Hayvanlarla ilgili verilen;
I. Çevresel uyarılara tepki vermesi
II. Hücre bölünmesinde, iğ ipliklerinin oluşumunda bir çeşit organelin görev yapması
III. Olumsuz çevre koşullarından etkilenmesini engelleyen adaptasyonlara sahip olması
Özelliklerinden hangileri bitkilerde de görülür?
Cevap: A
Soru, hayvanlar için belirtilen üç özelliğin hangilerinin bitkilerde de görüldüğünü sormaktadır. Her bir özelliği ayrı ayrı bitkilerin biyolojisi açısından değerlendirmemiz gerekmektedir.
I. Çevresel uyarılara tepki vermesi: Bu özellik, tüm canlıların ortak özelliklerinden biridir. Hayvanlar, ışık, ses, dokunma, kimyasal maddeler gibi birçok çevresel uyarıya hareket, ses çıkarma veya salgı gibi tepkiler verir. Bitkiler de benzer şekilde çevresel uyarılara tepki gösterirler; örneğin, ışığa doğru büyüme (fototropizma), yerçekimine göre köklerin aşağı doğru, gövdelerin yukarı doğru büyümesi (geotropizma), suya yönelme (hidrotropizma), dokunmaya karşı hızlı tepkiler (örn. küstüm çiçeği yapraklarının kapanması) ve gün uzunluğuna bağlı çiçeklenme (fotoperiyodizm). Dolayısıyla, bu özellik bitkilerde de görülür.
II. Hücre bölünmesinde, iğ ipliklerinin oluşumunda bir çeşit organelin görev yapması: Hayvan hücrelerinde hücre bölünmesi sırasında kromozomların ayrılmasını sağlayan iğ ipliklerinin oluşumunu sentrozom organeli organize eder. Sentrozom, sentriyol adı verilen iki yapıdan oluşur. Ancak bitki hücrelerinde sentrozom bulunmaz. Bitki hücrelerinde iğ iplikleri, sitoplazmadaki mikrotübül organize edici merkezler (MTOC'ler) tarafından doğrudan mikrotübüllerin düzenlenmesiyle oluşur, bu bir organel değildir. Bu nedenle, 'bir çeşit organelin görev yapması' ifadesi bitkiler için doğru değildir.
III. Olumsuz çevre koşullarından etkilenmesini engelleyen adaptasyonlara sahip olması: Adaptasyon, canlıların yaşadıkları ortama uyum sağlamalarını ve hayatta kalma şanslarını artıran kalıtsal özelliklerdir. Hem hayvanlar hem de bitkiler, yaşadıkları ortamın olumsuz koşullarına (kuraklık, aşırı sıcak/soğuk, tuzluluk, avcılar/otçullar vb.) karşı çeşitli adaptasyonlar geliştirmişlerdir. Örneğin, hayvanlarda kış uykusu, göç, kamuflaj, kalın kürk veya yağ tabakası bulunabilirken; bitkilerde kuraklığa dayanıklılık için su depolama (kaktüsler), yaprak dökme (ılıman bölge ağaçları), tuzlu topraklara uyum (halofitler) veya donmaya karşı direnç gibi adaptasyonlar mevcuttur. Dolayısıyla, bu özellik bitkilerde de görülür.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda, I (Çevresel uyarılara tepki vermesi) ve III (Olumsuz çevre koşullarından etkilenmesini engelleyen adaptasyonlara sahip olması) numaralı özelliklerin bitkilerde de görüldüğü, ancak II (Hücre bölünmesinde, iğ ipliklerinin oluşumunda bir çeşit organelin görev yapması) numaralı özelliğin bitkilerde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle doğru cevap I ve III'ü içeren seçenektir.
Tipik bir bitki ve hayvan hücresinde
I. Kolesterol molekülünün hücre zarının akışkanlığını ayarlaması,
II. Su ve suda çözünen bazı minerallerin merkezî kofulda depolanması,
III. Mitokondride ATP sentezlenmesi,
IV. Golgi aygıtının salgı keseciklerini oluşturması
Özelliklerinden hangileri ortak olabilir?
