► Canlıların yapısında en fazla bulunan organik bileşiklerdir. Hücre zarının %50 - 55'i proteinden oluşur. Proteinler hücrenin organik içeriğinin %60'ını oluşturur.
► Canlılarda; yapıya katılma, enerji üretiminde kullanılma, bağışıklığı sağlama, düzenleme ve mesaj iletme gibi görevleri yerine getiren organik bileşiklerdir.

► Yapılarında karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomları bulunan polimerlerdir. Bazılarında fosfor ve kükürt elementleri de bulunur.
► Hücrelerde bütün aktivitelerde kullanılan proteinler;
♦ Yapıcı onarıcı,
♦ Düzenleyici ve
♦ Enerji verici bileşiklerdir.
► Proteinler, solunumda enerji verici olarak kullanıldığında boşaltım atığı olarak su ve karbondioksitin yanında amonyak da meydana gelir.
► Fosfolipitler ile beraber hücre zarının temel yapısını oluştururlar.
► Enzim ve hormonların yapısına katılırlar.
► Vücut savunmasında görev alan antikorların yapısına katılırlar
► CO2 ve O2 taşınmasında görev alan hemoglobinin yapısını oluştururlar
► Kanın pıhtılaşmasında görev alan trombojen ve fibrinojen moleküllerinin yapısını oluştururlar.
► Kas kasılmasında görevli aktin ve miyozinin yapısına katılırlar.
► Kanın osmotik basıncında görevli albümin ve globulini oluştururlar.
► Saç, tırnak, tüy ve boynuz gibi yapılarda bulunurlar.
► Proteinlerin yapı taşları (monomer) amino asitlerdir.
► Amino asitler; merkezi bir karbon (C) atomunun etrafında bağ oluşturan karboksil grup (COOH), amino grup (NH2), hidrojen (H) ve değişken gruptan (R) oluşur. Amino asitlerin çeşidini, taşıdıkları değişken grup (R) sağlar.

► Amino asitleri oluşturan birimler ve grup adları şöyledir:
♦ —NH2 grubu; Amino Grup
♦ —COOH grubu; Karboksil Grup
♦ —R grubu ise Radikal (Değişken=Yan) Grup adını alırlar.
► Değişken grup her amino asit çeşidinde değişen temel gruptur. Amino asitlerin farklı olmasını sağlar. 20 çeşit amino asit 20 çeşit değişken grup vardır.
► Amino ve karboksil gruplar tüm amino asitlerde aynıdır.
► Amino asitler birbirine peptit bağları ile bağlanarak proteinleri oluşturur. Peptit bağları ribozomda oluşur.
Peptit Bağı: İki amino asidin birleşmesi ile bir su molekülünün açığa çıkması ile oluşan bağa Peptit Bağı denir.
► Birinci amino asidin Karboksil grubunun (COOH) OH'ı ile, ikinci amino asidin Amino (NH2) grubunun H+'ı birleşerek bir molekül su oluşur. Su oluştuktan sonra Karboksil Karbonu (C) ile Amino Azotu (N) arasında oluşan kimyasal bağ Peptit Bağıdır.

► Canlı yapısına katılan 20 çeşit amino asit vardır. Üretici canlılar fotosentez ile tüm amino asit çeşitlerini sentezleyebilirler. İnsan ve hayvanlar ise bu amino asitlerden 12 tanesini karaciğerde sentezleyebilir. 8 tanesini ise besinlerle dışarıdan hazır olarak alırlar. Dışarıdan almak zorunda kaldığımız ve vücutta üretilmeyen bu 8 çeşit amino asite Temel (Zorunlu) Amino Asitler denir.
► İki amino asit birbirine peptit bağı ile birleşerek dehidrasyon tepkimesiyle Dipeptit oluşur. Açığa bir molekül su çıkar. Peptit bağı bir amino asidin karboksil grubu ile diğer amino asidin amino grubu arasında kurulur.

► Çok sayıda amino asit bir araya gelerek dehidrasyon tepkimesiyle Polipeptit, polipeptitlerin birleşmesiyle de protein oluşur.

