Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 
11.Sınıf Duyu Organlarının Yapısı ve İşleyişi Konusuna Ait Çalışma Soruları
Soru 1. 1467

İnsan gözünde retinada bulunan ve düşük ışık şiddetinde görmeyi sağlayan çubuk reseptörleri, ışığa duyarlı ve protein yapılı özel bir pigment olan rodopsin içerir. Rodopsin, karanlık ortamda sürekli olarak yenilenerek miktarı artar; parlak ışıkta ise hızla yapısal değişime uğrayarak etkisiz hâle gelir. Bu değişim, çubuk reseptörlerinin ışığa duyarlılığını düzenler ve gözün farklı ışık şiddetlerine uyum sağlamasına katkı sağlar.

Birey aniden aydınlık bir ortama çıktığında gözün bu yeni koşula uyum sağlamasında
I. göz bebeğinin refleks olarak daralarak retinaya düşen ışık miktarını ayarlaması,
II. çubuk hücrelerindeki ışığa duyarlı pigmentlerin yapısal değişikliğe uğrayıp bu hücrelerin duyarlılığını düzenlemesi,
III. parlak ışıkta koni reseptörlerinin doygunluğa ulaşarak işlevlerini durdurması
olaylarından hangileri etkilidir?

Cevap: C

Kısa çözüm

Aniden parlak bir ortama çıkıldığında gözün hemen yaptığı refleks pupillanın daralmasıdır (I). Ayrıca çubuk hücrelerdeki rodopsin pigmenti parlak ışıkta hızla yapısal değişime uğrayıp (bleaching) çubukların duyarlılığını düşürür (II). Koniler ise parlak ışıkta çalışmaya devam eder; tipik parlak ortamda işlevleri tamamen durmaz, dolayısıyla III doğru değildir. Bu yüzden doğru seçenek I ve II, yani C şıkkıdır.

I — Göz bebeğinin daralması: Pupilla refleksi her iki gözü de hızlıca etkiler ve retinaya gelen toplam ışık miktarını azaltır; bu, anlık koruyucu ve duyarlılık ayarlayıcı bir mekanizmadır (saniyeler içinde).

II — Çubuklardaki pigment değişimi: Rodopsin parlak ışıkta hızla yapısal değişime uğrar (bleaching) ve çubukların ışığa duyarlılığı azalır. Bu biyokimyasal süreç gözün parlak ışığa adapte olmasında belirleyici olup rod fonksiyonunu geçici olarak azaltır.

III — Konilerin doygunluğa ulaşması: Koniler parlak ışığı algılamaya uygundur ve normal parlaklıkta işlevlerini sürdürürler; çok aşırı ışıkta bir süre doygunluk (sinyal sınırı) görülebilir ama tipik adaptasyonda koniler tamamen işlevsizleşmez. Bu nedenle soru bağlamında III yanlış sayılır.

Soru 2. 1157

Uçak yolculuğu sırasında uçağın alçalmasıyla birlikte dış ortam basıncı kısa sürede artar. Bu ani basınç değişimi, orta kulak ile dış ortam arasında basınç farkı oluşmasına neden olarak kulak zarının içe doğru gerilmesine ve geçici işitme azalmasına yol açabilir. Yolcunun yutkunması ya da çiğneme hareketi yapmasıyla işitme normale döner.
Buna göre işitmenin normale dönme sürecinde gerçekleşen olaylarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevap: C

Kısa çözüm mantığı

Alçalma sırasında dış basınç hızla artar; Östaki borusu kapalı olduğundan orta kulak basıncı geride kalır ve kulak zarı içe doğru çekilerek titreşimi zorlaşır. Yutkunma/çiğneme, Östaki borusunu açar; hava geçişiyle orta kulak basıncı dış ortamla dengelenir, kulak zarı normale döner ve işitme düzelir.

Şıkların değerlendirmesi

A: Yanlış. Kokleadaki reseptörler ses dalgalarını sinyale çevirir; orta kulak–dış ortam basınç farkını değil.

