Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

Konu Detayı Sayfası

Bağışıklık (Savunma Sistemi)

AYT 11.Sınıf

İnsan Fizyolojisi

Dolaşım Sistemleri

18976

Bağışıklık (Savunma Sistemi)

► Çevremizde virüs, bakteri, mantar ve daha pek çok hastalık etkeni bulunmaktadır. Bu etkenlere Patojen (Hastalık Yapıcı) denir. Bu etkenlerin insan vücuduna girerek çoğalmalarına Enfeksiyon adı verilir.

► Hastalık yapan bu mikroorganizmaları, vücudun yabancı bir madde olarak tanımasına ve bunlara karşı kendini korumak ve savunmak için gösterdiği tepkiye Bağışıklık denir.

► Bağışıklığın oluşmasında etkili olan yapı ve organlara ise Bağışıklık Sistemi (İmmün Sistem) denir.

► İnsanda bağışıklık sistemini oluşturan ve vücudun değişik yerlerinde bulunan başlıca yapılar şunlardır.

- Lenf düğümleri

- Timüs bezi

- Dalak

- Kırmızı kemik iliği

- Karaciğer ve Bademcikler gibi yapılar

Antijen - Antikor Tepkisi

► Bağışıklığın oluşmasına neden olan; bakteri, virüs gibi mikroorganizmalar ile vücudun kalıtsal yapısına uymayan (kanserli hücreler, allerjenler gibi) diğer bütün maddeler Antijen olarak adlandırılır.

► Antijenler vücuda girdiğinde antikor oluşumuna neden olurlar.

► Antijen, vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi uyarılır ve özgül savunma proteinleri olan antikorlar üretilir.

► Örneğin; bakteriler, virüsler, mantarlar birer antijendir.

► Antijenlerin çoğu, protein ya da nükleik asit ve proteinlerle birleşmiş polisakkaritlerdir.

► Her antikor kendi yapısına uyan antijen ile birleşerek onu etkisiz hâle getirir. Buna antijen-antikor tepkisi denir.

► Antijen-antikor tepkimelerinin özgüllüğü, türler arasındaki akrabalık derecelerinin belirlenmesinde kullanılmaktadır.

► Bağışıklık sistemi hücreleri tarafından üretilen antikorlar, antijenlere özgüdür.

► Antijen - antikor tepkisi doku nakillerinde önemlidir.

► Doku nakillerinin başarılı olabilmesi için nakil yapılan dokudaki antijenlerin aktarıldıkları canlıdaki doku ile uyumlu olması gerekir.

► Vücuda uyumlu olmayan dokuların nakledilmesi durumunda bağışıklık sistemi tepki gösterir. Vücut, nakledilen dokudaki antijenlere karşı antikor oluşturur. Oluşan antikorlar antijenleri etkisiz hâle getirir ve doku nakli başarısız olur.

Bağışıklık Çeşitleri

► Vücudumuz hastalık etkenlerine karşı kendini korumak ve savunmak için çeşitli Savunma Hatlarına sahiptir. Yani bağışıklık sisteminde çeşitli savunma mekanizmaları bulunur.

► Bu savunma mekanizmaları 2 gruba ayrılır.

1. Doğal Bağışıklık (Özgül Olmayan Bağışıklık)

2. Kazanılmış Bağışıklık (Özgül Olan Bağışıklık)

Bağışıklık Tablosu

 

1. Doğal Bağışıklık (Özgül Olmayan Bağışıklık)

► Doğal bağışıklık doğuştan gelir.

► Canlının genetik özellikleri nedeniyle doğuştan sahip olduğu bağışıklığı ifade eder.

► Mikrop ayırt etmeksizin genel bir savunma yapılır.

► Doğal bağışıklığın aktif hale geçmesi için vücudun daha önce bir patojenle karşılaşmasına gerek yoktur.

► Herhangi bir enfeksiyon durumunda hemen aktif hale geçerek patojenin (hastalık yapıcı etken) vücuda girmesini engellemeye çalışır ya da patojeni yok eder.

► Ayrıca ileride oluşacak olan Kazanılmış Bağışıklık savunması için de bir temel oluşturur.

► Hastalık yapıcı etkenlere özgül olmayan bu mekanizmalar;

- Fiziksel engeller (burun, göz, deri gibi),

- Fagositoz yapan hücreler (makrofajlar gibi),

- Doğal katil hücreler,

- İnterferonlar,

- Kompleman sistemler,

- İltihaplanma ve ateşlenme (yangısal tepki)'dir.

► İnsanlar bazı hastalık etkenlerine karşı doğuştan dirençlidir ve bu direnç genlerle yeni nesillere aktarılır.

► Böylece bazı hastalıklara karşı doğuştan korunma sağlanır.

► Doğal bağışıklık türe ve ırka özgü olarak değişir.

Örneğin, siyahi insanlar sarı humma hastalığına yakalanmazlar.

Uçuk virüsü tavşanda öldürücü olmasına karşın insanda genel olarak ağız kenarında içi su dolu kabartıları oluşturur ve öldürücü değildir.

Tavuk kolerası, sığır vebası gibi virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı insanlar doğal bağışıklığa sahiptir.

► Buna karşın insanlar için öldürücü olabilen kızamık, boğmaca, çocuk felci gibi hastalıklar da hayvanlarda görülmez.

► Doğal bağışıklıkta patojenler iki savunma hattı ile karşılaşır.

Bunlar;

- Savunmanın birinci hattı (fiziki engeller)

- Savunmanın ikinci hattıdır.

Savunmanın Birinci Hattı

► Hastalık etkeninin vücuda girişini engellerler.

► Patojenlerin vücuda girişini engelleyen mekanizmalar şunlardır:

- Deri

- Ter bezleri

- Tükürük

- Gözyaşı bezleri

- Midedeki HCl

- Safra sıvısı

- Burun ve bu yapıların salgıları ve salgılarda bulunan bazı enzimler etkili olur.

► Dış çevre ile temas eden bu organ ve yapılar, bir patojen ile karşılaştıklarında doğal olarak kendi sıvılarını salgılayarak bir bariyer oluştururlar. Böylece patojenlerin vücuda girişine engel olurlar.