Polipeptitlerin Çeşitliliğini;
1. Kullanılan amino asitlerin çeşidi, sayısı, sıralanma ve tekrarlanma durumları ile
2. DNA tarafından verilen kalıtsal bilgi belirler.
► Çeşitlilikte peptit bağının ve ribozomların bir etkisi yoktur.
► Proteinler canlının DNA'daki genetik bilgisine göre bütün hücrelerde ribozom organelinde sentezlenir.
► Genetik yapı türe hatta bireye özgü olduğu için proteinlerin benzerliği canlıların akrabalık ilişkilerini belirlemede yol gösterir.
► Yabancı proteinler biraraya geldiğinde uyuşmazlık olur ve kanda çökelmeler görülür. Oysa aynı proteinler arasında çökelme meydana gelmez.
► İki farklı canlının kanı karıştığında; benzer ya da farklı proteinlerin bulunma oranına göre farklı düzeylerde çökelmeler olur.
► Bu durum dikkate alınarak iki kişinin yakın akraba olup olmadığı belirlenebilir.
Buna göre; iki durum karşımıza çıkar:
1.Durum: A bireyin kanı doğrudan X, Y, Z gibi canlıların kanına damlatıldığında protein benzerliği en çok olanlarda çökelme en az olacaktır. Çökelme en az hangisinde ise A bireye en yakın akraba odur.
⇒ A canlısının kanı direk X, Y, Z canlılarının kanı ile karıştırıldığında; X'te %20, Y'de %40, Z'de ise %5 çökelme olmuştur. Bu durumda A bireyine en yakın akraba Z kişisidir.
2. Durum: A bireyin kanı B bireyine damlatılır. Sonra bu karışımdan alınan kan serumu X, Y, Z canlılarının kanına damlatılır. (Yani A bireyin kanı doğrudan X, Y, Z'ye verilmez.) Bu durumda çökelmenin en fazla olduğu canlı A canlısına en yakın akrabadır.
⇒ A ve B canlısının kanı karıştırıldıktan sonra, karışımdan alınan kan serumu X, Y, Z bireylerinin kanı ile karıştırıldığında; X'te %20, Y'de %40, Z'de ise %5 çökelme olmuştur. Bu durumda A bireyine en yakın akraba Y kişisidir.
NOT: Burada (2.Durum) A bireyinin kanındaki antijenlere karşı B canlısında antikor oluşturulmuştur. B canlısının antikorları, A'nın proteinlerini çökeltmiştir. B kişisinden alınan kan serumunun içinde bu antikorlar bulunur. Böylece bu serum X, Y ve Z bireylerine verildiğinde bu antikorlar A kişisinin antijenleri ile aynı olan proteinleri çökeltir. Yani çökelmenin en çok olduğu kişi A'nın proteinleri ile benzerliği fazla olduğundan yakın akrabadır.
Proteinlerin Üç Boyutlu Yapısı
► Ribozomlarda sentezlenen polipeptit düz bir zincir şeklindedir. İşlevsel değildir. bu polipeptit daha sonra katlanarak üç boyutlu bir yapı kazanır. İşlevsel proteinlere dönüşür. Ribozomda sentezlenen polipeptitin düz zincir şeklinde olan yapısına Birincil (primer) yapı denir.
► Primer yapıdan sonra farklı katlanmalarla sırasıyla; Sekonder (İkincil), Tersiyer, Kuaterner yapılar oluşur.
► Proteindeki bu katlanmaların önemi; her üç boyutlu şeklin farklı bir görevi yerine getiriyor olmasıdır.

► Proteinlerin yapısı; yüksek sıcaklık, kuvvetli asit ve baz, yoğun tuz, yüksek basınç ve radyasyon gibi faktörler ile bozulur.
► Proteinlerin yapısının bozulmasına Denatürasyon denir.
► Denatüre olmuş protein, biyolojik fonksiyon ve özelliklerini kaybeder ama besin değerini kaybetmez.
► Denatürasyonda proteinin üç boyutlu yapısı bozulurken peptit bağları korunur.
► Denatüre olmuş bazı proteinlerin eski haline dönüşmesine Renatürasyon denir.
