Konu Detayı Sayfası
► Çevremizde virüs, bakteri, mantar ve daha pek çok hastalık etkeni bulunmaktadır. Bu etkenlere Patojen (Hastalık Yapıcı) denir. Bu etkenlerin insan vücuduna girerek çoğalmalarına Enfeksiyon adı verilir.
► Hastalık yapan bu mikroorganizmaları, vücudun yabancı bir madde olarak tanımasına ve bunlara karşı kendini korumak ve savunmak için gösterdiği tepkiye Bağışıklık denir.
► Bağışıklığın oluşmasında etkili olan yapı ve organlara ise Bağışıklık Sistemi (İmmün Sistem) denir.
► İnsanda bağışıklık sistemini oluşturan ve vücudun değişik yerlerinde bulunan başlıca yapılar şunlardır.
- Lenf düğümleri
- Timüs bezi
- Dalak
- Kırmızı kemik iliği
- Karaciğer ve Bademcikler gibi yapılar
► Bağışıklığın oluşmasına neden olan; bakteri, virüs gibi mikroorganizmalar ile vücudun kalıtsal yapısına uymayan (kanserli hücreler, allerjenler gibi) diğer bütün maddeler Antijen olarak adlandırılır.
► Antijenler vücuda girdiğinde antikor oluşumuna neden olurlar.
► Antijen, vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi uyarılır ve özgül savunma proteinleri olan antikorlar üretilir.
► Örneğin; bakteriler, virüsler, mantarlar birer antijendir.
► Antijenlerin çoğu, protein ya da nükleik asit ve proteinlerle birleşmiş polisakkaritlerdir.
► Her antikor kendi yapısına uyan antijen ile birleşerek onu etkisiz hâle getirir. Buna antijen-antikor tepkisi denir.
► Antijen-antikor tepkimelerinin özgüllüğü, türler arasındaki akrabalık derecelerinin belirlenmesinde kullanılmaktadır.
► Bağışıklık sistemi hücreleri tarafından üretilen antikorlar, antijenlere özgüdür.
► Antijen - antikor tepkisi doku nakillerinde önemlidir.
► Doku nakillerinin başarılı olabilmesi için nakil yapılan dokudaki antijenlerin aktarıldıkları canlıdaki doku ile uyumlu olması gerekir.
► Vücuda uyumlu olmayan dokuların nakledilmesi durumunda bağışıklık sistemi tepki gösterir. Vücut, nakledilen dokudaki antijenlere karşı antikor oluşturur. Oluşan antikorlar antijenleri etkisiz hâle getirir ve doku nakli başarısız olur.

► Vücudumuz hastalık etkenlerine karşı kendini korumak ve savunmak için çeşitli Savunma Hatlarına sahiptir. Yani bağışıklık sisteminde çeşitli savunma mekanizmaları bulunur.
► Bu savunma mekanizmaları 2 gruba ayrılır.
1. Doğal Bağışıklık (Özgül Olmayan Bağışıklık)
2. Kazanılmış Bağışıklık (Özgül Olan Bağışıklık)

1. Doğal Bağışıklık (Özgül Olmayan Bağışıklık)
► Doğal bağışıklık doğuştan gelir.
► Canlının genetik özellikleri nedeniyle doğuştan sahip olduğu bağışıklığı ifade eder.
► Mikrop ayırt etmeksizin genel bir savunma yapılır.
► Doğal bağışıklığın aktif hale geçmesi için vücudun daha önce bir patojenle karşılaşmasına gerek yoktur.
► Herhangi bir enfeksiyon durumunda hemen aktif hale geçerek patojenin (hastalık yapıcı etken) vücuda girmesini engellemeye çalışır ya da patojeni yok eder.
► Ayrıca ileride oluşacak olan Kazanılmış Bağışıklık savunması için de bir temel oluşturur.