Cevap: C
Hem bitki hem hayvan hücrelerinde ortak olanlar, temel organellerin yürüttüğü evrensel görevlerdir: Mitokondri ATP üretir, Golgi salgı kesecikleri oluşturur. Kolesterolün akışkanlık ayarı hayvan hücrelerine özgüdür; bitkilerde bu görevi çoğunlukla fitosteroller üstlenir. Merkezî (büyük) koful ise bitki hücresine özgüdür.
I. Kolesterolün zar akışkanlığını ayarlaması: Hayvan hücresinde var, bitkide kolesterol baskın değildir (fitosteroller vardır). Ortak değil.
II. Su ve minerallerin merkezî kofulda depolanması: Büyük merkezî koful bitkiye özgüdür. Ortak değil.
III. Mitokondride ATP sentezi: Her iki hücre tipinde de vardır. Ortak.
IV. Golgi aygıtının salgı kesecikleri oluşturması: Her iki hücre tipinde de Golgi bulunur ve salgı kesecikleri oluşturur. Ortak.
Sonuç: Ortak olanlar III ve IV → C.
Ototrof beslenen canlılar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Cevap: C
Ototrof beslenen canlılar, kendi besinini kendisi üretebilen canlılardır. Fotoototrof canlılar, ışık enerjisini kullanarak fotosentez yaparlar ve genellikle kloroplast organeline sahiptirler. Kemoottrof canlılar ise kimyasal enerji kullanarak organik madde sentezler, ancak klorofil pigmenti içermezler ve bazen zarlı organelleri bulunmayabilir. Soruda verilen ifadeler arasında hangisinin yanlış olduğunu anlamak için bu temel bilgileri göz önünde bulundurmalıyız.
A) Kemoottrof canlılarda klorofil pigmenti bulunmaz. Doğru, çünkü kemoottrof canlılar kimyasal enerjiyle çalışır, fotosentez yapmazlar.
B) Kemoottrof canlılarda zarlı organel bulunmaz. Genellikle doğru, çünkü kemoottrof prokaryotlarda zarlı organel bulunmaz.
C) Fotoototrof canlıların tamamında kloroplast organeli bulunur. Yanlış, çünkü bazı fotoototrof canlılar (örneğin bazı bakteriler) klorofil pigmentine sahip olmalarına rağmen kloroplast gibi zarlı organelleri içermezler. Kloroplast, yalnızca ökaryotik fotosentetik organizmalarda bulunur.
D) İnorganik moleküllerden organik molekül sentezi yaparlar. Doğru, çünkü ototrof canlılar inorganik maddelerden organik madde üretirler.
E) Kemoototrof canlılar inorganik madde oksidasyonu ile kimyasal enerji üretir. Doğru, kemoottrof canlıların temel enerji kaynağı inorganik maddelerin oksidasyonudur.
Bu açıklamalara göre C şıkkı yanlıştır ve doğru cevap budur.
Aşağıdakilerden hangisi proteinlerin denatürasyonu ile ilgili olarak yanlıştır?
Cevap: E
Bu soru, proteinlerin denatürasyonu kavramını ve bu sürecin protein üzerindeki etkilerini anlamayı hedeflemektedir. Denatürasyon, proteinlerin normal işlevlerini yerine getirmeleri için kritik olan üç boyutlu yapılarını kaybetmeleri durumudur. Soruda yanlış olan ifadeyi bulmamız istenmektedir.
A) Yüksek sıcaklık denatürasyonuna sebep olur.: Bu ifade doğrudur. Yüksek sıcaklıklar, proteinin katlanmış yapısını bir arada tutan zayıf hidrojen bağları, hidrofobik etkileşimler ve diğer kovalent olmayan bağları kırarak proteinin ikincil ve üçüncül yapılarının bozulmasına neden olur.
B) Denatürasyonda pH değişikliği etkilidir.: Bu ifade doğrudur. Aşırı asidik veya bazik pH koşulları, proteinin amino asit yan zincirlerinin iyonizasyon durumunu değiştirir. Bu durum, tuz köprüleri ve hidrojen bağları gibi elektrostatik etkileşimleri bozarak proteinin doğal katlanmış yapısının kaybolmasına yol açar.
C) Denatürasyon, proteinde işlev bozukluğuna sebep olur.: Bu ifade doğrudur. Bir proteinin biyolojik işlevi (örneğin bir enzimin katalitik aktivitesi veya bir reseptörün bağlanma yeteneği), onun spesifik üç boyutlu yapısına bağlıdır. Denatürasyon sonucu bu yapı bozulduğunda, proteinin işlevini yerine getirmesi imkansız hale gelir veya önemli ölçüde azalır.