B: Yanlış. Yarım daire kanalları dengeyle ilgilidir; ses şiddeti bu süreçte artmaz ve bu kanallardaki sıvı hareketiyle ilişkili değildir.

C: Doğru. Yutkunma/çiğneme ile Östaki borusu açılır ve orta kulak basıncı dış ortam basıncıyla dengelenir.

D: Yanlış. Ses dalgaları oval pencereye doğrudan gitmez; kulak zarı ve kemikçikler üzerinden iletilir.

E: Yanlış. Kulak zarının gerilmesi sesi güçlendirmez; aksine iletim ve titreşimi bozar, işitme azalır.

Soru 3. 7385

Derinin epidermis tabakası ile ilgili;

I. Melanin pigmenti sentezler.

II. Kan damarı ve sinir bulunmaz.

III. Duyu reseptörlerini bulundurur.

İfadelerinden hangileri doğrudur?

Cevap: B

1. Sorunun Analizi

Bu soru, derinin en üst tabakası olan epidermis ile ilgili verilen ifadelerin doğruluğunu değerlendirmemizi istemektedir. Epidermis, vücudumuzun dış etkenlere karşı ilk savunma hattıdır ve kendine özgü yapısal ve fonksiyonel özelliklere sahiptir. Her bir ifadeyi biyolojik bilgilerimiz ışığında inceleyerek doğru cevabı bulacağız.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Melanin pigmenti sentezler.: Bu ifade doğrudur. Epidermisin en alt tabakası olan stratum bazalede bulunan melanosit hücreleri, deriye rengini veren melanin pigmentini sentezler. Melanin, özellikle ultraviyole (UV) ışınlarına karşı bir bariyer oluşturarak cildi güneşin zararlı etkilerinden korur ve cilt tonunu belirler.

II. Kan damarı ve sinir bulunmaz.: Bu ifade doğrudur. Epidermis, damarsız (avasküler) bir tabakadır; yani kendi kan damarları yoktur. Beslenmesini ve oksijen ihtiyacını alttaki dermis tabakasından difüzyon yoluyla sağlar. Benzer şekilde, büyük sinirler ve özel duyu reseptörlerinin çoğu dermiste bulunur. Epidermisin bazal tabakasına kadar uzanan serbest sinir uçları ve Merkel hücreleri olsa da, genel bir ifadeyle 'sinir bulunmaz' kabulü yaygındır, zira duyu algısının ana merkezi dermistir.

III. Duyu reseptörlerini bulundurur.: Bu ifade, sorunun bağlamına ve klasik biyoloji anlayışına göre yanlıştır. Derideki başlıca ve karmaşık duyu reseptörlerinin (örneğin, dokunma, basınç, ağrı, sıcaklık ve soğukluk algısından sorumlu Meissner, Pacini, Ruffini gibi cisimcikler) büyük çoğunluğu ve çeşitliliği dermis tabakasında yer alır. Epidermiste Merkel hücreleri (hafif dokunma) ve serbest sinir uçları (ağrı, sıcaklık) bulunsa da, derinin genel duyu reseptörleri yükünü taşıyan ana tabaka dermistir. Bu nedenle, 'duyu reseptörlerini bulundurur' ifadesi epidermisin genel bir özelliği olarak değil, dermisin belirgin bir özelliği olarak ele alınır.

Yukarıdaki değerlendirmelere göre, yalnızca I ve II numaralı ifadeler doğrudur. Bu da B seçeneğini işaret etmektedir.

Soru 4. 7826

Kulakta östaki borusu;

I. Kulak zarına uygulanan iç ve dış basıncı dengeleme

II. Kulak zarından gelen ses titreşimlerini artırma

III. Mekanoreseptörler ile uyarıyı alma

Görevlerinden hangilerini yapar?

