♦ Seratonin beyinde bir bölgeden diğerine sinyal iletiminde rol alan bir nörotransmitter maddedir.
♦ Beyindeki yaygın dağılımı nedeniyle bir çok psikolojik ve bedensel fonksiyonun düzenlenmesinde rol alır. İştah, uyku, hafıza, öğrenme, ısı regülasyonu ve bazı sosyal davranışlar ile yakından ilişkilidir. Omurilikte ağrı yollarını inhibe eder.
♦ Seratonin düşük olmasının nedenleri, beyinde seratonin üretiminin az olması, seratoninin bağlandığı reseptör sayısının normalden az olması, yapısının bozulması yada seratonin sentezinde kullanılan triptofan amino asidinin eksikliği olabilir.
Buna göre;
I. Vücuduna yeterince triptofan amino asidi alamayan bir bireyde uykusuzluk problemi görülebilir.
II. Bireyin depresif olması ve vücut ağrılarını çok yoğun hissetmesi seratonin reseptörlerinin hasar görmesinden kaynaklanabilir.
III. Seratonin eksikliği merkezi sinir sisteminde impuls iletimini olumsuz etkileyebilir.
Yorumlardan hangileri yapılabilir?
Cevap: C
Verilen metin, serotonin adı verilen nörotransmiter maddenin beyindeki rolü, işlevleri ve eksikliğinin olası nedenleri hakkında detaylı bilgi sunmaktadır. Bu bilgilere dayanarak, sunulan üç yorumun metinle ne kadar uyumlu olduğunu ve doğrudan çıkarılıp çıkarılamayacağını değerlendirmemiz istenmektedir.
I. Vücuduna yeterince triptofan amino asidi alamayan bir bireyde uykusuzluk problemi görülebilir. Metinde açıkça belirtildiği gibi, seratonin 'uyku' fonksiyonunun düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca, seratonin düşüklüğünün nedenlerinden biri olarak 'seratonin sentezinde kullanılan triptofan amino asidinin eksikliği' gösterilmiştir. Bu iki bilgiyi birleştirdiğimizde, triptofan eksikliğinin seratonin düzeylerini düşüreceği ve bunun da uyku düzenini etkileyerek uykusuzluk problemine yol açabileceği doğrudan bir çıkarımdır. Dolayısıyla, bu yorum metinle tamamen tutarlıdır. (DOĞRU)
II. Bireyin depresif olması ve vücut ağrılarını çok yoğun hissetmesi seratonin reseptörlerinin hasar görmesinden kaynaklanabilir. Metin, seratoninin 'bir çok psikolojik ve bedensel fonksiyonun düzenlenmesinde' rol aldığını ve 'Omurilikte ağrı yollarını inhibe ettiğini' belirtmektedir. Seratonin düşüklüğünün nedenleri arasında 'seratoninin bağlandığı reseptör sayısının normalden az olması' da sayılmıştır. Reseptörlerin hasar görmesi veya sayısının az olması, seratoninin etkisini azaltarak fonksiyonel bir seratonin eksikliğine yol açabilir. Ancak metin, 'reseptörlerin hasar görmesi' ile 'depresif olma' veya 'vücut ağrılarını çok yoğun hissetme' gibi spesifik ve dereceli klinik durumlar arasında doğrudan, tek ve kesin bir nedensellik ilişkisi kurmamaktadır. Serotonin eksikliği bu tür semptomlara yol açabilir; ancak metin, reseptör hasarını bu spesifik ve yoğun semptomların doğrudan ve münhasır bir nedeni olarak sunmaktan ziyade, genel bir seratonin eksikliği nedeni olarak ele almaktadır. Bu yorum, metindeki bilgiden doğrudan ve kesin olarak yapılabilecek bir çıkarım değildir; daha fazla klinik bilgi veya varsayım gerektirir. (YANLIŞ)
III. Seratonin eksikliği merkezi sinir sisteminde impuls iletimini olumsuz etkileyebilir. Metin, seratoninin 'beyinde bir bölgeden diğerine sinyal iletiminde rol alan bir nörotransmitter madde' olduğunu net bir şekilde ifade etmektedir. Nörotransmitterler, sinir sistemindeki (merkezi sinir sistemi dahil) impuls (sinyal) iletiminin temelini oluşturur. Eğer seratonin eksikliği yaşanırsa, sinyal iletimindeki bu kritik rolü yerine getiremeyecek ve dolayısıyla merkezi sinir sistemindeki impuls iletimi olumsuz etkilenecektir. Bu, metinden doğrudan çıkarılabilecek mantıksal bir sonuçtur. (DOĞRU)
Yukarıdaki değerlendirmeler sonucunda, verilen metindeki bilgilere dayanarak sadece I ve III numaralı yorumların kesin olarak yapılabileceği görülmektedir.