D) Denatürasyonda proteinlerin üç boyutlu yapısı bozulur.: Bu ifade doğrudur. Denatürasyonun temel tanımı budur. Proteinlerin ikincil (alfa sarmal ve beta tabaka), üçüncül (polipeptit zincirinin uzaysal katlanması) ve bazen dördüncül (birden fazla polipeptit alt biriminin bir araya gelmesi) yapıları bozulur. Ancak birincil yapısı, yani amino asit dizisi (peptit bağları) genellikle etkilenmez.
E) Kuvvetli şekilde denatüre olan protein renatürasyon ile eski haline dönebilir.: Bu ifade yanlıştır. Renatürasyon (yeniden doğal haline dönme), bazı durumlarda denatüre olmuş bir proteinin, denatüre edici etken ortadan kalktığında doğal üç boyutlu yapısını geri kazanması ve işlevsel hale gelmesidir. Ancak bu durum genellikle hafif denatürasyonlar için geçerlidir. Kuvvetli ve uzun süreli denatürasyonlar, protein yapısında geri dönülemez değişikliklere neden olabilir; proteinler doğru bir şekilde tekrar katlanamaz, bunun yerine aglomerasyon (kümelenme) veya çökelti oluşturabilirler. Bu nedenle, kuvvetli denatüre olmuş bir proteinin eski haline dönmesi genellikle mümkün değildir ve bu süreç çoğu zaman geri dönüşümsüzdür.
Aşağıdakilerden hangisi insan metabolizmasını etkileyen çevresel faktörlerdendir?
Cevap: C
Bu soru, insan metabolizmasını etkileyen faktörler arasında özellikle 'çevresel faktör' kategorisine giren seçeneği belirlememizi istemektedir. Metabolizma, vücudumuzda meydana gelen tüm kimyasal reaksiyonların toplamıdır ve bu reaksiyonların hızı (metabolizma hızı) birçok içsel ve dışsal faktörden etkilenebilir. Sorunun anahtar kelimesi 'çevresel faktörler'dir.
A) Çizgili kas faaliyetlerinin artması: Çizgili kas faaliyetlerinin artması, vücudun enerji ihtiyacını doğrudan artıran, dolayısıyla metabolizma hızını yükselten bir durumdur. Ancak bu, birincil olarak bir çevresel faktörden ziyade, vücudun içsel bir aktivitesi veya bir tepkisidir. Kişinin kendi isteğiyle veya sinirsel uyarılarla gerçekleşen fizyolojik bir süreçtir.
B) Vücut sıcaklığının artması: Vücut sıcaklığı, metabolizma hızıyla yakından ilişkilidir; genellikle vücut sıcaklığının artması metabolik reaksiyonların hızını artırır (belli bir noktaya kadar). Ancak vücut sıcaklığı, organizmanın içsel bir parametresidir, çevresel bir faktör değildir. Çevresel faktörler vücut sıcaklığını etkileyebilir, fakat vücut sıcaklığı kendi başına çevresel bir faktör değildir.
C) Ortam sıcaklığının artması: Ortam sıcaklığı, canlıların yaşadığı dış çevrenin bir özelliğidir ve doğrudan bir çevresel faktördür. Ortam sıcaklığındaki değişiklikler, vücudun iç sıcaklığını sabit tutmak için harcadığı enerji miktarını (termoregülasyon) etkileyerek metabolizma hızını doğrudan etkiler. Örneğin, çok sıcak ortamda vücut ısı üretmek yerine ısı kaybetmeye çalışır ve bu da metabolik süreçleri etkiler. Dolayısıyla, bu şık çevresel bir faktördür.
D) Kandaki adrenalin miktarının artması: Adrenalin (epinefrin), böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir hormondur ve vücutta 'savaş ya da kaç' tepkisini tetikleyerek metabolizma hızını büyük ölçüde artırır. Ancak adrenalin, vücudun kendi içinde üretilen kimyasal bir maddedir ve bu nedenle içsel, fizyolojik bir faktördür, çevresel bir faktör değildir.