Cevap: A

1. Sorunun Analizi

Soru, kulakta bulunan östaki borusunun görevlerini sorgulamaktadır. Östaki borusu, orta kulak boşluğunu yutakla birleştiren bir kanaldır ve kulak fizyolojisinde önemli bir yere sahiptir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Kulak zarına uygulanan iç ve dış basıncı dengeleme: Östaki borusunun temel ve en bilinen görevi budur. Orta kulak boşluğundaki hava basıncını dış ortam basıncıyla eşitleyerek, kulak zarının her iki tarafındaki basınç farkını ortadan kaldırır. Bu dengeleme, kulak zarının serbestçe titreşmesini ve dolayısıyla işitmenin düzgün bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Yutkunma, esneme gibi hareketler sırasında boru kısa süreliğine açılarak basınç dengelenir. Bu ifade doğrudur.

II. Kulak zarından gelen ses titreşimlerini artırma: Ses titreşimlerinin artırılması (amplifikasyonu) östaki borusunun birincil görevi değildir. Sesin amplifikasyonu, dış kulaktan toplanan sesin orta kulaktaki kemikçikler (çekiç, örs, üzengi) aracılığıyla oval pencereye aktarılması ve burada mekanik bir kaldıraç etkisiyle basıncın artırılması yoluyla gerçekleşir. Östaki borusu, basıncı dengeleyerek zarın iyi titreşmesine olanak tanır ancak titreşimleri doğrudan artırmaz. Bu ifade yanlıştır.

III. Mekanoreseptörler ile uyarıyı alma: Mekanoreseptörler, mekanik uyarılara (basınç, gerilme, titreşim) duyarlı olan duyu hücreleridir. Kulakta mekanoreseptörler, iç kulakta (koklea'daki tüylü hücreler işitme için, yarım daire kanalları ve otolit organlardaki tüylü hücreler denge için) bulunur ve uyarıları sinir sistemine iletir. Östaki borusu, bir duyu organı değil, bir kanaldır ve doğrudan mekanoreseptörler ile uyarıları alma gibi bir görevi yoktur. Bu ifade yanlıştır.

3. Sonuç

Yukarıdaki değerlendirmelere göre, östaki borusunun görevlerinden sadece 'Kulak zarına uygulanan iç ve dış basıncı dengeleme' ifadesi doğrudur.

Soru 5. 7226

Koku ve tat alma duyularında;

I. Kimyasal maddeler ile uyarılma

II. Talamusta düzenlenme

III. Uç beyinde değerlendirilme

Özelliklerinden hangileri ortaktır?

Cevap: D

1. Sorunun Analizi

Soru, koku ve tat alma duyularının sahip olduğu ortak özellikleri belirlememizi istemektedir. Duyuların işleyiş mekanizmaları ve merkezi sinir sistemindeki yolları arasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerine odaklanılmıştır.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

I. Kimyasal maddeler ile uyarılma: Koku (olfaksiyon) ve tat (gustasyon) duyuları, çevredeki kimyasal maddelerin varlığını algılayan kemoreseptörler aracılığıyla işlev görür. Koku reseptörleri havada çözünmüş kimyasalları (mukus içinde çözündükten sonra), tat reseptörleri ise tükürükte çözünmüş kimyasalları algılar. Bu nedenle, kimyasal maddeler ile uyarılma her iki duyu için de ortak bir özelliktir.

II. Talamusta düzenlenme: Duyusal bilgilerin çoğu, beyin korteksine ulaşmadan önce talamusta bir düzenleme ve filtreleme sürecinden geçer. Tat duyusu sinyalleri beyin sapından sonra talamusa uğrar ve buradan tat korteksine iletilir. Ancak koku duyusu, diğer duyuların aksine, birincil koku korteksine (piriform korteks) ulaşmadan önce talamusu atlayan tek duyudur. Koku bilgisi doğrudan koku soğanından (olfactory bulb) birincil koku korteksine ve limbik sisteme (amigdala, hipokampüs) iletilir. Bazı koku yolları daha sonra talamus ile etkileşime girse de, birincil işleme ve kortekse iletimde talamus bypass edildiği için bu özellik her ikisi için ortak değildir.