► Antijenlerin yapısına ve türüne bağlı olmadan yapılan bu savunmada hastalık etkenlerinin vücuda girişi ağız, burun, mide, deri ve gözdeki salgılarla engellenir.

Deri: Deride bulunan ter ve yağ bezlerinin salgıları pH’ı düşürerek mikroorganizmaların yerleşmesini ve üremesini önler.

Solunum Yolu: Havadan solunum yoluyla alınan mikroorganizmalar, burun kılları ve soluk borusundaki hücrelerin oluşturduğu mukusla sarılarak (balgam gibi) dışarı atılır.

Gözyaşı: Gözyaşında bulunan lizozim enzimi, çevreden göze gelen mikroorganizmaları parçalar.

Mide Asiti ve Enzimler: Midedeki HCI ve enzimler, besinlerle vücuda giren mikroorganizmaları yok eder.

Tükürük: Gözyaşında olduğu gibi tükürükte bulunan lizozim enzimi, ağız yoluyla giren mikroorganizmaları öldürücü özelliktedir.

Savunmanın İkinci Hattı

► Savunmanın birinci hattını geçen mikroorganizmalar, ikinci savunma hattı ile karşılaşırlar.

► İkinci savunma hattını oluşturan yapılar vücudun iç kısmında bulunurlar.

Bu savunma hattında vücudu koruyan yapılar şunlardır:

- Fagositoz yapan hücreler,

- Doğal katil hücreler,

- Yangısal tepki (iltihaplanma)

- Vücut sıcaklığının yükselmesi,

- İnterferonlar

- Kompleman sistemlerdir.

Fagositoz Yapan Hücreler

► Bazı akyuvar hücreleri ve bağ dokunun makrofajları mikropları oluşturdukları yalancı ayaklarla fagositoz yaparak hücre içine alırlar.

► Besin kofulundaki mikrop lizozom enzimleri ile parçalanır ve etkisiz hale getirilir.

Vücudumuzda fagositoz yapan akyuvar hücreleri şunlardır:

- Kupfer hücreleri

- Makrofajlar

- Monositler

- Nötrofiller

- Eozinofillerdir.

Kupfer hücreleri karaciğerde bulunan makrofaj grubundaki hücrelerdir.

► Monositler oluştuktan bir kaç saat sonra makrofajlara dönüşürler.

► Bu makrofajların bazıları dokular arasında ve kanda dolaşırken, bazıları organlarda ve dokularda sürekli olarak kalır.

► Dalak, lenf düğümleri, karaciğerde, akciğerde ve sinir sisteminde (beyin ve omurilikte) fagositoz yapan bu makrofajlar sürekli bulunurlar.

Doğal Katil Hücreler

► Fagositoz yapmayan hücrelerdir. Lenfositlerin bir çeşitidir.

► Bu hücreler vücudu dolaşarak patojenlerin enfekte ettiği hücreler ile kanserli hücreleri tanırlar.

► Salgıladıkları lizozim enzimi vb. maddelerle hücreleri ve virüsleri yok ederler. 

► Doğal katil hücreler sahip oldukları reseptörler aracılığı ile yok edecekleri hücreleri tanırlar.

► Ayrıca doğal katil hücreler, doku ve organ reddinden sorumlu olan başlıca hücrelerdir.

Yangısal Tepki (İltihaplanma)

► Vücudun herhangi bir yerinde yaralanma ya da hasar oluşursa bu bölgede kızarıklık, şişlik, ısınma ya da ağrı oluşur. Bunların nedeni; iltihaplanma adı verilen yangısal tepkilerdir.

► Yaralı bölge küçükse bu etkiler sadece o bölgede görülür. Ancak büyük bir yaralanma ya da enfeksiyon varsa tüm vücuda dağılabilir.

Yangısal tepki oluşumunda sırasıyla şu olaylar görülür:

1. İlgili bölgede bazofiller ve mast hücreleri histamin adı verilen kimyasal uyarıcıları salgılar. Histamin damar geçirgenliğini arttırır. Böylece yaralı dokuya kan akışı hızlanır.

2. Kılcal damarlardaki sıvı ve akyuvarların damar dışındaki doku sıvısına geçmesi sağlanır.

3. Bununla birlikte aktifleşen makrofajlar ve diğer akyuvarlar salgıladıkları kimyasallar (sitokin gibi) ile yaralı bölgedeki kan akışını hızlandırırlar. Böylece yaralı bölge kızarır, şişer ve sıcaklığı artar.

4. Yaralı bölgeye giden; makrofajlar, akyuvarlar ve antimikrobiyal moleküller burada yabancı hücreler ile savaşır.

5. Yaralı bölgede doku kalıntıları, ölü veya canlı patojenler ve akyuvarlar bulunan bir sıvı birikir. Buna irin adı verilir.

► Bazı akyuvarlar, pirojen adı verilen bir madde salgılayarak vücut sıcaklığının yükselmesine neden olur.

► Yaralanan dokuya geçen bazı akyuvarlar ise fagositozla mikroorganizmaları yok eder.

► Doku sıvısına geçen fibrinojen ve pıhtılaşmada rol oynayan diğer proteinler, pıhtı oluşturarak mikroorganizmaların sağlıklı dokulara yayılmasını engeller.

Vücut Sıcaklığının Yükselmesi (Ateşlenme)

► Vücut savunmasında enfeksiyonlara karşı bir diğer tepki de ateşin yükselmesidir.

► Çok yüksek ateş (40 - 43 oC) enzimlerin yapısını bozduğu için kişinin havale geçirmesine neden olur ve yaşamını tehdit eder.

► Orta şiddetteki ateş (38 - 39 oC) ise mikroorganizmaların çoğalmasını yavaşlatarak vücudun savunulmasını kolaylaştırır. Ayrıca fagositoz yapan hücreleri aktifleştirir.

► Vücuda giren patojenlerin toksinleri kana karıştığında hipotalamus uyarılır.

► Hipotalamus vücut ısısının kontrollü bir şekilde artışını düzenleyerek patojenlerin enzimlerinin çalışmasını engellemeyi amaçlar.

