Böbrek hastalarının bağlandığı diyaliz makinesinin çalışma prensibi şekilde verilmiştir.

Buna göre,
I. Diyaliz, böbrek yetmezliği olan kişilerde vücutta biriken fazla sıvı ve atıkların yarı geçirgen bir zar aracılığıyla temizlenmesini sağlar.
II. Difüzyon kurallarına göre enerji harcanmadan gerçekleşir.
III. Tek yönlü bir sistem olan bu makinede temizlenen kan hastanın vücuduna geri gönderilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Doğru Cevap: C
Canlıların vücutlarında oluşan atık maddelerin dışarı atılması çok önemlidir. Böbrekler bu atıkların temizlenmesinde ana organlarımızdandır. Diyaliz, böbrekleri çalışmayan hastalarda bu atıkların vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan yapay bir yöntemdir. Temelde, maddelerin çok olduğu yerden az olduğu yere doğru hareket etmesi prensibine dayanır.
Bu soru, diyaliz makinesinin çalışma prensibini anlamamızı ve verilen öncülleri bu bilgi ışığında yorumlamamızı gerektiren bir yorum ve kavrama sorusudur. Diyalizin temel mantığını bilmek, öncülleri doğru değerlendirmek için kritik öneme sahiptir.
I. Diyaliz, böbrek yetmezliği olan kişilerde vücutta biriken fazla sıvı ve atıkların yarı geçirgen bir zar aracılığıyla temizlenmesini sağlar.
Görselde de görüldüğü gibi, hasta kanı bir hortum aracılığıyla diyaliz makinesine gelir ve burada 'yarı geçirgen zar'dan geçerek temizlenir. Bu öncül doğru bir açıklamadır.
II. Difüzyon kurallarına göre enerji harcanmadan gerçekleşir.
Görselin üst kısmındaki şemada, kandaki atık maddelerin çok yoğun oldukları yerden (kirli kan) daha az yoğun oldukları diyaliz sıvısına doğru geçtikleri gösterilmiştir. Bu, difüzyonun temel prensibidir ve enerji harcanmaz. Bu öncül de doğrudur.
III. Tek yönlü bir sistem olan bu makinede temizlenen kan hastanın vücuduna geri gönderilir.
Görselde kanın atardamardan alınıp makineye gittiği ve temizlendikten sonra 'diyaliz makinesinden damara kadar uzanan hat' ile hastaya geri döndüğü açıkça belirtilmiştir. Ancak sistemin 'tek yönlü' olduğu ifadesi yanlış bir çıkarımdır; kan dolaşımı sürekli bir döngüdür ve makineye alınan kan temizlenip geri verilir, bu da bir döngüyü ifade eder. Yani, sistem kanı temizleyip geri verdiği için bir döngüsel işlem vardır, tek yönlü bir kayıp söz konusu değildir. Bu öncül, sistemin sürekli kanı geri vermesi yönünden çelişkili veya eksik bir ifade içermektedir, bu nedenle doğru kabul edilmez.
A) Yalnız I: Sadece I. öncülün doğru olduğunu belirtir, ancak II. öncül de doğrudur.
B) Yalnız II: Sadece II. öncülün doğru olduğunu belirtir, ancak I. öncül de doğrudur.
C) I ve II: I ve II. öncüllerin doğru olduğunu belirtir. Analizimize göre bu doğrudur.
D) I ve III: I. öncül doğru olsa da, III. öncül doğru değildir.
E) II ve III: II. öncül doğru olsa da, III. öncül doğru değildir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: C şıkkı.
Hücre zarından geçemeyen büyük moleküllerin hücre içine alınmasında (endositoz) ve hücre dışına taşınmasında (ekzositoz) enerji gereksinimli mekanizmalar etkilidir. Örneğin amip, katı besinin etrafını hücre zarından oluşan yalancı ayaklarıyla tamamen sararak katı besini besin kofulu adı verilen zarla çevrili bir kese içinde paketler. Besin kofulunun hidrolitik enzimler içeren lizozom ile kaynaşmasından sonra katı besin sindirilir ve oluşan atıklar dış ortama bırakılır. Hücre içindeki moleküllerin sindirilemeyenleri boşaltım kofulu içinde hücre zarına getirilerek koful zarı, hücre zarıyla
birleşim yerinden açılarak atık maddeleri dışarı atar.