E) Vücut yüzeyinin artması: Vücut yüzeyi, bir organizmanın fiziksel bir özelliğidir ve vücudun çevreyle ısı alışverişinde önemli bir rol oynar. Büyük vücut yüzeyi, daha fazla ısı kaybı anlamına gelebilir ve bu da metabolizma hızını etkileyebilir. Ancak vücut yüzeyi, bir çevresel faktörden ziyade, canlının kendine ait anatomik bir özelliğidir.
İnsan vücudunda tuzlar aşağıda belirtilen görevlerden hangisini gerçekleştiremez?
Cevap: C
Soru, insan vücudunda tuzların (mineraller ve elektrolitler) gerçekleştiremeyeceği bir görevi belirlememizi istemektedir. Tuzlar, vücutta birçok önemli fonksiyona sahip inorganik bileşiklerdir. Bu fonksiyonlar genellikle iyonik halleri aracılığıyla gerçekleşir.
A) Kasların kasılması: Kas kasılması süreci, kalsiyum (Ca²⁺), sodyum (Na⁺) ve potasyum (K⁺) gibi iyonların hücre zarları arasındaki hareketleri ile düzenlenir. Bu iyonlar tuz formunda bulunur ve kasların düzgün bir şekilde kasılıp gevşemesi için hayati öneme sahiptir. Dolayısıyla, tuzlar bu görevi gerçekleştirir.
B) Kalbin ve sinir hücrelerinin çalışması: Sinirsel iletim (sinir impulsunun taşınması) ve kalp kasının ritmik kasılması, sodyum (Na⁺) ve potasyum (K⁺) gibi elektrolitlerin hücre zarı potansiyellerini değiştirmesiyle gerçekleşir. Kalsiyum (Ca²⁺) iyonları da kalp kası kasılması için esastır. Bu iyonlar tuzlardan sağlanır. Dolayısıyla, tuzlar bu görevi gerçekleştirir.
C) Hücrelere enerji sağlanması: Hücreler için temel enerji kaynağı, karbonhidratlar, yağlar ve proteinler gibi organik makro besin maddelerinin metabolik yollarla parçalanması sonucu üretilen ATP (adenozin trifosfat) molekülüdür. Tuzlar (mineraller) vücutta yapısal roller üstlenir, enzimlerin kofaktörü olarak görev yapar, ozmotik dengeyi ve pH'ı düzenler, ancak kendileri doğrudan enerji kaynağı olarak kullanılamaz veya enerji depolayamazlar. Bu nedenle, tuzlar hücrelere doğrudan enerji sağlamazlar.
D) Mide öz suyunun yapısına katılması: Mide öz suyunda bulunan hidroklorik asit (HCl), besinlerin sindiriminde önemli bir role sahiptir. Klor (Cl⁻) iyonları, hidroklorik asidin sentezinde kullanılan temel bileşenlerden biridir. Bu klor iyonları tuzlardan (örneğin sodyum klorür) gelir. Dolayısıyla, tuzlar mide öz suyunun yapısına katılır.
E) Enzimlerin çalışması: Birçok enzim, optimal aktivite gösterebilmek için magnezyum (Mg²⁺), çinko (Zn²⁺), demir (Fe²⁺) gibi metal iyonlarına (kofaktörlere) ihtiyaç duyar. Bu iyonlar, vücuda alınan mineral tuzlarından sağlanır ve enzimlerin katalitik fonksiyonları için gereklidir. Dolayısıyla, tuzlar enzimlerin çalışmasında önemli rol oynar.
Aşağıdakilerden hangisi bütün canlılarda ortak olarak gözlenen bir durum değildir?
Cevap: B
Soru, biyoloji derslerinde canlıların ortak özellikleri başlığı altında incelenen temel konulardan biridir. Canlıların hepsinde görülen veya hepsinde görülmeyen bir özelliği tespit etmemiz istenmektedir. Bu tür sorularda prokaryot ve ökaryot canlılar arasındaki farklar, tek hücreli ve çok hücreli canlılar arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır.
A) Organik maddeyi inorganik maddeye dönüştürmek: Bu süreç, hücresel solunumun (katabolizma) bir parçasıdır. Tüm canlılar, yaşamsal faaliyetleri için gerekli enerjiyi (ATP) elde etmek amacıyla organik maddeleri parçalayarak inorganik maddeler (örneğin CO2 ve H2O) oluşturur. Bu, tüm canlılarda ortak olarak gözlenen bir metabolik olaydır.