► Ateşlenme bir yangısal tepkidir.

İnterferonlar

► Doğal korunma yollarından biri de bazı hücrelerin interferon denilen antimikrobiyal proteinleri salgılamasıdır.

► İnterferon virüs ile enfekte olmuş hücreler tarafından üretilir.

► Bu moleküller sağlıklı olan komşu hücreleri uyararak virüse karşı önlem almalarını sağlar.

► İnterferonlar virüse özgü değildir. Bu nedenle özgül bağışıklık sağlamaz.

► Doğal katil hücrelerle bazı akyuvar çeşitleri de interferon salgılayabilir. Bu sayede fagositoz yapan hücreler uyarılır ve mikroplara karşı daha etkin savunma yapılır.

► İnterferon sağlıklı hücrelerin virüse karşı hazırlıklı olmasını, virüsün hücrelerde çoğalmasını önleyici mekanizmaları harekete geçirmesini sağlar. Virüsler diğer sağlıklı hücrelere yayılmayacağı için enfeksiyon biter.

Kompleman Sistem

► Kan plazmasındaki aktif olmayan proteinlerdir. Bu proteinler vücuda giren patojenlerin üzerinde taşınan moleküller ile aktifleşirler. Bu da genellikle patojenlerin parçalanmasıyla oluşan tepkimeler sonucunda olur.

► Kompleman sistem proteinleri; yangısal tepkide ve kazanılmış bağışıklıkta yardımcı yapılardır. Ayrıca kompleman sistemdeki bazı proteinler allerjik tepkilerde de etkili olur.

► Bu proteinlerin bazı çeşitleri mikropların zarlarını parçalarken bazıları mikropların birbirine yapışarak çökelmesini sağlar.

2. Kazanılmış Bağışıklık (Özgül Olan Bağışıklık)

► Doğumdan sonra birey yabancı antijenlerle karşılar.

► Birinci ve ikinci savunma hattını aşan mikroorganizmalar, üçüncü savunma hattında lenfosit adı verilen bağışıklık sistemi hücreleri ile karşılaşır.

► Özgül bağışıklık olarak tanımlanan bu savunmada; lenf düğümleri ve kırmızı kemik iliğinde üretilen ve antijenleri tanıma özelliğine sahip olan T ve B lenfositleri görev alır.

- T lenfositleri; hücresel bağışıklıkta,

- B lenfositleri ise humoral (sıvısal) bağışıklıkta görev alırlar.

► Lenfositler; kemik iliğindeki kök hücrelerin farklılaşması ile oluşurlar. Bu hücreler olgunlaştıkları yere göre adlandırılırlar. Buna göre;

- Olgunlaşmalarını fetüs döneminde karaciğerde, doğum sonrasında ise kemik iliğinde tamamlayan lenfositlere B Lenfositleri denir.

- Kemik iliğinde oluştuktan sonra timus bezine geçerek burada olgunlaşan lenfositlere ise T Lonfositleri denir.

► Olgunlaşan bu hücreler daha sonra dalak, bademcik gibi çeşitli lenf düğümlerine geçerler.

► B ve T lenfositleri genetik olarak antijenleri tanıma özelliğine sahip şekilde üretilirler.

► Antijen vücuda girdiğinde bu lenfositler çoğalmaya başlar.

► Bir kısmı antijen ile savaşan kısa ömürlü hücrelere dönüşür. Bir kısmı ise antijeni tanıyan hafıza (bellek) hücrelerine dönüşür. Bu olaya Birincil Bağışıklık (Birincil Tepki) denir. Birincil bağışıklıkta antijene verilen tepki yavaş ve uzun süreli olur.

Hafıza hücreleri; vücutta uzun süre kalan lenfositlerdir. Aynı hastalık etkeni ikinci kez vücuda girdiğinde hafıza hücreleri daha önce hafızasına kaydettiği için antijene karşı verilen tepki güçlü ve kısa sürede gerçekleşir. Buna İkincil Bağışıklık (İkincil Tepki) denir.

Humoral (Sıvısal) Bağışıklık

► B lenfositleri ve antikorlarla oluşturulan bağışıklığa denir.

Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında gerçekleşen savunma tepkilerini kapsar.

► Humoral bağışıklık denmesinin nedeni; antikorların kan plazması ve lenf sıvısı içinde bulunmasıdır.

Humoral bağışıklıkta, B lenfositleri antijenle temas ettiklerinde hızla bölünerek plazma hücrelerini oluşturur.

► Plazma hücreleri her antijene karşı özgül savunma proteinleri olan antikorları üretir.

► Üretilen antikorlar kan ve lenf sıvısıyla enfeksiyonlu bölgeye taşınarak antijenleri etkisiz hâle getirir.

► Antikorların; aglütinasyon (çökelme), patojenlerin fagositozunu kolaylaştırma ve toksinleri etkisiz hale getirme gibi fonksiyonları vardır.

► Antikorlar vücutta; dalak, lenf düğümleri ve kemik iliğinde üretilerek kan ve lenf sistemine salgılanırlar.

► Bazı B lenfositleri ise antijeni tanıyan bellek hücrelerine dönüşür ve uzun süre dolaşımda kalır.

► Antijen, ikinci kez vücuda girdiğinde ise hızla çoğalır ve onu etkisiz hâle getirir.

► Bu şekilde oluşan kalıcı bağışıklıkla bazı hastalıklara karşı ömür boyu korunma sağlanır.

► Kızamık, kabakulak gibi bazı çocukluk hastalıkları kalıcı bağışıklığa örnektir.

Hücresel Bağışıklık

► T lenfositleri ile sağlanan bağışıklıktır.

T lenfositleri antikor üretmez. Fagositoz yapmaz. Ancak sinyal moleküllerini sergileyen hücreyi, apoptozise (kontrollü hücre ölümü) yönlendirecek mekanizmaları başlatır. Böylece enfekte olmuş veya kanserleşmiş hücre yok edilir. Böylece T lenfositleri, doğrudan temas ederek antijeni yok ettiği için bu bağışıklığa hücresel bağışıklık denir.