► Hastalık yapıcı etkenlere özgül olmayan bu mekanizmalar;
- Fiziksel engeller (burun, göz, deri gibi),
- Fagositoz yapan hücreler (makrofajlar gibi),
- Doğal katil hücreler,
- İnterferonlar,
- Kompleman sistemler,
- İltihaplanma ve ateşlenme (yangısal tepki)'dir.
► İnsanlar bazı hastalık etkenlerine karşı doğuştan dirençlidir ve bu direnç genlerle yeni nesillere aktarılır.
► Böylece bazı hastalıklara karşı doğuştan korunma sağlanır.
► Doğal bağışıklık türe ve ırka özgü olarak değişir.
► Örneğin, siyahi insanlar sarı humma hastalığına yakalanmazlar.
► Uçuk virüsü tavşanda öldürücü olmasına karşın insanda genel olarak ağız kenarında içi su dolu kabartıları oluşturur ve öldürücü değildir.
► Tavuk kolerası, sığır vebası gibi virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı insanlar doğal bağışıklığa sahiptir.
► Buna karşın insanlar için öldürücü olabilen kızamık, boğmaca, çocuk felci gibi hastalıklar da hayvanlarda görülmez.
► Doğal bağışıklıkta patojenler iki savunma hattı ile karşılaşır.
Bunlar;
- Savunmanın birinci hattı (fiziki engeller)
- Savunmanın ikinci hattıdır.
Savunmanın Birinci Hattı
► Hastalık etkeninin vücuda girişini engellerler.
► Patojenlerin vücuda girişini engelleyen mekanizmalar şunlardır:
- Deri
- Ter bezleri
- Tükürük
- Gözyaşı bezleri
- Midedeki HCl
- Safra sıvısı
- Burun ve bu yapıların salgıları ve salgılarda bulunan bazı enzimler etkili olur.
► Dış çevre ile temas eden bu organ ve yapılar, bir patojen ile karşılaştıklarında doğal olarak kendi sıvılarını salgılayarak bir bariyer oluştururlar. Böylece patojenlerin vücuda girişine engel olurlar.
► Antijenlerin yapısına ve türüne bağlı olmadan yapılan bu savunmada hastalık etkenlerinin vücuda girişi ağız, burun, mide, deri ve gözdeki salgılarla engellenir.
Deri: Deride bulunan ter ve yağ bezlerinin salgıları pH’ı düşürerek mikroorganizmaların yerleşmesini ve üremesini önler.
Solunum Yolu: Havadan solunum yoluyla alınan mikroorganizmalar, burun kılları ve soluk borusundaki hücrelerin oluşturduğu mukusla sarılarak (balgam gibi) dışarı atılır.
Gözyaşı: Gözyaşında bulunan lizozim enzimi, çevreden göze gelen mikroorganizmaları parçalar.
Mide Asiti ve Enzimler: Midedeki HCI ve enzimler, besinlerle vücuda giren mikroorganizmaları yok eder.
Tükürük: Gözyaşında olduğu gibi tükürükte bulunan lizozim enzimi, ağız yoluyla giren mikroorganizmaları öldürücü özelliktedir.
Savunmanın İkinci Hattı
► Savunmanın birinci hattını geçen mikroorganizmalar, ikinci savunma hattı ile karşılaşırlar.
► İkinci savunma hattını oluşturan yapılar vücudun iç kısmında bulunurlar.
Bu savunma hattında vücudu koruyan yapılar şunlardır:
- Fagositoz yapan hücreler,
- Doğal katil hücreler,
- Yangısal tepki (iltihaplanma)
- Vücut sıcaklığının yükselmesi,
- İnterferonlar
- Kompleman sistemlerdir.
Fagositoz Yapan Hücreler
► Bazı akyuvar hücreleri ve bağ dokunun makrofajları mikropları oluşturdukları yalancı ayaklarla fagositoz yaparak hücre içine alırlar.
► Besin kofulundaki mikrop lizozom enzimleri ile parçalanır ve etkisiz hale getirilir.
