Prokaryot ve Ökaryot Hücrelerde Bulunan Ortak Yapılar
► Hücre zarı
► Sitoplazma
► Kalıtım materyali (DNA, RNA)
► Ribozom organeli
Hücreler yapılarına göre;
1. Prokaryot ve
2. Ökaryot olmak üzere iki grupta incelenirler.

► Zarla çevrili çekirdek ve zarlı organelleri bulunmayan hücrelerdir.
► Prokaryotik canlıların hepsi bir hücrelidir. Bakteriler, siyanobakteriler ve arkeler prokaryot hücre yapısına sahiptir.
► Prokaryot hücrelerin en belirgin özelliği, zarla çevrili bir çekirdek yapılarının olmamasıdır.
► Zarlı organeller de bulunmaz. Organel olarak sadece ribozom bulundururlar. Ribozom zarsız bir organeldir. Protein sentezinde görev alır.
► Kalıtım materyali (DNA) sitoplazma içerisinde dağınık olarak bulunur.
► Bu canlılardaki bütün metabolizma olayları, sitoplazma ve hücre zarındaki yapılarda gerçekleşir.
► Kemosentez olayını sadece prokaryotik canlılardan bazı bakteriler ve arkeler gerçekleştirir.
Prokaryot Hücrelerde Bulunan Yapılar
♦ Hücre zarı
♦ Sitoplazma
♦ DNA ve RNA
♦ Ribozom

► Çekirdek zarı ve zarlı organelleri bulunan gelişmiş hücrelerdir. Zarsız organellere de sahiptirler.
► Ökaryot hücreye sahip canlılar tek hücreli ya da çok hücreli olabilirler.
► Kalıtım materyali (DNA) çekirdekte bulunur.
► Örnek canlılar; Protistler, mantarlar, bitkiler, hayvanlardır.
Ökaryot Hücrelerde Bulunan Yapılar
♦ Hücre zarı
♦ Sitoplazma
♦ DNA ve RNA
♦ Ribozom
♦ Çekirdek, çekirdekçik
♦ Diğer zarlı ve zarsız organeller (Mitokondri, golgi, lizozom, sentrozom, koful, endoplazmik retikulum, peroksizom vb.)

Prokaryot ve Ökaryot Hücrelerde Bulunan Ortak Yapılar
► Hücre zarı
► Sitoplazma
► Kalıtım materyali (DNA, RNA)
► Ribozom organeli
► Prokaryot hücreler; tüm yaşamsal faaliyetlerini sitoplazmada veya hücre zarındaki yapılarda gerçekleştirirler.
► Ökaryot hücrelerde ise bu yaşamsal faaliyetler hücre zarı, sitoplazma, ve organellerde gerçekleşir.
► Çok hücreli canlılarda hücrelerin sayı, şekil ve büyüklükleri farklılık gösterebilir. Ancak temel yapı ve özellikleri birbirine benzer.

► Ökaryot hücreler üç kısımdan oluşur. Bunlar;
1. Çekirdek (Nukleus)
2. Sitoplazma
3. Hücre Zarı
► Ökaryot hücrelerde gerçekleşen tüm metabolik faaliyetleri yöneten ve kontrol eden merkeze çekirdek denir.
► Çekirdek ökaryot hücrelerin üç temel yapısından biridir.
Çekirdeğin Görevleri
► Çekirdek canlıya ait kalıtsal bilgiyi depolar. (DNA ve Genler burada bulunur)
► Hücrenin büyüme, onarım, bölünme, protein sentezi vb.yaşamsal faaliyetlerini yönetir ve kontrol eder.
► Hücreye bölünme emrini verir. Bölünme ile oluşan yavru hücrelere kalıtsal bilginin aktarılmasını sağlar. Bunun için bölünme öncesi, taşıdığı DNA kendini eşleyerek kalıtsal bilgiyi iki katına çıkarır.
► Hücrelerde genelde tek çekirdek bulunur. Ancak paramesyum, bazı mantar hücreleri, insanların karaciğer ve çizgili kas hücreleri birden fazla çekirdek taşıyabilir.
► Bir hücredeki çekirdek sayısı ve çekirdeğin büyüklüğü hücreden hücreye değişebilir.
► Hücre bölünmesi sırasında çekirdek bölünür, sitoplazma bölünmez ise hücre çok çekirdekli olur.
► Bazı hücrelerde hücre yaşamının erken evrelerinde çekirdek bulunurken sonradan kaybolur. Örneğin; memelilerin olgun alyuvar hücreleri kırmızı kemik iliğinde ilk oluştukları zaman çekirdeklidirler. Bu hücreler kana geçmeden önce çekirdeğini ve tüm organellerini kaybeder.
► Çekirdeksiz hücrelerin yaşam ömrü kısadır. Ancak sinir hücresi gibi bazı hücrelerde çekirdek hücrenin yıllarca yaşamasına katkı sağlar.