Buna göre taşınma şekilleri ile ilgili,
I. Hücre zarının yüzeyi endositoz olayında küçülürken ekzositoz olayında büyür.
II. Endositoz olayında ATP harcanırken ekzositoz olayında harcanmaz.
III. Her iki taşımada yoğunluk farkı önemlidir.
ifadelerinden hangilerine ulaşılabilir?
Doğru Cevap: A
Canlı hücreler, yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için madde alışverişi yaparlar. Hücre zarından küçük moleküller genellikle pasif ya da aktif taşıma ile geçerken, büyük moleküllerin geçişi özel mekanizmalarla gerçekleşir. Endositoz, büyük moleküllerin hücre içine alınması; ekzositoz ise büyük moleküllerin hücre dışına atılması olayıdır. Bu iki süreç de hücrenin enerji harcayarak gerçekleştirdiği aktif taşıma şekilleridir.
Bu soru, verilen bir metin parçasından çıkarım yapma yeteneğinizi ölçen bir öncül analiz sorusudur. Metinde anlatılan endositoz ve ekzositoz olaylarının özelliklerini dikkatlice okuyup, verilen öncüllerle karşılaştırarak hangilerinin doğru olduğuna karar vermeniz bekleniyor. Metinde geçen her cümlenin taşıdığı anlam, doğru sonuca ulaşmanız için önemlidir.
I. Metinde amipin katı besini hücre zarıyla sararak besin kofulu oluşturduğu ve bu sırada hücre zarının bir kısmının içeriye çekildiği belirtiliyor. Bu durum, endositoz sırasında hücre zarının yüzeyinin küçüldüğünü gösterir. Ekzositozda ise, boşaltım kofulunun hücre zarıyla birleşerek içeriğini dışarı attığı söyleniyor. Koful zarı hücre zarıyla birleştiği için hücre zarının yüzeyi artar. Dolayısıyla bu ifade doğrudur.
II. Metnin başında, büyük moleküllerin hücre içine alınması (endositoz) ve hücre dışına taşınmasında (ekzositoz) “enerji gereksinimli mekanizmaların etkili olduğu” açıkça belirtilmiştir. Bu da her iki olayda da ATP harcandığı anlamına gelir. Bu yüzden “ekzositoz olayında harcanmaz” ifadesi yanlıştır.
III. Endositoz ve ekzositoz, büyük moleküllerin taşınmasıdır ve bu olaylarda madde yoğunluk farkı önemli değildir. Bu taşıma şekilleri, hücre zarının şekil değiştirerek maddeyi içeri alması veya dışarı atmasıyla gerçekleşir ve enerji harcanır. Yoğunluk farkı, pasif taşıma (difüzyon, ozmoz) için önemlidir. Bu yüzden bu ifade yanlıştır.
A) Yalnız I öncülünün doğru olduğunu yukarıdaki analizde belirledik. Diğer öncüller yanlıştır.
B) Yalnız II ifadesi yanlıştır çünkü II. öncülün kendisi yanlıştır.
C) I ve II ifadesi yanlıştır çünkü II. öncül yanlıştır.
D) II ve III ifadesi yanlıştır çünkü hem II. hem de III. öncül yanlıştır.
E) I, II ve III ifadesi yanlıştır çünkü II. ve III. öncüller yanlıştır.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: A şıkkı.
Yüksek tuz yoğunluğuna sahip ortamlarda yaşayan bitkilere tuzcul (halofit) bitkiler denir. Bu bitkiler hücre içi yoğunluklarını yüksek tutarak bulundukları ortama adapte olmuşlardır. Tuzcul bitki üzerinde yapılan bir deneyde, bitki yaşadığı ortamdan alınarak tuz yoğunluğunun giderek artırıldığı bir ortama konuluyor ve bitkideki su tutma kapasitesinin değişimi ölçülüp şekildeki grafik elde ediliyor.

