Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

Konu Detayı Sayfası

Endokrin Bezleri ve Salgıladıkları Hormonlar

11.Sınıf

İnsan Fizyolojisi

Denetleyici ve Düzenleyici Sistem, Duyu Organları

16541

Salgı Bezleri Nedir?

Farklı görevleri yerine getirmek için özel kimyasal salgılar üreten hücre topluluklarına SALGI BEZLERİ denir.

Salgı Bezleri Kaç Çeşittir?

Salgı Bezleri; Epitel dokunun bir parçasıdır. Epitel Bez (Bez Epiteli) olarak adlandırılır. Bez epiteli iki çeşittir.

Bez Epiteli
Tek Hücreli Bezler Çok Hücreli Bezler
Silindirik Yapılı Hücrelerdir. Ekzokrin Bezler Endokrin Bezler Karma Bezler
Mukus Salgılayanlara Goblet Hücreleri Denir. Dış Salgı Bezleridir. İç Salgı Bezleridir. Salgılarını hem kana, hem de dışarı verirler.
Örneğin Sindirim Kanalında, Solunum Sistemi Organlarında Bulunur. Salgılarını vücut boşluğuna boşaltırlar. Salgılarında genellikle Enzim bulunur. Salgılarını direk kana verirler. Salgılarına Hormon denir. Pankreas, mide, ince bağırsak, karaciğer, böbrek, eşeysel bezler (ovaryum, testis) karma bezlerdir.
  Örneğin; gözyaşı, ter, tükürük, süt, yağ vb. Endokrin Sistemi Oluştururlar.  
    Örneğin; Hipofiz, Epifiz, Tiroit, Paratroit vb.  
Hormonların Genel Özellikleri

► Düzenleyici organik moleküllerdir.

► Kan yoluyla taşınırlar.

► Hedef organları vardır.

► Etki edeceği hedef hücrede kendine özgü reseptöre bağlanarak etkisini gösterir.

► Etki gösterebilmeleri için kanda belli bir eşik değerde olmaları gerekir.

► Kanda az miktarda bulunurlar.

► Eksiklikleri ya da fazlalıkları bazı hastalıklara yol açar.

► Etkileri uzun sürer.

► Protein, steroit veya amino asit yapılı olabilirler.

► Bazılarının tek bir hedef hücre çeşidi vardır. Bazıları ise tüm vücut hücrelerine etki eder.

► Protein yapılı hormonlar hedef hücre zarındaki reseptöre bağlanarak etkilerini gösterirler.

► Steroit ve amino asit yapılı hormonlar ise hedef hücrenin zarından geçerek sitoplazmada bulunan reseptöre bağlanarak etkilerini gösterirler.

Hormonlar; kan plazmasında, doku sıvısında, lenf sıvısında, idrar ve terde bulunabilir.

HİPOFİZ BEZİ

► Ön Beyindeki Ara Beyinde bulunur.

► Vücudumuzda hormon üreten pek çok bezin salgılarını kontrol eder.

► Hipotalamusun denetiminde çalışır.

Hipofiz Hipotalamus İlişkisi

Hipotalamus iki tür salgı üretir.

1.Tür Salgıları: Hipofizin arka lobuna sinirsel yol ile taşınır ve burada depolanarak gerektiğinde kana verilir. Bunlar; Oksitosin ve ADH

2.Tür Salgıları: Hipofizin ön lobunun çalışmasını düzenleyen salgılardır. Bunlar; Salgılatıcı yani Riziling Faktör (RF = RH) ve Hormon salgısını durdurucu, engelleyici hormonlardır.

► Hipofizin ürettiği hormonun kandaki oranı artarsa, hipotalamus Geri Bildirim ile uyarılır, RF salgısı durur.

► Hipofizden hangi hormonun salgılanacağını hipotalamusta üretilen RF salgısının çeşidi belirler.

► Hipofizin hem ön, hem de arka lobu hipotalamus ile bağlantılıdır.

► Hipofizin ön lobu; Epitel Dokudan oluşur.

► Hipofizin arka lobu; Beynin bir uzantısıdır. Sinirsel dokudan oluşur.

Hipofizin Ön Lobu ve Salgıladığı Hormonlar

Buradan yedi tane hormon salgılanır. Bunlar sırasıyla şunlardır.

► Büyüme Hormonu (Somatotropin Hormon = STH)

► Tiroit Uyarıcı Hormon (TSH = TUH)

► AdrenoCortiko Tropik Hormon (ACTH)

► Folikül Uyarıcı Hormon (FUH = FSH)

► Lüteinleştirici Hormon (LH)

► Lüteotropik Hormon (LTH) = Prolaktin (PRL)

► Melanosit Uyarıcı Hormon (MUH = MSH)       

Uyarıcı = Stimüle demektir. Uyarıcı latincede stimüle anlamına gelir. Kısaltmalarda S olarak ta kullanılır.

1. Büyüme Hormonu (Somatotropin Hormon = STH)

► Hedef organı tüm vücut hücreleridir.

► Özellikle çizgili kas, kemik ve kıkırdağın büyümesini kontrol eder.

► Mitoz bölünmeyi hızlandırır.

► Protein sentezini hızlandırır.

► Fazla salgılanması yağ kullanımını arttırdığı için kanda şeker oranı artar.

► Çocuklarda az salgılanırsa; Cücelik,

► Çocuklarda çok salgılanırsa; Devlik olur.

► Yetişkinlerde çok salgılanırsa çene, burun, alın, parmak, kulakta orantısız büyüme olur. Buna Akromegali denir.

► Bazı durumlarda STH normal salgılanır. Ama hücrelerde bu hormonu tanıyan reseptörler eksik olur. Bu durumda; pigme ırklar oluşur. Bunlar da cücedir.

2. Tiroit Uyarıcı Hormon (TSH = TUH)

► Tiroit bezinin gelişmesini ve Tiroksin hormonunun salgılanmasını düzenler.

3. AdrenoCortiko Tropik Hormon (ACTH)

► Böbreküstü Bezlerinin Kabuk (Kortex) bölgesini uyararak Kortizol ve Aldesteron hormonlarının salgısını düzenler.

► Ayrıca az miktarda Eşey Hormonu salgısını da sağlar.

4. Folikül Uyarıcı Hormon (FUH = FSH)

► Erkek ve dişilerde eşey bezlerini düzenler.

Folikül Uyarıcı Hormon (FUH = FSH)
Dişilerde Erkeklerde
Ovaryum (yumurtalık)'da bulunan folikül keselerini etkileyerek mayoz ile yumurta oluşumunu düzenler. Testislerdeki seminifer tüpçüklerini etkileyerek mayoz ile sperm oluşumunu düzenler.
Ayrıca foliküllerden Östrojen Hormonu salgılanmasını denetler

5. Lüteinleştirici Hormon (LH)

► Erkek ve dişilerde eşey bezlerini etkiler.

Lüteinleştirici Hormon (LH)
Dişilerde Erkeklerde
Folikül kesesinin çatlamasını ve yumurtanın serbest kalmasını (ovulasyonu) sağlar. Testislerdeki Leyding Hücrelerine etki ederek Testosteron Hormonunun salgılanmasını düzenler.
Çatlamış foliküllerin Corpus Luteum (Sarı Cisim) denilen yapıya dönüşmesini düzenler. Ayrıca spermlerin olgunlaşmasını düzenler.
Ayrıca Corpus Luteumdan az miktarda Östrojen, çok miktarda Progesteron salgılanmasını sağlar.  

6. Lüteotropik Hormon (LTH) = Prolaktin (PRL)

► Annelik içgüdüsünü düzenler.

► Gebelikte süt bezlerinin gelişimini, süt oluşumunu sağlar. (Prolaktin = PRL)

7. Melanosit Uyarıcı Hormon (MUH = MSH)

► Derideki Melanosit hücrelerini uyarır.

► Melanin pigmentinin üretimini sağlar.

► Deri rengini koyulaştırır.

► Deriye renk verir.

Hipofizin Arka Lobu ve Salgıladığı Hormonlar

► Burada bulunan hormonları Hipotalamus üretir.

► Bu hormonlar nöronların aksonları ile hipofizin arka lobuna taşınır ve depo edilir.

► Buradan kana verilirler.

► Bu hormonlar AntiDiüretik Hormon (ADH) ve Oksitosin Hormonudur.

1. AntiDiüretik Hormon (ADH) (Vazopressin)

♦ Böbreklerden suyun geri emilimini sağlar. Böylece vücudun su dengesini ve idrar yapımını düzenler.

♦ Salgılanmasını düzenleyen en önemli faktör kandaki Osmotik Basıncın artmasıdır.

♦ Osmotik Basınç artınca kanda su miktarı azalır. Hipotalamus uyarılır. Uyarılan hipotalamus hipofizi uyararak ADH salgılanması sağlanır. Böylece böbrek kanallarından su vücuda doğru geri emilir ve denge sağlanır.

♦ Eğer vücudun su miktarı artar Osmotik Basınç azalırsa ADH salgısı azalır. Suyun geri emilimi de azalacağı için çok idrar oluşur. Birey çok su içer ve sık idrara çıkar. Şeker (Diyabet) hastalığına benzer belirtiler görülür. Bu duruma Şekersiz Şeker Hastalığı denir.

2. Oksitosin Hormon

Sadece dişilerde bulunur.

 Doğum sancılarını başlatır. (Rahim kaslarını kasar)

 Süt bezlerinden sütün dışarı akmasını uyarır.

TİROİT BEZİ

► Tüm omurgalılarda bulunur.

► 2 loblu bir bezdir.

► Gırtlağın altında, soluk borusunun iki yanında yer alır.

► Kelebek şeklinde pembe renklidir.

► Bol kan damarı bulundurur.

► Homeostazinin sağlanmasında önemli rol oynar.

Tiroit Bezi Hormonları
Tiroksin Kalsitonin
Salgısını hipofiz denetler. Hipofizin kontrolünde salgılanmaz.
Hipofizden salgılanan TUH bezini uyararak Tiroksin salgılanmasını sağlar. Salgısını kandaki Ca+ miktarı belirler.

1. Tiroksin Hormonu

► Sentezi için iyot gereklidir.

► Metabolizma hızını düzenler.

► Hedefi tüm vücut hücreleridir. (Özellikle mitokondriler.)

► O2 kullanımını artırarak daha hızlı ATP üretimini düzenler. Yani mitokondri sayısını ve aktivitesini artırmada rol oynar.

► İyot yetersizliğinde yeterli Tiroksin üretilemez.

► Kanda tiroksin miktarı azalır.

► Bu durumda hipofiz TUH salgısını artırarak tiroit bezinin tiroksin salgılaması için sürekli uyarır.