III. Uç beyinde değerlendirilme: Uç beyin (serebral korteks), duyusal bilgilerin bilinçli olarak algılandığı, işlendiği ve yorumlandığı ana merkezdir. Hem tat duyusu (insula ve frontal operkulumdaki tat korteksi) hem de koku duyusu (temporal lobdaki birincil koku korteksi) uç beyin bölgelerinde değerlendirilir ve anlamlandırılır. Bu nedenle, uç beyinde değerlendirilme her iki duyu için de ortak bir özelliktir.

Sonuç: Yukarıdaki değerlendirmeler sonucunda, koku ve tat alma duyuları için ortak olan özellikler I (kimyasal maddeler ile uyarılma) ve III (uç beyinde değerlendirilme) maddeleridir. Bu nedenle doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 6. 7073

Gözü oluşturan yapılar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevap: E

1. Sorunun Analizi

Bu soru, insan gözünü oluşturan temel yapılar ve bu yapıların işlevleri hakkında bilgi içermektedir. Öğrencilerden, verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu (söylenemez olduğunu) tespit etmeleri istenmektedir. Her bir şıkkı, gözün anatomi ve fizyolojisi bilgisiyle değerlendirmemiz gerekmektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Kornea; göze gelen ışığın ilk olarak kırılmasını sağlar.: Kornea, gözün ön kısmında bulunan şeffaf, kubbe şeklindeki yapıdır. Göze gelen ışığın ilk ve en büyük kırılmasını sağlayarak ışınları retinaya doğru yönlendirmede kilit bir role sahiptir. Bu ifade doğrudur.

B) Göz merceği; cismin uzakta ya da yakında olmasına bağlı olarak göz uyumunu sağlar.: Göz merceği (lens), esnek bir yapıdır ve siliyer kaslar tarafından şekli değiştirilerek (uyum/akomodasyon) farklı uzaklıktaki cisimlerden gelen ışığın retina üzerinde net bir şekilde odaklanmasını sağlar. Bu ifade doğrudur.

C) İris; damar tabakada yer alan gözün renkli kısmıdır.: İris, gözün renkli kısmıdır ve damar tabaka (koroid/uvea) içerisinde yer alır. Ortasındaki açıklık olan göz bebeğinin (pupil) boyutunu ayarlayarak göze giren ışık miktarını kontrol eder. Bu ifade doğrudur.

D) Sarı benek; koni reseptörlerinin yoğun olarak bulunduğu ağ tabakada görüntünün net ve ters oluştuğu bölgedir.: Sarı benek (makula lutea), ağ tabakanın (retina) merkezi bir bölgesidir ve özellikle merkezindeki fovea, renkli ve detaylı görmeden sorumlu koni reseptörlerinin en yoğun bulunduğu yerdir. Görüntü burada en net ve küçük, ters olarak oluşur, beyin bu görüntüyü düz olarak algılar. Bu ifade doğrudur.

E) Göz bebeği; görme sinirlerinin çıktığı retina bölgesidir.: Göz bebeği, irisin ortasındaki açıklıktır ve göze giren ışık miktarını düzenler. Görme sinirlerinin retina bölgesinden çıkarak gözü terk ettiği bölgeye kör nokta (optik disk) denir. Kör noktada ışığa duyarlı reseptör hücreleri (koni ve çubuk) bulunmadığı için burada görüntü oluşmaz. Dolayısıyla bu ifade yanlıştır.

Soru 7. 7474

Aşağıda insana ait kulak yapısı gösterilmiştir.

Buna göre, kulaktaki yapılar ve işlevleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap: E

1. Sorunun Analizi

Soru, insana ait kulak yapısı ve işlevleriyle ilgili verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu belirlememizi istemektedir. Her bir şık, kulak yapısının belirli bir bölümü ve bu bölümün işlevi hakkında bilgi sunmaktadır. Bu tür sorularda her bir şıkkı ayrı ayrı değerlendirmek ve biyolojik doğruluğunu kontrol etmek önemlidir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Kulak kepçesi, sesin toplanmasını sağlar.: Bu ifade doğrudur. Kulak kepçesi (aurikula), dış kulağın bir parçasıdır ve çevreden gelen ses dalgalarını toplayarak dış kulak yoluna yönlendirme görevi görür. Bu sayede sesin kulak içine daha etkili bir şekilde ulaşması sağlanır.