Deney ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
Doğru Cevap: E
Canlıların hücre zarlarından madde geçişleri, yaşamın devamlılığı için çok önemlidir. Bu geçişler, suyun osmozla, çözünmüş maddelerin difüzyonla ya da aktif taşımayla hareket etmesi gibi farklı yollarla gerçekleşir. Bitkiler de çevrelerindeki su ve tuz yoğunluğuna uyum sağlamak zorundadır. Tuzcul bitkiler (halofitler) ise özellikle yüksek tuzlu ortamlarda yaşayabilen, bu duruma özel adaptasyonlar geliştirmiş bitkilerdir.
Bu soru, bir grafik yorumlama sorusudur. Verilen deney düzeneği ve grafik üzerinden çıkarımlar yaparak doğru veya yanlış ifadeleri belirlemenizi gerektirir. Grafik okuma ve temel biyoloji bilgilerini kullanarak analiz yapma becerinizi ölçer.
Öncüller yerine soru kökünde önemli bilgiler verilmiştir:
1. Tuzcul (halofit) bitkiler, yüksek tuz yoğunluğuna sahip ortamlarda yaşar.
2. Bu bitkiler, hücre içi yoğunluklarını yüksek tutarak bulundukları ortama adapte olmuştur.
3. Deneyde, bitki tuz yoğunluğunun giderek artırıldığı bir ortama konulmuş ve su tutma kapasitesinin değişimi ölçülmüştür. Bu bilgiler, grafiği doğru yorumlamak için temel oluşturur.
A) Grafik incelendiğinde, su tutma kapasitesi eğrisinin en yüksek noktaya %1 tuz yoğunluğunda ulaştığı açıkça görülmektedir. Bu ifade grafikle uyumludur.
B) Grafik, %3 tuz yoğunluğunda bitkinin başlangıçtaki su tutma kapasitesine döndüğünü gösterir. %3'ten sonra tuz yoğunluğu arttıkça su tutma kapasitesi belirgin bir şekilde azalmaktadır, bu da hücrelerin su kaybettiğini gösterir. Bu ifade doğrudur.
C) Bitkinin alındığı toprağın tuz yoğunluğu, grafikteki başlangıç noktasıyla temsil edilir. Bu nokta, %3 tuz yoğunluğundaki su tutma kapasitesi ile aynı seviyededir. Dolayısıyla, bitkinin alındığı toprağın tuz yoğunluğu %3 olabilir. Bu ifade grafikle tutarlıdır.
D) Eğer bitkinin yaşadığı ortamın tuz yoğunluğu %3 ise (C şıkkına göre), bu yoğunluğun iki katına çıkarılması (%6) grafikte su tutma kapasitesinin sıfırlandığı noktaya denk gelir. Bu durum bitkinin ölümüne neden olabilir. Bu ifade de grafikten çıkarılabilir.
E) Grafik incelendiğinde, tuz yoğunluğu %0'dan %1'e kadar arttığında su tutma kapasitesi artar. Ancak %1'den %3'e kadar tuz yoğunluğu arttığında su tutma kapasitesi azalmaktadır. Dolayısıyla, "Tuz yoğunluğunun %3'ün altında kalması su tutma kapasitesini artırır" ifadesi her zaman doğru değildir; %1 ile %3 arasında azalma gözlemlenir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: E şıkkı. Tuz yoğunluğunun %3'ün altında kalması, her zaman su tutma kapasitesini artırmaz; %1 ile %3 arasında su tutma kapasitesi düşüş gösterir, bu da E şıkkının söylenemeyecek bir ifade olduğunu gösterir.
Hücre zarı ve hücre duvarı farklı geçirgen özelliklere sahiptir. Hücre duvarı tam geçirgen, hücre zarı ise seçici ve yarı geçirgendir. Hücre zarından monomerler (glikoz, fruktoz, galaktoz, amino asit vb.), vitaminler, iyonlar (H+, Cl- vb.), ayıraçlar (lugol, fenol kırmızısı), gazlar (O2, CO2 vb.) gibi küçük moleküller geçerken büyük moleküller (protein, nişasta, maltoz, laktoz, enzim vb.) geçemez.