Hücre Çekirdeğinin Kısımları
► Hücre çekirdeği dört kısımdan oluşur.
1. Çekirdek zarı
2. Çekirdek sıvısı
3. Çekirdekçik
4. Kromatin
► Çekirdek zarı Endoplazmik Retikulum tarafından oluşturulur.
► Çekirdek sıvısı ile hücre sitoplazmasını birbirinden ayırır.
► Çekirdeğin etrafındaki zara çekirdek zarı denir ve bu zar çekirdek içindeki yapıları sitoplazmadan ayırır.
► Çekirdek zarı, çekirdeğe şekil verir.
► Çekirdek zarı hücre bölünmesi sırasında eriyip kaybolur ve bölünme tamamlandıktan sonra yeniden meydana gelir.
► Çekirdek zarı çift katlı bir zardır ve iki zar arasında bir boşluk vardır. Dış zar endoplazmik retikuluma bağlanmıştır.
► Çekirdek zarının dış yüzeyinde çok sayıda ribozom yer alır ve burada protein sentezi gerçekleşir.
► Çekirdek zarı üzerinde, por adı verilen geçitler yer alır. Bu geçitlerden çekirdekçikte üretilen ribozomların büyük ve küçük alt birimleri geçebilir. Bu porlar ayrıca çekirdek sıvısı ile sitoplazma arasında madde alışverişini sağlar.
► Çekirdeğin içini dolduran yarı akışkan sıvıdır.
► Sitoplazma sıvısından daha yoğundur.
► İçeriğinde; %50 - 80 oranında su, %39 oranında protein, %10 oranında DNA, %1 oranında ise RNA'lar, nükleotitler, ATP, mineraller ve diğer maddeler bulunur.
► Kromatin yumağını ve çekirdekçiği bulunduran kısımdır.
► DNA'ların eşlenmesini sağlayan enzimler ile RNA'ların sentezini sağlayan enzimler çekirdek sıvısında yer alır.
► Sitoplazma sıvısından farkı: Çözünmüş madde miktarı daha fazla ve nükleik asitlerce daha zengindir.
► Bölünme sürecinde olmayan hücrelerin çekirdeklerinde çekirdekçik adı verilen yapı görülebilir.
► Etrafında zar bulunmayan bir yapıdır. DNA, RNA ve proteinden oluşur. Kromatin yumağının aşırı yoğunlaştığı çekirdek bölümüdür.
► Çekirdekçikte rRNA'lar ile proteinler birleştirilerek ribozomların büyük ve küçük alt birimleri sentezlenir.
► Çekirdekçikte DNA tarafından sentezlenen rRNA sitoplazmadan gelen özel proteinlerle bir araya gelerek ribozom birimleri oluşturulur.
► Ribozom sayısı ve protein sentezi fazla olan hücrelerde çekirdekçik daha büyüktür ve sayısı fazladır. Yani çekirdekçiğin büyüklüğü ve sayısı hücreden hücreye değişebilir.
► Çekirdekçikte sentezlenen ribozom alt birimleri çekirdek zarındaki porlardan geçerek sitoplazmaya ulaşır.
► Hücre bölünmesinin Profaz evresinde eriyerek kaybolur, Telofaz evresinde yeniden sentezlenir.
► Ökaryot hücrelerin çekirdek DNA'sı özel proteinlerle (histon protein) sarılı halde bulunur.
► DNA ve proteinden oluşan bu genetik materyale Kromatin denir. Yani çekirdekteki genetik materyal kromatinler halinde bulunur.
► Hücre bölünmesi sırasında kromatindeki DNA eşlenerek yoğunlaşır, kısalıp kalınlaşır ve kromozomlara dönüşür.
► Kromatin; kromozomların dağınık ve uzun iplikçikler şeklindeki halidir.
► Eşlenmiş kromatinler kalıtsal bilginin yavru döllere aktarılmasını sağlar. Bu bilgiyi doğru aktarabilmek için kromozomlara dönüşür.
Kromozomların Özellikleri
► Kromozomların sayısı, şekli ve büyüklüğü türden türe farklılık gösterebilir. Aynı türün sağlıklı bireylerindeki kromozom sayısı aynıdır. Örneğin insan türünde 46 kromozom bulunur.
► Kromozom sayısının canlının gelişmişliği ile ilgisi yoktur.
► Kromozom sayısının vücut büyüklüğü ile ilgisi yoktur. (Örneğin insan 2n = 46, eğrelti otu 2n = 500 kromozomludur)
► Farklı türlerde kromozom sayısı aynı olabilir. örneğin; insan, kurt bağrı bitkisi ve moli balığında 2n = 46 kromozom bulunur.
► Kromozom içinde DNA ve genler bulunur.
Hücremizdeki devasa bilgi yığınının nasıl bir düzen içinde saklandığını hiç merak ettiniz mi? İşte kalıtsal birimlerin küçükten büyüğe (basitten karmaşığa) doğru o meşhur sıralaması:
Akılda Kalıcı Kodlama: Bu sıralamayı unutmamak için "Kedi Geni" (Kromozom-DNA-Gen-Nükleotit) şifresini büyükten küçüğe doğru kullanabilirsiniz!
► Nükleotitler bir araya gelerek geni, genler DNA'yı, DNA kromatini, kromatinler de kromozomu oluşturur.
► Prokaryot hücrelerin çekirdeği olmadığından, DNA'yı sitoplazmadan ayıran bir zar yoktur.
► Prokaryotlarda; DNA molekülü halkasal yapıda olup sitoplazmada belirli bir bölgede bulunur.
► Ökaryot bir canlı diploit ya da haploit kromozom takımına sahip olabilir.
Diploit Canlı (2n)
► Döllenme ile oluşan canlının ilk hücresi olan zigotta kromozomlar iki takım halinde bulunur.
► Bu takımlardan biri annenin yumurtası ile diğeri babanın spermi ile yavrunun ilk hücresi olan zigota geçer.
► (2n) ile gösterilir.
► (n = 23) + (n = 23) ⇒ 2n = 46 (zigot)
Yumurta Sperm
► Diploit canlılarda her bir karakter (göz rengi, şaç rengi, kan grubu gibi) biri anneden diğeri babadan gelen bir çift genle belirlenir.
Haploit (Monoploit) Canlı (n)
► Hücrelerinde sadece bir takım kromozom setine sahip olan canlılardır.
► (n) ile gösterilir.
► Bu canlılarda her bir karakteri bir gen belirler. Örneğin; İnsandaki üreme hücreleri (yumurta ve sperm), erkek arı, bakteri ve arkeler.
1. Vücut Kromozomları (Otozomlar)
► Canlı vücudunun yapısı ve özelliklerini belirleyen genleri, taşıyan kromozomlardır.
► İnsanda 2n = 46 kromozomun 44 tanesi otozom kromozomlardır.
2. Eşey Kromozomları (Gonozomlar)
► Diploit canlılarda 2 tane, haploit canlılarda tektir.
► Cinsiyeti belirlerler. Ancak vücut özelliklerini belirleyen genleri de taşırlar.
► İnsan için; dişilerde XX, erkeklerde XY gonozom kromozomlar bulunur.
İnsanda Kromozom Formülü
Dişide: 2n = 44 + XX, (Toplam 46)
Erkekte: 2n = 44 + XY (Toplam 46)
Küçük Bir Hatırlatma: Ribozomlar da yapısındaki rRNA ve proteinler nedeniyle tıpkı kromozomlar gibi nükleoprotein yapılıdır!
► Prokaryot ve ökaryot hücrelerde ortak olan bir yapıdır.
► Ökaryot hücrelerde hücre zarı ile çekirdek zarı arasını dolduran sıvıdır.
► Prokaryotlarda ise çekirdek zarı bulunmadığından hücre içinin tamamını sitoplazma doldurur.
► Prokaryotlarda tüm yaşamsal olaylar sitoplazmada bulunan serbest enzimler tarafından yürütülür.
► Ökaryot hücrelerde ise metabolik olayların bir kısmı sitoplazmadaki serbest enzimlerle olurken bir kısmı da organeller tarafından yürütülür.
Sitoplazmanın Yapısı
► %70 - 90'ı sudur. Yarı akışkan sıvı taşır. İçerisinde organeller ve hücre iskeleti elemanları bulunur.
► Sitoplazma sıvısına Sitozol denir.
► Sitozol içerisinde; mineraller, gazlar, tuzlar, organik monomerler (karbonhidrat, yağ, enzim, hormon, vitamin, protein vb), boşaltım atıkları, ATP, nükleotitler ve RNA'lar bulunur.
► Sitoplazma sıvısı sürekli hareket halindedir. Bu hareket hücre içeriğinin homojen olmasını sağlar.
Sitoplazmanın Görevleri
► Yarı akışkan (kolloidal) ve ışığa geçirgen olan sitoplazmada canlılık olayları gerçekleşir.
► Canlı etkinliklerini organeller ve enzimler yürütür.
► Organeller arasında sıvısal etkileşim ortamı sağlar. Organellerin madde alışveriş ortamını oluşturur.
► Bir çok tepkimenin gerçekleşme ortamını oluşturur.
► Tüm canlı hücrelerde glikoliz (tüm hücresel solunum çeşitlerinde ilk evredir) enzimlerini bulundurur ve glikoliz tepkimelerinin gerçekleşmesi için uygun ortam oluşturur.
► Bir çok hücrede yedek besin depolar.