► Salgıladıkları çeşitli kimyasallarla kanserli hücreleri ve çeşitli patojenleri yok ederler.

► Hücresel bağışıklıkta T lenfositleri bakteriler, mantarlar, parazitler, doku nakillerinde yabancı hücreler ve kanser hücreleriyle mücadelede etkinlik gösterir.

► Ayrıca T lenfositleri diğer lenfositleri de uyaran sitokin üretir.

► Aktive olan T lenfositleri çoğalır, bir kısmı hafıza hücrelerine dönüşür, bir kısmı ise antijen ile doğrudan birleşir.

Bağışıklığın Kazanılması

► Bağışıklık iki şekilde kazanılır.

1. Doğuştan Gelen Bağışıklık (Doğal = Kalıtsal Bağışıklık)

2. Sonradan Kazanılan Bağışıklık (Kazanılmış Bağışıklık)

1. Doğuştan Gelen Bağışıklık (Doğal = Kalıtsal Bağışıklık)

► Vücudun herhangi bir hastalık etkenine karşı doğuştan dirençli olmasıdır.

► Doğal bağışıklık savunmanın birinci ve ikinci hattını oluşturan yapılar tarafından sağlanır.

► Doğal bağışıklık; kalıtsaldır, türe ve ırka özgüdür.

2. Sonradan Kazanılan Bağışıklık (Kazanılmış Bağışıklık)

► Doğumdan sonraki dönemde hastalık etkenlerinin vücuda girmesi sonucu bağışıklık sisteminin uyarılması ve antikor üretilerek savunma oluşturulmasıdır.

► Dolayısıyla canlının doğumdan sonra bazı hastalıklara karşı sonradan edindiği bağışıklıktır.

► Kazanılmış bağışıklık iki şekilde ortaya çıkar. Bunlar;

- Aktif Bağışıklık

- Pasif bağışıklıktır.

Aktif Bağışıklık

► Vücuda giren antijenlere karşı B ve T lenfositlerinin savunma yapmasıdır.

► Aktif bağışıklık iki şekilde kazanılır.

- Hastalığı geçirerek

- Aşı yaptırarak

Hastalığın Geçirilmesi

► Su çiçeği, kızamık, kabakulak gibi hastalıkları genellikle hayatımız boyunca bir kez geçiririz.

► Bunun nedeni hastalık sırasında bazı lenfositlerin bellek hücrelere dönüşmesidir.

► Bağışıklık sistemi antijeni tanır ve özgül savunma proteinleri olan antikorlar üretilir.

► Aynı hastalık etkeni ile tekrar karşılaşıldığında çok hızlı bir şekilde oluşturulan antikorlar, antijenleri etkisiz hâle getirerek kişinin hastalanmasını önler ya da hastalık çok hafif geçirilir.

Aşılama

► Aşı, hastalık yapabilme yeteneği azaltılmış ya da yok edilmiş mikroorganizmaları ya da mikroorganizmaların toksinlerini içeren sıvıdır.

► Sağlıklı bireye yapılır. Koruyucudur. İçeriğinde antikor veya antitoksin bulunmaz.

► Aşıya karşı vücut antikor üretir. Aktif bağışıklanma yapar.

► Uzun süreli bağışıklık sağlar. Laboratuvarda hazırlanır. Kanda etkisini gösterir.

► Aşılama ile patojenin antijeni ya da toksini verilince bunlara karşı oluşan lenfositlerden bazıları hafıza hücrelerine dönüşür.

► Aşılanan kişi, hastalık etkeni ile ikinci kez karşılaşırsa hafıza hücreleri antikorların hızla üretilmesini sağlar.

► Her aşının süresi farklıdır. Bu süre bellek hücreleri tarafından belirlenir. Bağışıklığın silinmesini önlemek için belirli aralıklarla aşılama tekrarlanmalıdır.

Vücuda aşı verilmesi;

- Burundan damlatma veya püskürtme

- Deri altına enjekte etme

- Kas içine enjekte etme

- Ağızdan verme

- Doğrudan kana verme şeklindedir.

Aşılama

► Aşı, hastalanmadan önce korunma amaçlı uygulanır ve etkisi uzun sürelidir.

► Aşı ile bağışıklık sisteminin bellek hücreleri hastalık etkenini tanıyarak antijene özgü antikor üretir.

► Bu olay birincil bağışıklık olarak tanımlanır.

► Böylece hastalık çok hafif geçirilir ya da hiç görülmez.

► Bu olay da ikincil bağışıklık olarak bilinir.

► Kızamık, kabakulak, çocuk felci, hepatit gibi aşılar çocuklar için birincil bağışıklığı sağlamaya yönelik hazırlanmıştır.

► Ancak hastalık yapan mikroorganizmaların genetik yapılarının hızlı değişimi nedeniyle her bulaşıcı hastalık, aşılama ile önlenememektedir.

► Bu durum insan sağlığı için sürekli bir tehdit oluşturmaktadır.

► Örneğin, AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü için antijenik değişkenliği nedeniyle etkin bir aşı geliştirilememiştir.

► Grip hastalığının da etkeni virüstür. Her sene toplumda gribe neden olan virüs çeşidi farklılık gösterebileceğinden bu hastalıkla ilgili üretilen aşılar zaman içerisinde değiştirilmektedir.

Pasif Bağışıklık

► Hastalanmış kişilere başka bir canlının vücudunda geliştirilen antikorların hazır olarak verilmesidir. Bu yolla sağlanan bağışıklığa Pasif Bağışıklık denir.

► Hazır antikorlar bireye serum ile verilir. Serum; at ve sığır gibi hayvanların kanından elde edilebilir.

Serumun Elde Edilmesi

► Günümüzde biyoteknolojik yöntemlerle bakterilerde serum üretebilmektedir.

Serumun özellikleri şunlardır:

- Fibrinojensiz kan plazmasıdır.

- Antikor veya antitoksin içerir.

- Hastalık sırasında vücuda verilir.

- Tedavi edicidir.

- Kısa süreli pasif bağışıklık sağlar.