B) Mitoz bölünme ile büyümek: Mitoz bölünme, ökaryot hücrelerin çekirdek bölünmesi şeklidir. Prokaryot canlılar (bakteriler ve arkeler) mitoz geçirmez; onlar ikili bölünme (binary fission) ile çoğalır. Ayrıca, çok hücreli organizmalar mitozla hücre sayılarını artırarak büyürken, tek hücreli ökaryotlar mitozu çoğalmak (popülasyonu artırmak) için kullanır. Dolayısıyla, 'mitoz bölünme ile büyümek' ifadesi tüm canlılar için geçerli değildir, özellikle prokaryotlar için.
C) Gelen uyarılara tepki vermek: Tüm canlılar, çevrelerinden veya kendi içlerinden gelen uyarılara karşı belirli tepkiler verme yeteneğine sahiptir. Bu, canlılığın temel özelliklerinden olan uyarılabilirlik ve adaptasyon yeteneğinin bir parçasıdır. Bu durum, prokaryotlardan bitkilere ve hayvanlara kadar tüm canlılarda ortak olarak gözlenir.
D) ATP üretmek: Adenozin trifosfat (ATP), tüm canlı hücrelerinde enerji taşıyıcı moleküldür. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için gerekli olan enerji, her canlıda ATP sentezlenerek sağlanır. Bu süreç aerobik solunum, anaerobik solunum veya fermantasyon yoluyla gerçekleşebilir, ancak ATP üretimi evrenseldir.
E) Enzim sentezlemek: Enzimler, canlı hücrelerdeki tüm biyokimyasal reaksiyonları hızlandıran (katalizleyen) proteinlerdir. Metabolik faaliyetlerin düzenli ve hızlı bir şekilde yürüyebilmesi için enzimler şarttır. Bu nedenle, tüm canlılar kendi metabolik süreçlerini gerçekleştirmek üzere enzim sentezlemek zorundadır. Bu da tüm canlılarda ortak bir özelliktir.
Sonbaharda ormanda doğa yürüyüşü yaparken yerlerde bol miktarda sararmış yaprakları görmemiz, canlıların ortak özelliklerinden hangisini göstermektedir?
Cevap: E
Soru, sonbaharda ağaçlardan dökülen sararmış yaprakların, canlıların ortak özelliklerinden hangisini yansıttığını sormaktadır. Bu doğal olay, bitkilerin mevsimsel döngüsünün bir parçasıdır ve fizyolojik bir işlevi vardır.
A) Üreme: Üreme, canlıların kendilerine benzer yeni bireyler meydana getirmesidir. Yaprakların dökülmesi, bitkinin üremesiyle doğrudan ilgili bir olay değildir. Bitkiler genellikle çiçek, tohum, spor veya vejetatif yöntemlerle ürerler.
B) Hareket: Hareket, canlıların yer değiştirme veya vücut kısımlarını oynatma yeteneğidir. Bitkiler pasif (rüzgarla savrulma) veya aktif (tropizma, nasti hareketleri) hareketler gösterebilir. Ancak yaprak dökümü, bir hareketten ziyade, belirli bir fizyolojik süreci ifade eder. Yaprağın düşmesi fiziksel bir hareket olsa da, temel mekanizma bu şıkka işaret etmez.
C) Solunum: Solunum, canlıların enerji elde etmek için besinleri oksijenle veya oksijensiz olarak parçalamasıdır. Bitkiler de solunum yapar ancak yaprak dökümü, doğrudan solunum olayıyla ilgili değildir.
D) Etkiye karşı tepki: Canlıların iç ve dış çevreden gelen uyarıcılara karşı gösterdiği davranış veya fizyolojik değişikliklerdir. Sonbaharın gelmesi, sıcaklık değişimi ve gün ışığının azalması birer uyarıcıdır ve bu uyarıcılara tepki olarak yaprakların sararması ve dökülmesi süreci başlar. Ancak bu tepkinin altında yatan temel fizyolojik amaçlardan biri, atık maddelerin uzaklaştırılmasıdır. Bu şık, olayın bir yönünü kapsasa da, en temel ve spesifik nedeni açıklamaz.