Vücudumuzda fagositoz yapan akyuvar hücreleri şunlardır:
- Kupfer hücreleri
- Makrofajlar
- Monositler
- Nötrofiller
- Eozinofillerdir.
► Kupfer hücreleri karaciğerde bulunan makrofaj grubundaki hücrelerdir.
► Monositler oluştuktan birkaç saat sonra makrofajlara dönüşürler.
► Bu makrofajların bazıları dokular arasında ve kanda dolaşırken, bazıları organlarda ve dokularda sürekli olarak kalır.
► Dalak, lenf düğümleri, karaciğerde, akciğerde ve sinir sisteminde (beyin ve omurilikte) fagositoz yapan bu makrofajlar sürekli bulunurlar.

Doğal Katil Hücreler
► Fagositoz yapmayan hücrelerdir. Lenfositlerin bir çeşididir.
► Bu hücreler vücudu dolaşarak patojenlerin enfekte ettiği hücreler ile kanserli hücreleri tanırlar.
► Salgıladıkları lizozim enzimi vb. maddelerle hücreleri ve virüsleri yok ederler.
► Doğal katil hücreler sahip oldukları reseptörler aracılığı ile yok edecekleri hücreleri tanırlar.
► Ayrıca doğal katil hücreler, doku ve organ reddinden sorumlu olan başlıca hücrelerdir.
Yangısal Tepki (İltihaplanma)
► Vücudun herhangi bir yerinde yaralanma ya da hasar oluşursa bu bölgede kızarıklık, şişlik, ısınma ya da ağrı oluşur. Bunların nedeni; iltihaplanma adı verilen yangısal tepkilerdir.
► Yaralı bölge küçükse bu etkiler sadece o bölgede görülür. Ancak büyük bir yaralanma ya da enfeksiyon varsa tüm vücuda dağılabilir.
Yangısal tepki oluşumunda sırasıyla şu olaylar görülür:
1. İlgili bölgede bazofiller ve mast hücreleri histamin adı verilen kimyasal uyarıcıları salgılar. Histamin damar geçirgenliğini arttırır. Böylece yaralı dokuya kan akışı hızlanır.
2. Kılcal damarlardaki sıvı ve akyuvarların damar dışındaki doku sıvısına geçmesi sağlanır.
3. Bununla birlikte aktifleşen makrofajlar ve diğer akyuvarlar salgıladıkları kimyasallar (sitokin gibi) ile
Ücretsiz önizleme burada bitti
Asıl konu anlatımının ilk %30’unu okudunuz. Konu metninin devamını okumak ve etkinlik, performans görevi ile kontrol noktası çözümlerini görmek için abone olun.
Konu anlatımının tamamını açKonuya Ait Çıkmış Sorular
Konu İle İlgili Çalışma Soruları
Aşağıda aktif ve pasif bağışıklığa ait bazı özelliklerin belirtildiği bir çalışma kâğıdı verilmiştir.

Buna göre çalışma kâğıdındaki özelliklerden hangisi yanlış işaretlenmiştir?
Doğru Cevap: A
Bağışıklık, vücudumuzun hastalıklara karşı direncidir ve aktif veya pasif yollarla kazanılabilir. Aktif bağışıklıkta vücut mikroplarla karşılaşarak veya aşı yoluyla kendi antikorlarını üretir ve hafıza hücreleri geliştirir. Pasif bağışıklık ise hazır antikorların dışarıdan alınmasıyla sağlanır, bu sayede vücut antikor üretmek zorunda kalmaz. Her iki tür de farklı mekanizmalarla koruma sağlar ama kalıcılıkları ve oluşum şekilleri farklıdır.
Bu soru, aktif ve pasif bağışıklık arasındaki temel farkları kavrama ve ayırt etme yeteneğinizi ölçüyor. Çalışma kağıdındaki ifadelerin hangi bağışıklık türüne ait olduğunu doğru bir şekilde eşleştirmelisiniz. Özellikleri iyi bilerek yanlış işaretleneni bulmanız gerekiyor.