- Bağışıklık sistemini uyarmadığı için etkisi kısa sürer ancak etkisini kanda ve çabuk gösterir.

► Anne sütü içinde bulunan antikorlar da bebeği geçici bir süre hastalıklara karşı koruduğundan pasif bağışıklık olarak kabul edilir.

Antibiyotikler

► Antibiyotikler bağışıklık sağlamaz. Tedavi edicidir. Bakterilerin üremelerini ve protein sentezlerini durduran kimyasallardır. Virüslerin enzim sistemleri ve protein sentezleme mekanizmaları olmadığı için antibiyotiklerden etkilenmezler.

Aşı ile Serumun Karşılaştırılması
Aşı Serum
Sağlıklı bireylere uygulanır. Hasta bireylere verilir.
Bireye antijen enjekte edilir. Bireye antikor takviye edilir.
Genelde uzun süreli bağışıklık sağlar. Kısa süreli bağışıklık sağlar.
Aktif bağışıklık sağlar. Pasif bağışıklık sağlar.

Alerjilerde Bağışıklık Sisteminin Rolü

► Alerji, çok sık görülen bağışıklık sistemi rahatsızlığı olarak kabul edilir.

► Bağışıklık sistemimizin antijenlere karşı vücudumuzu koruduğunu öğrendiniz.

► Bazı durumlarda ise bağışıklık sistemi normalde vücut için zararlı olmayan yabancı bir antijeni de tehlikeli olarak görebilir ve aşırı tepki verir.

► Alerji olarak tanımlanan bu durumun ortaya çıkışında genetik yatkınlık ve çevresel faktörler önemli rol oynar. 

► Alerjiye neden olan antijenler, alerjen olarak tanımlanır.

► Vücut bu alerjenlere karşı antikor üretir ve onu yok etmeye çalışır.

► Vücudun alerjenlere karşı verdiği tepkiler arasında ciltte kabarıklıklar, kaşıntı, egzema, astım, saman nezlesi, konjoktivit gibi durumlar sayılabilir.

► Alerjenler solunum yolu, yiyecekler ve alerjenin deriden teması ile alınabilir.

► Alerjik tepkimelere yol açan maddeler kişiden kişiye değişebilir.

► Bunlar, penisilin ve sulfamid gibi bazı ilaçlar olabildiği gibi polen, bal, fındık, kivi, yumurta gibi besinler de olabilir.

► Alerjinin hangi maddeye karşı oluştuğunun belirlenebilmesi için deri testleri yapılır.

► Bazı alerjen maddelere karşı aşılar geliştirilmiştir.

Otoimmun Hastalıklar

► Bağışıklık elemanları bazı bozukluklardan dolayı, bireyin kendisine ait olan sağlıklı hücrelerini yabancı antijen olarak algılayıp saldırır.

► Bu durum doku ve organların tahrip olmasına bağlı olarak bazı işlevsel bozukluklara yol açar. Bunun sonucunda otoimmun hastalıklar çıkar.

► Bu hastalıklara; çölyak, eklem romatizması, multipl skleroz (MS) ve insüline bağlı diyabet örnek olarak verilebilir.

► Bu hastalıkların tedavisinde bağışıklık baskılayıcı kortizol içeren ilaçlar kullanılır.

2025 Yılı Basımlı Tutku Yayınları Kitabına Aittir.

4.BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

A. Aşağıda bulunan yapılandırılmış griddeki (yapılandırılmış kareleme) kutucuklarda dolaşım sistemiyle ilgili çeşitli terimler verilmiştir. Bu terimleri numaralandırılmış açıklamalardan uygun olanın altına yazınız.

1. Lökosit: Akyuvar

2. Kan pıhtılaşmasında etkili olan hücre: Trombosit

3. Hemoglobin içeren hücre: Alyuvar

4. Pıhtılaşma sonrası oluşan sarı sıvı: Serum

5. Hastalık yapıcı mikroorganizmaların vücutta çoğalması: Enfeksiyon

6. Kansızlık: Anemi

7. Doku reddinde görev yapan lenfositler: T lenfositleri

8. Antikor oluşturan lenfositler: B lenfositleri

B. Aşağıda verilen cümlelerdeki noktalı yerlere doğru sözcükleri/sözcük gruplarını yazınız.

1. B ve T lenfositleri bağışıklıkta etkilidir.

2. Kan ile hücreler arasındaki madde alışverişi kılcal damarlarda yapılır.

3. İnsanların kalbinde dört odacık bulunur.

4. Kanın damar dışında pıhtılaşmasına neden olan proteinler, fibrinojen ve protrombindir.

5. Vücuda giren mikroplara karşı üretilen protein yapılı bağışıklık maddesine antikor denir.

6. B lenfositler ve antikorlarla oluşturulan bağışıklığa humoral (sıvısal) bağışıklık denir.

7. Mikroorganizmaların enfekte ettiği dokuda yangısal tepki (iltihaplanma) oluşur.

8. Birinci savunma hattı ağız, burun, göz, mide, deri ve bunların salgılarından oluşur.

9. İnsan dolaşım sisteminde vücutta dolaşan sıvılar, kan ve lenf sıvılarıdır.

10. Kan damarları dıştan içe doğru bağ doku, düz kas ve epitel (endotel) dokudan oluşur.

2024 Yılı Basımlı Tuna Yayınları Kitabına Aittir.

4.BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

A. KLASİK SORULAR VE CEVAPLARI

1. Soru: Kalbin en dış katmanı olan perikartın çift katlı olmasının kalbe nasıl bir etkisi olduğunu kısaca açıklayınız.

Cevap: Perikartın iki katı arasında perikardiyal sıvı (lenf benzeri bir sıvı) bulunur. Bu sıvı, kalp çalışırken (kasılanıp gevşerken) oluşan sürtünmeyi en aza indirir. Böylece kalbin rahat çalışmasını sağlar ve aşınmasını önler.

2. Soru: Karıncıklar (sol ve sağ) kasıldığı zaman kan kalpte nereden nereye geçer?

Cevap:

1. Sağ Karıncık kasıldığında: Kirli kan Akciğer Atardamarına pompalanır.

2. Sol Karıncık kasıldığında: Temiz kan Aort damarına pompalanır.

(Not: Karıncıklar kasıldığında triküspit ve biküspit kapakçıklar kapanır, yarım ay kapakçıkları açılır.)