B) Ses dalgaları ile ilk kez kulak zarı titreşir.: Bu ifade doğrudur. Dış kulak yolundan gelen ses dalgaları, orta kulağın başlangıcında bulunan kulak zarına (timpanik membran) çarparak onun titreşmesine neden olur. Bu, sesin mekanik enerjiye dönüşümündeki ilk adımdır.

C) Sesin iletilmesi sürecinde bazı küçük kemikler işlev görür.: Bu ifade doğrudur. Orta kulakta bulunan çekiç (malleus), örs (incus) ve üzengi (stapes) adlı üç küçük kemik (işitme kemikçikleri), kulak zarının titreşimlerini iç kulağa (oval pencereye) ileterek sesin şiddetini artırır ve uygun şekilde aktarılmasını sağlar.

D) Östaki borusu, orta kulak ile yutak arasında bulunur.: Bu ifade doğrudur. Östaki borusu (işitme borusu), orta kulak boşluğunu yutağa (nazofarenks) bağlar. Görevi, orta kulaktaki hava basıncını dış ortam basıncıyla eşitleyerek kulak zarının her iki tarafındaki basınç dengesini sağlamak ve böylece işitme yeteneğinin korunmasına yardımcı olmaktır.

E) Ses, yarım daire kanallarında duyuma dönüştürülür.: Bu ifade yanlıştır. Yarım daire kanalları, iç kulakta yer alan ve vücudun denge duyusundan sorumlu olan yapılardır. Özellikle başın dönme hareketlerini algılar ve denge bilgisini beyne iletirler. Sesin duyuma dönüştürülmesi yani mekanik titreşimlerin sinir impulslarına çevrilmesi, yine iç kulakta bulunan **kohlea (salyangoz)** organında gerçekleşir. Kohlea'daki Korti organında bulunan tüylü hücreler, ses titreşimlerini sinir sinyallerine dönüştürerek işitme sinirleri aracılığıyla beyne iletir.

3. Sonuç

Verilen şıklardan E seçeneği, yarım daire kanallarının işlevi hakkında yanlış bir bilgi içermektedir. Yarım daire kanalları denge ile ilgiliyken, işitme duyusunun sinirsel uyarıya dönüştürüldüğü yer kohleadır.

Soru 8. 7477

Gözün retina tabakasının işlevlerini yerine getirememesi durumunda aşağıda verilenlerden hangisi gerçekleşmez?

Cevap: E

1. Sorunun Analizi

Soru, gözün retina tabakasının işlevlerini yerine getirememesi durumunda aşağıda verilen olaylardan hangisinin gerçekleşmeyeceğini sormaktadır. Retina, gözün ışığa duyarlı tabakasıdır ve üzerinde ışığı algılayan özelleşmiş hücreler (fotoreseptörler: koni ve çomak hücreleri) bulunur. Bu hücreler, ışık enerjisini elektrik sinyallerine dönüştürerek görme sürecini başlatır. Bu nedenle, retinanın işlevini yitirmesi, doğrudan ışık algılama ve dönüştürme süreçlerini etkileyecektir. Soruyu yanıtlarken, ışığın göze girişinden retinaya ulaşmasına ve retina içindeki işlemeye kadar olan adımları göz önünde bulundurmak önemlidir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Işınların mercekte kırılması: Göz merceği, retinanın önünde yer alan ve ışığı retinaya odaklayan şeffaf bir yapıdır. Işınların mercekte kırılması, retinanın kendi işlevinden bağımsız bir mekanik/optik olaydır. Retina işlevini yerine getiremese bile, mercek fiziksel olarak ışınları kırmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu olay gerçekleşir.