E) Boşaltım: Boşaltım, canlıların metabolik faaliyetleri sonucu oluşan atık maddeleri vücutlarından uzaklaştırmasıdır. Bitkiler, metabolizma sonucu oluşan bazı atık maddeleri (örneğin, kalsiyum oksalat kristalleri gibi zehirli veya fazla mineraller) yaşlı yapraklarında biriktirirler. Sonbaharda bu yaprakların dökülmesiyle birlikte, bitki bu atık maddelerden kurtulmuş olur. Ayrıca, fotosentez pigmenti olan klorofilin parçalanmasıyla ortaya çıkan bazı ürünler de yapraklarda birikir ve yaprak dökümüyle uzaklaştırılır. Bu nedenle, sararmış yaprakların dökülmesi, bitkinin atık maddeleri uzaklaştırma, yani boşaltım mekanizmasını göstermektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bakteri ve serçe için ortak bir özellik değildir?
Cevap: A
Soru, bakteri ve serçe için ortak olmayan bir özelliği belirlememizi istemektedir. Bu tür soruları yanıtlarken, canlıların temel özelliklerini ve özellikle organ sistemleri gibi farklılaşma düzeylerini göz önünde bulundurmak önemlidir. Bakteriler tek hücreli, prokaryot canlılar iken; serçeler çok hücreli, gelişmiş organ sistemlerine sahip ökaryot canlılardır.
A) Boşaltım organına sahip olmak:
B) Solunum yapmak:
C) Metabolik faaliyetlerde bulunmak:
D) Hareket etmek:
E) Üremek:
•Yaşadığı ortamdan su, mineral ve karbondioksit gibi inorganik maddeleri alıp, güneş enerjsi veya kimyasal enerjiyi kullanarak ihtiyaç duyduğu organik besini üretebilen canlılardır.
• İnorganik maddelerden ihtiyaç duyduğu organik besinleri üretemeyen canlılardır.
• Organizmaların canlılık faaliyetlerini gösteren en küçük birimleridir.
• Hücrelerin küçük molekülleri birleştirerek büyük moleküler oluşturmasıdır.
• Canlılarda durum değiştirmeye veya harekete sebep olan her türlü faktöre denir.
Canlılarla ilgili yapılan yukarıdaki açıklamalar arasında aşağıda belirtilen kavramlardan hangisi bulunmaz?
Cevap: A
Verilen beş adet biyolojik açıklamanın her birinin hangi kavramı tanımladığı tespit edilmelidir. Daha sonra şıklarda sunulan kavramlarla bu tanımlar karşılaştırılmalı ve verilen açıklamalar arasında karşılığı bulunmayan kavram belirlenmelidir.
A) Katabolizma: Canlı hücrelerinde karmaşık organik maddelerin daha basit moleküllere parçalanarak enerji açığa çıkarılması süreçlerinin bütünüdür. Soruda verilen "Hücrelerin küçük molekülleri birleştirerek büyük moleküler oluşturmasıdır" ifadesi, anabolizma (yapım olayları) terimini tanımlar. Katabolizma (yıkım olayları) terimine karşılık gelen herhangi bir açıklama yukarıdaki listede bulunmamaktadır. Dolayısıyla, soruda bahsedilmeyen kavram Katabolizma'dır.
B) Ototrof: Verilen ilk açıklama ("Yaşadığı ortamdan su, mineral ve karbondioksit gibi inorganik maddeleri alıp, güneş enerjisi veya kimyasal enerjiyi kullanarak ihtiyaç duyduğu organik besini üretebilen canlılardır.") doğrudan ototrof canlıları (kendi besinini üretenler) tanımlamaktadır.
C) Uyarı: Son açıklama ("Canlılarda durum değiştirmeye veya harekete sebep olan her türlü faktöre denir.") uyarı kavramının eksiksiz bir tanımıdır. Canlıların iç veya dış ortamdan gelen etkilere tepki vermesine neden olan faktörlerdir.
D) Hücre: Üçüncü açıklama ("Organizmalaın canlılık faaliyetlerini gösteren en küçük birimleridir.") biyolojide hücre tanımına birebir uymaktadır. Tüm canlıların yapısal ve işlevsel temel birimidir.
E) Heterotrof: İkinci açıklama ("İnorganik maddelerden ihtiyaç duyduğu organik besinleri üretemeyen canlılardır.") heterotrof canlıları (besinini dışarıdan alanlar) tanımlamaktadır.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