3. Soru: Büyük kan dolaşımı kalpten çıkıp, tekrar kalbe dönünceye kadar hangi yolu izler?

Cevap:

1. Sol Karıncık (Başlangıç - Temiz Kan)

2. Aort

3. Vücut (Doku ve Organ) Atardamarları

4. Doku Kılcalları (Madde alışverişi gerçekleşir, kan kirlenir)

5. Doku ve Organ Toplardamarları

6. Alt ve Üst Ana Toplardamar

7. Sağ Kulakçık (Bitiş - Kirli Kan)

B. DOĞRU / YANLIŞ SORULARI VE DÜZELTMELERİ

1. (D) Vücutta küçük kan dolaşımı sırasında oksijen açısından fakir kan akciğerde temizlenir.

2. (Y) Virüslerin genetik yapıları hızla değiştiğinden virütik hastalıklara karşı bağışıklık cevabı oluşturmak mümkün değildir.

Doğrusu: Bağışıklık sistemi virüslere karşı interferon ve antikor üreterek cevap oluşturur. Ancak virüs çok hızlı mutasyon geçirirse eski antikorlar etkisiz kalabilir (Grip virüsü gibi), fakat bu "bağışıklık cevabı oluşmaz" anlamına gelmez.

3. (D) Kanın pıhtılaşmasını sağlayan, çok küçük ve çekirdeksiz hücre parçacıklarına kan pulcukları (trombositler) denir.

4. (Y) Lenf damarları kandan süzülen maddeleri böbreklere iletir.

Doğrusu: Lenf damarları, doku sıvısının fazlasını toplayıp kalbe (dolaşım sistemine) geri kazandırır. Böbreğe götürmez.

5. (Y) Rh faktörünü kan plazmasında taşıyanların kan grubu Rh (+), Rh faktörünü taşımayanlarınki ise Rh (–) olarak adlandırılır.

Doğrusu: Rh faktörü (antijeni) plazmada değil, alyuvar zarında bulunur.

6. (D) Kalp krizi, kalbi besleyen damarların (koroner damarlar) daralıp tıkanması sonucu oluşur.

7. (D) T lenfositlerin rol aldığı bağışıklığa hücresel bağışıklık denir.

8. (Y) Kılcal damarların atardamar ucundaki kan basıncı, osmotik basınçtan düşüktür ve kan basıncı damar boyunca giderek artar.

Doğrusu: Atardamar ucunda Kan Basıncı > Osmotik Basınçtır (süzülme olur). Kan basıncı damar boyunca giderek azalır.

C. YAPILANDIRILMIŞ GRİD (Kavram Eşleştirme) CEVAPLARI

1. Kan hücreleridir?

Cevap: 7, 9, 11 (Akyuvarlar, Alyuvarlar, Trombositler)

2. Hastalığa yakalanarak geliştirilebilen bağışıklık çeşididir?

Cevap: 5 (Aktif bağışıklık)

3. Kalbi besleyen damarlardır?

Cevap: 12 (Koroner atardamar)

4. Kalbi oluşturan tabakalardır?

Cevap: 6, 13, 14 (Perikart, Endokart, Miyokart)

5. Kalbin kasılmasıdır?

Cevap: 1 (Sistol)

6. Kalbin gevşemesidir?

Cevap: 3 (Diastol)

7. Kalp kasında aksiyon potansiyeli başlatır?

Cevap: 4 (Sinoatrial düğüm / SA)

8. İnsan vücudundaki en büyük atardamardır?

Cevap: 10 (Aort)

9. Kalp atışını yavaşlatan sinirdir?

Cevap: 2 (Vagus)

10. His demetini uyaran özelleşmiş sinir düğümüdür?

Cevap: 8 (Atriyoventrikuler düğüm / AV)

Ç.

1. Sol akciğer atardamarı

2. Sol akciğer toplardamarı

3. Sol kulakçık

4. Yarımay kapakçıkları

5. Biküsbit kapakçıkları

6. Sol karıncık

7. Sağ karıncık

8. Yarımay kapakçıkları

9. Alt ana toplardamar

10. Triküsbit kapakçıkları

11. Sağ kulakçık

12. Sağ akciğer toplardamarı

13. Sağ akciğer atardamarı

14. Üst ana toplardamar

15. Aort

 

Konuya Ait Çıkmış Sorular

Soru 1.

İnsanda kazanılmış bağışıklık ve bu bağışıklıkta görev yapan hücrelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

(MEBİ 22.09.2025 AYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: D

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

İnsanda bağışıklık sistemi; vücudu mikroplardan koruyan önemli bir mekanizmadır. Kazanılmış bağışıklık, vücudun belirli patojenlere karşı özel olarak geliştirdiği savunmadır ve lenfosit hücreleri bu süreçte görev yapar. B ve T lenfositleri, farklı görevlerle vücudu korur. Bu sayede patojenlere karşı hızlı ve etkili bir koruma sağlanır.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru bilgi ve kavrama ağırlıklıdır. Öğrencilerin bağışıklık sistemi hücrelerini ve işlevlerini doğru anlamaları gerekir. Özellikle B ve T lenfositlerin fonksiyonları konusunda dikkatli olmaları gerekir.

🔍 Öncüllerin Analizi

Soru, kazanılmış bağışıklık ve bu bağışıklıkta görev yapan hücrelerin görevleri üzerine odaklanıyor.
B ve T lenfositlerin işlevlerine dair bilgiler sorgulanıyor.

✅ Şıkların Analizi

A) Kazanılmış bağışıklık, vücudun üçüncü savunma hattıdır. Bu doğru bir ifadedir.
B) Lenfositler, kemik iliğindeki kök hücrelerden üretilir. Burada doğru bilgi verilmiştir.
C) T lenfositlerin üzerindeki antijen reseptörleri, antijenleri tanır. Bu da doğru.
D) B lenfositlerin görevi antikor üretmektir; interferon salgılamak T hücreleri ve diğer bağışıklık hücrelerinin işi olduğu için bu yanlış bir bilgidir.
E) Hafıza hücreleri sayesinde aynı mikropla tekrar karşılaşıldığında daha hızlı yanıt verilir. Doğru bir bilgidir.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 2.

Bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesinde
I. hastalığa uygun olmayan antibiyotiklerin tercih edilmesi,
II. hekim önerisi dışında uygun olmayan dozda antibiyotik kullanılması,
III. hastalık belirtileri azaldığında önerilen kullanım süresi tamamlanmadan tedavinin yarıda kesilmesi
durumlarından hangileri etkilidir?

(MEBİ 20.04.2026 AYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: E

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Antibiyotikler bakterileri öldürmek ya da büyümelerini durdurmak için kullanılır. Ancak yanlış kullanıldıklarında bakteriler direnç kazanabilir. Bu direnç, tedavinin etkisiz kalmasına yol açar. Doğru antibiyotik seçimi, dozaj ve tedavi süresi direnç gelişimini önlemek için çok önemlidir.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru, konuyu anlama ve yorumlamaya dayalıdır. Öğrencinin antibiyotiklerin doğru kullanımının neden önemli olduğunu kavraması gerekiyor. Bu yüzden öncüllerde verilen durumların neden direnç gelişimine sebep olduğunu düşünmelidir.

🔍 Öncüllerin Analizi

I. Uygun olmayan antibiyotik kullanımı direnç gelişimine neden olur çünkü yanlış antibiyotik bakteriyi öldüremez ve bakteriler bu duruma adapte olabilir.
II. Doktor kontrolü olmadan yanlış dozda antibiyotik kullanmak da bakterilerin tamamen ölmemesini sağlar ve direnç gelişmesine yol açar.
III. Tedavi süresi yarıda kesilirse hastalık belirtileri azalabilir ama bakterilerin hepsi ölmez; bu da dirençli bakterilerin çoğalmasına sebep olur.

✅ Şıkların Analizi

A) Sadece I etkili demiş, oysa II ve III de önemli.
B) Yalnız III etkili demek yanlış çünkü I ve II de etkili.
C) I ve II etkili demiş ama III unutulmuş.
D) II ve III etkili demiş, I göz ardı edilmiş.
E) I, II ve III hepsinin etkili olduğunu doğru söylüyor.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: E şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 3.

Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sırasında bir bölgede difteri salgını görülmüş, bu salgının ardından 1940’lı yıllarda aynı patojenin neden olduğu ikinci bir difteri salgını yaşanmıştır. İlk salgın sırasında hastalığı geçirip iyileşen bireyler (K) ile difteri aşısı yapılan bireyler (L), ikinci salgında hastalığa yakalanmamıştır. İkinci salgın döneminde atlara hastalık etkeni kontrollü dozlarda verilmiş, bu hayvanlardan elde edilen antikor içeren serum, hastalığı ağır seyreden bireylerin (M) tedavisinde kullanılmıştır.
Buna göre K, L ve M gruplarının ikinci salgındaki bağışıklık çeşitleri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

(MEBİ 20.04.2026 AYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: B

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı korur. Bağışıklık iki şekilde olabilir: Aktif bağışıklık, vücudun kendi savunma hücreleriyle oluşturduğu uzun süreli korumadır. Pasif bağışıklık ise dışarıdan verilen antikorlarla sağlanır ve geçicidir. Aşılar vücudu hastalıkla tanıştırıp aktif bağışıklık yapar. Serum ile verilen antikorlar ise pasif bağışıklık sağlar.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru kavrama ve yorumlama türündedir. Öğrenci, farklı bağışıklık çeşitlerini bilip, verilen durumlarla eşleştirmelidir. Dikkat edilmesi gereken, bağışıklık türlerinin nasıl oluştuğudur.

🔍 Öncüllerin Analizi

K grubu: Hastalığı geçirip iyileşenler. Bu kişiler patojenle karşılaştığı için kendi bağışıklıklarını geliştirmişlerdir.
L grubu: Aşı yapılanlar. Vücut aşı sayesinde hastalık etkenini tanıyıp bağışıklık kazanmıştır.
M grubu: Atlardan alınan antikor içeren serum verilenler. Vücut kendi antikorunu üretmemiş, dışarıdan gelen antikorlarla korunmuştur.

✅ Şıkların Analizi

A) K - Aktif yanlış değil, L - Pasif yanlış çünkü aşı aktif bağışıklık yapar, M - Aktif yanlış çünkü serum pasif bağışıklıktır.
B) K - Aktif doğru, L - Aktif doğru, M - Pasif doğru. Tümü uygun şekilde eşleştirilmiş.
C) K - Pasif yanlış çünkü hastalık geçirip kendi bağışıklığını kazanmıştır. L ve M doğru ama K yanlış.
D) K ve L pasif demek yanlış, serum M için aktif demek yanlış.
E) L için pasif demek yanlış, serum için pasif doğru, hastalık geçiren K için aktif doğru ama L yanlış.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: B şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 4.

I. IgM ile yapılan savunma
II. Patojenlerin fagositozu
III. Gözyaşındaki lizozim ile yapılan savunma
IV. T lenfositlerle yapılan savunma
Yukarıdakilerden hangileri, vücudun yaptığı özgül savunma çeşitlerinden değildir?

(2014-Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS))

Doğru Cevap: D

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Bağışıklık ikiye ayrılır: özgül (adaptif) ve özgül olmayan (doğuştan). Özgül savunmada B ve T lenfositler görev yapar, antikorlar (Ig'ler) üretilir. Özgül olmayan savunmada ise deri, mukus, lizozim, fagositoz gibi genel korumalar vardır. Bu soruda hangilerinin özgül olmadığını ayırt etmemiz isteniyor.

🧠 Sorunun Türü

Öncül Analizi ağırlıklı. Dikkatinizi özgül (adaptif) ile özgül olmayan (doğuştan) savunmayı ayırt etmeye verin: Antikor ve T hücresi = özgül; fagositoz ve lizozim = özgül olmayan.