ABD'li efsane boksör Muhammed Ali 74 yaşında hayatını kaybetti. Muhammed Ali yaşamının son 30 yılında parkinson hastalığı ile mücadele etti. Parkinson motor fonksiyonlarının bozulmasıdır. Kas titremeleri, denge bozukluğu, eğik duruş ve ayakları sürüyerek yürüme şeklinde gözlenmektedir. Yüz kasları hareketsiz ve donuk bir ifadeyle yüze sabitlenmiştir. Orta yaş ve üzerinde görülme sıklığı artan bir hastalıktır. Genellikle genç bireylerde bu hastalığın görülmesi genetik yatkınlık olduğunu gösterir. Parkinson orta beyindeki dopamin sentezleyen hücrelerin ölmesinden kaynaklanır. Muhammed Ali'nin boks maçlarında aldığı kafa darbelerinin bu hastalığın görülmesinde etkili olduğu düşünülmektedir. Buna göre;
I. Dopamin salgılayan nöronların orta beyne nakledilmesi parkinson hastalığının tedavisini sağlayabilir.
II. Muhammed Ali'de parkinson hastalığının görülmesi kalıtsal yatkınlığa bağlı olabilir.
III. Muhammed Ali'de zaman içerisinde; kas titremeleri ve denge bozukluğu görülmüştür.
Yorumlarından hangileri yapılabilir?
Cevap: A
Soru, efsane boksör Muhammed Ali'nin Parkinson hastalığı ile mücadelesi üzerinden Parkinson hastalığı hakkında verilen bilgileri yorumlamamızı istemektedir. Verilen metinde hastalığın nedenleri (orta beyindeki dopamin sentezleyen hücrelerin ölmesi, kafa darbeleri), belirtileri (kas titremeleri, denge bozukluğu, eğik duruş, donuk yüz ifadesi) ve görülme sıklığı (orta yaş ve üzeri, genç bireylerde genetik yatkınlık) hakkında bilgiler sunulmuştur. Bu bilgilere dayanarak üç ayrı yorumun (I, II, III) geçerliliği değerlendirilmelidir.
I. Dopamin salgılayan nöronların orta beyne nakledilmesi parkinson hastalığının tedavisini sağlayabilir. Metinde Parkinson hastalığının 'orta beyindeki dopamin sentezleyen hücrelerin ölmesinden kaynaklandığı' açıkça belirtilmiştir. Hastalığın temel nedeni bu hücrelerin kaybı olduğuna göre, bu hücrelerin veya fonksiyonlarının orta beyne nakledilmesi veya yerine konulması, hastalığın ana nedenini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi yaklaşımı olabilir. 'Sağlayabilir' ifadesi de potansiyel bir tedavi yöntemini ifade ettiği için bu yorum metinden çıkarılabilir ve bilimsel olarak mantıklıdır.