Gençler, bu konu hücre biyolojisinin en temel kurallarından biridir. Ökaryot hücrelerde yönetici molekülümüz olan DNA, asla sitoplazmada serbest bir şekilde bulunmaz. İşte DNA'nın gerçek yerleşkesi:
Önemli Hatırlatma: Eğer bir soruda DNA'nın sitoplazmada serbestçe dolaştığını görürseniz, o hücrenin kesinlikle prokaryot (bakteri veya arke) olduğunu anlayabilirsiniz!
Zar tipine göre organeller üç grupta incelenebilir.

► Hücrenin en küçük organelidir.
► Ribozom ökaryot ve prokaryot tüm hücrelerde ortak olarak bulunan zarsız organeldir. (Olgun alyuvar hücrelerinde bulunmaz.)
► Büyük ve küçük olmak üzere iki alt birimden oluşur. Normalde bu iki alt birim birbirinden ayrıdır. Protein sentezleneceği zaman bir araya gelirler.
► rRNA + proteinden oluşur. Nükleoprotein yapılıdır.
► Ökaryotlarda ribozomun alt birimlerinin sentezi çekirdekçikte olur. (Yani çekirdekte olur.) Prokaryotlarda ise sitoplazmada olur.

► Ribozomların hücrede bulunduğu yerler; Granüllü Endoplazmik Retikulum, çekirdek zarı üzerinde, sitoplazmanın sıvı kısmında, plastitler (kloroplast, kromoplast, lökoplast) ve mitokondri organellerinin içerisinde bulunur.
NOT: Hücre zarı üzerinde ribozom bulunmaz.
► Ribozomların görevi, amino asitlerden protein sentezi yapmaktır. Ribozomlar amino asit sentezi yapmaz.
► Hücre aynı proteinden çok sayıda sentezlemek istediğinde çok sayıda ribozom bir araya gelerek polizom (poliribozom) oluşturur.
► Bu sayede kısa sürede aynı proteinden çok sayıda üretilebilir.
Ribozomlarda gerçekleşen protein sentezi tepkimesi
(n(amino asit) → Polipeptit (protein) + (n-1) Su) şeklinde olduğuna göre, ribozom etkinliği artmış bir hücrede;
► Amino asit miktarı azalır.
► Peptit bağı sayısı artar.
► Hücrelerde osmotik basınç azalır.
► Dipeptit, tripeptit, … protein miktarı artar.
► ATP miktarı azalır.
► Hücre zarından başlayıp çekirdek zarına kadar uzanan hücre içi kanallar sistemidir.
► Genel olarak hücre içi madde iletiminde görev alır.
► Hücrenin mekanik etkilere karşı dayanıklılığını artırır. Hücrenin omurgası kabul edilir ve hücreye desteklik sağlar.
► Hücre çekirdeğinin belirli bir bölgede sabit kalmasını sağlar.
► Asidi - bazik tepkimelerin birbirinden ayrılmasını sağlar.
► Çekirdek zarı endoplazmik retikulum zarlarının devamıdır. Çekirdek zarı endoplazmik retikulum tarafından oluşturulur.
► Çekirdek zarıi golgi ve koful gibi organellerin oluşumunu sağlar.
► Endoplazmik retikulumlar hemen hemen bütün ökaryot hücrelerde bulunur.
► Yapı ve işlev yönünden birbirinden ayrılan iki endplazmik retikulum vardır. Bazı endoplazmik retikulumların zarları üzerinde ribozomlar bulunabilir.
► Ribozom bulunduranlara granüllü endoplazmik retikulum, bulundurmayanlara granülsüz (düz) endoplazmik retikulum denir.

Granüllü Endoplazmik Retikulum
► Zarının dış yüzeyinde çok sayıda ribozom taşıyan Endoplazmik Retikulumdur.
► Üzerindeki ribozomlarda sentezlenen polipeptitleri üç boyutlu proteinlere dönüştürerek işlevsel hale getirir.
► Protein sentezinin hızlı olduğu hücrelerde bol miktarda bulunur. Üzerindeki ribozomlarda üretilen proteinlerle birlikte hücre dışına verilecek olan salgıların büyük bir oranı granüllü ER tarafından sentezlenir. Bu salgıları küçük keseler içinde paketleyerek golgi aygıtına gönderir.
► Granüllü ER; hücrenin zar sistemlerini üreten bir fabrika gibi çalışır.
► Lizozom organelindeki enzimler burada işlevsel hale getirilir.
► Hücre zarının yapısına katılacak glikoproteinlerin sentezini yapar.
Granülsüz (düz) Endoplazmik Retikulum
► Zarının dış yüzeyinde ribozom bulunmaz.
► Görevleri;
♦ Hücre zarı ile çoğu organelin zar yapısına katılacak yağ moleküllerinin sentezi (fosfolipit sentezi)
♦ İlaç ve alkollerin (karaciğer hücrelerinde) zehirli etkilerini yok etmek.
♦ Karaciğer hücrelerinde depolanan glikojeni glikoza parçalanmasını sağlamak.
♦ Steroit yapılı bazı hormonların sentezini sağlamak (eşey hormonları gibi)
♦ Çizgili kas hücrelerinde kasılma için gerekli olan kalsiyum iyonlarını depolamak.
► ER’den oluşan organeller, golgi aygıtı, lizozom, kofuldur.
Hücre bölünmesi sadece DNA'nın eşlenmesi değil, aynı zamanda hücre içi organizasyonun da tamamen yeniden düzenlendiği bir süreçtir. İşte bu süreçteki en önemli değişimler:
Esen Hanım'dan Unutma Notu: Çekirdek zarı ve ER bir ekiptir; Profazda beraber sahneden çekilirler, Telofazda beraber geri dönerler!
► Çok sayıda yassılaşmış keseden ve küçük kofullardan oluşur. Protein ve yağ yapılıdır.
► Golgi zarı Granülsüz (düz) ER tarafından üretilir ve üzerinde ribozom bulundurmaz.
► Memelilerin olgun alyuvarları ile sperm hücrelerinde bulunmaz. Bunun dışındaki tüm ökaryot hücrelerde golgi aygıtı bulunur.
► Salgı üreten hücrelerde sayıları fazladır. Örneğin; tükrük bezi hücreleri, hormon üreten bezler, bitkilerin nektar, bal özü üreten hücrelerinde iyi gelişmiştir ve bol bulunur.
► ER'lerde üretilen maddelerin çoğu golgi aygıtında ayrıştırılarak paketlenir ve depolanır.
► Glikoprotein ve lipoprotein gibi maddelerin üretimi ve salgılanması golgi aygıtı tarafından yapılır.
► Glikoprotein sentezi sırasında sırası ile;
♦ Ribozom, protein sentezler.
♦ ER, bunları golgiye taşır.
♦ Golgi cisimciği, glikoz ile proteinleri birleştirerek glikoprotein sentezi tamamlanır.
► Hücre içi sindirim yapan lizozom organelinin oluşumunda golgi aygıtı rol oynar. Ayrıca koful oluşumunu sağlar.
► Bitki hücrelerinin sitoplazma bölünmesinde oluşan Orta Lamel (ara plak) oluşumunu sağlar.
♦ Bitkilerde hücre duvarını oluşturan selüloz, hücre zarında bulunan selüloz sentez kompleks proteinleri tarafından üretilir. Golgi aracılığı ile düzenlenir.
► Aktif enzimlerin oluşumunu sağlar. (Apoenzim ve yardımcı kısmı birleştirerek)
► Sperm ve alyuvar hücrelerinde golgi bulunmaz.
Hücrenin paketleme ve salgı merkezi olan Golgi aygıtı, işini aksattığında sonuçları hücre için tam bir yıkım olabilir. Henüz kesin tedavisi bulunamayan bazı hastalıkların temelinde bu organeldeki işlev bozuklukları yatar. İşte o kritik hastalıklar:
Not: Golgi sadece salgı üretmez; bu salgıların doğru hedeflere gitmesini de sağlar. Eğer bu trafik aksarsa, hücremiz tıpkı bu hastalıklar gibi büyük bir kaosun içine sürüklenir!