► Tiroit bezi iyot olmadığı için tiroksini üretmekte zorlanır ve üretemez. Böylece tiroit bezinin folikülleri şişer ve büyür.

► Yetişkinlerde görülen bu durum Basit Guatr hastalığıdır.

► Dışarıdan iyot alınarak önlenebilir.

► Çocukluktan itibaren tiroksin az salgılanırsa; Kretenizm (cücelik ve zeka geriliği) hastalığı oluşur.

► Yetişkinlerde tiroksin az salgılanırsa; Miksodema (şişmanlık, vücut sıcaklığının düşmesi, saç dökülmesi) görülür.

► Tiroksin fazla salgılanırsa; Metabolizma hızlanır. O2 kullanımı artar. Eşeysel olgunluğa erken ulaşılır. Göz küresi ileriye doğru çıkar, kilo kaybı ve sinirlilik hali gözlenir. Kişi çok yediği halde kilo kaybeder.

2. Kalsitonin Hormonu

► Kandaki kalsiyumun (Ca+) kemiklere geçmesini sağlar.

► Bu geçişi D vitamini ile yapar.

► Salgısını kandaki Ca+ miktarının artışı belirler.

► Ayrıca böbreklerden ve ince bağırsaklardan Ca+ geri emilmesini azaltır. (Kandaki miktarı çok olduğu için)

► Salgısı artarsa kemiklerimiz sertleşir.

► Kalsitonin, Parathormon ile zıt (Antagonist) çalışır.

PARATİROİT BEZİ

► Tiroit bezinin arkasında yer alır.

► Mercimek büyüklüğünde dört küçük bezdir.

► Sadece Parathormon denilen hormonu salgılar.

► Tiroit bezinin salgıladığı Kalsitonin ile kandaki Ca+ miktarını düzenler.

► Kandaki Ca+ azaldığı zaman Parathormon salgılanır.

Parathormon

► Kemiklerden kana Ca+ geçişini hızlandırır.

► Böbrek ve ince bağırsaklardan kana Ca+ emilimini hızlandırır.

► Ayrıca fosforun (fosfat) böbreklerden atılmasını (idrarla) sağlar.

► Parathormon Az Salgılanırsa; Kanda Ca+ azalır. Kaslarda ağrılı kasılmalar olur. (Ca+ kasların kasılıp gevşemesinde rol oynar.) Bu duruma TETANİ denir. Bu durum (ağrılı kasılma) yutak kaslarında olursa ölüm olabilir.

► Parathormon Fazla Salgılanırsa; Kemikten kana Ca+ geçişi artar.

► Kemikler zayıflar ve şekilleri bozulur.

► Ayrıca böbrekte fosfat ile birleşerek Böbrek Taşlarını oluşturur.

BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ

► İki böbreğin üst tarafında yer alır.

► Kan damarları yönünden zengindir.

► Böbrekler ile ilişkisi yoktur.

► Hipofiz bezi ve sinir sisteminin kontrolünde çalışırlar.

Böbreküstü Bezleri
Kabuk (Kortex) Bölgesi Öz (Medulla) Bölgesi
Hipofizin kontrolünde çalışır. Hipofizin denetiminde çalışmaz.
Hipofiz bezi; ACTH salgılayarak kabuk bölgesini uyarır. Sempatik sinir sisteminin kontrolünde çalışır.
Kabuk bölgesinden 3 hormon salgılanır. Öz bölgesinden 2 hormon salgılanır.
Kortizol Aldosteron Eşey Hormonları Adrenalin (Epinefrin) Noradrenalin (Norepinefrin)
Kabuk (Kortex) Bölgesi Hormonları

1. Kortizol Hormonu

► Stresli durumlarda salgısı artar.

► Kan şekerini yükselten bir hormondur.

► Hedef organı karaciğerdir.

► Karaciğerde; protein ve yağların parçalanarak Glikoza dönüşümünü sağlar. Yani; protein, karbonhidrat ve yağ metabolizmasını düzenler.

► Bağışıklık sistemini baskılayıcı etkisi vardır.

► Yaralanma, enfeksiyon, alerjik durumlarda tedavi amaçlı kullanılır.

► Karaciğerde Glikojen deposunu arttırır.

► Glikoz yıkımını önler.

2. Aldosteron Hormonu

► Böbreklerden Na+ ve Cl- iyonlarının geri emilmesini,

► Potasyum (K+) iyonunun ise idrar ile dışarı atılmasını sağlar. Yani böbrek kanallarından tuzun geri emilimini sağlar.

► Böylece hücre içi ve dışı sıvıların iyon yoğunluğunu düzenler.

Aldosteron Az Salgılanırsa

♦ Kanın osmotik basıncı düşer.

♦ Doku sıvısı azalır.

♦ Böylece vücudun su ve iyon dengesi bozulur.

♦ Derinin rengi koyulaşır ve Tunç rengini alır.

♦ Kaslar zayıflar, kan basıncı azalır, kan asitleşir (pH’sı düşer). Bu duruma ADDİSON Hastalığı denir.

Aldosteron Çok Salgılanırsa

♦ Kan basıncı artar.

♦ Kan basıncının etkisiyle doku sıvısı artar. Böylece ÖDEM oluşur.

♦ Fazla su içilir.

♦ Bu sırada ADH salgısı da artar.

♦ K+ çok atıldığı için nöronlarda impuls iletimi aksar. (Na+ - K+ pompası)

♦ Kaslara uyarı girmez ve kaslar zayıflar.

3. Adrenal Eşey Hormonları

► Normalde erkeklerin testislerinden salgılanan testosteron ile dişilerin yumurtalıklarından salgılanan ve progesteron hormonları böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinden de salgılanır.

► Ancak bu salgılar çok az miktarda olur.

► Erkeklerde az miktarda östrojen, dişilerde ise testosteron salgısı olur.

► Erkeklerde ses incelmesi, kadınlarda ses kalınlaşması, sakal bıyık çıkması, rahim körelmesi görülür.

Öz (Medulla) Bölgesi Hormonları

1. Adrenalin (Epinefrin) Hormonu

► Kandaki miktarı heyecan, korku vb. durumlarda artar.

► STRES hormonu olarak ta bilinir.

► Stresli durumlarda öz bölgesi uyarılır. Ve adrenali salgısı artar. Bunun sonucunda;

► Kan basıncı artar.

► Kalp atışları hızlanır.

► Kas ve karaciğerde depolanan glikojenin glikoza dönüşümü hızlanır.

► Sadece karaciğerdeki glikoz kana geçerek kandaki glikoz artar (kan şekerini arttırır.)

♦ Bu durumda;

♦ Kan damarları genişler.

♦ Göz bebekleri büyür.

♦ Kıllar diken diken olur.

♦ Soluk alıp verme hızlanır.

♦ Kanın pıhtılaşma süresi kısalır.

♦ Derideki kılcal damarlar ise daraldığı için korku anında rengimiz sararır. (Beti – Benzi attı.)

♦ Sindirim sistemi faaliyetlerini yavaşlatır. (Dilimiz – Damağımız Kurur.) Tükrük sıvısı azaldığı için karnımıza, midemizde ağrılar olur.

2. Noradrenalin (Norepinefrin) Hormonu

► Adrenaline benzer etkileri vardır.

► Kılcal damarları daraltarak kan basıncını arttırır.

► Nöronların akson uçlarından da nörotransmitter madde olarak ta salgılanır.

Bu iki hormon vücudumuzu karşılaştığı zor durumlara karşı hazırlar. Otonom sinir sisteminin kontrolünde salgılanırlar.
PANKREAS

► Karma bir bezdir.

► Hem hormon, hem de enzim içeren salgılar üretir.

► Ekzokrin Bez olarak; sindirim enzimlerini içeren Pankreas Özsuyu üretir. (Ekzokrin Bez ile ilgili görevi Sindirim Sisteminde anlatılacaktır.)

► Endokrin Bez olarak; Kan şekerini düzenleyen İnsülin ve Glukagon hormonlarını üretir.

Endokrin Bez Olarak Pankreas Hormonları

1. İnsülin Hormonu

► Pankreasın Langerhans adacıklarında bulunan Beta hücrelerinden salgılanır.

► 1 mm3 kanımızda 90 – 100 mgr. glikoz bulunur.

► Bu oran yükseldiğinde insülin salgılanır.

İnsülin; fazla glikozun vücut hücrelerine geçişini hızlandırır.

Glikoz; kas ve karaciğer hücrelerine geçer. Bir kısmı ATP enerjisi üretiminde kullanılır. Fazlası Glikojen olarak depo edilir.

► İnsülin; hücrelere glikozun girişini hızlandıran bir hormondur. Böylece kandaki glikozun normal değerlerde olmasını düzenler.

İnsülin Yetersizliğinde ya da Az Salgılanması Durumunda

► Tip-1 ve Tip-2 Diyabet görülür.

► Yetersizliğinde Tip-1, Az Salgılanmasında Tip-2 Diyabet olur. Bu durumlara Şeker Hastalığı denir.

♦ Tip-1 Diyabetlerde pankreas insülin üretemez. Birey dışarıdan insülin alır.

♦ Tip-2 Diyabetlerde ise beslenmeye bağlı olarak kandaki glikoz yükselir. Dışarıdan insülin almazlar, beslenmelerini düzenlerler.

♦ Tip-1 diyabetlerin idrarında glikoz görülür. (Normal, sağlıklı bir insanda bu durum olmaz.

♦ Glikoz enerji için hücre içine giremediği için hücreler yağ ve proteinleri kullanır. Hasta kişi zayıflamaya başlar.

♦ Kanda glikoz yükseldiğinde bakteriler de çoğalmaya başlar. Enfeksiyonlar oluşur. Oluşan yaralar geç iyileşir ve süresi uzar.

♦ Hiperglisemi (yüksek şeker) kalp, böbrek yetmezliği, görme bozukluğu, siroz gibi hastalıklara yol açar.

♦ Hipoglisemi insülin fazla salgılanırsa kanda glikoz azalır. Baş dönmesi ve ağrısı, terleme, bulanık görme, baygınlık hissi görülür. Bilinç kaybı bile görülür.

2. Glukagon Hormonu

► Langerhans adacıklarındaki Alfa hücrelerinden salgılanır.

► Kanda glikoz normal seviyenin altına düştüğünde salgılanır.

► Glukagon karaciğerdeki glikojeni glikozlara çevirerek kana verir. (Önemli; kaslarda depolanmış glikojene etki etmez.)

► Az Salgılanırsa; kana glikoz geçemez. Kan şekeri düşer.