II. Muhammed Ali'de parkinson hastalığının görülmesi kalıtsal yatkınlığa bağlı olabilir. Metinde 'Genellikle genç bireylerde bu hastalığın görülmesi genetik yatkınlık olduğunu gösterir' denilmektedir. Muhammed Ali hastalığı yaklaşık 44 yaşında (74-30) geliştirmiştir ki bu yaş 'genç birey' tanımına tam olarak uymamaktadır. Ayrıca, metin Muhammed Ali'nin özel durumunda 'boks maçlarında aldığı kafa darbelerinin bu hastalığın görülmesinde etkili olduğu düşünülmektedir' diyerek çevresel bir etkiye dikkat çekmektedir. Dolayısıyla, metinde Muhammed Ali'nin hastalığının kalıtsal yatkınlığa bağlı olduğuna dair yeterli ve doğrudan bir çıkarım bulunmamaktadır; aksine, onun durumu için başka bir neden belirtilmiştir.
III. Muhammed Ali'de zaman içerisinde; kas titremeleri ve denge bozukluğu görülmüştür. Metin Parkinson hastalığının belirtilerini 'Kas titremeleri, denge bozukluğu, eğik duruş ve ayakları sürüyerek yürüme şeklinde gözlenmektedir' diye tanımlamaktadır. Muhammed Ali'nin 30 yıl boyunca Parkinson hastalığı ile mücadele ettiği belirtilmektedir. Her ne kadar metinde 'Muhammed Ali'de kas titremeleri görüldü' şeklinde doğrudan bir ifade yer almasa da, Parkinson hastalığının tanımlayıcı belirtileri olan bu durumları, hastalığı taşıyan bir bireyin göstermesi çok güçlü bir çıkarımdır. Ancak, sorunun 'yapılabilir' kriterini sadece metinde açıkça belirtilen veya doğrudan çıkarılabilen ifadelerle sınırlarsak, Muhammed Ali'nin şahsen bu belirtileri gösterdiği metinde doğrudan ifade edilmemiştir, sadece hastalığın genel belirtileri verilmiştir. Bu tür sorularda katı bir metin yorumu beklenebildiği için, bu ifadenin kesin olarak yapılabileceği kabul edilmeyebilir.
A) Yalnız I: Yukarıdaki değerlendirmelere göre, I. yorum metindeki bilgilerden doğrudan ve mantıksal olarak çıkarılabilirken, II. yorum için yeterli bilgi ve Ali'ye özel bir nedenin belirtilmiş olması, III. yorum için ise Ali'nin spesifik belirtilerinin doğrudan metinde yer almaması nedeniyle bu şık doğru kabul edilmektedir.
B) Yalnız II: II. yorum metinden çıkarılamaz.
C) I ve III: III. yorum, metinden doğrudan çıkarım kıstaslarına göre zayıf kalmaktadır.
D) II ve III: II. ve III. yorumların her ikisi de metinden doğrudan çıkarım kıstaslarına göre zayıf kalmaktadır.
E) I, II ve III: II. ve III. yorumlar metinden doğrudan çıkarım kıstaslarına göre zayıf kalmaktadır.
Akson boyunca ve sinapslarda impuls iletiminde;
I. ATP harcanması
II. Nörotransmitter maddelerin salgılanması
III. Elektriksel yük değişiminin gerçekleşmesi
IV. İmpulsun niteliği ve şiddetin değişmemesi
Özelliklerinden hangileri ortaktır?
Cevap: B
Şimdi soru kökünde verilen maddeleri değerlendirelim:
I. ATP harcanması: Hem akson boyunca impuls iletiminde hem de sinapslarda impuls iletiminde enerji (ATP) harcanır. Çünkü iyon pompaları ATP kullanarak iyon dengesini sağlar ve impulsun devamı için ortam hazırlanır.
II. Nörotransmitter maddelerin salgılanması: Yalnızca sinapslarda gerçekleşir. Akson boyunca impuls iletiminde nörotransmitter salgılanmaz, elektriksel değişimle iletim olur.