Buna göre şekildeki gibi bölmelere ayrılmış düzenekte K bölmesine glikoz, maltaz enzimi, nişasta; L bölmesine Na iyonları ve maltoz; M bölmesine ise lugol çözeltisi, laktoz ve CO2 konulup bekleniyor.

K ve L bölmeleri hücre zarı, K ve M bölmeleri hücre duvarı, M ve L bölmeleri hücre zarı ile birbirinden ayrıldığına göre madde geçişlerinin gerçekleşmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
(Lugol, nişastayı mavi renge çevirir; maltaz enzimi, maltozu glikoz moleküllerine parçalar.)
Doğru Cevap: C
Canlı hücreler, madde alışverişini hücre zarı üzerinden yapar. Hücre zarı seçici geçirgen olduğu için bazı maddeleri içeri alırken bazılarını dışarıda bırakır. Hücre duvarı ise bitki ve mantar hücrelerinde bulunan, tam geçirgen bir yapıdır; yani her şeyi geçirir. Bu soruda, farklı geçirgenliklere sahip bu yapılar üzerinden madde geçişlerini yorumlayacağız.
Bu soru, Hücre Zarından Madde Geçişleri konusundaki bilgiyi kavrama ve uygulama yeteneğinizi ölçer. Hangi maddelerin, hangi zardan geçebildiğini ve zamanla ne gibi değişimler olacağını anlamanız gerekiyor. Özellikle hücre zarı ve hücre duvarının geçirgenlik farklarını iyi bilmelisiniz.
Ortam Bilgisi:
K ve L bölmeleri hücre zarı ile ayrılıyor.
K ve M bölmeleri hücre duvarı ile ayrılıyor.
M ve L bölmeleri hücre zarı ile ayrılıyor.
Maddelerin Başlangıç Konumu:
K bölmesi: Glikoz (küçük), Maltaz enzimi (büyük), Nişasta (büyük).
L bölmesi: Na iyonları (küçük), Maltoz (büyük, disakkarit).
M bölmesi: Lugol çözeltisi (küçük), Laktoz (büyük, disakkarit), CO2 (küçük).
Ek Bilgiler:
Lugol, nişastayı mavi renge çevirir.
Maltaz enzimi, maltozu glikoz moleküllerine parçalar.
Önemli Not: Küçük moleküller hücre zarından geçerken, büyük moleküller geçemez. Hücre duvarı ise tüm molekülleri geçirir.
A) Üç bölmede de glikoz, CO2 ve Na+ iyonlarına rastlanır.
Glikoz K'dan L ve M'ye geçer mi bakalım. K-L arası hücre zarı, K-M arası hücre duvarı. Glikoz küçük olduğu için K'dan L'ye hücre zarından geçer. K'dan M'ye hücre duvarından kolayca geçer. M'den L'ye de hücre zarından geçer. Yani glikoz üç bölmeye yayılır. CO2 M'den L'ye ve K'ya geçer. L'den K'ya ve M'ye de geçer. Yani CO2 de üç bölmeye yayılır. Na+ iyonları L'den K'ya ve M'ye geçer. K'dan M'ye de hücre duvarından geçer. Yani Na+ iyonları da üç bölmeye yayılır. Bu ifade doğru.
B) Maltaz enzimi hiçbir bölmede maltozu parçalayamaz.
Maltaz enzimi K bölmesinde. Maltaz, maltozu parçalamak için maltozla karşılaşması gerekir. L bölmesinde maltoz var. Maltaz enzimi büyük bir molekül olduğu için hücre zarından (K-L ve M-L arasında) geçemez. K-M arası hücre duvarı olduğu için Maltaz K'dan M'ye geçebilir. Ancak M bölmesinde maltoz yok. Bu durumda maltaz enzimi maltozla karşılaşamaz ve hiçbir bölmede maltozu parçalayamaz. Bu ifade doğru.
C) Nişasta sadece K bölmesinde maviye boyanır.
Nişasta büyük bir molekül olduğu için hücre zarından (K-L ve M-L arasında) geçemez. K-M arasında ise hücre duvarı olduğu için nişasta K'dan M'ye geçebilir. M bölmesinde lugol var. Dolayısıyla nişasta K'dan M'ye geçer ve M bölmesindeki lugol ile karşılaşarak Mavi renk alır. Bu durumda nişasta hem K hem de M bölgesinde maviye boyanır. Bu ifade söylenemez, yani yanlıştır.