🔍 Öncüllerin Analizi

I. IgM ile yapılan savunma: IgM bir antikordur. B lenfosit kaynaklıdır ve özgül savunmadır.

II. Patojenlerin fagositozu: Nötrofil ve makrofajların yaptığı doğuştan (özgül olmayan) savunmadır.

III. Gözyaşındaki lizozim ile yapılan savunma: Enzimatik bir bariyerdir; özgül olmayan savunmadır.

IV. T lenfositlerle yapılan savunma: Hücresel bağışıklığın temelidir; özgül savunmadır.

✅ Şıkların Analizi

A) Yalnız II: II özgül değildir ama III de özgül değildir. Eksik.

B) Yalnız III: III özgül değildir ama II de özgül değildir. Eksik.

C) I ve II: I özgüldür, II özgül değildir. Karışık, yanlış.

D) II ve III: İkisi de özgül olmayan savunmadır. Doğru.

E) II, III ve IV: IV özgüldür; bu yüzden yanlış.

🎯 Sonuç

Doğru cevap: D

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.

Konu İle İlgili Çalışma Soruları

Soru 1.

Suçiçeği hastalığı etkeni ile iki farklı zamanda karşılaşan bir insanın kanındaki antikor düzeyi grafiği aşağıda gösterilmiştir.

Grafiğe göre,

I. Su çiçeği etkeni ile 1. karşılaşma sonucu bağışıklığı lenfositler sağlarken suçiçeği etkeni ile 2. karşılaşma sonucu bağışıklığı nötrofiller sağlamıştır.

II. İkincil bağışıklıkta antikor üretimi, birincil bağışıklığa göre daha kısa sürede gerçekleşmiştir.

III. Suçiçeği ile iki karşılaşma sonucunda da kandaki antikor miktarı bir süre sonra azalmaya başlar.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

Doğru Cevap: D

Grafikte, suçiçeği etkeniyle bir kişinin iki farklı zamanda karşılaşması sonucu kandaki antikor düzeyinin zamana göre değişimi gösterilmiştir. Bu grafik, birincil ve ikincil bağışıklık tepkilerini yansıtır.

🟢 1. karşılaşma → Birincil bağışıklık; Antikor üretimi geç başlar, yavaş artar, sonra azalır. Bellek B hücreleri oluşur.

🟢 2. karşılaşma → İkincil bağışıklık; Antikor üretimi hızlı başlar, daha çok antikor üretilir. Bellek hücreleri sayesinde bu yanıt daha güçlüdür.

Şimdi ifadeleri inceleyelim:

I. Su çiçeği etkeni ile 1. karşılaşma sonucu bağışıklığı lenfositler sağlarken, 2. karşılaşmada nötrofiller sağlamıştır. Yanlış. Her iki bağışıklık yanıtında da esas görevi lenfositler (özellikle B ve T hücreleri) yapar. Nötrofiller, doğuştan gelen bağışıklığın parçasıdır ve özgül olmayan savunma yaparlar. → Bu ifade yanlıştır.

II. İkincil bağışıklıkta antikor üretimi, birincil bağışıklığa göre daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Doğru. Grafik de bunu gösteriyor: 2. karşılaşmadan sonra antikor seviyesi daha hızlı yükseliyorİkincil yanıt hızlı ve güçlüdür.

III. Suçiçeği ile iki karşılaşma sonucunda da kandaki antikor miktarı bir süre sonra azalmaya başlar. Doğru. Her iki tepki sonrası da grafik tepe noktasından sonra düşüş gösteriyor. Bu, bağışıklık sisteminin normal düzenidir: enfeksiyon geçince antikor üretimi azalır.

Sonuç:

İfade Doğru / Yanlış
I ❌ Yanlış
II ✅ Doğru
III ✅ Doğru
Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 2.

Büyük dolaşımda böbreklerden geçen kılcal damarlardaki madde alışverişi ve basınç değişimleri grafikte gösterilmiştir.

Kanın akışı sırasında oksijen, besin ve hemoglobin miktarında meydana gelen değişim aşağıdakilerden hangisindeki gibidir?

Doğru Cevap: B

Kanın böbreklerdeki kılcal damarda ilerlemesi sırasında oksijen ve besin dokulara geçer. Bu maddelerin kandaki miktarı azalır. Hemoglobin alyuvarlarda bulunur. Dokuya alyuvar geçişi olmadığı için kandaki hemoglobin miktarında değişiklik olmaz.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 3.

Sağlıklı bir insanın kanında bir mikrop çoğalmaya başladığında, mikroba karşı vücutta bazı değişiklikler meydana gelir.

Aşağıdakilerden hangisi, vücudun savunmasına yönelik değişikliklerden değildir?

Doğru Cevap: D

Vücudun mikroplara karşı savunulmasında akyuvarlar ve makrofaj hücreleri görev yapar. İki hücre tipi de damarlardaki ve dokular arasındaki mikropları fagositozla yiyebilir. Mikrobik bir hastalık durumunda kandaki akyuvar sayısı hızla artar. Aynı zamanda mikroba karşı antikor üretilerek aktif bağışıklık sağlanır. Kan pulcukları, sadece kesilme anında, kanın pıhtılaşmasına yardım eder.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 4.

Aşağıda kan hücrelerinin görevleri verilmiştir.

I. Hemoglobin pigmenti yardımıyla solunum gazlarını taşır.

II. Yaralanma durumunda kanın pıhtılaşmasını sağlar.

III. Vücuda giren mikroplara karşı korunma sağlar.

Bu görevleri yapan kan hücreleri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir.

Doğru Cevap: B

Yapısında hemoglobin bulunan ve solunum gazlarını taşıyan kan hücresi çeşidi alyuvarlardır. Yaralanma durumunda kanın pıhtılaşmasını kan pulcukları sağlar. Akyuvar hücreleri ise vücuda giren mikropları yok ederek veya onlara karşı antikor üreterek vücut savunmasında görev yapar.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

iyzico ile Güvenli Öde - Visa - Mastercard

© Biyoloji Hikayesi. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım: Biyoloji Hikayesi
Dağıtım: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri 🔒