0 PDF indirme
Çözüm: Soruları verilen metin, grafik ve görsellerden yararlanarak cevaplayalım.
Canlı bileşenler: Ağaçlar, otlar ve diğer bitkiler; geyik ve diğer hayvanlar, kuşlar, uğur böceği, mantarlar ve görsellerde bulunan diğer canlılardır.
Cansız bileşenler: Su, toprak, kaya, hava, güneş ışığı ve ortamın sıcaklık gibi fiziksel özellikleridir.
Ekosistemdeki canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için cansız çevre faktörlerine ihtiyaç duyar. Bitkiler fotosentez yapabilmek için ışık, su ve karbondioksit kullanır. Hayvanlar suya, oksijene, uygun sıcaklığa ve besine ihtiyaç duyar.
Canlılar da içinde yaşadıkları çevreyi etkiler. Örneğin bitkiler toprağın korunmasına katkıda bulunur, canlıların solunum ve beslenme faaliyetleri madde döngülerine katılır.
Bu nedenle ekosistemin canlı ve cansız bileşenleri birbirleriyle sürekli etkileşim hâlindedir.
Su, ışık, hava veya toprak gibi önemli cansız bileşenlerden birinin ortadan kalkması ekosistemin işleyişini ciddi biçimde etkileyebilir.
Örneğin suyun ortadan kalkması durumunda bitkilerin fotosentez yapması ve canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi zorlaşır. Bitkilerin azalması, onlarla beslenen otçulların; otçulların azalması ise onları tüketen etçillerin sayısını etkileyebilir.
Sonuç olarak besin ilişkileri bozulabilir, popülasyonların büyüklüğü değişebilir ve bazı canlılar ortamdan uzaklaşabilir veya yaşamlarını sürdüremeyebilir.
Vaşak, kar ayakkabılı tavşanın avcılarından biridir. Vaşak sayısı çok azaldığında tavşanlar üzerindeki avlanma baskısı da azalır.
Bunun sonucunda, diğer çevresel koşullar uygun olduğu sürece kar ayakkabılı tavşan popülasyonunun birey sayısında artış beklenir.
Tavşan sayısının artması vaşaklar için daha fazla besin bulunması anlamına gelir. Bu durum bir süre sonra vaşak popülasyonunun artmasına katkı sağlar.
Vaşakların sayısı arttığında daha fazla tavşan avlanır ve tavşan popülasyonu yeniden azalır. Tavşanların azalmasıyla vaşakların besin miktarı da azalır ve bir süre sonra vaşak sayısı düşmeye başlar.
Tavşan popülasyonu yeniden toparlandığında vaşak sayısı da tekrar artar. Böylece av-avcı popülasyonları arasındaki döngüsel değişim devam eder.
a) Popülasyondan bireylerin ayrılıp başka popülasyonlara gitmesi dışa göç (emigrasyon) olarak adlandırılır.
b) Bir ortamda bulunabilecek ve yaşamını sürdürebilecek maksimum birey sayısına taşıma kapasitesi denir.
c) Doğumlar ve içe göç (immigrasyon) popülasyondaki birey sayısını artırır.
Besin zincirinin ilk trofik düzeyinde üreticiler bulunur. Bitki, fotosentez yaparak Güneş'ten aldığı ışık enerjisini organik besinlerde depolanan kimyasal enerjiye dönüştürür.
Ekosisteme giren enerjinin temel kaynağı Güneş'tir.
Bitki Güneş ışığını fotosentez sırasında kullanarak organik besin üretir ve enerjiyi kimyasal enerji olarak depolar.
Yaprak biti bitkiden, uğur böceği yaprak bitlerinden, kuş beslendiği canlılardan, yılan ise tükettiği diğer hayvanlardan enerji sağlar.
Bu nedenle tüketicilere ulaşan enerji, doğrudan veya dolaylı olarak üreticilerin Güneş'ten aldığı enerjiye dayanır.
Böcek ilacındaki parçalanması veya vücuttan uzaklaştırılması güç bazı maddeler, besin zincirinin bir basamağından diğerine aktarılabilir.
Tüketici canlılar yaşamları boyunca çok sayıda alt basamaktaki canlıyı tükettiği için bu maddelerin yoğunluğu üst trofik düzeylere doğru artabilir.
Görselde yılan besin zincirinin üst basamağında bulunduğundan biyolojik birikimin en fazla yılanda görülmesi beklenir.
Görseldeki beslenme ilişkilerinden oluşturulabilecek zincirlere göre sığırcık ve kurbağa belirgin ikincil tüketici örnekleridir. Bu canlılar, üreticilerle beslenen çekirge gibi birincil tüketicileri tüketebilir.