B) Işınların saydam tabakada kırılması: Saydam tabaka (kornea), gözün en dış kısmında bulunan şeffaf bir yapıdır ve ışığın göze girdiği ilk yerdir. Gelen ışınların büyük bir kısmı saydam tabakada kırılır. Bu olay da retinanın işlevinden bağımsızdır. Retina işlevini yerine getiremese bile, saydam tabaka ışınları kırmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu olay gerçekleşir.

C) Işınların gözbebeğinden geçmesi: Gözbebeği, iris tarafından oluşturulan bir açıklıktır ve ışığın gözün içine, yani mercek ve retinaya doğru ilerlemesini sağlar. Işınların gözbebeğinden geçişi, bir boşluktan fiziksel olarak ilerlemedir ve retinanın işlevinden bağımsızdır. Retina işlevini yerine getiremese bile, ışınlar gözbebeğinden geçmeye devam edecektir. Dolayısıyla bu olay gerçekleşir.

D) Işınların göze giren ışık miktarını ayarlaması: Bu işlev, iris kasları tarafından gözbebeğinin boyutunun değiştirilmesiyle gerçekleştirilir (pupilla refleksi). Bu refleksin tetiklenmesi, retinanın ışığı algılamasına ve bu bilgiyi beyne iletmesine bağlıdır. Eğer retina işlevini yerine getiremezse, ışık algılanamaz ve dolayısıyla göze giren ışık miktarını ayarlayan refleks mekanizması gerçekleşmez. Ancak bu, retinanın doğrudan bir işlevi olmaktan ziyade, retinanın bilgisine ihtiyaç duyan bir kontrol mekanizmasıdır.

E) Işınların koni ve çomak reseptörlerini uyarması: Koni ve çomak reseptörleri, retina tabakasının içinde yer alan ve ışık enerjisini sinirsel impulslara dönüştüren fotoreseptör hücreleridir. Bu, retinanın en temel ve tanımlayıcı işlevidir. Eğer retina tabakası işlevlerini yerine getiremezse, ışınların bu reseptörleri uyarması ve dolayısıyla görme sürecinin başlangıcı olan bu olay kesinlikle gerçekleşmez. Bu, retinanın işlev bozukluğunun doğrudan ve birincil sonucudur.

Sonuç olarak, A, B ve C şıklarındaki olaylar, ışığın retinanın önündeki yapılardan geçişi ve kırılması ile ilgili olup retinanın işlevinden bağımsız olarak devam edebilir. D şıkkındaki olay (ışık miktarının ayarlanması) retinanın işlevine bağlı bir reflekstir ve retina işlevini yerine getiremezse gerçekleşmez. Ancak E şıkkındaki olay (fotoreseptörlerin uyarılması), retinanın kendisinin çekirdek işlevi olduğundan, retinanın işlev yapmaması durumunda doğrudan ve kesin olarak gerçekleşmeyecek olaydır. Bu nedenle E şıkkı doğru cevaptır.

Soru 9. 7819

I. Göz Merceği

II. Retina

III. Talamus

IV. Kornea

Görme olayı sırasında göze gelen ışığın yukarıda verilen bölümlerden geçiş sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevap: B

1. Sorunun Analizi

Görme olayı, ışığın gözümüze girip retina üzerinde görüntü oluşturması ve bu görüntünün sinirsel sinyallere dönüştürülerek beyne iletilmesi süreçlerini kapsar. Soru, ışığın gözden geçiş sırasını ve ardından sinyallerin beyindeki ilk önemli durağı olan talamusa ulaşma sırasını doğru şekilde sıralamamızı istemektedir.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) I - II - III - IV: Bu sıralama yanlıştır. Işık göze ilk olarak kornea (IV) aracılığıyla girer. Göz merceği (I) retinadan (II) önce gelirken, talamus (III) beyinde yer alan ve retinadan gelen sinyalleri işleyen bir yapıdır, ışığın doğrudan geçtiği bir yol değildir.