► Protein eksikliği sonucu;
♦ Çocuklarda büyüme ve gelişme bozuklukları ve zeka geriliği,
♦ Yaraların geç iyileşmesi,
♦ Bağışıklıkta zayıflama,
♦ Ödem oluşumu vb. gibi rahatsızlıklar oluşabilir.
► İnsanlarda uzun süreli açlık durumunda öncelikle eşeysel organlardaki proteinler, sonra sırasıyla kas ve sinir proteinleri enerji verici olarak kullanılır.
Yapısal Proteinler
► Hücre zarı, çekirdek ve organel zarları, kromozomların yapısını oluşturur.
► Sil ve kamçıların yapısına katılır.
► Bağ doku liflerinin, iğ ipliklerinin ve hücre iskeletlerinin yapısına katılır.
► Saç, kıl, tüy, pul, tırnak, boynuz gibi yapıların temel yapı malzemesi olan Keratini oluturur.
Enzim Proteinleri
► Proteinler tüm enzim çeşitlerinin yapısına katılarak düzenleyici görev yaparlar.
► Canlıdaki biyokimyasal tepkimeleri katalizleyen kısım protein grubudur.
► Bu grup Apoenzim adını alır.
Hormon Proteinleri
► İnsan ve hayvanlardaki pek çok hormonun yapısına katılarak düzenleyici görev yaparlar.
► İnsanda pankreas tarafından salgılanan insülin ve glukagon hormonları ile büyüme hormonu protein yapılıdır.
Depo Proteinleri
► Hayvansal ve bitkisel kaynaklı besinlerin çoğunda proteinler depo edilir.
► Örneğin; baklagil tohumlarında ve yumurta gibi besinlerde proteinler depolanır.
Motor ve Hareket Proteinleri
► İnsan ve hayvanlardaki Çizgili (iskelet) Kaslarının kasılıp gevşemesini sağlayan Aktin ve Miyozin İplikler birer protein çeşididir. Hareketi sağlarlar.
Reseptör (Almaç) Proteinleri
► Hücre zarının yapısında bulunurlar. Bu reseptörler Glikoprotein yapılıdır.
► Hücre içine alınacak ya da hücreyi uyaran moleküllerin tanınmasını ve seçilmesini sağlarlar.
Taşıma Proteinleri
► Hücre zarından molekül geçişlerini sağlayan proteinler Taşıma Proteinleridir.
► Hemoglobinin yapısına katılarak oksijen ve karbondioksit taşınmasında görev alırlar.
► Hücresel solunum, fotosentez vb.reaksiyonlarda görev alan Elektron Taşıma Sistemi elemanları elektron ve proton taşıyan özel proteinlerdir.
Savunma Proteinleri
► Vücudun bağışıklık sisteminde görev alan antikorların yapısını oluştururlar.
NOT: İşlevsel proteinlerin en önemlileri enzim ve hormonların yapısına katılan proteinlerdir. Bunlar düzenleyici protein olarak görev yaparlar.
► Proteinlerin fazlası canlı vücudunda depo edilmez. Fazlası karaciğer tarafından yağa dönüştürülerek depolanır.
NOT: Oksijenli solunum yapan canlılarda proteinler karbohidrat ve yağlardan sonra üçüncü sırada enerji kaynağı olarak kullanılırlar.
Konuya Ait Videolar
Konuya Ait Çıkmış Sorular
Konu İle İlgili Çalışma Soruları
Aşağıdakilerden hangisi proteinlerin görevi değildir?
Doğru Cevap: A
Proteinler, canlılar için hayati öneme sahip büyük moleküllerdir. Vücudumuzda kas yapısından tutun, hücreler arası iletişime kadar pek çok farklı görevi üstlenirler. Bu çok yönlü yapılar, amino adı verilen daha küçük yapı taşlarının belirli bir sıra ile bir araya gelmesiyle oluşur. Proteinler, enzimleri oluşturarak biyokimyasal tepkimeleri hızlandırır, hücre ve dokuların yapısal elemanlarını oluşturur ve taşıma gibi çeşitli fonksiyonlarda görev alır.
