Konu Detayı Sayfası
Öğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri inceleYönerge: Metin ve görsellerden yararlanarak göz ve kulakta uyaranların elektrik sinyaline dönüştürülmesi ile fotoğraf makinesi ve mikrofonun çalışma biçimleri arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Cevap: Canlıların duyu organları ile bazı teknolojik cihazlar arasında çalışma biçimi bakımından benzerlik kurulabilir. Her ikisinde de çevreden gelen bir uyaran önce algılanır, ardından işlenebilecek bir elektriksel sinyale dönüştürülür.
Göz ile fotoğraf makinesi karşılaştırıldığında ışık her ikisinde de görüntünün oluşmasını sağlar. Gözde ışığı algılayan yapı retinadır. Retinadaki ışığa duyarlı hücreler, gelen ışığı elektriksel sinyallere dönüştürür ve bu sinyaller görme sinirleriyle beyne iletilir.
Dijital fotoğraf makinesinde ise ışık görüntü sensörü tarafından algılanır ve elektriksel sinyallere dönüştürülür. Böylece görüntü cihaz tarafından işlenebilir hâle gelir.
Kulak ile mikrofon karşılaştırıldığında ise her ikisi de ses dalgalarının oluşturduğu titreşimlerden yararlanır. Kulakta ses dalgaları önce kulak zarını titreştirir. Bu titreşimler orta kulaktaki kemikçikler aracılığıyla iç kulağa iletilir ve burada özel hücreler tarafından elektriksel sinyallere dönüştürülür.
Mikrofonda da ses dalgaları bir diyaframı titreştirir. Bu titreşimler daha sonra elektriksel sinyallere çevrilir.
Bu nedenle göz ile fotoğraf makinesi ve kulak ile mikrofon arasında, çevresel uyaranı algılama ve bu uyaranı elektriksel sinyale dönüştürme bakımından benzerlik bulunmaktadır.
Canlıların duyu organları ile teknolojik cihazlar aynı yapıya sahip değildir ancak çalışma ilkeleri arasında benzerlikler bulunur. Retina ile görüntü sensörü ışığı, kulaktaki duyu hücreleri ile mikrofon ise ses titreşimlerini algılayıp elektriksel sinyale dönüştürür. Böylece çevreden alınan bilgiler canlılarda sinir sistemi, teknolojik cihazlarda ise elektronik sistemler tarafından işlenebilir hâle gelir.
Öğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri inceleCanlılar yaşamları boyunca hem dış çevreden hem de iç ortamlarından gelen çok sayıda uyarana maruz kalır. Işık, ses, sıcaklık, dokunma, basınç, koku ve tatla ilişkili kimyasal maddeler bu uyaranlara örnektir. Hayvanlarda uyaranların nöronlarda oluşturduğu kimyasal ve elektriksel değişikliklere uyartı (impuls) denir.
Bir uyarana uygun tepkinin oluşabilmesi için uyaranın önce algılanması, sinir sisteminin kullanabileceği bir sinyale dönüştürülmesi, iletilmesi ve merkezî sinir sisteminde yorumlanması gerekir. Duyu organları bu sürecin başlangıcında görev yapan, özel duyu reseptörlerini (almaçları) bulunduran yapılardır.
Duyu reseptörleri her uyaranı aynı şekilde algılamaz. Yapıları ve duyarlı oldukları enerji türleri farklıdır. MEB 11. sınıf biyoloji kitabında duyu reseptörleri temel olarak mekanoreseptörler, kemoreseptörler, termoreseptörler, ağrı reseptörleri (nosiseptörler) ve elektromanyetik reseptörler şeklinde sınıflandırılır.
Dokunma, basınç, gerilme, hareket ve ses dalgaları gibi mekanik etkileri algılar. Derideki dokunma ve basınç reseptörleri ile kulaktaki işitme ve denge reseptörleri mekanoreseptörlere örnektir.
Kimyasal maddelere duyarlı reseptörlerdir. Burundaki koku reseptörleri ile dildeki tat reseptörleri bu gruptadır. Koku ve tat moleküllerinin reseptörleri uyarabilmesi için uygun sıvı ortamda çözünmesi gerekir.
Sıcaklık değişikliklerini algılar. Deride ve dilde bulunan termoreseptörler sıcak ve soğukla ilgili değişikliklerin algılanmasında görev yapar.