Önemli Noktalar

► Açlık durumunda Glukagon karaciğerdeki glikozları kana vererek tüm vücut hücrelerine gitmesini sağlar.

► Kaslarda depolanmış glikozları ise kas hücreleri kendileri kullanır. Kana vermezler. Yani kas hücrelerindeki glikozlar kan şekerini yükseltmezler.

Kan Şekerini Arttıran Hormonlar

1. Glukagon ve Adrenalin: Glikojeni glikoza çevirerek (Glukagon -> Karaciğerdekini Adrenali -> Kaslardakini)

2. Kortizol: Yağ ve proteinleri glikoza çevirerek

3. Büyüme Hormonu (STH): Yağ kullanımını arttırarak kan şekerini yükseltirler.

4. İnsülin ve Adrenalin: Hem karaciğer hem de kaslara etki eder.

5. Glukagon: Sadece karaciğere etki eder.

EŞEYSEL BEZLER

► Üreme sistemi ile ilgili hormonlar; dişilerde ovaryumlarda (yumurtalıklar), erkeklerde ise testislerde üretilir.

► Bu bezler, hem hormon hem de üreme hücrelerinin üretimini düzenledikleri için Karma Bez olarak görev yaparlar.

► Eşey hormonları böbrek üstü bezlerin kabuk bölgesinden de salgılanır.

► Eşeysel Bezler; hipofiz bezinin kontrolünde hormon üretirler.

Eşeysel Bezler ve Hormonları

Dişilerde

► Ovaryumlardan (Yumurtalıklardan) iki hormon üretilir.

► Ovaryumlar bir çift bezdir.

► Ergenlikte östrojen ve progesteron hormonlarını salgılarlar.

1. Östrojen Hormonu

► Hipofiz bezi FSH salgılar.

► Ovaryumlardaki folikül keseleri uyarılır.

► FSH uyarır. Folikülden östrojen salgılanır.

► FSH folikülde mayoz ile yumurta oluşumunu da uyarır.

2. Progesteron Hormonu

► Hipofizden salgılanan LH, yumurtalıkları uyarır.

► LH’nin etkisiyle folikül içinde oluşan yumurta hücresi serbest kalır. Yani (ovulasyon = yumurtlama) olur.

► Çatlamış foliküller Sarı Cisim (Corpus Luteum) denilen bir yapıya dönüşür. Oluşan Corpus Luteumdan progesteron salgılanmaya başlar. (Az miktarda da östrojen salgılar.)

► Progesteron döl yatağını her ay döllenme ihtimaline karşı geliştirir.

► Yumurta döllenirse embriyonun döl yatağına tutunmasını sağlar. (Düşük durumunu önler.)

► Gebelik hormonu olarak ta bilinir. (Gebelikte plasentadan da salgılanır.)

Erkeklerde

► Testislerden testosteron hormonu salgılanır.

► Testisler çifttir ve vücut dışındaki scrotum denilen yapıların içindedir.

► Testosteron hipofizin kontrolünde salgılanır.

Hipofiz Ön Lobundan

a. FSH

► Bu hormon testislerdeki seminifer tüpçüklerini uyarır ve mayoz ile sperm oluşumunu düzenler.

b. LH

► Bu hormon testislerdeki Leyding Hücrelerini uyarır ve testosteron salgılanmasını sağlar.

► Ayrıca spermlerin olgunlaşmasında etkilidir.

1. Testosteron Hormonu

► Ergenlikten itibaren salgılanır.

► Spermlerin olgunlaşmasını sağlar.

► Erkeklerde eşey organlarının gelişimi, ikincil erkek özelliklerinin (ses kalınlaşması, kıllanma, kaslı vücut vb.) oluşmasını düzenler.

► Ayrıca yardımcı eşey yapıların (prostat bezi, sperm kesesi vb.) gelişimini sağlar.

EPİFİZ BEZİ

► Ara beyinde Talamusun üstünde yer alır. Melatonin hormonu salgılar.

Melatonin Hormonu (Karanlık Hormonu)

► Karanlıkta salgısı artar. Biyolojik saati düzenler.

► Vücutta belirli aralıklarla tekrarlanan biyoritm olaylarını (menstrual döngü, uyku zamanı gibi) düzenler.

► Büyüme ve eşeysel olgunlaşmayı düzenler.

► Epifiz bezi iyi gelişmemiş ise melatonin az salgılanır. Eşeysel özellikler erken gelişir.(Ergenliğe erken geçiş olur.) Yani melatonin erken ergenliğe geçişi önleyen bir hormondur.

TİMÜS BEZİ

► Göğsümüzün ortasında soluk borusunun önünde yer alır.

► Çok sayıda Lenfosit bulundurur. (Lenf sistemine dahil bir bezdir.)

► Yani vücudun savunma (bağışıklık) sisteminde rol oynar.

► Özellikle T-Lenfositlerin işlevsel özellik kazandığı yerdir.

► Timik hormonu üretir.

Timik Hormonu

► T-Lenfositlerin korunmasında rol oynar.

► Çocukluk döneminde büyüme ve gelişmede etkilidir. Bağışıklığı sağlar, yaş ilerleyince timüs bezi küçülür.

► Kaygı, stres durumlarında timüs bezinin çalışması yavaşlar.

ENDOKRİN SİSTEMİN KONTROLÜ (GERİ BİLDİRİM = FEED BACK)

► Endokrin bezlerin birbirini etkileyerek kandaki hormon düzeyinin ayarlanmasına Geri Bildirim denir.

► Geri bildirim iki şekilde olur.

Pozitif Geri Bildirim

► Hem uyarı hem de tepki artar.

► Hipofizin sürekli bir endokrin bezi uyararak hormon üretmesini sağlamasıdır.

► Hormon üretimini arttırır. (Yukarıdan aşağıya doğru etki mekanizması işler.)

Negatif Geri Bildirim

► Bir endokrin bezden salgılanan hormonun kandaki miktarı eşik değerin çok üstüne çıktığında bu hormon negetif geri bildirim ile hormonu üreten endokrin bezi uyarır ve salgısını azaltır.

► Hormon üretimini yavaşlatır. (Aşağıdan yukarıya doğru etki mekanizması işler.)

HOMEOSTAZİ

► Canlıda kararlı ve dengeli iç çevrenin oluşturulması ile canlılığın devamlılığının sağlanmasıdır. Homeostazinin sağlanması;

► Tüm sistemlerin düzenli bir şekilde birlikte çalışmasıyla mümkündür.

► Kan glikoz düzeyi,

► Kan kalsiyum düzeyi

► Kan pH düzeyi

► Kan basıncı

► Vücut sıcaklığı gibi temel fizyolojik değişkenler belli sınırlarda tutulur ve dengede kalırsa homeostazi sağlanır.

► Bu canlılık için çok önemlidir.

► Bunun için “Geri Bildirim” mekanizmalarının çok iyi çalışması gerekir.

► Negatif geri bildirim durumun eski haline dönmesine yardımcı olduğu için homeostazide daha çok görülür.

NOT: Belirtilen endokrin bezlerin dışında vücudumuzda hormon üreten organlarımız da vardır. Bunlar;

► Mide → Gastrin

► İnce Bağırsak → Enterogastrin, Sekretin, Kolesistokinon hormonlarını üretir.

► Karaciğer ve böbreklerimiz Eritropoiten Hormonu üretir.

► Eritropoiten alyuvar yapımını uyarır.

Konuya Ait Çıkmış Sorular

Soru 1.

Bir biyoloji öğretmeni dersinde konuyu anlatırken "Bu olay televizyonda şifreli bir yayını izlemeye benzer yani merkezden yapılan yayın her televizyona ulaşır ancak şifre çözücüsüne sahip televizyonlarda bu yayın izlenebilir" demiştir.

Öğretmenin yapmış olduğu bu benzetme aşağıdaki biyolojik olaylarından hangisiyle ilişkilendirilebilir?

(2020-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. İskelet kası hücrelerinin motor nöronlar sayesinde uyarılmasıyla
B. Endokrin bezlerden kana salgılanan hormonların sadece bazı vücut hücrelerinde etki göstermesiyle
C. Gözün retinasında sarı beneğe düşen görüntünün sarı benek dışına düşen görüntüden çok daha net algılanmasıyla
D. Kalp kasının kendiliğinden ritmik uyartılar oluşturarak kasılıp gevşemesiyle
E. İnsan sindirim kanalından emilen glikozun vücut hücreleri tarafından kullanılmasıyla

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

Hormonlar belirli dokularda etki gösterir. Bu durumun nedeni her hormon için hücrelerde hormona özgü reseptörlerin bulunmasıdır. Bütün hormonlar kan yolu ile taşınır. Ancak bu durum her hormonun bütün dokuları etkilemesi gerekir yargısını oluşturmak için kullanılabilir.

Soru 2.

Hücrede enzimlerle gerçekleşen bir biyokimyasal olay şematik olarak,

şeklinde gösterilebilir. Aşağıdaki grafikte, numaralanmış eğriler, hücrede gerçekleşen kimyasal olay sırasında, substrat, enzim, substrat-enzim kompleksi ve ürün konsantrasyonundaki değişmeleri göstermektedir.

Grafikte substrat, enzim, substrat-enzim kompleksi ve ürün konsantrasyonlarını gösteren eğrilerin numaraları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

(2003-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Substrat →  I  Enzim → III  Substrat-Enzim Kompleksi → IV  Ürün → II
B. Substrat →  II  Enzim → III  Substrat-Enzim Kompleksi → I  Ürün → IV
C. Substrat →  II  Enzim → IV  Substrat-Enzim Kompleksi → III  Ürün → I
D. Substrat →  IV  Enzim → II  Substrat-Enzim Kompleksi → I  Ürün → III
E. Substrat →  IV  Enzim → III  Substrat-Enzim Kompleksi → II  Ürün → I

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, enzim katalizli bir biyokimyasal reaksiyonda (Enzim + Substrat ⇸ Enzim-Substrat Kompleksi ⇸ Enzim + Ürün) substrat, enzim, substrat-enzim kompleksi ve ürün konsantrasyonlarının zamanla nasıl değiştiğini gösteren bir grafiği yorumlamayı amaçlamaktadır. Grafikteki numaralı eğrilerin her bir bileşene doğru şekilde eşleştirilmesi gerekmektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Substrat → I, Enzim → III, Substrat-Enzim Kompleksi → IV, Ürün → II: Bu şık, substrat ve ürün eşleştirmelerinde temel bir hata içermektedir. Substratın konsantrasyonu reaksiyon süresince azalırken (II eğrisi), ürünün konsantrasyonu artar (I eğrisi). Bu şıktaki eşleştirmeler bu prensiplere aykırıdır.