Ayrıca besin ağlarında bir canlı farklı besin zincirlerinde farklı trofik düzeylerde bulunabilir. Örneğin baykuş, tilki, yılan veya şahin beslendiği avın trofik düzeyine göre bazı zincirlerde ikincil, bazı zincirlerde ise daha üst düzey tüketici olabilir.
Bu sorularda ekosistemin biyotik ve abiyotik bileşenleri, av-avcı ilişkileri, popülasyon büyüklüğünü etkileyen faktörler, besin zincirinde enerji akışı ve biyolojik birikim birlikte değerlendirilmiştir.
Ekosistemin herhangi bir bileşeninde meydana gelen değişiklik, canlılar arasındaki ilişkileri ve dolayısıyla ekosistemin genel dengesini etkileyebilir.
Çözüm: Soruları verilen besin ağı, teraryum örneği ve ekolojik köy metninden yararlanarak cevaplayalım.
Besin zincirlerinde oklar, besin ve enerjinin aktarıldığı yönü gösterir. Bu nedenle ok, besin olan canlıdan onu tüketen canlıya doğru çizilir.
Çimen → Çekirge → Sığırcık → Baykuş
Enerji piramidinin basamakları:
Enerji piramidinin tabanından üst basamaklarına doğru çıkıldıkça bir sonraki trofik düzeye aktarılabilen enerji miktarı azalır.
Bunun nedeni, canlıların aldıkları enerjinin önemli bir bölümünü solunum, hareket, büyüme ve diğer yaşamsal faaliyetlerinde kullanması ve enerjinin bir bölümünün ısı olarak çevreye yayılmasıdır.
Ayrıştırıcılar, ölü canlı kalıntılarını ve organik atıkları parçalayarak bu maddelerin yapısındaki minerallerin yeniden çevreye kazandırılmasını sağlar.
Ayrıştırıcılar olmasaydı ölü organizmalar ve organik atıklar çevrede birikir, mineraller toprağa yeterince geri dönemezdi.
Bunun sonucunda bitkilerin kullanabileceği mineral miktarı azalır, üreticilerin gelişimi olumsuz etkilenir ve madde döngülerinde aksaklıklar oluşurdu. Üreticilerde meydana gelen azalma tüketicileri de etkileyerek ekosistemin dengesinin bozulmasına yol açabilirdi.
Kapalı teraryuma dışarıdan sürekli madde eklenmese de içeride bulunan su ve diğer maddeler çeşitli döngüler sayesinde tekrar tekrar kullanılabilir.
Teraryum tamamen enerjiye kapalı değildir. Pencereden gelen Güneş ışığı teraryuma enerji sağlar. Bitkiler bu ışığı kullanarak fotosentez yapar ve organik besin üretir.
Bitkilerin ve diğer canlıların solunumu sonucunda oluşan karbondioksit yeniden fotosentezde kullanılabilir. Ölü organik maddelerin ayrıştırılmasıyla mineraller toprağa geri kazandırılır.
Böylece teraryum içinde su, karbon ve mineral maddeler büyük ölçüde tekrar kullanılarak küçük bir ekosistem oluşturur.
Su döngüsü:
Topraktaki ve bitkilerdeki su buharlaşma ve terleme yoluyla havaya geçer. Su buharı teraryumun daha serin yüzeylerinde yoğuşarak su damlacıklarını oluşturur. Bu damlacıklar yeniden toprağa ulaşır ve bitkiler tarafından tekrar alınabilir.
Karbon döngüsü:
Bitkiler fotosentez sırasında karbondioksiti kullanarak organik besin üretir. Bitkiler ve teraryumdaki diğer canlılar solunum sırasında karbondioksiti tekrar ortama verir. Ölü canlıların ayrışması sırasında da karbonlu bileşiklerin bir bölümü yeniden çevreye kazandırılır.
Azot döngüsü:
Bitkiler toprakta bulunan kullanılabilir azotlu maddeleri kökleriyle alır ve bunları protein gibi organik moleküllerin yapısında kullanır. Bitki parçaları ve diğer organik maddeler öldüğünde ayrıştırıcılar tarafından parçalanır. Böylece azotlu maddeler tekrar toprağa kazandırılarak bitkilerin kullanımına sunulabilir.
Ücretsiz önizleme burada bitti
Bu içeriğin ilk %30'unu gördünüz. Tamamına erişmek için Öğrenci Plus veya Öğretmen Pro paketini seçebilirsiniz.
Tüm soruları ve cevapları açÖğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