Bu soru, proteinlerin temel görevleri hakkındaki bilgi düzeyinizi ölçmeye yönelik bir bilgi sorusudur. Proteinlerin hangi işlevleri yerine getirdiğini bilmeniz ve hangisinin proteinlere ait olmadığını ayırt edebilmeniz beklenir. Her seçeneği proteinlerin bilinen görevleriyle karşılaştırmak, doğru cevabı bulmanızı sağlayacaktır.
Bu soruda belirli öncüller (I, II, III gibi) bulunmamaktadır. Soru doğrudan proteinlerin görevlerinden hangisinin yanlış olduğunu sormaktadır. Dolayısıyla, her bir şıkkı ayrı ayrı değerlendirerek proteinlere ait olmayan görevi bulmaya odaklanmalıyız.
A) Genetik bilgiyi taşır. Bu ifade yanlıştır. Genetik bilgi DNA ve RNA gibi nükleik asitler tarafından taşınır ve depolanır; proteinler genetik bilginin ifadesinde rol oynasalar da kendileri genetik bilgiyi taşımazlar.
B) Kanın ozmotik basıncını ayarlar. Bu ifade doğrudur. Albumin gibi kan proteinleri, kanın ozmotik basıncını düzenleyerek vücut sıvılarının dengelenmesinde kritik rol oynar.
C) Enzimlerin yapısal kısmını oluşturur. Bu ifade doğrudur. Enzimler, biyolojik reaksiyonları hızlandıran ve genellikle protein yapısında olan özel moleküllerdir.
D) Kasların kasılmasında rol oynar. Bu ifade doğrudur. Aktin ve miyozin gibi proteinler, kas hücrelerinin kasılmasını ve gevşemesini sağlayarak hareketi mümkün kılar.
E) Hücre zarındaki por kanallarını oluşturur. Bu ifade doğrudur. Hücre zarlarında bulunan taşıyıcı proteinler ve porlar, maddelerin hücre içine ve dışına seçici olarak geçişini sağlayan kanalları oluşturur.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: A şıkkı. Proteinler vücutta birçok önemli görevi üstlenir ancak genetik bilgiyi taşımak onların temel görevi değildir; bu görev nükleik asitlere aittir.
Proteinlerin yapısal ve işlevsel farklılıklarının belirlenmesinde aşağıdaki faktörlerden hangisi etkili değildir?
Doğru Cevap: D
Proteinler, canlı vücudumuzun yapı taşlarıdır ve yaşamsal faaliyetlerimizin hemen hemen hepsinde görev alırlar. Her proteinin kendine özgü bir üç boyutlu yapısı vardır ve bu yapı, onun ne iş yapacağını belirler. Bu benzersiz yapı, proteinleri oluşturan amino asitlerin özelliklerine ve dizilişlerine bağlıdır.
Bu soru, proteinlerin farklı yapılar ve işlevler kazanmasında hangi faktörlerin rol oynadığını ve hangi faktörün bu farklılığı yaratmada etkisiz olduğunu kavramaya yöneliktir. Temel biyoloji bilgilerinizi kullanarak proteinlerin çeşitliliğinin nedenlerini doğru bir şekilde analiz etmeniz bekleniyor.
Soruda proteinlerin yapısal ve işlevsel farklılıklarını belirlemede etkili olmayan faktör soruluyor. Yani, tüm proteinlerde ortak olan ve bu nedenle farklılık yaratmayan bir özelliği bulmamız gerekiyor. Proteinlerin çeşitliliğini sağlayan faktörleri iyi bilmek, doğru cevabı bulmamız için çok önemli.
A) Yapısındaki amino asit sayısı: Farklı proteinlerin yapısında farklı sayıda amino asit bulunabilir. Daha fazla veya daha az amino asit, proteinin zincir uzunluğunu ve dolayısıyla üç boyutlu şeklini doğrudan etkiler, bu da yapısal ve işlevsel farklılıklara yol açar.
B) Amino asitlerin diziliş sırası: Bir proteini oluşturan amino asitlerin hangi sırayla dizildiği, proteinin birincil yapısını oluşturur. Bu sıra, proteinin doğru bir şekilde katlanmasını ve özgün bir şekil almasını sağlar; bu da onun işlevini belirler.