III. Elektriksel yük değişiminin gerçekleşmesi: Her iki durumda da ortaya çıkar. Akson boyunca impuls, elektriksel değişikliklerle taşınır. Sinapslarda ise kimyasal iletim olduğu için elektriksel iletim olmaz, bu nedenle elektriksel yük değişimi sinapslarda yoktur.
IV. İmpulsun niteliği ve şiddetin değişmemesi: Hem akson boyunca hem sinapslarda impulsun kalitesi (niteliği) ve şiddeti değişmez. Bu, bilgi iletiminin güvenliği için önemlidir.
Sonuç olarak, I ve IV özellikleri her iki durumda da ortaktır.
A) Yalnız I - Eksik, çünkü IV de ortak.
B) I ve IV - Doğru, her ikisi de ortak.
C) II ve III - Yanlış, çünkü II yalnızca sinapsta, III ise sadece akson boyunca geçerli.
D) III ve IV - Yanlış, III sadece akson boyunca geçerlidir.
E) I, II ve IV - Yanlış, II ortak değil.
Doğru cevap B şıkkıdır.
Somatik sinirler aşağıdaki organlardan hangisinin çalışmasını sağlayan kasları uyarır?
Cevap: D
Somatik sinir sistemi, istemli hareketlerimizi sağlayan iskelet kaslarını kontrol eder. Bu nedenle, soruda verilen organlardan hangisinin kasları istemli hareket sağlar, bunu belirlemeliyiz.
A) Kalp: Kalp kası, istemsiz çalışan özel bir kas türüdür (kalp kası). Kalbin çalışması otonom sinir sistemi tarafından düzenlenir, somatik sinirler tarafından değil.
B) Böbrek: Böbrekler, vücudun su ve tuz dengesini ayarlayan, kanı süzerek atık maddeleri uzaklaştıran iç organlardır. Çalışmaları tamamen istemsizdir ve otonom sinir sistemi kontrolündedir.
C) Mide: Mide, sindirim sisteminin bir parçasıdır ve içeriğindeki düz kaslar sayesinde istemsiz olarak kasılıp gevşeyerek besinleri karıştırır ve ilerletir. Bu hareketler (peristalsis) otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir.
D) Bacak: Bacaklar, yürüme, koşma, zıplama gibi istemli hareketleri yapmamızı sağlayan iskelet kaslarından oluşur. Bu kaslar, merkezi sinir sisteminden gelen ve istemli kontrol sağlayan somatik sinirler tarafından uyarılır. Bu nedenle, doğru cevap bacaktır.
E) Toplardamar: Toplardamarlar kan taşıyan damarlardır ve duvarlarında bulunan düz kaslar istemsiz olarak kan akışını düzenler. Bu da otonom sinir sistemi kontrolündedir.
Sonuç olarak, somatik sinirler istemli hareketleri kontrol eden iskelet kaslarını uyarır ve bacaklar bu tür kasları içerir.
Bir refleks yayında aşağıdaki yapılardan hangisi en son görev alır?
Cevap: B
Refleks yayı sırası: Reseptör → Duyu nöron → Ara nöron → Motor nöron → Efektör. Tepkiyi fiilen gerçekleştiren ve en son görev alan yapı efektördür (kas veya bez).
1. Uyarının algılanması: Reseptör
2. İmpulsun merkeze taşınması: Duyu nöron
3. Merkezde değerlendirme: Ara nöron
4. İmpulsun organa götürülmesi: Motor nöron
5. Tepkinin oluşması: Efektör (kas/bez)
A) Reseptör: Uyarıyı ilk algılayan basamaktır; son değildir.
B) Efektör: Tepkiyi oluşturan kas/bezdir ve en son görev alır. Doğru seçenek.
C) Duyu Nöron: İmpulsu reseptörden merkeze taşır; erken bir basamaktır.
D) Ara Nöron: Omurilikte değerlendirme/aktarma yapar; efektörden önce gelir.
