Hücre zarının,
I. Elektrik yüklü olması,
II. Zar lipitlerinin iki tabakalı dizilmesi,
III. Zar lipitlerinin hareket halinde olması,
IV. Yüzey proteinlerine karbonhidratların eklenmesi
Özelliklerinden hangileri özgüllüğünü sağlar? ( 2010- YGS / FEN)
Cevap: B
Hücrelerde, hücre zarının, elektrik yüklü olması, zar lipitlerinin iki tabakalı dizilmesi, zar lipitlerinin hareket halinde olması ortaktır. Yüzey proteinlerine karbonhidratların eklenmesi ile oluşan glikoproteinler, her hücrenin kendisine özgüdür.
Cevap: D
Hücre çeperinin cansızdır. Seçici geçirgenliği yoktur. Üzerindeki geçitlerden madde geçişi olur.
Bir hücrenin bakteri, mantar veya bitki hücresi olduğuna karar vermede aşağıdakilerden hangisinin kullanılması yeterlidir? (2017-YGS/Fen Bilimleri)
Cevap: A
Ribozom üçü için de ortaktır. Kullanılamaz. Endoplazmik retikulum, golgi ve çekirdek bakterilerde bulunmaz. Ancak mantar ve bitkiler için ortaktır. Kullanılamaz. Üçünde de hücre duvarı vardır. Ancak bakterilerde peptidoglikan, mantarlarda kitin, bitkilerde selülozdan yapılmıştır. Kimyasal yapıları farklı olduğu için içeriğinin saptanması kullanılabilbilir.
I. Demir ⇒ Klorofil
II. Magnezyum ⇒ Hemoglobin
III. İyot ⇒ Tiroksin Hormonu
IV. Kalsiyum ⇒ Kemik
Yukarıda verilen mineral-yapısına katıldığı madde eşleştirmelerinden hangileri doğrudur?
Cevap: C
I. Demir → Hemoglobin veya miyoglobin II. Magnezyum → Klorofil III. İyot → Tiroksin hormonu IV. Kalsiyum → Kemik
Minerallerin birçoğu, canlılarda çok önemli işlevlere sahip moleküllerin yapısına katılarak bu moleküllerin işlev kazanmasında etkili olabilmektedir.
Buna göre;
I. Miyoglobin yapısına katılma
II. Kanın pıhtılaşmasında görev alma
III. Tiroksin hormonunun yapısına katılma
görevleri verilen mineraller için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
I II III
Cevap: C
I. Miyoglobin yapısına katılma:Demir II. Kanın pıhtılaşmasında görev alma: Kalsiyum III. Tiroksin hormonunun yapısına katılma: İyot
Alınan bir besin öğesinin emilen ve vücudun yararlanabileceği miktarına biyoyararlılık adı verilir. Mineralin biyoyararlılığı çeşitli faktörlere bağlıdır. Mineral eksikliği yaşayan kişilerde emilim oranı daha yüksek iken, diyetteki bazı moleküller minerale kimyasal olarak bağlanarak mineralin biyoyararlılığını azaltabilir. Ayrıca, bir mineralin aşırı miktarda alınması, diğer minerallerin emilimini ve metabolizmasını etkileyebilir. Diğer taraftan, bir öğünde vitaminlerin bulunması, öğündeki minerallerin emilimini artırır.
Buna göre biyoyararlılık ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Cevap: E
Parça dikkatlice okunursa, bitkisel kaynaklardan sağlanan minerallerin, hayvansal kaynaklardan elde edilen minerallerden daha yüksek emilime sahip olduğu ile ilgili bir bilgi bulunmadığı görülür.
……………, oksijen taşınmasında ve depolanmasında önemli rol oynar ve kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobinin ve kas hücrelerindeki miyoglobinin bir bileşenidir.
Noktalı yere aşağıdakilerden hangisi yazılırsa eksik bilgi tamamlanmış olur?
Cevap: B
Hemoglobin ve miyoglobin demirli proteinlerdir.
İnsan hücrelerinde gerçekleşebilen;
I. Gliserol glikoz,
II. Amino asit CO2 + H2O + ATP,
III. Amino asit gliserol,
Tepkimlerinden hangilerine bağlı olarak ortamdaki azotlu inorganik madde miktarı artabilir?
Cevap: D
Soru, insan hücrelerinde gerçekleşebilen hangi tepkimelerin ortamdaki azotlu inorganik madde miktarını artırabileceğini sormaktadır. Bu tür bir artış genellikle amino asit metabolizması sırasında amonyak (NH3) gibi azotlu atıkların üretimiyle ilişkilidir. Amonyak, toksik olduğu için vücutta hızla üreye dönüştürülse de, üretimi ortamdaki azotlu inorganik madde havuzunu artırır.
I. Gliserol → glikoz: Bu tepkime, glikoneogenez olarak bilinen bir süreçtir. Gliserol ve glikoz moleküllerinin her ikisi de sadece karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) atomlarından oluşur; yapılarında azot (N) bulunmaz. Dolayısıyla, gliserolün glikoza dönüşümü sırasında herhangi bir azotlu inorganik madde üretimi veya tüketimi söz konusu değildir. Bu tepkime ortamdaki azotlu inorganik madde miktarını etkilemez.
II. Amino asit → CO2 + H2O + ATP: Bu tepkime, amino asitlerin enerji üretmek amacıyla hücresel solunumda kullanılması sürecini ifade eder. Amino asitler, yapılarında bir amino grubu (-NH2) barındırdıkları için azot içerirler. Amino asitlerin enerji için kullanılabilmesi için öncelikle amino gruplarının uzaklaştırılması gerekir; bu sürece deaminasyon denir. Deaminasyon sonucunda amonyak (NH3) açığa çıkar. Amonyak, azotlu ve inorganik bir maddedir. Dolayısıyla, bu tepkimeye bağlı olarak ortamdaki azotlu inorganik madde (amonyak) miktarı artar.
III. Amino asit → gliserol: Bu tepkime, amino asitlerin karbon iskeletlerinin başka organik moleküllere, bu örnekte gliserole dönüştürülmesini ifade eder. Amino asitler azot içerirken, gliserol azot içermez. Amino asidin azot içermeyen bir moleküle dönüştürülebilmesi için yine yapısındaki amino grubunun deaminasyon yoluyla uzaklaştırılması zorunludur. Bu deaminasyon süreci sonucunda amonyak (NH3) açığa çıkar. Amonyak, azotlu ve inorganik bir maddedir. Dolayısıyla, bu tepkimeye bağlı olarak da ortamdaki azotlu inorganik madde (amonyak) miktarı artar.
Yukarıdaki analizlere göre, hem II. hem de III. tepkime amino asitlerin deaminasyonu yoluyla amonyak (azotlu inorganik madde) üretimine yol açar. I. tepkime ise azot içermeyen moleküller arasında gerçekleştiği için ortamdaki azotlu inorganik madde miktarını etkilemez. Bu nedenle doğru cevap II ve III'tür.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