C) Kullanılan amino asitlerin radikal grupları: Amino asitlerin radikal (R) grupları, her amino aside özgü kimyasal özellikler (polar, apolar, asidik, bazik olması gibi) verir. Bu R gruplarının etkileşimleri, proteinin son üç boyutlu şeklini ve dolayısıyla işlevini belirlemede çok kritik rol oynar.
D) Amino asitlerin birbirine bağlanma biçimi: Tüm proteinlerde amino asitler birbirine peptit bağı adı verilen aynı tip bir kimyasal bağ ile bağlanır. Bu bağ, bir amino asidin karboksil grubu ile diğerinin amino grubu arasında oluşur ve tüm proteinlerde bu bağlanma şekli ortaktır. Dolayısıyla, amino asitlerin bağlanma biçimi, proteinler arasındaki çeşitliliği yaratan bir faktör değildir.
E) Senteze kalıplık eden genetik şifrenin farklılığı: Her proteinin sentezi, DNA üzerindeki belirli bir genetik şifreye göre yapılır. Bu genetik şifre, hangi amino asidin hangi sırayla bir araya geleceğini belirler. Genetik şifrelerin farklı olması, farklı amino asit dizilimlerine ve dolayısıyla farklı proteinlere yol açar.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı. Proteinleri oluşturan amino asitler her zaman peptit bağlarıyla bağlanır; bu bağlanma biçimi evrenseldir ve proteinler arasında farklılık yaratmaz. Bu nedenle, proteinlerin yapısal ve işlevsel çeşitliliğinde etkili bir faktör değildir.
Protein hidrolizi yapmakta olan bir hücrede aşağıdaki grafiklerde gösterilen değişimlerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?
Doğru Cevap: C
Protein hidrolizi, büyük protein moleküllerinin su kullanılarak daha küçük yapı taşları olan amino asitlere parçalanması olayıdır. Bu sindirim olayı, canlı hücrelerde enerji harcamadan gerçekleşen katabolik (yıkım) bir süreçtir. Enzimler bu tepkimeleri hızlandırır. Protein sindirimi, hücrelerin ve organizmaların ihtiyacı olan amino asitleri sağlamak için çok önemlidir.
Bu soru, biyolojideki temel metabolik olaylardan olan protein hidrolizi sürecinin anlaşılmasını ve bu süreçte meydana gelen madde değişimlerini yorumlama becerisini ölçmeye yönelik bir kavram sorusudur. Öğrencinin hidroliz tepkimesinin özelliklerini (su kullanımı, enerji harcamama, ürün oluşumu) iyi bilmesi gerekir. Grafikleri doğru okuyup, hidrolizle ilişkilendirmesi beklenir.
Soruda verilen temel ifade “Protein hidrolizi yapmakta olan bir hücrede” ifadesidir. Bu ifade, soruyu proteinlerin su ile parçalanarak amino asitlere dönüştüğü bir süreç bağlamında değerlendirmemiz gerektiğini gösterir. Ayrıca, “değişimlerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?” sorusu, hidrolizle ters düşen veya alakasız bir durumu bulmamızı istiyor.
A) Bu grafikte su miktarının azaldığı görülüyor. Protein hidrolizi sırasında su harcandığı için hücredeki su miktarının azalması beklenir. Bu grafik olası bir değişimi gösteriyor.
B) Bu grafikte hücrenin pH değerinin azaldığı (asidikleştiği) görülüyor. Hidroliz sonucunda serbest kalan amino asitlerin türüne bağlı olarak hücre içi pH dengesi değişebilir; bazı amino asitler ortamı asidik yapabilir, dolayısıyla bu değişim beklenebilir.
C) Bu grafikte kullanılan ATP miktarının arttığı gösteriliyor. Protein hidrolizi, enerji üretimi veya depolanmasıyla ilgili değildir; aksine, ATP gerektirmeyen bir yıkım (katabolik) olayıdır. Bu nedenle, hidroliz sırasında ATP tüketiminin artması beklenmez.
D) Bu grafikte serbest amino asit miktarının arttığı gösteriliyor. Protein hidrolizinin temel amacı proteinleri amino asitlere parçalamak olduğundan, serbest amino asit miktarının artması beklenen bir durumdur.