E) Motor Nöron: İmpulsu efektöre götürür; sondan bir önceki basamaktır.
İnsanda;
I. Göz bebeklerinin az ışıkta büyümesi
II. Limon görünce ağzın sulanması
III. Bisiklet sürme
Davranışlarından hangileri orta beyin tarafından denetlenir?
Cevap: A
Orta beyin, genellikle refleks hareketlerin ve temel görsel-işitsel işlevlerin kontrolünde rol oynar. Bu nedenle, göz bebeklerinin az ışıkta büyümesi gibi otomatik ve refleksif tepkiler orta beyinle ilişkilidir. Diğer yandan, ağız sulanması gibi koşullu refleksler daha çok beyincik ve diğer beyin bölgeleri tarafından düzenlenir. Bisiklet sürme gibi karmaşık motor beceriler ise büyük ölçüde beyincik ve beyin kabuğu tarafından koordine edilir.
I. Göz bebeklerinin az ışıkta büyümesi: Bu bir refleks olup orta beyin tarafından denetlenir. Yanıt A ve diğerleri içinde doğru olan I’nin olduğu şıklarda değerlendirilir.
II. Limon görünce ağzın sulanması: Bu bir koşullu refleks olup daha çok beyin sapı ve beyincik etkilerindedir, orta beyinle direkt bağlantısı zayıftır.
III. Bisiklet sürme: Bu karmaşık motor koordinasyon ve öğrenilmiş bir beceri olup beyincik ve beyin korteksi tarafından denetlenir, orta beyin merkezli değildir.
Sonuç olarak, sadece I şıkkı orta beyin ile ilişkilidir, yani doğru cevap A) Yalnız I'dir.
Bir insanda uç beynin zarar görmesi;
I. Öğrenme
II. Refleks
III. Soluk alıp verme
Faaliyetlerinden hangilerini etkiler?
Cevap: A
Uç beyin (serebrum) insan beyninin en gelişmiş kısmıdır ve bilinçli düşünme, öğrenme, hafıza ve karmaşık hareket kontrolünden sorumludur. Refleksler genellikle omurilik veya beyin sapı tarafından kontrol edilir. Soluk alıp verme ise beyin sapındaki solunum merkezleri tarafından otomatik olarak kontrol edilir.
I. Öğrenme: Uç beynin zarar görmesi öğrenmeyi etkiler çünkü öğrenme faaliyetleri serebrumda gerçekleşir.
II. Refleks: Refleksler omurilik ve beyin sapında yer alır. Uç beyin zarar gördüğünde refleksler genellikle etkilenmez.
III. Soluk alıp verme: Bu işlev beyin sapındaki solunum merkezleri tarafından kontrol edilir. Uç beyin zarar görse bile soluk alıp verme devam eder.
Bu nedenle yalnızca öğrenme (I) etkilenir ve doğru cevap A şıkkıdır.
Sinapslarda impuls iletimi ile ilgili;
I. Seçici direnç gerçekleşerek impulsla ilgisi olmayan nöronlar uyarılmaz.
II. İmpuls iletimi elektrokimyasal yolla gerçekleşir.
III. İmpuls iletimi nörotransmitter maddeler ile sağlanır.
İfadelerinden hangileri doğrudur?
Cevap: D
Sinapslar, nöronlar arasında impulsların iletilmesini sağlayan bağlantı noktalarıdır. İmpuls iletimi burada kimyasal ve elektriksel süreçlerle gerçekleşir. Soruda verilen ifadeleri tek tek değerlendirelim:
I. Seçici direnç gerçekleşerek impulsla ilgisi olmayan nöronlar uyarılmaz. Bu ifade doğrudur çünkü sinapslarda impuls yalnızca ilgili nöronu uyaracak şekilde iletilir, ilgisiz nöronlar etkilenmez.