► Yaklaşık 60 çeşit sindirim enzimi bulunduran tek katlı zarla çevrili organeldir.
► İçindeki sindirim (hidroliz) enzimleri hücre içi sindirim olaylarında görev yapar.
► Gelişmiş bitki ve mantar hücrelerinde bulunmaz. Ancak ilkel yapılı bazı bitkilerde Fitolizozom denilen lizozom benzeri yapılar vardır.
► Lizozom; insan ve hayvan hücrelerinde bulunur.
Selam gençler! Hücrenin o meşhur "çöp öğütücüsü" lizozom hakkında bilmemiz gereken çok kritik bir detay var. Lizozom, hücre çeperi taşıyan hücrelerde bulunmaz. Peki ama neden? Gelin bu hikayeyi Esen Hanım farkıyla öğrenelim:
Not: Eğer bir hücre çeperi yüzünden içeriye yemek alamıyorsa, o yemeği parçalayacak olan lizozoma da (genellikle) ihtiyacı kalmaz. Doğanın harika bir mantığı var değil mi?
► Lizozom içindeki enzimler granüllü ER yüzeyinde bulunan ribozomlarda üretilir.
► Bu ER'ler aracılığı ile enzimler golgi aygıtına getirilir.
► Golgi aygıtında enzimlerin etrafı bir zarla çevrilerek paketlenir. Küçük keseler şeklindeki bu yapılara Vezikül denir.
► Bu veziküllerin bazıları lizozom organeline dönüşür.
► Lizozomdaki hidrolitik enzimler hücrenin, kendi organik materyalini de parçalayarak ortadan kaldırabilir. Bu olaya Otofaji denir.
► Lizozom zarının herhangi bir nedenle parçalanması sonucu enzimler sitoplazmaya dağılır. Hücre kendi kendini sindirir. Bu olaya Otoliz denir.
► Otoliz Olayı;
♦ Yaşlı ve ölmüş hücrelerin yok edilmesini,
♦ Kurbağa lavralarında kuyruğun kaybolmasını,
♦ Kertenkelelerde kuyruğun kopmasını sağlar.
♦ İnsan embriyosunun gelişim evrelerinde kontrollü hücre ölümleri yaparak parmak arası gibi boşlukların oluşmasında görev alır.
► Aşırı sıcak veya soğuğa maruz kalan deri hücrelerinde yanıklar oluşur. Bunun nedeni lizozomların parçalanmasıdır.
► Lizozomlardaki işlevsel bozukluklar bazı hastalıklara neden olur. Örneğin; Tay-Sachs hastalığında sinir hücrelerinin lizozomlarında yağları sindiren enzimler eksiktir. Bu durum zamanla sinir hücrelerinde yağ birikimine neden olarak hastalığa neden olur.
► Lizozom faaliyeti sonucu parçalanması gereken bazı maddeler parçalanamaz ve zamanla lizozomlarda birikir. Bu maddeler yaşlılık pigmenti denilen lekelere dönüşür. Yaşlıların derilerinde kahverengi lekelerin oluşmasına yol açar.