B) Substrat → II, Enzim → III, Substrat-Enzim Kompleksi → I, Ürün → IV: Bu şıkta substrat (II) ve enzim (III) için yapılan eşleştirmeler, standart enzim kinetiği prensiplerine göre doğrudur. Ancak, substrat-enzim kompleksi (I) ve ürün (IV) eşleştirmeleri hatalıdır. Ürün konsantrasyonu artarken (I eğrisi), substrat-enzim kompleksi geçici bir ara ürün olup konsantrasyonu önce artıp sonra azalır (IV eğrisi).

C) Substrat → II, Enzim → IV, Substrat-Enzim Kompleksi → III, Ürün → I: Bu şık, sorunun doğru cevabı olarak belirtilmiştir. Şimdi bu eşleştirmeleri detaylıca inceleyelim:

Özetle, şık C'deki substrat (II) ve ürün (I) eşleştirmeleri doğru ve tutarlıdır. Ancak, enzim (IV) ve substrat-enzim kompleksi (III) eşleştirmeleri, standart biyokimya kurallarına göre doğrudan uymayan, tartışmaya açık ve özel bir yorum gerektiren bir durum sergilemektedir. Bu durum, sorunun veya seçeneklerin hatalı olabileceği ihtimalini düşündürmektedir. Ancak, verilen 'doğru cevap C' referans alındığında, bu açıklama, her bir eğrinin C şıkkındaki karşılığını ele almaktadır.

Substrat (→ II): Bir reaksiyonda substrat, ürünlere dönüştüğü için konsantrasyonu zamanla azalır. Grafikteki II eğrisi, başlangıçta yüksek bir konsantrasyondan başlayıp zamanla azalarak dengeye ulaşan bir maddeyi göstermektedir. Bu, substratın davranışına tamamen uygundur.

Ürün (→ I): Reaksiyon ilerledikçe yeni ürünler oluşur. Bu nedenle ürün konsantrasyonu zamanla artar. Grafikteki I eğrisi, başlangıçta sıfırdan başlayıp zamanla artan ve sonunda bir plato çizen bir maddeyi göstermektedir. Bu da ürünün davranışına tamamen uygundur.

Enzim (→ IV): Enzimler, reaksiyonları hızlandıran ve reaksiyon sonunda değişmeden kalan biyolojik katalizörlerdir. Bu nedenle, serbest enzim konsantrasyonunun reaksiyon boyunca sabit kalması (III eğrisi gibi) beklenir. Ancak bu şıkta enzim, IV eğrisi ile eşleştirilmiştir. IV eğrisi, başlangıçta artıp bir tepe noktasına ulaşan ve daha sonra azalan geçici bir maddeyi temsil eder. Eğer bu eğri çok özel bir yorumla, 'enzimin substrata bağlanarak geçici olarak tükenmesi ve ardından ürün serbest kaldıkça geri kazanılması' gibi düşünülürse, IV eğrisi, enzimin 'aktif döngüdeki' yoğunluğunu temsil edebilir. Ancak standart olarak enzim konsantrasyonu sabit kalır (III eğrisi) ve IV eğrisi substrat-enzim kompleksine daha uygundur. Bu eşleştirme, genel enzim kinetiği prensipleriyle çelişkili bir yorum gerektirmektedir.

Substrat-Enzim Kompleksi (→ III): Substrat-enzim kompleksi, enzim ve substratın geçici olarak birleşmesiyle oluşan bir ara üründür. Konsantrasyonu, reaksiyonun başlangıcında hızla artar, bir tepe noktasına ulaşır ve substrat tükendikçe azalır (IV eğrisi gibi). Ancak bu şıkta substrat-enzim kompleksi, III eğrisi ile eşleştirilmiştir. III eğrisi, zamanla sabit kalan bir konsantrasyonu göstermektedir. Bu durum, reaksiyonun önemli bir bölümünde enzimin substrat ile doygun halde bulunduğu ve kompleks konsantrasyonunun bir 'sabit durum'a ulaştığı varsayımıyla açıklanmaya çalışılabilir. Ancak, reaksiyonun başından sonuna kadar tamamen sabit kalması beklenmez ve substrat tükendiğinde azalması gerekir. Standart olarak III eğrisi serbest enzim konsantrasyonunu, IV eğrisi ise substrat-enzim kompleksi konsantrasyonunu gösterir. Bu eşleştirme de standart yorumdan sapmaktadır.

D) Substrat → IV, Enzim → II, Substrat-Enzim Kompleksi → I, Ürün → III: Bu şıkta yapılan eşleştirmeler, enzim kinetiği prensipleriyle büyük ölçüde çelişmektedir. Hiçbir bileşenin davranışı grafikteki eğrilerle uyumlu değildir.

E) Substrat → IV, Enzim → III, Substrat-Enzim Kompleksi → II, Ürün → I: Bu şık, ürün (I) ve enzim (III) eşleştirmeleri açısından kısmen doğru görünse de, substratın (IV) geçici olması ve substrat-enzim kompleksinin (II) azalması hatalıdır. Bu nedenle bu şık da doğru değildir.

Soru 3.

İki buğday tanesinden birincisi olduğu gibi, ikincisi ise embriyosu çıkarılarak iki ayrı petri kabındaki nişastalı agardan oluşan besi ortamına yerleştirilmiş ve buğday tanesindeki enzimlerin aktive olması için üzerlerine ıslak pamuk konmuştur.

Belirli bir süre sonra petri kaplarının her birine lugol çözeltisi (nişastayla mavi renk veren ayıraç) konarak izlenmiş; birinci petri kabındaki besi ortamında, buğday tanesinde ve çevresindeki halka şeklinde bir alanda renk değişimi olmadığı, geri kalan alanın mavi renk aldığı; ikinci petri kabında ise besi ortamının tamamının ve buğday tanesinin mavi renk aldığı gözlenmiştir.

Bu sonuçlarla ilgili,

I. Embriyo sadece buğday tanesinde depolanmış olan nişastayı kullanabilir.

II. Enzimler canlının dışında da etkindir.

III. Nişastayı sindiren enzimler embriyoda bulunur.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(2003-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. I ve III
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

1. Sorunun Analizi ve Deney Düzeninin Anlaşılması

Bu deney, buğday tanesindeki nişasta sindirimi ve enzimlerin işlevi üzerine kurulmuştur. Deneyde iki farklı durum karşılaştırılmıştır:

Birinci Petri Kabı: Embriyosu sağlam (çıkarılmamış) bir buğday tanesi, nişastalı agar besi ortamına yerleştirilmiştir. Buğday tanesi, canlı embriyosu sayesinde çimlenme süreci için gerekli enzimleri üretebilir ve salgılayabilir.

İkinci Petri Kabı: Embriyosu çıkarılmış bir buğday tanesi, nişastalı agar besi ortamına yerleştirilmiştir. Embriyo, tohumun çimlenmesini başlatan ve depolanmış besinleri (nişasta gibi) sindiren enzimleri üreten kısımdır. Embriyo olmadan, tohumun bu sindirim kapasitesi sınırlı veya yoktur.

Her iki durumda da enzimlerin aktivasyonu için ıslak pamuk kullanılmış ve belirli bir süre sonra nişasta varlığını tespit etmek için Lugol çözeltisi (nişastayla mavi renk veren ayıraç) eklenmiştir. Mavi renk, nişastanın varlığını; renk değişimi olmaması ise nişastanın sindirildiğini (parçalandığını) gösterir.

2. Gözlemlerin Değerlendirilmesi

Birinci Petri Kabı (Embriyolu Buğday): Besi ortamının sadece buğday tanesinin ve çevresindeki halka şeklindeki bir alanın renk değiştirmediği (yani nişastanın sindirildiği), geri kalan kısmın mavi renk aldığı gözlenmiştir. Bu durum, embriyodan salgılanan enzimlerin hem buğday tanesinin kendi nişastasını hem de çevresindeki agardaki nişastayı sindirdiğini göstermektedir.

İkinci Petri Kabı (Embriyosuz Buğday): Hem besi ortamının tamamının hem de buğday tanesinin mavi renk aldığı gözlenmiştir. Bu durum, embriyo olmadığında buğday tanesinde ve çevresindeki ortamda nişastanın sindirilmediğini, dolayısıyla nişastayı sindirecek enzimlerin aktivitesinin olmadığını göstermektedir.

3. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Embriyo sadece buğday tanesinde depolanmış olan nişastayı kullanabilir.: Bu ifade yanlıştır. Birinci petri kabındaki gözlemde, embriyodan salgılanan enzimler sadece buğday tanesindeki nişastayı değil, aynı zamanda buğday tanesinin çevresindeki halka şeklindeki nişastalı agar ortamındaki nişastayı da sindirmiştir (renk değişimi olmaması). Bu durum, embriyonun veya enzimlerinin sadece tanenin kendi nişastasını değil, dışarıdaki nişastayı da kullanabileceğini gösterir. Embriyo, çimlenme sırasında kendi besinini kullanırken, dışarıdan da nişastayı parçalayabilir.

II. Enzimler canlının dışında da etkindir.: Bu ifade doğrudur. Birinci petri kabında, buğday tanesindeki embriyodan salgılanan enzimler, tanenin dışına (besi ortamına) yayılarak oradaki nişastayı da parçalamıştır. Bu, enzimlerin canlı hücrelerin dışına salgılandığında da biyokimyasal aktivitesini sürdürebildiğini açıkça göstermektedir. Bu, birçok sindirim enziminin özelliği olup, hücre dışında da işlev görebilirler.

III. Nişastayı sindiren enzimler embriyoda bulunur.: Bu ifade doğrudur. Deneyin birinci ve ikinci petri kabı arasındaki temel fark, embriyonun varlığı veya yokluğudur. Embriyosu olan birinci buğday tanesi nişastayı sindirebilirken, embriyosu olmayan ikinci buğday tanesi nişastayı sindirememiştir. Bu karşılaştırma, nişastayı sindiren enzimlerin üretiminden veya aktivasyonundan embriyonun sorumlu olduğunu (yani embriyoda bulunduğunu) kanıtlar.

4. Sonuç

Yukarıdaki değerlendirmelere göre, II ve III numaralı ifadeler doğrudur. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

Soru 4.

Aşağıdakilerden hangisi, bitkisel ve hayvansal hormonların ortak özelliği değildir?