I. "Bağışıklık belleği (hafıza hücreleri) oluşur." özelliği aktif bağışıklığa aittir, pasif bağışıklıkta hafıza hücreleri oluşmaz. Çalışma kağıdında pasif bağışıklık olarak işaretlenmesi yanlıştır.
II. "Vücudun kendi antikorlarını üretmesi sağlanır." ifadesi aktif bağışıklığın bir özelliğidir. Vücut hastalığı geçirdikten veya aşı olduktan sonra kendi antikorlarını üretir. İşaretleme doğrudur.
III. "Plasenta, anne sütü veya serum ile kazanılır." ifadesi pasif bağışıklığı açıklar. Bebek anneden plasenta veya sütle, hasta ise serumla hazır antikor alır. İşaretleme doğrudur.
IV. "B ve T lenfositleri görev alır." aktif bağışıklık tepkimesinde önemli rol oynayan hücrelerdir. Bu hücreler bağışıklık sistemimizin özgül savunmasında görevlidir. İşaretleme doğrudur.
V. "Kısa süreli bağışıklık sağlar." özelliği pasif bağışıklığa aittir. Dışarıdan alınan hazır antikorlar zamanla vücutta parçalandığı için kalıcı bir koruma sağlamaz. İşaretleme doğrudur.
A) I öncülünde bağışıklık belleğinin pasif bağışıklıkta oluştuğu belirtilmiştir ki bu yanlıştır. Bağışıklık belleği aktif bağışıklığın özelliğidir.
B) II öncülünde vücudun kendi antikorlarını üretmesinin aktif bağışıklığa ait olduğu doğru işaretlenmiştir.
C) III öncülünde plasenta, anne sütü veya serum ile kazanımın pasif bağışıklığa ait olduğu doğru işaretlenmiştir.
D) IV öncülünde B ve T lenfositlerinin aktif bağışıklıkta görev aldığı doğru işaretlenmiştir.
E) V öncülünde kısa süreli bağışıklığın pasif bağışıklığa ait olduğu doğru işaretlenmiştir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: A şıkkı.
Bağışıklığın sağlanmasında kullanılan aşı ve serum için aşağıdaki özelliklerden hangisi ortaktır?
Doğru Cevap: D
Vücudumuzun hastalıklara karşı kendisini koruma yeteneğine bağışıklık diyoruz. Bu bağışıklık doğal yollarla olabileceği gibi sonradan da kazanılabilir. Aşı ve serum, vücudumuzun dışarıdan destek alarak bu kazanılmış bağışıklığı edinmesine yardımcı olan iki önemli tıbbi yöntemdir. İkisi de bizi hastalıklara karşı korur ama bunu farklı mekanizmalarla yaparlar.
Bu soru, bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan aşı ve serum kavramlarını karşılaştırmaya dayalı bir bilgi ve kavrama sorusudur. Hangi özelliğin hem aşı hem de serum için ortak olduğunu bulmamızı istiyor. Bu tür sorularda her iki kavramın temel özelliklerini iyi bilmek ve şıklara göre eleme yapmak önemlidir.
Soru, herhangi bir öncül (I, II, III gibi) içermemektedir. Ancak soruda geçen "aşı" ve "serum" kavramları bizim için anahtar ifadelerdir. Aşının vücuda zayıflatılmış ya da ölü mikrop parçaları vererek aktif bağışıklık sağlaması, serumun ise doğrudan hazır antikor vererek pasif bağışıklık sağlaması temel farklardır.
A) Etkisinin kısa süreli olması: Bu özellik serum için doğrudur, çünkü hazır antikorlar zamanla tüketilir.
Ancak aşı, uzun süreli bir bağışıklık sağlar, bu yüzden ortak değildir.
B) İçinde antikor bulunması: Serumun içinde hazır antikorlar vardır.
Aşı ise antikor üretimini tetikleyecek antijenleri içerir, doğrudan antikor içermez. Ortak değil.