D) Laktoz sadece K bölmesine geçer, L bölmesine geçemez.
Laktoz M bölmesinde ve büyük bir molekül. M-K arası hücre duvarı olduğu için laktoz M'den K'ya geçer. M-L arası hücre zarı olduğu için laktoz M'den L'ye geçemez. Bu ifade doğru.
E) Tüm maddelerin derişimi üç bölmede de eşit olamaz.
Sistemde büyük moleküller (maltaz enzimi, nişasta, maltoz, laktoz) ve küçük moleküller (glikoz, Na+ iyonları, lugol, CO2) var. Büyük moleküller hücre zarından geçemediği için tüm bölmelere yayılamazlar ve bu nedenle derişimleri her yerde eşitlenemez. Örneğin maltaz enzimi K ve M'ye geçebilir ama L'ye geçemez. Nişasta K ve M'ye geçebilir ama L'ye geçemez. Bu yüzden tüm maddelerin derişimi üç bölmede de eşit olamaz. Bu ifade doğru.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: C şıkkı. Nişasta, K ve M bölmeleri arasındaki hücre duvarından geçebilir. M bölmesindeki lugol ile etkileşime girerek maviye boyanır. Bu nedenle, nişasta sadece K bölmesinde maviye boyanır ifadesi yanlıştır.
Öğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri inceleHücre Zarının Özellikleri
• Tüm canlılarda bulunan ortak bir yapıdır.
• Tek katlı zarla çevrilidir. Üzerinde ribozom taşımaz.
• Endoplazmik Retikulum tarafından oluşturulur.
• Canlı, esnek, ince, seçici geçirgen (yarı geçirgen) yapıdadır.
• Kendini yenileyebilme ve onarılabilme özelliğindedir. (Golgi aygıtı görev alır.)
• Üzerinde madde alışverişini sağlayan porlar bulunur.
• Bir molekülün zardan geçip geçemeyeceği ya da ne kadar kolaylıkla geçebileceği molekülün ve hücrenin özelliğine bağlıdır.

Hücre Zarının Görevleri
• Madde alışverişini sağlar. (En önemli görevidir)
• Hücreye şekil verir, korur ve dağılmasını önler.
• Hücreye alınan veya hücreden atılan moleküllerin seçimini ve geçişini kontrol eder.
• Hücrenin çevresini tanımasını ve hücrelerin birbirleriyle etkileşimini sağlar.
• Amip, akyuvar gibi hücrelerde fagositoz ile hareketi sağlar.
• Toksinlerin veya antijenlerin hücreye zarar vermesini önler.
• Savunma hücreleri ile vücuda giren yabancı mikropların yakalanıp yutulmasını sağlar.
• Bitki hücrelerinde hücre çeperinin yapısına katılan selülozu sentezler.
• Hormonların hedef hücrelerde tanınmasını sağlar.
• Farklılaşarak sil, kamçı, yalancı ayak, villus, pinositoz cebi, besin kofulu, mezozom gibi yapıların oluşumunu sağlar.
Hücre Zarının Yapısı (Akıcı Mozaik Zar Modeli)
• Hücre zarı ile ilgili geçerli olan model 1972 yılında Singer (Singır) ve G. Nicholson (Nikılsın) tarafından geliştirilmiştir.
• Hücre zarının yapısını açıklayan bu modele Akıcı mozaik zar modeli denir.
• Bu modele göre; hücre zarı temelde protein, lipit ve karbonhidrat moleküllerinden meydana gelmiştir.
• Bu modele göre zarın yapısında iki sıra halinde fosfolipit tabakası bulunur.
• Bu moleküllerin genellikle hücre zarında bulunma oranları Protein (%55) > Lipit (%42) > Karbonhidrat (%3) şeklindedir.
• Çift katlı fosfolipit tabakası esnek olup sürekli hareket halindedir. Bu durum hücre zarına akıcılık özelliği kazandırır.