(2008-Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS))

A. Az miktarlarının bile etkili olması
B. Hedef hücrelerde etkili olmaları
C. Özgün kimyasal yapıya sahip olmaları
D. Özelleşmiş bezler tarafından salgılanmaları
E. Sentezlendiği bölgeden farklı bölgeye taşınabilmeleri

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, bitkisel (fitohormonlar) ve hayvansal hormonların ortak özelliklerini anlamayı gerektirmektedir. Hormonlar, canlı organizmalarda hücreler arası iletişimi sağlayan ve çeşitli fizyolojik süreçleri düzenleyen kimyasal habercilerdir. Soruda bizden, bu iki hormon grubunun ortak olmayan bir özelliğini bulmamız istenmektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Az miktarlarının bile etkili olması: Hem bitkisel hem de hayvansal hormonlar, çok düşük konsantrasyonlarda bile hücreler üzerinde belirgin etkiler yaratabilirler. Bu, hormonların genel bir özelliğidir ve her iki canlı grubu için de ortaktır.

B) Hedef hücrelerde etkili olmaları: Hormonlar, kendilerine özgü reseptörleri bulunan spesifik hedef hücreler veya dokular üzerinde etki gösterirler. Bu reseptörler aracılığıyla sinyal iletimi başlatılır. Bu özellik de bitkisel ve hayvansal hormonlar için ortaktır.

C) Özgün kimyasal yapıya sahip olmaları: Her hormonun, hedef hücredeki reseptörüne spesifik olarak bağlanmasını sağlayan kendine özgü bir kimyasal yapısı vardır. Bu kimyasal özgüllük, her iki hormon tipinin de temel bir özelliğidir.

D) Özelleşmiş bezler tarafından salgılanmaları: Hayvansal hormonlar genellikle hipofiz, tiroid, böbrek üstü bezleri gibi özelleşmiş endokrin bezler tarafından üretilir ve salgılanır. Ancak bitkilerde, hormonlar (fitohormonlar) genellikle meristematik dokular, genç yapraklar, kök uçları veya gelişmekte olan tohumlar gibi belirli dokularda sentezlenir ve hayvanlardaki gibi 'özelleşmiş bez' yapıları bulunmaz. Dolayısıyla bu özellik, bitkisel ve hayvansal hormonların ortak bir özelliği değildir.

E) Sentezlendiği bölgeden farklı bölgeye taşınabilmeleri: Hem bitkisel hem de hayvansal hormonlar, sentezlendikleri bölgeden (kaynak) etki edecekleri hedef bölgeye taşınırlar. Hayvanlarda bu genellikle kan dolaşımı yoluyla olurken, bitkilerde ksilem, floem veya hücreden hücreye aktif taşıma gibi mekanizmalarla gerçekleşir. Bu, her iki hormon tipinin de ortak bir özelliğidir.

Soru 5.

Bazı hormonların sadece hedef hücrelerde tepki oluşturabilmeleri, hormonların aşağıda verilen özelliklerinden hangisiyle açıklanabilir?

(2010-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. Hücrede ilgili hormona özgü reseptörler olmasıyla
B. Hücrelere kan yoluyla taşınmalarıyla
C. Geri bildirim mekanizmasıyla miktarlarının dengede tutulmasıyla
D. Steroit bileşikler olmalarıyla
E. Her birinin farklı bir yapıya sahip olmasıyla

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

Hormonlar, kan yoluyla vücudun her yerine taşınmalarına rağmen, yalnızca belirli hücrelerde (hedef hücrelerde) tepki oluştururlar. Bunun nedeni, hücrelerin yalnızca belirli hormonlara yanıt veren özel reseptörlere sahip olmasıdır.

  • Hedef hücrelerin yüzeyinde veya içinde, sadece belirli hormonları tanıyıp bağlanan reseptörler bulunur.
  • Hormon-reseptör etkileşimi, hücre içinde bir biyokimyasal tepkime zinciri başlatarak hücrenin yanıt vermesini sağlar.
  • Eğer bir hücrede belirli bir hormona uygun reseptör yoksa, o hormon o hücre üzerinde herhangi bir etki oluşturamaz.

Soru 6.

Aşağıdaki hormon çiftlerinden hangisi, karşısında verilen işlevi gerçekleştirmez?

            Hormon Çifti                       İşlev

(2010-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A.    İnsülin-Glukagon                Kandaki glukoz miktarının düzenlenmesi
B.    Kalsitonin-Parathormon     Kandaki Ca++miktarının düzenlenmesi
C.    Prolaktin-Oksitosin            Meme bezlerinde süt üretilmesi ve salgılanması
D.    Kortizol-Lüteinleştirici        Kan basıncının düzenlenmesi hormon
E.    Östrojen-Progesteron        Menstrüal döngünün düzenlenmesi

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

Hormonlar, vücuttaki birçok fizyolojik süreci düzenler. Ancak bazı hormon çiftleri, verilen işlevi doğrudan yerine getirmez.

Kortizol: Böbreküstü bezlerinden salgılanan bir steroit hormondur. Metabolizma, stres yanıtı ve bağışıklık sistemi düzenlemesi gibi görevleri vardır. Kan basıncını dolaylı olarak etkileyebilir ancak temel işlevi bu değildir.

Lüteinleştirici Hormon (LH): Hipofiz bezinden salgılanır ve üreme sistemi ile ilişkilidir. Erkeklerde testosteron üretimini, kadınlarda ise ovulasyon (yumurtlama) ve progesteron salgısını kontrol eder. Kan basıncı ile doğrudan bir bağlantısı yoktur.

Bu nedenle Kortizol ve LH, kan basıncının düzenlenmesinde doğrudan görev almaz ve D şıkkı doğru cevaptır.

Soru 7.

İnsanda,

I. Kanda sodyum iyonlarının azalması,

II. Kanda protein yoğunluğunun azalması,

III. Plazma ozmotik basıncının artması

Durumlarının hangileri vasopressin (ADH) hormonu salgılanmasını uyarır?

(2011-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve II
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

Vasopressin (ADH), böbreklerden suyun geri emilmesini sağlayan ve vücudun su dengesini koruyan bir hormondur.

- Hipotalamus tarafından algılanan ozmotik basınç değişikliklerine bağlı olarak salgılanır.

- Eğer plazma ozmotik basıncı artarsa, ADH salgılanarak suyun geri emilimi artırılır ve idrar yoğunlaşır.

Şıkların Analizi
Durum Başlık Açıklama
I) Kanda sodyum iyonlarının azalması Hayır Sodyum iyonları azalırsa ozmotik basınç düşer, bu da ADH salgısını baskılar. ADH’nin temel görevi ozmotik basınç yüksek olduğunda devreye girmektir.
II) Kanda protein yoğunluğunun azalması Hayır Kandaki proteinler ozmotik basınca katkıda bulunur. Protein miktarı azalırsa ozmotik basınç düşer, bu durumda ADH salgısı azalır.
III) Plazma ozmotik basıncının artması Evet Ozmotik basınç arttığında, vücut daha fazla su tutarak dengeyi sağlamak için ADH salgısını artırır.

ADH salgısını uyaran temel faktör plazma ozmotik basıncının artmasıdır. Kanda sodyum ve protein yoğunluğu azalırsa, ozmotik basınç düşeceği için ADH salgısı baskılanır.

Soru 8.

Aşağıdaki hormonlardan hangisi karşısında verilen işlevi gerçekleştirmez?

       Hormon           İşlev

(MEBİ 06.01.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. Adrenalin    Akciğerlerdeki bronşların genişlemesi
B. Aldosteron  Böbrekten sodyumun geri emiliminin artması
C. Kalsitonin    Kemikten kana kalsiyum geçmesi
D. Kortizol        Amino asitlerden glikoz sentezlenmesi
E. Glukagon    Karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesi

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

Hormonlar ve İşlevleri

Soruda verilen hormonlar ve işlevleri eşleştirilmiş, ancak içlerinden biri yanlış verilmiştir. Şimdi her birini inceleyelim:


A) Adrenalin → Akciğerlerdeki bronşların genişlemesi

Doğru!

  • Adrenalin, sempatik sinir sistemini uyarır.
  • Bronşları genişleterek (bronkodilatasyon) solunumu kolaylaştırır.
    Bu ifade doğrudur.

B) Aldosteron → Böbrekten sodyumun geri emiliminin artması
Doğru!

  • Aldosteron, böbreklerdeki sodyum ve suyun geri emilimini artırır.
  • Kan basıncını yükseltir ve sıvı dengesini sağlar.
    Bu ifade doğrudur.

C) Kalsitonin → Kemikten kana kalsiyum geçmesi

Soru 9.

İnsanda böbrek üstü bezinin öz (medulla) ve kabuk (korteks) bölgesinden salgılanan kortizol ve adrenalin hormonlarının gerçekleştirdiği aşağıdaki işlevlerden hangisi ortaktır?

(2012-Lisans Yerleştirme Sınavı-2 (LYS2))

A. Metabolik hızı artırma
B. Kan basıncını artırma
C. Bağışıklık sistemini baskılama
D. Sindirim etkinliklerini azaltma
E. Kanda glikoz düzeyini artırma

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

Bu soru, endokrin sistem bilgisine dayanan bir kavram ve işlev eşleştirme sorusudur. Özellikle böbrek üstü bezi hormonlarının (kortizol ve adrenalin) görevlerini karşılaştırmayı gerektirir.

🧠 Kısaca Bilgi:

Böbrek üstü bezi (Adrenal bez):

Kabuk (korteks) bölgesinden → Kortizol gibi steroid hormonlar salgılanır.

Öz (medulla) bölgesinden → Adrenalin ve noradrenalin gibi amin hormonlar salgılanır.

🔬 Ortak Görevleri:

✅ Kortizol: Stres hormonudur. Glikoz üretimini artırır (glukoneogenez). Bağışıklık sistemini baskılar. Protein ve yağ metabolizmasını etkiler.

✅ Adrenalin: "Kaç ya da savaş" tepkisinde görev alır. Karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesini sağlar → Kandaki glikoz artar. Kalp atışını hızlandırır, kan basıncını artırır, sindirimi yavaşlatır.

🔍 Şık Analizi:

E) ✔ Her ikisi de kandaki glikozu artırır. Kortizol: Glukoneogenez Adrenalin: Glikojen yıkımı ✅

Her iki hormon da farklı mekanizmalarla olsa da kan şekeri seviyesini artırır. Bu, ortak görevleridir.

Soru 10.

Sağlıklı bir insanda kandaki kalsiyum miktarının düzenlenmesi sırasında;

I. Parathormonun kandaki seviyesinin artması,

II. Paratiroit bezinin uyarılması,

III. Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi,

IV. Kemiklerden kana kalsiyum geçişi

Olayları gerçekleşmektedir.

Bu olayların gerçekleşme sırasının doğru olması için hangi iki basamak yer değiştirmelidir?