C) Sağlıklı bireylere uygulanması: Aşılar genellikle hastalığa yakalanmadan önce, yani sağlıklı bireylere koruyucu amaçla yapılır.
Serum ise genellikle hastalık durumunda veya acil korunma gerektiğinde uygulanır. Ortak değil.
D) Kazanılmış bağışıklık sağlaması: Hem aşı (aktif kazanılmış bağışıklık) hem de serum (pasif kazanılmış bağışıklık) vücudumuza sonradan kazandırılan bir bağışıklık türüdür.
Bu ikisi için de ortak bir özelliktir.
E) İçinde zayıflatılmış antijenlerin bulunması: Bu özellik aşı için geçerlidir; vücudu antikor üretmeye teşvik eden zayıflatılmış veya ölü mikropları (antijenleri) içerir.
Serumda ise antikorlar bulunur, antijenler değil. Ortak değil.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı. Aşı ve serum, vücudun hastalıklara karşı direnç kazanmasını sağlayan yöntemlerdir ve bu nedenle her ikisi de "kazanılmış bağışıklık" kategorisine girer.
İnsanın bağışıklık sistemi, hastalık etkenlerine karşı üç temel savunma hattıyla görev yapar.
Bu savunma hatları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Doğru Cevap: E
İnsan vücudu, hastalıklara karşı kendisini korumak için çok katmanlı bir savunma sistemine sahiptir. Bu sisteme bağışıklık sistemi diyoruz ve genellikle üç temel savunma hattıyla çalışır. İlk iki savunma hattı vücudun genel korumasını sağlarken, üçüncü hat daha özel ve hedefe yönelik bir savunma sunar. Bu hatlar birbirini tamamlayarak vücudu mikroplardan korur.
Bu soru, bağışıklık sisteminin savunma hatları hakkındaki temel bilgilerinizi ölçen, bilgi ağırlıklı bir sorudur. Savunma hatlarının özelliklerini ve hangi hattın hangi mekanizmaları içerdiğini doğru bilmeniz gerekiyor. Soruyu dikkatle okuyup hangi şıkkın yanlış olduğunu bulmalısınız.
Bu soruda öncüller yerine, bağışıklık sisteminin üç temel savunma hattı hakkındaki bilgilerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamız isteniyor. Bu nedenle her şıkkı, savunma hatlarının özelliklerini göz önünde bulundurarak dikkatlice değerlendirmeliyiz.
A) 1. savunma hattı doğal ve fizyolojik engellerden oluşur. Bu ifade doğrudur. Deri, mukus, gözyaşı, mide asidi gibi yapılar ve salgılar birinci savunma hattını oluşturur ve mikropların vücuda girişini engeller.
B) 2. savunma hattında fagositik hücreler ve doğal katil hücreler görev yapar. Bu ifade de doğrudur. Fagositoz yapan makrofajlar ve nötrofiller ile doğal katil hücreler, iltihaplanma tepkisi gibi mekanizmalarla ikinci savunma hattının önemli elemanlarıdır.
C) 3. savunma hattında hastalık etkenine özgü özellikler tanınarak diğerlerinden ayırt edilir. Bu ifade kesinlikle doğrudur. Üçüncü savunma hattı, yani kazanılmış bağışıklık, spesifik (özgül) savunmadır ve vücuda giren her farklı mikrobu tanıyıp ona özel tepki verir.
D) 1 ve 2. savunma hattı doğal, 3. savunma hattı kazanılmış bağışıklığı sağlar. Bu ifade de doğrudur. İlk iki savunma hattı, doğuştan gelen ve türe özgü, her türlü mikrobun girişine karşı etkili olan doğal (özgül olmayan) bağışıklığın bir parçasıdır. Üçüncü hat ise vücudun sonradan kazandığı, belirli bir mikroba karşı gelişen (özgül) bağışıklıktır.