II. İmpuls iletimi elektrokimyasal yolla gerçekleşir. Bu ifade kısmen doğru olsa da, sinapslarda impuls iletimi için esas olan kimyasal yoldur. Elektrokimyasal terimi genel sinir sistemindeki impulsların yayılımına uygun olsa da sinapslardaki iletim kimyasal aracılar (nörotransmitter) sayesinde olur.
III. İmpuls iletimi nörotransmitter maddeler ile sağlanır. Bu ifade doğrudur çünkü sinaptik aralıkta impulsun bir nörondan diğerine geçişi nörotransmitterlerle sağlanır.
Sonuç olarak; I ve III ifadeleri doğrudur. Bu nedenle doğru cevap D şıkkıdır.
Beyin omurilik sıvısı (BOS);
I. Beyin ve omuriliği mekanik etkilere karşı koruma,
II. Sinir hücreleri ile kan damarları arasında madde alış verişi,
III. Merkezi sinir sisteminde iyon derişimini düzenleme
Görevlerinden hangilerini yerine getirir?
Cevap: E
BOS, beyin ve omuriliği darbelere karşı yastıklar (mekanik koruma), sinir dokusu ile kan arasında besin-atık alış verişini kolaylaştırır ve nöral iletim için gerekli iyon/pH dengesini sürdürerek homeostazı destekler. Bu yüzden üç ifade de doğrudur.
A) Yalnız I: Mekanik koruma doğru; ancak diğer işlevleri dışladığı için eksik.
B) Yalnız III: İyon dengesini düzenleme doğru; fakat diğer işlevler de vardır.
C) I ve II: Doğru iki işlevi içerir; ancak iyon dengesini de sağlar, eksik.
D) II ve III: Mekanik korumayı dışladığı için eksik.
E) I, II ve III: BOS’un tüm temel görevlerini kapsar; doğru seçenek.
Omurilik soğanı;
I. Sindirim
II. Hapşırma
III. Refleks
Olaylarından hangilerini denetler?
Cevap: C
Omurilik soğanı, beyin sapının bir parçasıdır ve yaşamsal fonksiyonları denetler. Bu fonksiyonlar içinde özellikle refleks olayları ve çeşitli otomatik tepkiler yer alır. Soruda verilen seçenekleri bu bağlamda değerlendirelim.
İ. Sindirim: Sindirim sistemi kapsamlı bir mekanizmaya sahiptir ve sindirim hareketlerini merkezi sinir sistemi içinde kontrol eden yapı daha çok beyin sapının üst kısmındaki hipotalamus ve sindirim sistemine özel otonom sinir ağıdır (enterik sinir sistemi). Omurilik soğanı direkt olarak sindirimden sorumlu değildir.
II. Hapşırma: Hapşırma refleksi, omurilik soğanı tarafından denetlenen bir reflekstir. Bu bölgede hapşırmayı sağlayan sinir merkezleri bulunur.
III. Refleks Olayları: Omurilik soğanı, birçok yaşamsal refleksin kontrol merkezidir. Örneğin, yutkunma, öksürme, hapşırma gibi refleksler doğrudan omurilik soğanı tarafından düzenlenir.
Bu açıklamalara göre;
A seçeneği (Yalnız I): Yanlıştır, çünkü sindirim doğrudan omurilik soğanı ile denetlenmez.
B seçeneği (Yalnız III): Hapşırma refleksi omurilik soğanında gerçekleşir ancak sadece refleks olayları kapsamına hapşırmayı eklemek daha doğru olur. Soru Hapşırmayı ayrı belirtmiş.
C seçeneği (I ve II): Yanlıştır, çünkü sindirim direkt omurilik soğanı ile kontrol edilmez.
D seçeneği (II ve III): Doğrudur. Hapşırma ve diğer refleks olayları omurilik soğanı tarafından denetlenir.
E seçeneği (I, II ve III): Yanlıştır, çünkü sindirim yoktur.
Bu yüzden doğru cevap D şıkkıdır.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