(2013-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

A. I ile II
B. l ile ll
C. II ile III
D. II ile IV
E. III ile IV

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: B

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, sağlıklı bir insanda kandaki kalsiyum seviyesinin düşmesi durumunda meydana gelen olayların doğru sıralamasını bulmayı ve bu sıralamayı sağlamak için hangi iki basamağın yer değiştirmesi gerektiğini sormaktadır. Verilen olaylar, kalsiyumun düşmesine verilen tepki zincirini temsil etmektedir.

2. Kalsiyum Düzenlemesinin Doğru Sırası

Kandaki kalsiyum miktarının düşmesi durumunda fizyolojik olarak gerçekleşen olaylar zinciri şu şekildedir:

1. Uyaran: Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi. Bu durum, paratiroit bezleri tarafından algılanır. (Verilen olaylardan III)

2. Tepki Mekanizması: Düşen kalsiyum seviyesi, paratiroit bezlerini uyarır. (Verilen olaylardan II)

3. Hormon Salınımı: Uyarılan paratiroit bezleri, parathormon (PTH) salgısını artırarak kana verir. (Verilen olaylardan I)

4. Etki: Artan parathormon seviyesi, kemiklerden kana kalsiyum geçişini (kemik rezorpsiyonu) hızlandırır. Ayrıca böbreklerden kalsiyum geri emilimini artırır ve D vitamini sentezini aktive ederek bağırsaklardan kalsiyum emilimini dolaylı olarak artırır. Bu durum, kandaki kalsiyum seviyesini normale döndürmeyi amaçlar. (Verilen olaylardan IV)

Bu durumda, olayların doğru gerçekleşme sırası III → II → I → IV olmalıdır.

3. Şıkların Değerlendirilmesi

Verilen olayların başlangıçtaki sıralaması: I, II, III, IV.

A) I ile II yer değiştirirse: Sıralama: II, I, III, IV Açıklama: Bu sıralama yanlıştır. Çünkü “Paratiroit bezinin uyarılması” (II) olayı, “Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi” (III) olayından *sonra* gerçekleşmelidir. Ayrıca, en başta “Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi” (III) olayı yer almalıdır.

B) l ile ll yer değiştirirse (I ile II olarak varsayılmıştır): Sıralama: II, I, III, IV Açıklama: Bu şık, A şıkkı ile aynı sonucu verir ve yanlıştır. Doğru sıralamayı (III, II, I, IV) sağlamaz. “Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi” (III) ilk basamak olmalıdır.

C) II ile III yer değiştirirse: Sıralama: I, III, II, IV Açıklama: Bu sıralama yanlıştır. “Parathormonun kandaki seviyesinin artması” (I) olayı, “Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi” (III) olayından *sonra* gerçekleşmelidir. En başta III yer almalıdır.

D) II ile IV yer değiştirirse: Sıralama: I, IV, III, II Açıklama: Bu sıralama yanlıştır. Doğru sıralama III, II, I, IV olmalıdır. Bu şık, doğru fizyolojik akışı sağlamaz.

E) III ile IV yer değiştirirse: Sıralama: I, II, IV, III Açıklama: Bu sıralama yanlıştır. Doğru sıralama III, II, I, IV olmalıdır. Bu şık, doğru fizyolojik akışı sağlamaz.

4. Sonuç

Olayların doğru gerçekleşme sırası III, II, I, IV şeklindedir. Soruda verilen başlangıç sıralaması: I, II, III, IV

Bu başlangıç sıralamasından doğru sıralamayı (III, II, I, IV) elde etmek için I. basamak ile III. basamağın yer değiştirmesi gerekmektedir. Yani 'Parathormonun kandaki seviyesinin artması' ile 'Kanda kalsiyum miktarının normal seviyesinin altına düşmesi' olayları yer değiştirmelidir.

Ancak, verilen şıklarda 'I ile III' şeklinde bir seçenek bulunmamaktadır. Bu durumda, soru kökünde veya şıklarda bir hata olduğu düşünülmektedir. Verilen 'DOĞRU CEVAP' B olmasına rağmen, 'I ile II' (B şıkkının içeriği) olaylarının yer değiştirmesi, fizyolojik olarak doğru sıralamayı sağlamamaktadır (II, I, III, IV olur ki bu da yanlıştır).

Dolayısıyla, biyolojik gerçeklere göre doğru cevap seçenekler arasında yer almamaktadır. Ancak, talimat gereği doğru cevap 'B' olarak belirtilmiştir, bu durum bir hata içerse de açıklama, biyolojik doğrulara göre yapılmıştır.

Soru 11.

Hormonlar ve enzimlerle ilgili;

I. Protein yapılı olabilmeleri,

II. Hedef organda işlev görmeleri,

III. Endokrin bezler tarafından üretilerek kana salgılanmaları

Özelliklerinden hangileri ortaktır?

(2023-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız ll
C. I ve lll
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Soru, hormonlar ve enzimlerin yapısal ve işlevsel özelliklerini karşılaştırarak ortak olanları belirlememizi istemektedir. Her iki biyolojik molekül grubunun temel tanımlarını ve farklılıklarını göz önünde bulundurarak şıkları değerlendirmeliyiz.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Protein yapılı olabilmeleri:

Hormonlar: Evet, birçok hormon protein veya polipeptit yapılıdır (örneğin insülin, glukagon, büyüme hormonu). Ancak, steroid yapılı (östrojen, testosteron) veya amino asit türevi (tiroksin, adrenalin) hormonlar da mevcuttur. İfade 'protein yapılı olabilmeleri' olduğu için, hormonlar için bu özellik geçerlidir.

Enzimler: Enzimlerin büyük çoğunluğu protein yapılıdır. Ribozimler gibi RNA yapılı bazı istisnalar olsa da, genel kural olarak enzimler proteinlerdir. Dolayısıyla, enzimler için de bu özellik geçerlidir.

Ortaklık: Her ikisi de protein yapılı olabildiği için bu özellik ortaktır.

II. Hedef organda işlev görmeleri:

Hormonlar: Hormonlar, kan yoluyla taşınarak belirli reseptörlere sahip hedef hücrelere veya organlara ulaşır ve orada etki gösterirler. Örneğin, insülin karaciğer, kas ve yağ dokusunda etkilidir; bunlar insülinin hedef organlarıdır. Bu, hormonların temel çalışma prensibidir.

Enzimler: Enzimler, belirli kimyasal reaksiyonları katalizlerler ve bu reaksiyonlar, substratlarının bulunduğu yerde (hücre içinde veya ekstraselüler boşlukta) gerçekleşir. Sindirim enzimleri (örn. pepsin midede, tripsin ince bağırsakta) belirli organlarda işlev görür. Hücre içi metabolik enzimler ise hücrenin ait olduğu organda (örn. karaciğer hücresindeki enzimler karaciğerde) işlev görür. Ancak, hormonlardaki gibi 'kana salgılanıp uzaktaki bir hedef organı düzenleme' anlamında bir 'hedef organ' kavramı enzimler için geçerli değildir. Enzimler substratlarına özgüdür ve 'hedef organ'dan ziyade 'substratın bulunduğu yer' veya 'hücre içi kompartıman' daha doğru bir ifade olur. Bu nedenle, hormonların ve enzimlerin 'hedef organda işlev görme' biçimi ve anlamı farklılık gösterdiğinden, bu özellik ortak kabul edilmez.

Ortaklık: Bu özellik ortak değildir.

III. Endokrin bezler tarafından üretilerek kana salgılanmaları:

Hormonlar: Bu, hormonların en belirgin ve tanımlayıcı özelliklerinden biridir. Endokrin bezler (örn. tiroid, pankreas, hipofiz) hormonları doğrudan kana salgılayarak vücudun çeşitli bölgelerine taşınmasını sağlarlar.

Enzimler: Enzimler vücuttaki hemen hemen tüm canlı hücreler tarafından üretilir. Sindirim enzimleri gibi bazıları ekzokrin bezler (örn. pankreas, tükürük bezleri) tarafından üretilip kanal yoluyla ilgili ortama (örn. sindirim kanalı) salgılanırken, çoğu enzim hücre içinde kalır ve işlevini orada yerine getirir. Enzimlerin fonksiyonel olarak kana salgılanması genel bir durum değildir; kandaki enzimler genellikle hücre yıkımı veya doku hasarı ile ilişkilidir, normal işlevlerinin bir parçası değildir.

Ortaklık: Bu özellik ortak değildir; yalnızca hormonlara özgüdür.

3. Sonuç

Yukarıdaki değerlendirmeler sonucunda, sadece I. özelliğin (Protein yapılı olabilmeleri) hormonlar ve enzimler için ortak olduğu görülmektedir. Bu nedenle doğru cevap A şıkkıdır.

Soru 12.

İnsan vücudunda salgılanan;

I. İnsülin,

II. Adrenalin,

III. Glukagon

Hormonlarından hangileri kan glikoz düzeyini artırıcı yönde etki gösterir?

(2023-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve lI
E. ll ve lll

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, insan vücudunda kan glikoz düzeyini etkileyen temel hormonları ve bu hormonların kan şekerini artırıcı veya azaltıcı yöndeki etkilerini doğru bir şekilde bilmeyi gerektirmektedir. Bize verilen üç hormon (İnsülin, Adrenalin, Glukagon) arasından hangilerinin kan glikoz düzeyini artırıcı yönde etki gösterdiğini bulmamız istenmektedir.

2. Hormonların ve Şıkların Değerlendirilmesi

I. İnsülin: Pankreasın Langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonu, kan glikoz düzeyi yükseldiğinde salgılanır. Temel görevi, glikozun hücrelere (özellikle kas ve yağ hücreleri) girişini hızlandırarak ve karaciğerde glikojen sentezini (glikogenez) uyararak kan glikoz düzeyini düşürmektir. Bu nedenle, insülin kan glikozunu artırıcı değil, azaltıcı bir hormondur.

II. Adrenalin (Epinefrin): Böbrek üstü bezlerinin medulla (öz bölgesi) kısmından salgılanan adrenalin, stres, korku, heyecan veya fiziksel efor gibi durumlarda salgılanan bir 'savaş ya da kaç' hormonudur. Vücudu acil duruma hazırlamak için birçok etkiye sahiptir ve bunlardan biri de karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşümünü (glikojenoliz) hızlandırarak kan glikoz düzeyini artırmaktır.

III. Glukagon: Pankreasın Langerhans adacıklarındaki alfa hücrelerinden salgılanan glukagon hormonu, kan glikoz düzeyi düştüğünde salgılanır. Temel görevi, karaciğerde depolanan glikojenin glikoza parçalanmasını (glikojenoliz) ve proteinler ile yağlardan yeni glikoz sentezini (glikoneogenez) uyararak kan glikoz düzeyini artırmaktır. İnsülinin antagonistidir.