► Lizozom, taşıdığı sindirim enzimlerini kendisi üretmez. Bunlar ribozom tarafından üretilir.
► Lizozom hücre içi sindiriminde görevlidir. Hücre dışı sindirime katılmaz.
► Lizozomlar en çok karaciğer hücrelerinde ve akyuvarlarda bulunur. Vücudumuza giren mikropları akyuvarlar fagositoz yaparak yok ederler. Bu görevi lizozomlar yerine getirir.
► Hücre içine Endositoz yolu ile alınan büyük moleküller (mikroplar dahil) lizozomdaki enzimlerle parçalanır.
Gençler, hücremiz tam bir fabrika gibi çalışır! Eğer bir sindirim enzimi üretilip hücre içinde (lizozomda) kullanılacaksa, bu "üretim bandı" şu sırayı takip eder:
Not: Bu sıralama sınavlarda çok sık sorulur. Enzimlerin lizozomun içine hapsolması hücrenin kendi kendini sindirmesini (otoliz) önleyen muazzam bir güvenlik önlemidir!
Gençler, eğer bir hücre (örneğin saprofit bir bakteri veya mide hücrelerimiz) enzimlerini hücre dışına gönderip orada bir sindirim yapacaksa, izlenen yol lizozom oluşumundan biraz farklıdır. İşte o "ihracat" sırası:
Kritik Fark: Hücre içinde kalacaksa son durak Lizozom, hücre dışına çıkacaksa son durak Boşaltım Kofulu'dur. Bu ayrımı testlerde asla unutmayın!
Gençler, hücremiz her zaman yapım işleriyle uğraşmaz; bazen temizlik ve "geri dönüşüm" için yıkım yapması gerekir. Lizozom organelindeki o güçlü hidrolitik enzimlerin gerçekleştirdiği bu iki kritik olayı birbirine karıştırmayalım:
Not: Otofajide sadece "bozuk parça" tamir edilirken/yok edilirken; otolizde "fabrikanın tamamı" yıkılır. Her iki olayın da başrol oyuncusu lizozomdaki sindirim enzimleridir!
► Hemen hemen ökaryot olan her hücrede bulunan bir organeldir. (Bitki, hayvan, mantar ve protistalar)
► İçeriğinde 50'ye yakın farklı enzim bulunur.
► Karaciğer hücrelerinde bulunan peroksizomlarda Peroksidaz ve Katalaz enzimleri bulunur. Bu enzimler yardımı ile alkol, ilaç gibi zararlı maddelerin toksik (zehirli) etkileri yok edilir.
► Hücrelerdeki metabolik faaliyetler ve peroksizomda gerçekleşen tepkimeler sonucunda oluşan Hidrojen Peroksit (H2O2) çok zehirli bir maddedir.
► Peroksizomda bulunan Katalaz enzimi ile H2O2 su ve oksijene ayrıştırılır.
Katalaz Enzimi
H2O2 ————————> H2O + 1/2 O2
► Bazı hücrelerdeki peroksizomlar yağ asitlerini mitokondrinin kullanabileceği daha küçük moleküllere dönüştürüler. Bu olay esnasında Oksijen kullanılır. Bu özelliği ile mitokondrilerie benzer.
Gençler, hücremizde oksijen denilince aklımıza hemen enerji santralimiz mitokondri gelir. Ancak dikkat! Hücrede oksijen tüketen tek organel mitokondri değildir. İşte hücremizin iki önemli oksijen tüketicisi:
Not: Her ikisi de oksijen tüketir ama amaçları farklıdır! Mitokondri enerji için, peroksizom ise temizlik ve metabolizma için oksijene ihtiyaç duyar. Sınavlarda "oksijen tüketen organeller" denildiğinde peroksizomu sakın unutmayın!
Gençler, her iki organel de içi enzim dolu kesecikler olsa da, içerdikleri enzimlerin cinsi ve yaptıkları işler birbirinden tamamen farklıdır. İşte bu iki organelin "enzim kimliği":
Not: Unutmayın; lizozom enzimlerini Granüllü ER üzerindeki ribozomlar üretirken, peroksizom enzimlerinin çoğu serbest ribozomlarda üretilir. Sınavlarda bu "enzim tipi" farkı sizi doğru cevaba götürür!
► Peroksizom genellikle mitokondri veya kloroplastların yakınında yer alır. Bu organellerde oluşan metabolik atıkları zararsız hale çevirir ya da kullanılabilir yararlı moleküllere dönüştürür.
► Yağ depo eden bitki tohumlarında, yağların şekerlere dönüşümünü ve böylece oksijenli solunumda kullanılabilir yapıya çevrilmesini sağlar.
► Kofullar tek katlı zarla çevrili içi sıvı dolu keselerdir.
► Koful öz suyu denilen bu sıvı içerisinde şeker, protein, organik asitler, mineraller, alkoloid maddeler ve antosiyanin pigmentleri bulunur.
► Bitki hücrelerinde büyük ve sayısı az, hayvan hücrelerinde ise küçük sayıca fazladır. Genç hücrelerde kofullar daha küçüktür. Hücre yaşlandıkça kofulla büyür.
► Kofullar hücrelerde; Hücre zarı, çekirdek zarı, ER zarları ve golgi aygıtının farklılaşması sonucu oluşabilirler.
► Olgun bitki hücrelerinde genellikle büyük bir merkezi koful bulunur. Merkezi koful hayvan hücrelerinde bulunmaz.
► Bitki hücrelerinde lizozom olmadığından bitki hücresinin merkezi kofulu, lizozoma eşdeğer kapasitede işlev görebilir.
Kofulların Görevleri
♦ Kofullar hücrede madde alışverişinde, beslenme, sindirimde ve boşaltımda görevlidir.
♦ Şeker ve aminoasitlerin geçici depo yeridir.
♦ İçindeki antosiyan gibi pigmentler çiçeklere renk vererek tozlaşmaya yardımcı olur.
♦ Meyvelere renk vererek tohumun yayılmasında etkili olur.
♦ Bazı zehirli atıkları tuzlarla birleştirerek kristal şeklinde depolayıp zararsız hale getirir.
Koful Çeşitleri
Besin Kofulu, Salgı Kofulu, Depo Kofulu, Kontraktil (Kasılgan) Koful gibi çeşitleri vardır.
a) Besin Kofulu
► Besinlerin endositoz yoluyla hücreye alınması sonucunda oluşan keseciklere besin kofulu denir.
► Genellikle hücre içi sindirim yapabilen; amip, paramesyum gibi bir hücreli canlılarda ve insanların akyuvar gibi fagositoz yapabilen hücrelerinde görülür.
► Besin kofulundaki maddeler hücre içinde lizozomdaki enzimlerle parçalanır. Oluşan ürünler sitoplazmaya geçer. Geride kalan atıklar ise ekzositoz ile tekrar koful oluştururularak hücre dışına atılır.
► Hücre içinde besin kofullarının lizozomlarla birleşmesi sonucu Sindirim Kofulları oluşur.

b) Salgı Kofulu
► Golgi aygıtında üretilen salgıların ve metabolizma sonucu meydana gelen atık maddelerin hücre dışına verilmesini sağlayan keseciklere Salgı Kofulu denir.
► Böcekçil bitkiler ve ayrıştırıcı mantarlar, sindirim enzimlerini salgı kofulları oluşturarak ekzositozla hücre dışına verir.
c) Depo Kofulu
► Özellikle bitki hücrelerinde görülen bir koful çeşidi olup hayvan hücrelerinde küçüktür.
► Bitkilerde zehirli maddeler, metabolizma sonucunda meydana gelen atıklar, boya maddeleri, köklerden suyla birlikte alınan tuzun fazlası, zehirli maddeler ile organik asitler yaprak hücrelerinin kofullarında biriktirilir ve sonbaharda yaprak dökümüyle bitkiden uzaklaştırılır.
► Bazı bitkilerin kofullarının içinde su, yağ molekülleri ve hava depolanır. Bazı bitkilerde ise asit ve bazlarla renk değiştirebilen boya maddeleri bulunur. Bu maddeler (antosiyanin) çiçeklerdeki taç yapraklara ve meyvelere renk verirler.
► Bitki hücreleri olgunlaştıkça küçük olan depo kofulları birleşerek büyük tek bir kofula dönüşür. Bu büyük kofula Merkezi Koful denir. Merkezi koful bitki hücrelerine özgüdür. Hayvan hücrelerinde bulunmaz.
ç) Kontraktil (Kasılgan) Koful
► Tatlı sularda yaşayan amip, paramesyum, öglena gibi ökaryotik tek hücreli canlılarda hücre içine giren suyun fazlası, kontraktil kofullar yardımıyla hücre dışına atılır.
► Suyun atılması aktif taşıma ile ATP enerjisi harcanarak olur.
► Kontraktil kofullar, sitoplazmaya doğru uzanan çok sayıda kol yardımıyla hücreye giren fazla tatlı suyu alarak biriktirir.
► Kofulun etrafını saran ve kasılabilen ipliksi yapılar ile kasılan koful, içerisindeki su ile bir miktar tuzu hücre dışına atar.
► Böylece hücre hemoliz olmaktan kurtulur. (Hemoliz; hücrenin aşırı su alarak patlamasıdır.)
► Tuzlu sularda yaşayan canlılarda kontraktil koful bulunmaz.