• Fosfolipitlerin baş kısmı fosfat ve gliserolden oluşur ve dışa dönüktür. Çift tabaka halinde bulunan fosfolipitlerin baş kısımlarında biri hücre dışına bakarken diğeri sitoplazmaya bakar. kuyruk kısımları ise ortada kalır.
• Baş kısımlar suda çözünür ve hidrofilik (suyu seven) yapıdadır.
• Yağ asitlerinden oluşan kuyruk kısımlar ortada ve birbirine dönüktür. Bu kuyruk kısımlar iki molekül yağ asidinden oluşur ve suda çözünmez. Bu kısım hidrofobik (suyu sevmeyen) yapıdadır.
• Bu nedenle fosfolipit tabakası suyun hücreye giriş ve çıkışını büyük oranda engeller yapıdadır.
• Fosfolipit moleküllerinin arasında düzenli şekilde dağılmış protein molekülleri bulunur.
• Bu proteinler yağ tabakası içinde hücre zarını boydan boya kat ederek kanal proteinleri oluşturur.
Bu kanal proteinler;
• Hücrenin dış ortamla madde alışverişini sağlar.
• Sitoplazmanın homeostatik dengesini düzenler.

• Kanal proteinlerinin dışında hücre zarının yüzeyine tutunmuş yüzey proteinleri de bulunur. Bu yüzey proteinleri çoğunlukla enzim görevi yapar.
• Zarın yapısında bulunan glikoz molekülleri serbest olarak bulunmazlar. Zarın dış kısmında protein ya da lipitlere bağlı olarak bulunurlar.
• Proteinlere bağlanarak → Glikoproteinleri, lipitlere bağlanarak → Glikolipitleri oluştururlar.
► Hücre zarındaki fosfolipit sentezi granülsüz (düz) endoplazmik retikulum tarafından gerçekleştirilir.
► Glikoprotein ve glikolipit sentezi ise golgi aygıtı tarafından gerçekleştirilir.
Glikoproteinler ve Glikolipitlerin Görevleri
• Hücrenin antijenik özellik kazanmasında,
• Hücrelerin birbirini tanımasında,
• Hücre yüzeyinin negatif yük kazanmasında,
• Uyarıları algılayan reseptör oluşumunda,
• Bağışıklık sisteminde önemli rol oynar.
• Hücre zarının seçici geçirgenliğini denetleme
Hücre zarı sadece bir sınır değil, aynı zamanda hücrenin pasaportu ve koruma kalkanıdır. İşte zarın yapısındaki o gizemli moleküllerin görevleri:
🆔 Hücrenin Özgünlüğü: Glikoprotein ve glikolipitler hücreye özgüllük kazandırır, yani hücrenin kimliğini belirler. Bu moleküllerin her hücrede farklı miktar ve dağılımda olması, hücrelerin birbirini tanımasını sağlar.
🛡️ Kolesterolün Rolü: İnsan ve hayvan hücre zarlarında bulunan kolesterol (bir steroit çeşidi), zardan doğrudan geçebilecek büyüklüktedir. Görevi; zara sağlamlık ve esneklik kazandırmak, zarın akışkanlığını dengelemek ve madde geçirgenliğini desteklemektir.
⚠️ Sertleşme Riski: Unutmayın; fazla kolesterol içeren besinler tüketmek, hücre zarlarının esnekliğini yitirip sertleşmesine neden olabilir.
🌱 Bitkilerde Durum: Çok önemli bir detay! Bitkilerde kolesterol bulunur ancak hücre zarlarının yapısına katılmaz.
Not: Sorularda karşınıza çıkarsa şaşırmayın; glikoproteinler aynı zamanda hücrelerin hormonlara cevap vermesini sağlayan reseptör (alıcı) görevini de üstlenirler!
Villus (mikrovillus)
Bağırsak epitel
Ücretsiz önizleme burada bitti
Asıl konu anlatımının ilk %30’unu okudunuz. Konu metninin devamını okumak ve etkinlik, performans görevi ile kontrol noktası çözümlerini görmek için abone olun.
Konu anlatımının tamamını açÖğrenci Plus
Bu çalışmanın açıklamalı çözümüne Öğrenci Plus ile erişebilirsiniz.
Paketleri inceleÖğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