitki ışığa doğru büyürken bir hayvan güçlü ışıktan uzaklaşmaktadır.
Her iki olayda da uyaran ışık olmasına rağmen tepkiler farklıdır.
Bu farklılığın;
canlıların yapısal özellikleri, algılama sistemleri ve yaşam biçimleri
ile ilişkisini açıklayınız.
Ardından:
“Aynı uyaranın farklı canlılarda farklı cevaplar oluşturması, uyaran-tepki mekanizmasının canlıya özgü olduğunu gösterir.”
çıkarımını değerlendiriniz.
Yönerge: İnsanın ani ve yüksek sese verdiği tepki ile bitkinin ışığa yönelmesi örneklerinden yararlanarak 1-4. soruların cevaplarını inceleyiniz.
Cevap: Her iki örnekte de önce çevreden gelen bir uyaran algılanır, ardından bu uyaran canlı tarafından işlenir ve son olarak uygun bir tepki oluşturulur.
İnsanda yüksek ses, kulaktaki işitme reseptörleri tarafından algılanır. Uyarı sinirlerle merkezî sinir sistemine iletilerek değerlendirilir. Daha sonra kaslara sinyal gönderilir ve kişi irkilerek kulaklarını kapatır.
Bitkide ise ışığın yönü gövde ucundaki ışığı algılayan pigmentler tarafından algılanır. Bu uyarı hormonal yanıtla işlenir. Hücre uzamasının ışığın zıt yönünde daha fazla gerçekleşmesi sonucu gövde ışığa doğru yönelir.
Cevap: İnsan ve bitki örneklerinde uyaranlara verilen tepkilerin ortak özellikleri şunlardır:
Cevap: İnsan ve bitki yapı ve yaşam biçimi bakımından birbirinden farklı canlılardır. Buna rağmen her ikisi de çevreden gelen uyaranları algılar ve bu uyaranlara karşı tepki oluşturur.
İnsanın yüksek sese karşı irkilmesi ve kulaklarını kapatması ile bitkinin ışığa doğru yönelmesi farklı tepkilerdir. Ancak her iki olayda da canlı, çevresindeki değişikliği algılayıp buna uygun bir tepki vermektedir.
Bu durum, uyaranlara tepki vermenin canlıların ortak özelliklerinden biri olduğunu gösterir ve “Canlıların ortak özellikleri bulunur.” ifadesini destekler.
Cevap: Canlıların çevresel uyaranlara uygun tepki vermesi, çevredeki değişikliklere karşı korunmalarına ve ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olur.
İnsanın ani ve yüksek bir sese karşı irkilmesi ve kulaklarını kapatması, rahatsız edici veya tehlikeli olabilecek bir uyarana karşı hızlı bir korunma tepkisidir.
Bitkinin ışığa doğru yönelmesi ise yaprakların daha fazla ışık almasına yardımcı olur. Böylece bitki fotosentez için gerekli olan ışığa daha iyi ulaşabilir.
Bu nedenle uyaranlara verilen uygun tepkiler, canlıların korunmasına, çevre koşullarından yararlanmasına ve yaşamını sürdürmesine katkı sağlar.
İnsan ve bitkiler uyaranlara farklı yapılar ve mekanizmalar kullanarak tepki verir. Buna rağmen her iki canlıda da uyaranın algılanması, işlenmesi ve uygun tepkinin ortaya çıkması ortak bir süreçtir. Bu durum, farklı canlı gruplarında uyaranlara tepki verme özelliğinin ortak olduğunu göstermektedir.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