► Çift katlı zarla çevrili bir organeldir.
► Mitokondriler hücrenin enerji santralleridir.
► Oksijenli solunum ile ATP üretiminin gerçekleştiği organeldir.
► Substrat düzeyinde fosforilasyon ve oksidatif fosforilasyon ile ATP sentezlenir.
► Bir hücrenin enerji ihtiyacı ne kadar çoksa o hücredeki mitokondri sayısı da o kadar fazladır. Örneğin; karaciğer, kas ve sinir hücrelerinde metabolik faaliyetler çok yoğun olduğu için mitokondri sayısı diğer hücre çeşitlerine göre daha fazladır.
► Prokaryot hücreli canlılarda (bakteri ve arkelerde), memelilerin olgun alyuvar hücrelerinde mitokondri bulunmaz.

Mitokondrinin Yapısı
► Dış zar düz, iç zar kıvrımlıdır. Kıvrımlı olan bu yapılara krista denir.
► Krista üzerinde ETS enzimleri (enerji üretiminde görev alan enzimler) vardır. Bu enzimler elektronların hareketini sağlayarak ATP sentezlenmesini sağlarlar.
► Kristadaki kıvrımlar mitokondrinin yüzeyini genişletir. Böylece daha fazla ATP üretilir.
► Mitokondrinin içini ve kıvrımların arasını matriks adı verilen sıvı doldurur. Matriks içinde; halka şeklindeki DNA, tüm RNA çeşitleri, ribozomlar, ATP, solunum enzimleri, solunum reaksiyonları sırasında açığa çıkan ara ürünler, su ve mineraller bulunur.
► Mitokondrilerin kendisine özgü DNA, RNA ve Ribozomları vardır.
► DNA'ları sayesinde çekirdeğin kontrolünde çoğalabilirler.
► Sahip oldukları ribozomlar sayesinde ihtiyaç duydukları proteinlerin bir kısmını sentezleyebilirler.
Mitokondride oksijenli solunum ile ATP üretimi gerçekleşir.
Mitokondri etkinliği artan bir hücrede;
(O2’li solunum: C6H12O6 + 6 O2 → 6 CO2 + 6 H2O + ATP + Isı)
► Enerji verici olarak kullanılan glikoz, yağ asidi ve gliserol gibi monomerlerin miktarı azalır.
► O2 tüketimi artar. CO2artar
► Yoğunluk azalır.
► pH düşer. Asitlik artar.
► Üretilen ATP artar. Isı artışı olur.
► Osmotik basınç azalır.
Gençler, hepimizin hücrelerinde enerji üreten o meşhur mitokondrilerin çok özel bir hikayesi var. Bu organel bize sadece annemizden yadigar kalıyor! İşte bu ilginç durumun sebebi:
Not: Bu yüzden mitokondriyal DNA'mız (mtDNA) üzerinden yapılan soy ağacı araştırmaları doğrudan anne soyunu takip eder. Babamızdan sadece çekirdek DNA'sını alırken, enerji santrallerimiz tamamen anne yadigarıdır!
Gençler, biyolojideki "prokaryotlarda zarlı organel bulunmaz" kuralımızı hatırlıyorsunuz değil mi? İşte bu yüzden oksijenli solunum yapan bakteriler mitokondriye sahip olamazlar. Peki, enerjiyi nerede üretiyorlar? Cevap: Mezozom!
Kritik Hatırlatma: Mezozom bir organel değildir; hücre zarının bir parçasıdır! Sınavlarda "Bakterilerde oksijenli solunum nerede olur?" sorusunun cevabı mezozom veya hücre zarıdır.
► Bitki hücrelerinde, alglerde ve öglena gibi protistlerde bulunan çift katlı organellerdir.
► Bu canlılarda farklı görevleri yerne getirirler.
► Plastitler; güneş ışığının yardıyla fotosentez yapabilirler.
► Çeşitli renklerde pigmentler (renk maddeleri) içerdikleri için çiçek, tohum, meyve gibi yapılara renk verirler.
► Protein, yağ, karbonhidrat, vitamin gibi organik besinlerin sentezini yapabilir ve bunları depolayabilirler.
► Bitkilerde plastit çeşitleri Proplastit denilen öncü plastitlerin farklılaşması ile oluşurlar.
► Plastitler belli koşullarda birbirine dönüşebilirler.
Gençler, biyolojide "kimde ne var" kadar "kimde ne yok" sorusu da hayat kurtarır. Plastitler (Kloroplast, Kromoplast ve Lökoplast), canlılar dünyasının sadece belirli bir kısmına özgüdür. İşte plastitlerin bulunmadığı o gruplar:
Not: Plastitler sadece bitkilerde ve bazı alg (su yosunu) türlerinde bulunur. Eğer bir soruda "plastit taşıyan hücre" diyorsa, aklınıza hemen bitkisel bir yapı veya alg gelmelidir!
Plastitler ve Görevleri
Bitkilerde içerdikleri renk maddeleri ve yaptıkları göreve göre üç tip plastit bulunur. Bunlar;
a. Kloroplast,
b. Kromoplast
c. Lökoplast
► Üçü de çift katlı zar ile çevrilmiştir.
► Kendilerine özgü; DNA, RNA çeşitleri, enzimler, ribozom organeli taşırlar.
► Işık varlığında birbirine dönüşebilirler.
a) Kloroplastlar
|
Klorofil 6 CO2 + 6 H2O ———→ C6H12O6 + 6 O2 (Fotosentez Denklemi) Işık (Glikoz) |
► Bir bitki hücresindeki kloroplast faaliyeti artarsa;
Kloroplastın Yapısı ve Kısımları