Doku hasarına yol açabilecek fiziksel veya kimyasal etkileri algılayan reseptörlerdir. Serbest sinir uçları yapısındadır. Aşırı sıcaklık, basınç, kimyasal maddeler, yaralanma ve iltihaplanma gibi durumlar bu reseptörleri uyarabilir.
Işık, elektrik ve manyetizma gibi elektromanyetik enerjiyle ilişkili değişimleri algılayan reseptörlerdir. İnsan gözündeki fotoreseptörler görünür ışığı algıladıkları için elektromanyetik reseptörlerin bir çeşididir. İnsanlar elektriksel ve manyetik alan değişimlerini doğrudan algılayamazken bazı hayvanlarda elektroreseptör veya manyetoreseptör olarak görev yapan özel reseptörler bulunabilir.
Reseptörler yapısal olarak özelleşmiş epitel hücreleri veya nöron biçiminde olabilir. Duyu epiteli yapısındaki reseptörler uyaranı algılar ve oluşan bilgiyi duyu nöronuna aktarır. Nöron yapısındaki reseptörler ise uyaranı doğrudan algılayıp merkezî sinir sistemine iletebilir.
Kitapta dil ve kulaktaki reseptörler duyu epiteli yapısında; göz, burun ve derideki reseptörler ise nöron yapısında değerlendirilir.
Sinir sisteminin temel hücresine nöron denir. Nöronlar uyarıları alır, elektriksel değişiklikler oluşturur ve bilgiyi başka nöronlara ya da kas ve salgı bezi gibi hedef yapılara aktarır. Bir nöronun üç temel bölümü hücre gövdesi, dendrit ve aksondur.
Çekirdek, sitoplazma ve organelleri içerir. Nöronların enerji gereksinimi yüksek olduğundan çok sayıda mitokondri bulunabilir. Sitoplazmada yer alan nörofibriller, nörona şekil verilmesine ve hücre içinde madde taşınmasına katkı sağlar.
Hücre gövdesinden çıkan kısa ve çok dallanmış uzantılardır. Diğer nöronlardan veya reseptörlerden gelen uyarıları alarak hücre gövdesine doğru iletir.
Hücre gövdesinden çıkan, genellikle dendritlerden daha uzun olan uzantıdır. Aksonun dallanarak genişlediği son bölümlerine akson ucu, burada bulunan bağlantı uçlarına ise sinaptik uçlar denir. Akson çapı arttıkça uyartının iletim hızı da artar.
Birçok nöronda aksonun çevresinde Schwann hücrelerinin oluşturduğu lipoprotein yapılı miyelin kılıf bulunur. Miyelin elektriksel yalıtım sağlayarak iletimi hızlandırır. Miyelin kılıfın kesintiye uğradığı bölgelere Ranvier boğumu denir.
Miyelinli nöronlarda aksiyon potansiyeli esas olarak Ranvier boğumlarında yenilenir. Uyartının bir boğumdan diğerine sıçrıyormuş gibi ilerlemesine atlamalı uyartı iletimi denir. Bu nedenle miyelinli nöronlarda iletim miyelinsiz nöronlara göre daha hızlıdır.
Bir nöronda uyartı oluşturabilen en düşük uyaran şiddetine eşik değer denir. Eşik değerin altındaki uyaranlar aksiyon potansiyeli oluşturmaz. Eşik değere ulaşan veya onu aşan uyaranlara tek bir nöron aynı büyüklükte cevap verir. Bu durum ya hep ya hiç yasası olarak adlandırılır.
Uyaran şiddetinin artması tek bir nörondaki uyartının büyüklüğünü artırmaz; ancak birim zamanda oluşan uyartı sayısını artırabilir. Çok sayıda nöron içeren sinir demetlerinde farklı nöronların eşik değerleri farklı olduğundan uyaran şiddeti arttıkça daha fazla nöron uyarılır ve toplam tepki kademeli olarak artar. Kitapta bu durum merdiven etkisi olarak adlandırılır.
Uyartının bulunmadığı dinlenme durumunda nöron zarının dış tarafı iç tarafa göre pozitif, iç tarafı ise negatif
Ücretsiz önizleme burada bitti
Asıl konu anlatımının ilk %30’unu okudunuz. Konu metninin devamını okumak ve etkinlik, performans görevi ile kontrol noktası çözümlerini görmek için abone olun.
Konu anlatımının tamamını açÖğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri inceleÖğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