E) Bu grafikte serbest enzim miktarının önce azalıp sonra arttığı görülüyor. Enzimler, tepkime başladığında substratlara bağlanır (serbest enzim azalır) ve tepkime sonunda serbest kalır (serbest enzim artar). Bu durum, bir enzimatik tepkime sırasında görülebilecek doğal bir değişimdir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: C şıkkı. Protein hidrolizi enerji (ATP) harcamayan bir yıkım reaksiyonu olduğu için, kullanılan ATP miktarının artması beklenmez.
`
Besinlerle gereğinden fazla alınan proteinler karaciğerde polisakkaritlere dönüştürülebilirler.
Bu dönüşüm sürecinde
I. monosakkarit oluşturma,
II. hidrolizle amino asitleri oluşturma,
III. glikozit bağları oluşturma,
IV. amino grubunu ayırma
tepkimelerinin gerçekleşme sırası nasıl olmalıdır?
Doğru Cevap: D
Canlılar için proteinler çok önemli yapı taşlarıdır. Vücudumuzda hem yapısal görevler alırlar hem de enzimleri oluşturarak birçok reaksiyonun gerçekleşmesini sağlarlar. Ancak besinlerle gereğinden fazla protein aldığımızda, vücudumuz bu fazlalığı direkt olarak depolayamaz. Özellikle karaciğerimiz, bu fazla proteinleri enerjiye dönüştürmek veya başka moleküller olarak depolamak için farklı süreçlerden geçirir.
Bu soru, biyolojik dönüşüm süreçlerini ve bu süreçlerdeki tepkimelerin doğru sıralamasını bilginizi ölçer. Proteinlerin karbonhidratlara dönüştürülmesi adımlarını ve her bir adımın ne anlama geldiğini kavramanız önemlidir. Her öncülün anlamını bilip, doğru akışı kurmanız gerekiyor.
I. monosakkarit oluşturma: Amino asitlerin yapısındaki karbon iskeletlerinden glikoz gibi basit şekerlerin yani monosakkaritlerin sentezlenmesi basamağını ifade eder.
II. hidrolizle amino asitleri oluşturma: Proteinler büyük moleküllerdir. Bunları kullanabilmek için öncelikle su yardımıyla (hidroliz) en küçük yapı birimleri olan amino asitlere ayrıştırmak gerekir. Bu, sürecin ilk adımıdır.
III. glikozit bağları oluşturma: Monosakkaritler (basit şekerler) oluştuktan sonra, bunların birbirine bağlanarak daha büyük karbonhidrat zincirleri, yani polisakkaritler oluşturması aşamasıdır.
IV. amino grubunu ayırma: Amino asitlerin yapısında bulunan azot içeren amino grubunun (-NH2) ayrılması işlemidir. Bu işlem, amino asitlerin karbonhidrat veya yağlara dönüştürülmesi için zorunludur çünkü karbonhidratlarda azot bulunmaz.
A) Bu sıralama yanlıştır. Önce monosakkarit oluşumu değil, proteinin amino asitlere yıkımı gerekir.
B) Bu sıralama yanlıştır. Amino grubu ayrıldıktan sonra doğrudan glikozit bağı oluşmaz, önce monosakkaritler sentezlenmelidir.
C) Bu sıralama yanlıştır. Amino grubu ayrıldıktan sonra monosakkarit oluşur, sonra glikozit bağı oluşturulur.
D) Bu şık doğru sıralamayı vermektedir. İlk olarak proteinler hidrolizle amino asitlere ayrılır (II). Sonra amino asitlerdeki azotlu kısım olan amino grubu ayrılır (IV). Kalan karbon iskeletinden glikoz gibi monosakkaritler oluşturulur (I). Son olarak bu monosakkaritler birleştirilerek polisakkaritler sentezlenir (III).
E) Bu sıralama yanlıştır. Önce proteinin hidrolizi ve amino grubunun ayrılması adımları gerçekleşmelidir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı. Proteinlerin polisakkaritlere dönüştürülme sürecinde önce proteinler amino asitlere ayrılır, ardından amino grupları uzaklaştırılır, oluşan karbon iskeletinden monosakkaritler sentezlenir ve son olarak bu monosakkaritler birbirine bağlanarak polisakkaritleri oluşturur.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