0 PDF indirme
Yönerge: Tatlı su tek hücrelilerinde kontraktil koful ile omurgalı böbreklerinin homeostazideki rollerini karşılaştırınız.
Cevap: Her iki yapı da organizmada su dengesinin korunmasına katkı sağlar ve fazla suyun uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
Kontraktil koful tek hücreli canlıda hücre içine ozmozla giren fazla suyu doğrudan dışarı atar. Böbrekler ise çok hücreli omurgalılarda kanı süzer; suyun yanı sıra elektrolitleri, pH'ı ve azotlu atıkları da düzenler.
Dolayısıyla benzerlikleri su dengesine katkı sağlamaları, temel farklılıkları ise böbreklerin çok daha kapsamlı bir homeostatik düzenleme yapmasıdır.
Cevap: Tatlı su ortamı hücre içine göre hipotoniktir. Bu nedenle su, ozmozla sürekli hücre içine girer. Kontraktil koful fazla suyu dışarı atarak hücrenin aşırı şişmesini ve parçalanmasını önler.
Bu özellik, canlının tatlı su ortamında yaşamını sürdürebilmesini sağlayan bir uyum özelliği olup hücre içi su dengesinin, yani homeostazinin korunmasına hizmet eder.
Cevap: Kontraktil kofullar çalışmazsa hücre içine giren fazla su uzaklaştırılamaz. Hücre şişer ve ileri durumda parçalanabilir.
Böbrek yetmezliğinde de vücut sıvıları, elektrolitler ve atık maddeler yeterince düzenlenemez. Her iki durumda ortak sonuç, homeostatik dengenin bozulmasıdır; ancak öglenada sorun tek hücre düzeyinde, memelide ise tüm organizmayı etkileyen sistem düzeyinde ortaya çıkar.
Cevap: Tek hücreli bir canlıda homeostatik düzenleme aynı hücre içindeki organellerle yürütülür. Çok hücreli omurgalılarda ise farklı organ ve sistemler uzmanlaşmıştır.
Böbreklerin suyla birlikte tuz, pH ve azotlu atıkları da düzenlemesi, organizma karmaşıklığı arttıkça homeostazinin de daha özelleşmiş ve eş güdümlü sistemlerle yürütüldüğünü gösterir.
Cevap: Su kirliliği ortamın iyon ve çözünen madde derişimini değiştirebilir; toksik maddeler hücresel yapıları ve enerji üretimini de bozabilir. Böylece hücreye giren su miktarı değişebilir veya kontraktil kofulun kasılıp gevşeme işlevi aksayabilir.
Homeostatik dengeyi koruyamayan bireylerin yaşama ve çoğalma başarısı azalabilir. Bu durum uzun vadede popülasyon büyüklüğünü ve ekosistemdeki tür ilişkilerini de etkileyebilir.
Canlıların yapısal karmaşıklığı farklı olsa da yaşamın sürdürülmesi için su ve iyon dengesinin korunması gerekir. Tek hücreliler bunu hücresel yapılarla, omurgalılar ise özelleşmiş organ sistemleriyle gerçekleştirir.
Yönerge: Verilen idrar ölçümlerini su dengesi ve böbreklerin homeostatik işlevi açısından değerlendiriniz.
| Zaman (saat) | Toplanan idrar (ml) |
|---|---|
| 0 | 50 |
| 1 | 50 |
| 2 | 50 |
| 3 | 250 |
| 4 | 430 |
| 5 | 210 |
| 6 | 120 |
| 7 | 80 |
| 8 | 50 |
Ölçümlerin başlamasından 2 saat sonra 1 litre su içilmiştir.
Doğru cevap: D) III ve IV
I yapılabilir; en yüksek idrar miktarı su içildikten sonraki ikinci saatte, yani 4. saatte görülmektedir. II de yapılabilir; bu noktadan sonra idrar miktarı giderek azalmaktadır.
III ve IV ise ölçülmemiş karşıt durumlara ilişkin varsayımlardır. Tablodan, kişi hiç su içmeseydi her saat kesin olarak 50 ml idrar oluşturacağı ya da daha fazla su içseydi 3. saatte kesin olarak daha fazla idrar oluşacağı sonucuna ulaşılamaz.
Cevap: İçilen suyun sindirim kanalından emilip kana geçmesi ve böbrekler tarafından süzülerek idrar oluşumunu artırması zaman alır. Bu nedenle su alımının böbreklerdeki etkisi hemen en yüksek düzeye ulaşmaz.
3. saatte artış başlamış, 4. saatte ise kandaki fazla suyun uzaklaştırılması daha belirgin hâle gelmiştir.
Cevap: Su içildikten sonra kanın su içeriği artar ve ozmotik denge değişir. Vücut fazla suyu böbrekler aracılığıyla uzaklaştırır; ADH etkisinin azalması suyun geri emilimini azaltarak idrar miktarını artırır.