♦ Kloroplastı çevreleyen çift katlı zarın ikisi de düzdür. Dış zarı geçirgen, iç zarı seçiçi geçirgendir.
♦ İç kısmında üçüncü bir zar sistemi olan Tilakoit Zar Sistemi bulunur.
♦ Tilakoit zar; üstüste dizilerek bozuk para demetlerini andıran Granum'ları oluşturur. (Bozuk para demetleri granum gibi düşünülebilir)
♦ Granumlar birbirine Ara Lamellerle bağlanır. Ara lameller; güneş ışığından daha fazla yararlanılmasını sağlar. Yani bitki ışıktan daha fazla yararlanarak daha fazla fotosentez yapar.
♦ Kloroplastın içerisinde yer alan tüm granum dizilerine ise Grana denir.
♦ Tilakoit zarların oluşturduğu granumlarda; klorofil molekülleri, elektron taşıma sistemi elemanları ve çeşitli enzimler bulunur.
♦ Fotosentezin ışık evresi reaksiyonları granumlarda gerçekleşir. Ayrıca ışık enerjisi ile su parçalanarak (fotoliz) oksijen oluşur ve atmosfere verilir.
♦ Besin sentezi için gerekli olan ATP enerjisi de ışık evresinde sentezlenir. (Fotofosforilasyon ile)
► Kloroplastın içini dolduran sıvıya ise Stroma adı verilir. Stroma içinde; DNA (halka şeklinde) tüm RNA çeşitleri, ribozomlar ve enzimler bulunur.
► Kloroplastlar çekirdeğin kontrolünde çoğalabilirler.
► İhtiyaç duydukları proteinlerin bir kısmını kendi ribozomlarında sentezleyebilirler.
► Stroma sıvısı içinde; fotosentezin ışığa bağlı olmayan tepkimeleri gerçekleşir. Bu evrede CO2 kullanılarak besin sentezlenir. NOT: günlük hayatta yediğimiz besinlerin ana kaynağı atmosferdeki CO2'dir.
Gençler, bu iki organel arasındaki ilişki hücrenin en muazzam dengelerinden biridir. Birinin "atık" dediğine diğeri "hazine" gözüyle bakar. Kısacası, kloroplasttaki tepkimeler ile mitokondrideki tepkimeler birbirinin tam tersi şekilde işler:
Not: Bu döngü sayesinde yaşam sürer! Kloroplast fotosentezle "mutfak" görevi görüp yemek pişirirken, mitokondri bu yemeği yakarak hücrenin çalışması için gerekli elektriği (ATP) sağlar.
| Kloroplast ve Mitokondri Arasındaki Farklar | |
| Kloroplast | Mitokondri |
| Görevi fotosentez yapmaktır. | Görevi oksijenli solunum yapmaktır. |
| Fotofosforilasyon ile ATP üretilir. | Substrat düzeyinde ve oksidadif fosforilasyon ile ATP üretilir. |
| Işıklı ortamda aktiftir. | Gece gündüz aktiftir. |
| Klorofil taşır. | Klorofil bulunmaz. |
| İnorganik maddelerden (CO2 ve H2O) organik madde (C6H12O6) sentezi yapılır. | Organik maddeler (C6H12O6) inorganik maddelere (CO2 ve H2O) yıkılır. |
| CO2 ve H2O kullanılır. Besin ve O2 üretilir. | Besin ve O2 kullanılır. CO2 ve H2O üretilir. |
| Turgor basıncını düşürür. Osmotik basıncı arttırır. | Turgor basıncını artırır. Osmotik basıncı düşürür. |
| Ortamın pH'ını arttırır. (Asitlik düşer) | Ortamın pH'sını düşürür. (Asitlik artar) (CO2 oluştuğu için) |
| Öglena, alg ve bitki hücrelerinde bulunur. | Tüm ökaryot hücrelerde bulunur. (Memelilerin olgun alyuvarları hariç) |
| İç zar düzdür. | İç zarı kıvrımlıdır. Kristaları oluşturur. |

Mitokondri ve Kloroplastın Ortak Özellikleri
► Çift katlı zardan oluşurlar.
► Elektron taşıma sistemi bulunur.
► Kendilerine ait DNA, RNA ve ribozomları vardır. DNA'ları halkasal ve protein kılıfla çevrili değildir.
► Çekirdeğin kontrolünde çoğalabilirler.
► Kendi protein ve enzimlerini sentezleyebilirler.
► Enerji dönüşümleri yaparlar.
► Prokaryot hücrelerde bulunmazlar.
► Hem ATP harcarlar (defosforilasyon) hem de ATP sentezi (fosforilasyon) yaparlar.
b) Kromoplast
c) Lökoplastlar