Şıkların İncelenmesi:

A) Yalnız I: İnsülin kan şekerini düşürdüğü için bu şık yanlıştır.

B) Yalnız II: Adrenalin kan şekerini artırır, ancak glukagon da artırır. Bu nedenle eksik bir yanıttır.

C) Yalnız III: Glukagon kan şekerini artırır, ancak adrenalin de artırır. Bu nedenle eksik bir yanıttır.

D) I ve II: İnsülin kan şekerini düşürdüğü için bu şık kesinlikle yanlıştır.

E) II ve III: Adrenalin ve Glukagon hormonlarının her ikisi de kan glikoz düzeyini artırıcı yönde etki gösterir. Bu şık doğrudur.

Soru 13.

İnsanda denetleyici ve düzenleyici sistemin bir parçasını oluşturan hormonal sistem ile ilgili,

I. Bir hormonun etki gösterebilmesi için tüm vücut hücrelerinde bağlanabileceği reseptörlerin bulunması gerekir.

II. Hormonlar salgılandıkları endokrin bezlerden vücut hücrelerine kan yoluyla taşınır.

III. Vücudun hormonal sistem aracılığıyla uyarılara karşı tepki verme hızı, sinir sistemi arcılığıyla verilene göre daha yavaştır.

Genellemelerinden hangileri doğrudur?

(2021-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız ll
C. I ve II
D. ll ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklama:

- Bu soru, insan vücudundaki hormonal sistemin işleyişi ve özellikleri hakkında bilgi soruyor.

- I. ifadede, bir hormonun etki gösterebilmesi için tüm vücut hücrelerinde bağlanabileceği reseptörlerin bulunması gerektiği belirtilmiş. Ancak bu doğru değil. Çünkü her hormon, sadece belirli hücrelerde etki gösterir ve bu hücrelerde o hormona özgü reseptörler bulunur. Yani, bir hormonun etki gösterebilmesi için tüm vücut hücrelerinde değil, sadece belirli hücrelerde reseptörlerin bulunması gerekir.

- II. ifadede, hormonların salgılandıkları endokrin bezlerden vücut hücrelerine kan yoluyla taşındığı belirtilmiş. Bu doğrudur. Hormonlar, salgılandıkları bezlerden kan dolaşımı aracılığıyla hedef hücrelere taşınırlar.

- III. ifadede, vücudun hormonal sistem aracılığıyla uyarılara karşı tepki verme hızının, sinir sistemi aracılığıyla verilene göre daha yavaş olduğu belirtilmiş. Bu da doğrudur. Çünkü sinir sistemi, elektriksel sinyaller aracılığıyla çok hızlı bir şekilde tepki verirken, hormonal sistemde hormonların kan dolaşımı aracılığıyla hedef hücrelere ulaşması ve etki göstermesi daha uzun zaman alır.

- Bu nedenle, doğru cevap II ve III ifadelerinin doğru olduğu D şıkkıdır.

Soru 14.

Aşağıdaki şekilde, insandaki bazı endokrin bezler numaralandırılmıştır.

Buna göre, vücuttaki bazı olaylar ve bunların gerçekleşmesinde görev alan endokrin bezler aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

(2013-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS))

A. Kan şekerinin düzenlenmesi → I,  İç salgı bezlerinin uyarılması → III,  Stres altında metabolizmanın hızlandırılması → II
B. Kan şekerinin düzenlenmesi → II,  İç salgı bezlerinin uyarılması → I,  Stres altında metabolizmanın hızlandırılması → III
C. Kan şekerinin düzenlenmesi → II,  İç salgı bezlerinin uyarılması → III,  Stres altında metabolizmanın hızlandırılması → I
D. Kan şekerinin düzenlenmesi → III,  İç salgı bezlerinin uyarılması → II,  Stres altında metabolizmanın hızlandırılması → I
E. Kan şekerinin düzenlenmesi → III,  İç salgı bezlerinin uyarılması → I,  Stres altında metabolizmanın hızlandırılması → II

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklama:

→ Bu soru, endokrin sistemle ilgilidir ve özellikle endokrin bezlerin vücuttaki rollerini anlama yeteneğinizi test eder.

→ I numaralı bez hipofiz bezidir ve vücuttaki diğer endokrin bezlerin çalışmasını düzenler. Yani, iç salgı bezlerinin uyarılması için hipofiz bezine ihtiyaç vardır.

→ II numaralı bez adrenal (böbreküstü) bezidir ve stres durumunda metabolizmayı hızlandırma işlevine sahiptir.

→ III numaralı bez pankreas bezidir ve insülin ve glukagon hormonlarını salgılar. Bu hormonlar kan şekerini düzenler.

→ Bu nedenle, E şıkkı doğru olanıdır. Kan şekerinin düzenlenmesi III numaralı bez (pankreas) tarafından, iç salgı bezlerinin uyarılması I numaralı bez (hipofiz) tarafından ve stres altında metabolizmanın hızlandırılması II numaralı bez (adrenal) tarafından gerçekleştirilir.

Soru 15.

Bir tiroit bezi rahatsızlığı olan Hashimoto hastalığına sahip insanlarda savunma sistemi, tiroit bezi hücrelerine karşı antikor üretir. Bu antikorlar zamanla tiroit bezi hücrelerini yıkmaya başlar.

Bu hastalığa sahip bir bireyde hastalığın ilerlediği dönemle ilgili,

I. Kanındaki tiroit uyarıcı hormon (TSH) seviyesi artmaya başlar.

II. Kanındaki tiroksin hormonu seviyesi aşırı artış gösterir.

III. Bireyin bazal metabolik hızında artış olması beklenir.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

(2019-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız III
C. I ve II
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklama:

1. Sorunun Konusu: Endokrin Sistem – Tiroit Bezi ve Otoimmün Hastalıklar (Hashimoto)

2. Sorunun Türü: Yorumlama ve nedensellik ilişkisi Hastalığın fizyolojik etkilerine göre hormon düzeylerini ve metabolizmayı sorgulayan kavramsal bilgi sorusu.

3. Kavramlar ve Açıklamalar: ???? Hashimoto Hastalığı Nedir? Bir otoimmün hastalıktır. Bağışıklık sistemi, tiroit bezine saldırır. Tiroit bezinin yapısı bozulur, tiroksin (T4) üretimi azalır. Vücut bu durumu dengelemek için TSH (Tiroit Uyarıcı Hormon) üretimini artırır (negatif geri bildirim).

4. Öncül Analizi:

I. Kanındaki TSH seviyesi artmaya başlar → ✅ Doğru Çünkü tiroksin azalınca, hipofiz bezi dengelemek için TSH üretimini artırır.

II. Kanındaki tiroksin hormonu seviyesi aşırı artış gösterir → ❌ Yanlış Tam tersi olur. Hashimoto’da tiroksin üretimi azalır çünkü bez hasar görür.

III. Bireyin bazal metabolik hızında artış olması beklenir → ❌ Yanlış Tiroksin azaldığı için bazal metabolizma hızı düşer, artmaz.

Doğru Cevap: A – Yalnız I

Soru 16.

Aşağıdaki tabloda bazı hormonlar ve bu hormonların etkileri karışık olarak verilmiştir.

Bu hormonların etkileri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

(MEBİ 02.04.2025 AYT Deneme Sınavı)

A. I → a, II → d,  III → b, IV → c
B. I → b, II → c,  III → a, IV → d
C. I → b, II → d,  III → a, IV → c
D. I → c, II → d,  III → b, IV → a
E. I → d, II → c,  III → b, IV → a

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklama:

Tablodaki hormonları ve etkilerini doğru eşleştirebilmek için her hormonun görevini ayrı ayrı değerlendirelim:

🧠 I. Kortizol → b Kortizol: Bir glukokortikoid hormonudur, böbreküstü bezinin kabuk kısmından (korteks) salgılanır. Görevi: Protein yıkımı sonucu oluşan amino asitlerden glikoz sentezlenmesini (glukoneogenez) sağlar. ✅ Doğru eşleşme: I → b

🦴 II. Kalsitonin → d Kalsitonin: Tiroid bezinden salgılanır. Görevi: Kandaki fazla kalsiyumun kemiğe geçmesini ve burada depolanmasını sağlar. ✅ Doğru eşleşme: II → d

🧂 III. Aldosteron → a Aldosteron: Böbreküstü bezinin korteks kısmından salgılanan bir mineralokortikoid hormondur. Görevi: Sodyumun böbreklerden geri emilimini artırır, böylece su da tutulur. ✅ Doğru eşleşme: III → a

💀 IV. Parathormon → c Parathormon (PTH): Paratiroid bezinden salgılanır. Görevi: Kandaki kalsiyum seviyesi düştüğünde, böbreklerden kalsiyum geri emilimini artırır. ✅ Doğru eşleşme: IV → c

Sonuç: I → b II → d III → a IV → c Doğru cevap: C şıkkı

Konu İle İlgili Sorular

Soru 1.

Zeynep, uzun süre aç kaldığı bir günün ardından kan şekerinin oldukça düşük olduğunu fark eder. Vücudu, kandaki şeker seviyesini tekrar normale döndürmek için bazı hormonları devreye sokar ve karaciğerdeki glikojenin parçalanmasını sağlayarak glikozu kana verir.

Zeynep’in kan şekerini yükseltmek için hangi hormon devreye girer? Bu hormonun etki mekanizmasını açıklayınız.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Açıklaması: Zeynep’in kan şekerini yükseltmek için glukagon hormonu devreye girer. Glukagon, pankreastaki alfa hücrelerinden salgılanarak karaciğerdeki glikojeni glikoza çevirir ve kana vererek kan şekerini yükseltir.


Soru 2.

Bez epiteli;

I. Tükürük

II. Göz Yaşı

III. Tiroksin

Salgılarından hangilerini üretebilir?

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve II
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E

Açıklaması: Bez epiteli salgı üreten epitel dokudur. Tükürük, ter, gözyaşı gibi dış salgılar, tiroksin ve insülin gibi hormonlar salgı epiteli tarafından salgılanır.


Soru 3.

Aşağıdaki hormonlardan hangisi diğerlerinden farklı bir endokrin bezden salgılanır?

A. Kalsitonin
B. Aldosteron
C. Adrenalin
D. Kortizol
E. Noradrenalin

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklaması: Kalsitonin hormonu tiroit bezinden salgılanır. Aldosteron, kortizol, adrenalin ve noradrenalin ise böbrek üstü bezlerinden kana verilir.


Soru 4.