B) IV - I - II - III: Bu sıralama doğrudur. Işık önce kornea (IV) tabakasına çarpar, oradan göz merceğine (I) geçer ve mercek tarafından retinaya (II) odaklanır. Retinadaki fotoreseptör hücreler ışık sinyalini elektriksel sinyallere dönüştürür. Bu sinyaller optik sinir aracılığıyla beyindeki talamusa (III) iletilir. Talamus, görme merkezine giden yolda bir ara istasyon görevi görür.

C) I - III - II - IV: Bu sıralama yanlıştır. Işık mercekten (I) önce korneadan (IV) geçer. Talamus (III) ise ışığın geçtiği bir yapı değil, sinirsel sinyallerin işlendiği bir beyin bölgesidir ve retinadan (II) gelen sinyalleri alır.

D) IV - II - I - III: Bu sıralama yanlıştır. Işık korneadan (IV) sonra doğrudan retinaya (II) ulaşmaz; retinaya ulaşmadan önce göz merceğinden (I) geçerek odaklanır.

E) III - I - II - IV: Bu sıralama tamamen yanlıştır. Talamus (III) beynin bir parçasıdır ve ışığın göze girdiği ilk nokta olamaz. Işık önce kornea (IV) gibi dış yapılardan geçer.

Soru 10. 7444

Miyop göz kusuru ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevap: B

1. Sorunun Analizi

Miyopi, bireyin uzaktaki nesneleri bulanık, yakındaki nesneleri ise net görmesine neden olan bir göz kusurudur. Bu durum genellikle iki ana nedenden kaynaklanır: ya göz küresinin ön-arka çapı normalden uzundur (optik eksen uzaması) ya da göz merceği (veya kornea) normalden daha fazla kırıcılık gücüne sahiptir. Her iki durumda da göze gelen ışık ışınları retinanın üzerine değil, retinanın önünde bir noktada odaklanır. Miyopinin düzeltilmesi için, ışığı dağıtarak retina üzerine düşmesini sağlayacak kalın kenarlı (ıraksak) mercekler kullanılır.

2. Şıkların Değerlendirilmesi

A) Birey uzağı net göremez. Bu ifade, miyopinin temel belirtisidir. Miyopi hastaları uzaktaki nesneleri bulanık, net olmayan bir şekilde görürler. Dolayısıyla bu ifade miyopi için söylenebilir.

B) İnce kenarlı mercek ile düzeltilir. Bu ifade yanlıştır. Miyopi, ışık ışınlarını dağıtarak retinanın üzerine düşmesini sağlayan kalın kenarlı (ıraksak) mercekler ile düzeltilir. İnce kenarlı (yakınsak) mercekler ise ışık ışınlarını toplayarak hipermetropi (uzağı iyi, yakını kötü görme) kusurunun düzeltilmesinde kullanılır. Bu nedenle bu ifade miyopi için söylenemez.

C) Optik eksen normalden uzundur. Bu ifade doğrudur ve miyopinin en yaygın nedenlerinden biridir. Göz küresinin ön-arka çapının normalden uzun olması, ışığın retinanın önünde odaklanmasına yol açar. Dolayısıyla bu ifade miyopi için söylenebilir.

D) Görüntü retinanın önünde oluşur. Bu ifade miyopinin temel optik özelliğidir. Gözdeki kusur nedeniyle ışık ışınları retinanın üzerinde değil, retinanın önünde bir noktada birleşir. Bu da bulanık görmeye neden olur. Dolayısıyla bu ifade miyopi için söylenebilir.

E) Göz merceği normalden kalındır. Bu ifade doğrudur. Miyopi, göz merceğinin veya korneanın normalden daha fazla kırıcılık gücüne sahip olması (yani daha kalın veya daha eğimli olması) nedeniyle de ortaya çıkabilir. Bu durum, ışık ışınlarını olması gerekenden daha güçlü kırarak retinanın önüne odaklanmasına neden olur. Dolayısıyla bu ifade miyopi için söylenebilir.

BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

© Biyoloji Hikayesi. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım: Biyoloji Hikayesi
Dağıtım: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri 🔒