Fazla su uzaklaştırıldıkça kanın su ve ozmotik dengesi normale yaklaşır. Bu kez su kaybını artıran yanıt zayıflar ve idrar miktarı tekrar başlangıç düzeyine döner. Bu süreç negatif geri bildirim ile homeostazinin yeniden kurulmasına örnektir.
Yönerge: Günlük su alımı ve kaybı verilerini kullanarak dolaşım ve boşaltım sistemlerinin eş güdümlü çalışmasını açıklayınız.
| Su alımı | Günlük hacim (cm³) | Su kaybı | Günlük hacim (cm³) |
|---|---|---|---|
| Yiyeceklerle | 1000 | İdrar | 1500 |
| İçeceklerle | 1640 | Solunum | 500 |
| Metabolik su | 360 | Terleme | 500 |
| Dışkı | 100 |
Doğru cevap: D
İçeceklerle alınan su 1640 cm³, idrarla kaybedilen su 1500 cm³'tür. Bu nedenle “İçeceklerle alınan su miktarı idrarla atılandan azdır.” çıkarımı yanlıştır.
Metabolik su 360/3000 = %12'dir; yiyeceklerle alınan 1000 cm³ su, solunum ve terleme toplamına eşittir. Dışkıyla kayıp da toplam kaybın %5'inden azdır.
Cevap: Terlemenin artması vücuttan su ve elektrolit kaybını artırır. Kan plazması hacmi azalabilir ve kanın ozmotik yoğunluğu artabilir.
Bu durumda susama ve ADH salgısı artar; böbreklerde suyun geri emilimi yükselir, idrar miktarı azalır ve idrar daha yoğun hâle gelir. Dolaşım sistemi de kan basıncını korumak için kalp hızı ve damar çapını düzenleyebilir.
Cevap: Böbrekler günlük su kaybının büyük bölümünü oluşturan idrar miktarını gereksinime göre ayarlayabilir. Fazla su olduğunda daha çok su atılır; su eksikliğinde ise ADH etkisiyle geri emilim artırılarak su korunur.
Bu nedenle böbrekler kan hacmi, kan basıncı, ozmotik denge ve elektrolit yoğunluğunun korunmasında temel homeostatik organdır.
Cevap: Solunumla su kaybının artması kan hacmini azaltma eğilimindedir. Dolaşım sistemi kan basıncını sürdürmeye çalışırken, böbrekler su kaybını azaltır.
ADH salgısının artması distal tüp ve toplama kanallarında suyun geri emilimini yükseltir; idrar miktarı azalır. Böylece dolaşım hacminin ve sıvı dengesinin korunmasına katkı sağlanır.
Cevap: Vücuda giren su miktarı azalır. Kanın ozmotik yoğunluğu artabilir ve kan hacmi azalabilir.
ADH salgısı artar; böbreklerde su geri emilimi yükselir, idrar miktarı azalır ve idrar yoğunlaşır. Dolaşım sistemi ise kan basıncındaki düşmeyi sınırlandırmak için kalp ve damar yanıtlarını devreye sokar.
Cevap: İshal, suyla birlikte elektrolit kaybını da artırarak kan hacmini düşürebilir; hipotansiyon ve elektrolit dengesizliği gelişebilir.
Böbrekler ADH ve aldosteron etkisiyle su ve sodyum geri emilimini artırarak idrar miktarını azaltır. Dolaşım sistemi de kalp hızı ve damar tonusunu düzenleyerek kan basıncını korumaya çalışır.
Yönerge: Farklı yaşam ortamlarındaki memelilerin böbrek yapılarını su dengesi ve homeostazi açısından karşılaştırınız.
| Canlı | Ortam | Henle kulpu | Su tüketimi | İdrar yoğunluğu (g/L) |
|---|---|---|---|---|
| Kanguru faresi | Çöl | Çok uzun | Çok az | 1200 |
| İnsan | Ilıman | Orta | Orta | 600 |
| Kunduz | Tatlı su kenarı | Kısa | Fazla | 200 |
Doğru cevap: B) Yalnız II
Tabloya göre Henle kulpu uzadıkça idrar yoğunluğu artmaktadır. Buna karşılık çok su tüketen kunduzun idrar yoğunluğu düşüktür; uzun Henle kulpuna sahip kanguru faresi ise çok az su tüketmektedir.
Cevap: Çok uzun Henle kulpu suyun geri emilimini artırarak az miktarda ve yoğun idrar oluşturulmasına yardımcı olur. Böylece su kaybı sınırlandırılır.
Dolaşım sistemi korunan suyla kan hacmini sürdürür; solunum sistemi ve vücut örtüsü gereksiz su kaybını azaltan davranışsal/fizyolojik uyumlarla desteklenebilir; sindirim sistemi de besinlerden alınan suyun kullanılmasına katkı sağlar. Bu sistemlerin birlikte çalışması çöl koşullarında
Ücretsiz önizleme burada bitti
Bu içeriğin ilk %30'unu gördünüz. Tamamına erişmek için Öğrenci Plus veya Öğretmen Pro paketini seçebilirsiniz.
Tüm soruları ve cevapları açÖğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