Hormonların gereğinden az salgılanması durumunda ortaya çıkan hastalıklar ile ilgili;

   I. İnsülün ⇒ Şeker Hastalığı

   II. Aldosteron ⇒ Addison

   III. Tiroksin ⇒ Miksödema

Eşleştirmelerinden hangileri doğrudur?

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. II ve III
E. I, II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: E


Soru 5.

Bilgisayar başında üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasını heyecanla bekleyen Emre, kalp atışlarının hızlandığını ve soluk alışverişinin arttığını fark etmiştir. Bu durum, vücudundaki belirli bir hormonun etkisiyle ortaya çıkmıştır.

Buna göre bu hormonun fizyolojik etkileri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A. Bronşların genişlemesi ile solunum hızı artar.
B. Gözbebeği büyür.
C. Sindirim sistemi faaliyetleri azalır.
D. Karaciğerdeki glikozlar glikojene dönüşerek kan şekerini dengeler.
E. Böbrekler ve deriye kan götüren damarlar daralır.

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: D

Açıklaması:

1. Sorunun İçeriği / Ne Sorduğu

Soru, Emre'nin üniversite sınav sonuçlarını beklerken yaşadığı heyecan ve stresin yol açtığı fizyolojik tepkileri (kalp atışlarının hızlanması, soluk alışverişinin artması) açıklıyor. Bu durumun belirli bir hormonun etkisiyle ortaya çıktığını belirtiyor ve bu hormonun fizyolojik etkilerinden hangisinin yanlış olduğunu sormaktadır. Verilen belirtiler, vücudun 'savaş ya da kaç' tepkisini tetikleyen ve böbrek üstü bezinden salgılanan **adrenalin (epinefrin)** hormonunu işaret etmektedir. Bu hormon, vücudu acil durumlar için hızla hazırlar.

2. Doğru Cevabın Açıklaması

Doğru cevap D şıkkıdır. Adrenalin hormonu, vücudun acil durumlarda kullanabileceği enerji miktarını artırmak amacıyla kan şekerini yükseltir. Bunu yaparken, karaciğerdeki depolanmış glikojenin glikoza yıkımını (glikojenoliz) hızlandırır ve glikozun kana salınımını sağlar. Böylece kaslara ve beyne daha fazla enerji ulaşır. D şıkkında ise "Karaciğerdeki glikozlar glikojene dönüşerek kan şekerini dengeler" ifadesi yer almaktadır. Glikozun glikojene dönüşmesi (glikojenez) kan şekerini düşüren bir süreçtir ve genellikle insülin hormonu tarafından kontrol edilir. Adrenalin, kan şekerini düşürmek yerine *yükseltir*. Bu nedenle, D şıkkındaki ifade adrenalinin fizyolojik etkileriyle çelişmekte ve yanlıştır.

3. Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi

A) Bronşların genişlemesi ile solunum hızı artar: Adrenalin, solunum yollarındaki bronşları genişleterek (bronkodilatasyon) akciğerlere daha fazla oksijen girişini sağlar. Bu durum, artan enerji ihtiyacını karşılamak için solunum hızının artmasına yardımcı olur. Bu ifade doğru bir etkidir.

B) Gözbebeği büyür: Stres veya tehlike anında adrenalin, çevreyi daha iyi algılamak ve görsel uyarılara daha hızlı tepki vermek için göz bebeklerinin büyümesine (midriyazis) neden olur. Bu ifade doğru bir etkidir.

C) Sindirim sistemi faaliyetleri azalır: 'Savaş ya da kaç' tepkisi sırasında, vücut kaynakları (kan ve enerji) acil durumlar için daha kritik olan kaslara, kalbe ve beyne yönlendirilir. Bu nedenle, sindirim gibi acil olmayan sistemlerin faaliyetleri yavaşlatılır veya geçici olarak durdurulur. Bu ifade doğru bir etkidir.

E) Böbrekler ve deriye kan götüren damarlar daralır: Adrenalin, deriye, sindirim sistemine ve böbreklere giden kan damarlarını daraltarak (vazokonstriksiyon) kan akışını iskelet kasları, kalp ve beyin gibi acil durumlarda daha fazla kana ihtiyaç duyan organlara yönlendirir. Bu ifade doğru bir etkidir.


Soru 6.

Ahmet, şeker hastası olduğu için belirli zamanlarda dışarıdan insülin almak zorundadır. Ancak bazen insülin seviyesini yanlış ayarladığında baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissettiğini fark etmiştir.

Ahmet’in aldığı insülin miktarını yanlış ayarladığında yaşadığı baş dönmesi ve baygınlık hissinin nedeni nedir? Bu durumun tıbbi adı nedir?

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Açıklaması: Ahmet’in aldığı insülin miktarını fazla ayarlaması kandaki glikoz seviyesini aşırı derecede düşürür. Bu duruma hipoglisemi denir ve baş dönmesi, terleme ve baygınlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir.


Soru 7.

İnsan vücudunda salgılanan;

I. İnsülin,

II. Adrenalin,

III. Glukagon

Hormonlarından hangileri kan glikoz düzeyini artırıcı yönde etki gösterir?

(2023-YKS-Alan Yeterlilik Testleri (AYT))

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve lI
E. ll ve lll

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklaması:

1. Sorunun Analizi

Bu soru, insan vücudunda kan glikoz düzeyini etkileyen temel hormonları ve bu hormonların kan şekerini artırıcı veya azaltıcı yöndeki etkilerini doğru bir şekilde bilmeyi gerektirmektedir. Bize verilen üç hormon (İnsülin, Adrenalin, Glukagon) arasından hangilerinin kan glikoz düzeyini artırıcı yönde etki gösterdiğini bulmamız istenmektedir.

2. Hormonların ve Şıkların Değerlendirilmesi

I. İnsülin: Pankreasın Langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonu, kan glikoz düzeyi yükseldiğinde salgılanır. Temel görevi, glikozun hücrelere (özellikle kas ve yağ hücreleri) girişini hızlandırarak ve karaciğerde glikojen sentezini (glikogenez) uyararak kan glikoz düzeyini düşürmektir. Bu nedenle, insülin kan glikozunu artırıcı değil, azaltıcı bir hormondur.

II. Adrenalin (Epinefrin): Böbrek üstü bezlerinin medulla (öz bölgesi) kısmından salgılanan adrenalin, stres, korku, heyecan veya fiziksel efor gibi durumlarda salgılanan bir 'savaş ya da kaç' hormonudur. Vücudu acil duruma hazırlamak için birçok etkiye sahiptir ve bunlardan biri de karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşümünü (glikojenoliz) hızlandırarak kan glikoz düzeyini artırmaktır.

III. Glukagon: Pankreasın Langerhans adacıklarındaki alfa hücrelerinden salgılanan glukagon hormonu, kan glikoz düzeyi düştüğünde salgılanır. Temel görevi, karaciğerde depolanan glikojenin glikoza parçalanmasını (glikojenoliz) ve proteinler ile yağlardan yeni glikoz sentezini (glikoneogenez) uyararak kan glikoz düzeyini artırmaktır. İnsülinin antagonistidir.

Şıkların İncelenmesi:

A) Yalnız I: İnsülin kan şekerini düşürdüğü için bu şık yanlıştır.

B) Yalnız II: Adrenalin kan şekerini artırır, ancak glukagon da artırır. Bu nedenle eksik bir yanıttır.

C) Yalnız III: Glukagon kan şekerini artırır, ancak adrenalin de artırır. Bu nedenle eksik bir yanıttır.

D) I ve II: İnsülin kan şekerini düşürdüğü için bu şık kesinlikle yanlıştır.

E) II ve III: Adrenalin ve Glukagon hormonlarının her ikisi de kan glikoz düzeyini artırıcı yönde etki gösterir. Bu şık doğrudur.


Soru 8.

ACTH ve TSH hormonları ile ilgili olarak;

I. Hipofiz bezinin ön lobundan salgılanma,

II. Tiroksin üretimini uyararak metabolizmayı hızlandırma,

III. Kan şekerinin düşürülmesini sağlama

Özelliklerinden hangileri ortaktır?

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. I ve II
D. I ve III
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: A

Açıklaması: ACTH hipofizin ön lobundan salgılanır ve böbrek üstü bezinin kabuk kısmını uyarır. TSH hipofizin ön lobundan salgılanır, tiroit bezini uyarır ve buradan tiroksin salgılanmasını sağlar. Kan şekerinin artmasında ACTH etkili olur. Bu hormonun etkisiyle böbrek üstü bezinden kortizol salgılanır. Kortizol kan şekerinin artmasını sağlar.


Soru 9.

İnsanda,

I. Kanda sodyum iyonlarının azalması,

II. Kanda protein yoğunluğunun azalması,

III. Plazma ozmotik basıncının artması,

durumlarının hangileri vasopressin (ADH) hormonu salgılamasını uyarır? (ÖSYM Sorusu)

A. Yalnız I
B. Yalnız II
C. Yalnız III
D. I ve II
E. II ve III

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Doğru Cevap: C

Açıklaması:

  • Su miktarı azaldığı zaman kanın osmotik basıncı artar.
  • Hipotalamusta bulunan osmotik basınca duyarlı reseptörler uyarılır ve ADH salgılanır.
  • Boşaltım kanallarından suyun geri emilimi artıtılır.
  • Protein yoğunluğu ve sodyum iyonu miktarının azalması kanın osmotik basıncının azalmasına neden olur.
  • Susama için kandaki osmotik basıncın artması gerekir.


Soru 10.

Selin, son zamanlarda sık sık baş dönmesi, halsizlik ve odaklanma sorunları yaşamaktadır. Doktoru, kan testi sonucunda hipoglisemi (düşük kan şekeri) durumunda olduğunu tespit eder ve pankreasında insülin hormonunun fazla salgılandığını fark eder.

Selin’in yaşadığı baş dönmesi ve halsizliğin nedeni nedir? İnsülin hormonunun fazla salgılanması, kan şekerini nasıl etkiler ve vücut dengesinde ne gibi sonuçlar doğurur?

Doğru Cevap İçin Tıklayınız...

Açıklaması: Selin’in baş dönmesi ve halsizliği, insülin hormonunun fazla salgılanması nedeniyle kan şekerinin düşmesinden kaynaklanmaktadır. İnsülin hormonu, kan şekerini hücrelere taşıyarak düşürür; fazla salgılandığında ise kan şekeri aşırı düşerek hipoglisemiye yol açar. Bu durum, baş dönmesi, yorgunluk ve odaklanma sorunlarına neden olur.


BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

© Biyoloji Hikayesi. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım: Biyoloji Hikayesi
Dağıtım: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri 🔒