E) B ve T lenfositler tarafından oluşturulan bağışıklık, savunmanın 2. hattını kapsar. Bu ifade yanlıştır. B ve T lenfositleri, bağışıklık sisteminin üçüncü savunma hattında, yani kazanılmış (özgül) bağışıklıkta görev alan özel hücrelerdir. İkinci savunma hattı ise doğal (özgül olmayan) bağışıklığın bir parçasıdır ve lenfositleri içermez.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: E şıkkı. B ve T lenfositleri üçüncü savunma hattının önemli elemanlarıdır, ikinci savunma hattının değil.
Bağışıklık sistemindeki
I. tükürük salgısında bulunan lizozim enziminin mikroorganizmalara etki etmesi,
II. lenfositlerin antijenleri etkisiz hâle getirmesi,
III. virüslerle enfekte olmuş hücrelerin interferon salgılaması
olaylarından hangileri doğal bağışıklığı sağlamaz?
Doğru Cevap: B
Vücudumuzun savunma sistemi, bizi hastalıklara neden olan mikroplardan korur. Bu sistemin iki ana kolu vardır: doğal (özgül olmayan) bağışıklık ve kazanılmış (özgül) bağışıklık. Doğal bağışıklık doğuştan gelir ve tüm mikroplara karşı genel bir savunma sağlarken, kazanılmış bağışıklık belirli bir mikrop türüne karşı sonradan gelişir ve o mikrobu tanıdığında daha hızlı ve güçlü tepki verir.
Bu soru, bağışıklık sisteminin farklı bileşenlerinin hangi bağışıklık türüne ait olduğunu bilginizi ölçüyor. Özellikle doğal ve kazanılmış bağışıklık arasındaki farkları kavramanız gerekiyor. Soruyu doğru çözmek için öncüllerdeki her bir olayın doğal mı yoksa kazanılmış bağışıklığın bir parçası mı olduğunu ayırt etmeniz önemli.
I. tükürük salgısında bulunan lizozim enziminin mikroorganizmalara etki etmesi: Tükürük, gözyaşı gibi salgılarımızda bulunan lizozim enzimi, mikroorganizmaların hücre duvarlarını parçalayarak onları yok eder. Bu, vücudumuzun dış savunma hatlarından biri olup, herhangi bir mikroba karşı özgül değildir, yani doğal bağışıklığın bir parçasıdır.
II. lenfositlerin antijenleri etkisiz hâle getirmesi: Lenfositler (B ve T lenfositleri), bağışıklık sistemimizin hafıza oluşturabilen ve belirli antijenlere karşı özgül tepki veren hücreleridir. Bu durum, kazanılmış (özgül) bağışıklığa aittir ve doğal bağışıklığı sağlamaz.
III. virüslerle enfekte olmuş hücrelerin interferon salgılaması: İnterferonlar, virüsle enfekte olmuş hücreler tarafından üretilen ve komşu hücreleri virüs enfeksiyonuna karşı uyaran proteinlerdir. Bu moleküller, virüs türünden bağımsız olarak genel bir savunma mekanizması olduğu için doğal bağışıklığın bir unsurudur.
A) Yalnız I: I. öncül doğal bağışıklığı sağlar, bu nedenle aradığımız "doğal bağışıklığı sağlamaz" durumuna uymaz.
B) Yalnız II: II. öncül, lenfositlerin antijenlere özgül tepki vermesi durumu kazanılmış bağışıklığın bir özelliğidir. Bu yüzden doğal bağışıklığı sağlamaz ve sorunun cevabı olabilir.
C) Yalnız III: III. öncül, interferon salgılanması doğal bağışıklığın bir parçasıdır, bu nedenle aradığımız duruma uymaz.
D) I ve II: I. öncül doğal bağışıklık olduğu için bu şık doğru değildir.
E) II ve III: III. öncül doğal bağışıklık olduğu için bu şık doğru değildir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: B şıkkı. Çünkü lenfositlerin antijenleri etkisiz hâle getirmesi, belirli mikroplara karşı gelişen kazanılmış bağışıklığın bir özelliğidir, doğal (özgül olmayan) bağışıklığın değil.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