Konuya Ait Videolar
Konu İle İlgili Sorular
İnsan vücudunda bazı hücrelerde yaşlanma ile birlikte lizozom faaliyetinin artmasının nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A. Hücre büyümesinin hızlanmasıDoğru Cevap İçin Tıklayınız...
Doğru Cevap: C
Açıklaması:
Lizozom: Hücre içindeki sindirim organelidir. Görevi → yaşlanan ve işlevini yitiren organelleri parçalamak, atıkları sindirip yok etmektir.
Seçenekler:
A) Hücre büyümesinin hızlanması → Yanlış. Hücre yaşlanırken büyüme yavaşlar.
B) Protein sentezinin artması → Yanlış. Yaşlanan hücrelerde genellikle azalır.
C) Hücre içinde atık birikiminin artması → ✅ Doğru. Yaşlanmayla birlikte metabolik atıklar artar, bu da lizozomların daha fazla çalışmasına yol açar.
D) DNA replikasyonunun hızlanması → Yanlış. Yaşlanan hücrelerde bölünme ve DNA eşlenmesi azalır.
E) Hücre bölünme hızının artması → Yanlış. Yaşlanan hücrelerde bölünme yavaşlar.
✅ Doğru Cevap: C) Hücre içinde atık birikiminin artması : 👉 Çünkü yaşlanmayla birlikte hücrede biriken atıkların yok edilmesi için lizozomların faaliyeti artar.
Bir bitki hücresinde kloroplast sayısının artması
I. Hücre büyümesi,
II. Sentezlenen besin miktarı,
III. Atıkların uzaklaştırılması
Hücreye ait özelliklerden hangisini doğrudan etkiler?
A. Yalnız IDoğru Cevap İçin Tıklayınız...
Doğru Cevap: B
Açıklaması:
I. Hücre büyümesi: Hücre büyümesi, daha çok hücre bölünmesi ve sitoplazmanın hacim artışı ile ilgilidir. Kloroplast sayısının artması büyümeyi dolaylı etkileyebilir ama doğrudan etkilemez.
II. Sentezlenen besin miktarı: Kloroplast → fotosentezin gerçekleştiği organel. Kloroplast sayısı artarsa fotosentez kapasitesi artar → sentezlenen besin miktarı doğrudan artar. ✅
III. Atıkların uzaklaştırılması: Atıkların uzaklaştırılması daha çok boşaltım organelleri ve difüzyon/osmoz ile ilgilidir. Kloroplast sayısı bunu doğrudan etkilemez.
✅ Doğru Cevap: B) Yalnız II Kloroplast sayısının artması hücrede doğrudan sadece sentezlenen besin miktarını etkiler.
Ribozomlar, RNA ve proteinlerden oluşan iki alt birimden meydana gelir. Hem prokaryot hem de ökaryot hücrelerde bulunurlar. Ökaryot hücrelerde ribozomlar; sitoplazmada serbest halde, endoplazmik retikulumun yüzeyinde, çekirdek zarının dış kısmında, ayrıca mitokondri ve kloroplast gibi organellerin içinde yer alabilirler.
Ribozomu bulunmayan bir hücrede hangi yaşamsal olaylar gerçekleşmez?
Doğru Cevap İçin Tıklayınız...
Açıklaması:
🔹 Ribozomların temel görevi
Ribozomlar, protein sentezinden sorumlu organellerdir.
mRNA üzerindeki bilgiyi kullanarak aminoasitleri sırayla birleştirir ve proteinleri oluşturur.
🔹 Ribozomu bulunmayan bir hücrede ne olmaz?: Protein sentezi gerçekleşmez.
Proteinler; enzimlerin, hormonların, yapısal ve taşıyıcı moleküllerin temelini oluşturur. Dolayısıyla: Hücresel enzimler üretilemez → metabolik reaksiyonlar durur. Hücre zarında kanal ve taşıyıcı proteinler üretilemez → madde alışverişi bozulur. Hücre bölünmesi ve büyümesi gerçekleşemez. Savunma, taşıma, haberleşme gibi pek çok yaşamsal işlev durur.
✅ Sonuç: Ribozomu olmayan bir hücrede protein sentezi yapılamaz ve buna bağlı olarak enzim üretilemeyeceği için metabolik olaylar gerçekleşmez. 👉 Yani ribozomsuz bir hücre yaşamsal faaliyetlerini sürdüremez.
Aşağıdakilerden hangisi insanlarda bağışıklık sisteminde görevli bir hücrenin ürettiği antikorları hücre dışına salgılama sürecinde işlev gören hücresel yapılardan değildir?
A. Endoplazmik retikulumDoğru Cevap İçin Tıklayınız...
Doğru Cevap: D
Açıklaması:
Endoplazmik retikulum (A): Protein sentezinde (özellikle granüllü ER’de) görev alır. ✅
Hücre zarı (B): Antikorlar ekzositoz yoluyla hücre dışına çıkarılır. ✅
Ribozom (C): Proteinlerin (antikorlar da bir proteindir) sentezini yapar. ✅
Lizozom (D): Görevi hücre içi sindirimdir; antikor salgılanmasında doğrudan görev almaz. ❌
Golgi aygıtı (E): Proteinlerin paketlenmesi ve salgılanmasında görev alır. ✅
✅ Doğru Cevap: D) Lizozom: 👉 Çünkü lizozom sindirimden sorumludur, antikor üretimi ve salgılanmasında görev almaz.
Sentrozom; hayvan hücrelerinde bulunan ve mikrotübül adı verilen boru şeklindeki protein yapılarla çevrili, hücresel bir yapıdır. Bu yapı, yoğun bir kimyasal ortam içinde çapraz şekilde yerleşmiş iki kısa silindirik yapıdan oluşur. Bu silindirik yapılara sentriyol denir ve her biri sentrozomun temel alt birimini oluşturur.
Bir hayvan hücresinde sentrozom zarar gördüğünde hücre bundan nasıl etkilenir?
Doğru Cevap İçin Tıklayınız...
Açıklaması:
Çok güzel bir hücre biyolojisi sorusu 👌 Hadi adım adım inceleyelim:
🔹 Sentrozomun temel görevleri: İğ ipliklerini oluşturur: Hücre bölünmesi sırasında kromozomların kutuplara çekilmesini sağlar. Mikrotübül organizasyon merkezi (MTOC)’dir: Hücre içi iskeletin düzenlenmesinde rol oynar. Sentriyoller: Sil ve kamçı oluşumunda görev alır (hareket ve madde taşınması için).
🔹 Sentrozom zarar gördüğünde hücreye etkileri:
Hücre bölünmesi aksar: İğ iplikleri oluşamaz → kromozomlar doğru ayrılamaz. Bu da hatalı bölünme veya hücre ölümüne yol açabilir.
Hücre iskeleti bozulur: Mikrotübül düzeni bozulur → organellerin düzenli yerleşimi ve taşınması zorlaşır.
Hücre hareketi ve madde taşınması etkilenir: Sil ve kamçı oluşumu gerçekleşemez → bazı hücrelerde hareket kaybı olur (ör. sperm hücreleri).
✅ Sonuç: Bir hayvan hücresinde sentrozom zarar gördüğünde:
Hücre bölünmesi sağlıklı gerçekleşemez, kromozomlar düzgün ayrılamaz. Hücre içi düzen ve madde taşınması bozulur. Sil ve kamçı oluşumu engellenir, hücre hareketliliği etkilenir. 👉 Kısacası sentrozom, özellikle hücre bölünmesi için kritik olduğundan zarar görmesi hücrenin yaşamını ciddi şekilde etkiler.
Hücreyi bir fabrika olarak düşündüğümüzde yönetim merkezi, üretim hatları, paketleme, enerji santrali ve temizlik bölümleri bir arada çalışarak hücrenin yaşamını sürdürmesini sağlar. Örneğin, fabrikanın enerji santrali tüm üretim süreçleri için gerekli gücü üretirken ana üretim hattı, temel yapı taşlarının bir araya getirilerek karmaşık ürünlerin sentezlendiği kısımdır. Üretilen bu ürünlerin adreslerine doğru bir şekilde ulaşabilmesi için ise paketleme ve dağıtım bölümü hayati bir rol oynar.
Bu benzetime göre "enerji santrali" ve "paketleme-dağıtım bölümü" olarak ifade edilen kısımlar hangi hücresel yapıları temsil etmektedir?
Doğru Cevap İçin Tıklayınız...
Açıklaması:
🔹 Enerji santrali: Hücrede enerji üretiminden sorumlu organel → Mitokondri Çünkü mitokondri, besinleri oksijenle parçalayarak ATP (enerji molekülü) üretir.
🔹 Paketleme ve dağıtım bölümü: Hücrede sentezlenen protein ve lipitlerin paketlenip, ilgili yerlere gönderilmesini sağlayan organel → Golgi aygıtıÇünkü Golgi, maddeleri paketler, salgılar ve hücre içi–hücre dışı adreslerine yönlendirir.
✅ Sonuç: Enerji santrali → Mitokondri Paketleme–dağıtım bölümü → Golgi aygıtı 👉 Yani hücrenin verimli çalışması için mitokondri enerji sağlar, Golgi ise ürünlerin doğru yere ulaşmasını garanti eder.
Amip, besin olarak bir bakteriyi fagositozla hücreye aldıktan sonra sindirim işlemini başlatır. Sindirim sonucu açığa çıkan molekülleri kullanarak enerjiyi elde eder. Enerjiyi kullanarak hareket eder ve bölünür.

Amipin yuttuğu bakteriyi sindirmesi ve sindirim sonucu oluşan moleküllerden enerji elde etmesi için sırasıyla hangi organellerin işlev görmesi gerekir?
A. Lizozom ve mitokondriDoğru Cevap İçin Tıklayınız...
Doğru Cevap: A
Açıklaması:
Bakteri fagositoz ile hücreye alınır.: Amip, bakteriyi yalancı ayaklarıyla sarar ve koful içine alır.
Sindirim: Lizozom, içindeki enzimleri fagositozla oluşan besin kofuluna aktarır → bakteri sindirilir. ✅
Enerji üretimi: Sindirilen küçük moleküller sitoplazmaya geçer ve mitokondride solunum reaksiyonlarıyla ATP’ye dönüştürülür. ✅
Seçenekler:
A) Lizozom ve mitokondri → ✅ Doğru cevap.
B) Koful ve kloroplast → Amipte kloroplast yoktur. ❌
C) Golgi cisimciği ve ribozom → Protein senteziyle ilgili, bu süreçle ilgisi yok. ❌
D) Endoplazmik retikulum ve çekirdek → Protein sentezi ve yönetim merkezi, doğrudan sindirim ve enerji üretmez. ❌
E) Lizozom ve kloroplast → Amip heterotrof, kloroplastı yoktur. ❌
✅ Doğru Cevap: A) Lizozom ve mitokondri: 👉 Çünkü lizozom bakteriyi sindirir, mitokondri de sindirim ürünlerinden enerji (ATP) üretir.
Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
All Rights Reserved. Designed by
Biyoloji Hikayesi
Distributed By:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri