Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

Konu Detayı Sayfası

Ekolojik Sürdürebilirliği Kısıtlayan Durumlar

10.Sınıf

Ekoloji

Ekolojik Sürdürebilirliği Kısıtlayan Durumlar

860

Image

Konuya Başlarken

1. Adaların sular altında kalması nelere sebep olabilir?

– Adalarda yaşayan insanların yer değiştirmek zorunda kalması, göç ve yeni barınma sorunlarının ortaya çıkması.

– Evler, tarım alanları, yollar, limanlar gibi altyapının ve ekonomik faaliyetlerin zarar görmesi veya tamamen yok olması.

– Adalara özgü bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarının kaybolmasıyla biyoçeşitlilik kaybı yaşanması.

– Kültürel mirasın, tarihi yerlerin ve yerel halkın geleneksel yaşam biçiminin tehdit altında kalması.

2. Adaların sular altında kalmasının sürdürülebilirliğe etkileri nelerdir?

– Doğal kaynakların (tatlı su, toprak, balıkçılık alanları) kaybı, adalarda uzun vadeli yaşamı sürdürülemez hâle getirir.

– Yerinden edilen insanlar yeni yerlere göç ettiğinde, göç ettikleri bölgelerde kaynak kullanımı ve nüfus baskısı artar; bu da başka ekosistemlerde sürdürülebilirliği zorlaştırır.

– Adaların yok olması, iklim değişikliğinin etkilerinin geri dönüşü zor sonuçlar doğurduğunu gösterir ve küresel ölçekte iklimle ilgili sürdürülebilir politikaların önemini artırır.

3. Erozyon, iklim değişikliği vb. etmenlerle çevre ve sürdürülebilirlik arasında nasıl bir ilişki vardır?

– İklim değişikliği; deniz seviyesinin yükselmesine, sıcaklıkların artmasına, yağış rejiminin değişmesine yol açar. Bu durum erozyonu, seli, kuraklığı ve fırtınaları artırır.

– Erozyon, toprağın verimli üst kısmını taşıdığı için tarım alanlarını ve doğal bitki örtüsünü tahrip eder; gıda üretimi ve ekosistemler zarar görür.

– Bu olaylar sıklaştıkça, doğal kaynaklar (toprak, su, orman, kıyı alanları) daha hızlı tüketilir ve gelecek nesiller için yeterli kaynak kalmayabilir. Yani çevresel bozulma, doğrudan sürdürülebilirliği zayıflatır.

– Bu yüzden iklim değişikliğini azaltmak ve erozyonu önlemek, hem çevreyi korumak hem de sürdürülebilir bir gelecek için zorunludur.

4. Sürdürülebilirliğe engel olan durumlar (örnek liste)

1. Fosil yakıtların (petrol, kömür, doğal gaz) aşırı kullanılması, sera gazı salımının artırılması.

2. Ormansızlaşma: Ağaçların kesilip yerine yeni ağaç dikilmemesi, orman yangınları sonrası alanların betonlaşması.

3. Plansız şehirleşme ve kıyı yapılaşması: Sulak alanların, kıyıların ve tarım arazilerinin betonla kaplanması.

4. Aşırı avcılık ve bilinçsiz balıkçılık: Türlerin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması.

5. Kimyasal gübre ve pestisitlerin kontrolsüz kullanımı: Toprak, su ve hava kirliliği ile sağlığın bozulması.

6. Tek kullanımlık plastiklerin ve ambalaj atıklarının çok fazla kullanılması, geri dönüşüm yapılmaması.

7. Su kaynaklarının bilinçsiz kullanımı ve kirletilmesi, kuraklık riskinin artması.

8. Atıkların doğaya rastgele bırakılması; deniz, göl ve ormanlarda çöp birikmesi.

2.Tema 6.Etkinlik - Ekolojik Sürdürülebilirliği Kısıtlayan Durumlar

5. Araştırmalarınızdan elde ettiğiniz bilgilere göre soruların cevapları

• Sürdürülebilirliği kısıtlayan diğer olaylar nelerdir?

1. Ormansızlaşma (ağaç kesimi, orman yangınları sonrası alanların betonlaşması)

2. Su kaynaklarının kirlenmesi (endüstriyel atıklar, evsel atıklar, deterjan ve kimyasallar)

3. Denizlerde petrol sızıntıları, tanker kazaları ve müsilaj oluşumu

4. Hava kirliliği (fabrika bacaları, egzoz gazları, fosil yakıt kullanımı)

5. Aşırı balıkçılık ve yasadışı avcılık

6. Plansız şehirleşme ve tarım alanlarının kontrolsüz yapılaşmaya açılması

7. Tek kullanımlık plastikler ve geri dönüştürülmeyen atıkların doğaya bırakılması

8. Toprak erozyonu ve yanlış tarım uygulamaları (monokültür, aşırı kimyasal gübre/pestisit kullanımı)

• Bu olaylarda insanın rolü nedir?

– Çoğu olayın temelinde insan faaliyetleri vardır. Enerji, hammadde ve tüketim ihtiyacımız arttıkça doğaya daha fazla baskı yapıyoruz.

– Ormanların kesilmesi, fosil yakıt yakılması, plastik kullanımı, denizlere ve nehirlere atık bırakılması gibi eylemler doğrudan insan kaynaklıdır.

– Denetimsiz sanayileşme, plansız kentleşme ve çevreye duyarsız turizm faaliyetleri de sürdürülebilirliği kısıtlayan süreçleri hızlandırmaktadır.

• İnsanın rolünü çevreye duyarlı olma ve yaşadığınız ülkenin doğal güzelliklerine sahip çıkma açısından değerlendiriniz.

– İnsan hem zarar verebilen hem de koruyabilen tek canlıdır. Bu nedenle sorumluluğumuz büyüktür.

– Ülkemizdeki ormanlar, göller, denizler, milli parklar ve tarihi alanlar sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de ortak mirasıdır. Onları korumak vatandaşlık görevidir.

– Çevreye duyarlı davranan bir insan; doğal güzelliklerin yok olmasını engeller, ülkesinin değerlerine sahip çıkar ve başkalarına da örnek olur.

6. Çıkarımlarınızı kendi davranışlarınızla ilişkilendirerek çevreye etkinizi kısaca açıklayınız.

– Günlük hayatımda suyu gereksiz yere akıtmamaya, ışıkları boşa yakmamaya ve mümkün olduğunca toplu taşıma kullanmaya çalışıyorum.

– Çöplerimi ayrıştırarak geri dönüşüm kutularına atmaya, plastik poşet yerine bez çanta kullanmaya özen gösteriyorum.

– Doğaya pikniğe gittiğimde bulunduğum yeri temiz bırakmaya, çöp bırakmamaya dikkat ediyorum.

Bu davranışlar tek başıma küçük görünse de, toplumun büyük bir kısmı benzer şekilde davrandığında çevre üzerindeki olumlu etki oldukça büyüyecektir.

7. Günlük hayatta sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak gönüllü faaliyetler neler olabilir?

1. Okul veya belediye tarafından düzenlenen çevre temizliği kampanyalarına katılmak.

2. Ağaç dikme ve fidan dağıtımı etkinliklerinde gönüllü olmak.

3. Geri dönüşüm projelerinde (atık pil, kâğıt, plastik, kapak toplama vb.) görev almak.

4. Hayvan barınaklarında gönüllü olarak çalışmak, sokak hayvanları için su ve mama kapları bırakmak.

5. Okulda “çevre kulübü” çalışmalarına katılarak arkadaşlar arasında farkındalık çalışmaları yapmak, afiş ve sunumlar hazırlamak.

6. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iklim ve çevre projelerine destek olmak.

8. Toplumsal bir sorumluluk gereği ve vatandaşlık görevi olarak çevre konusunda gönüllü faaliyetlere katılmanın önemi nedir?

– Çevre sorunları sadece bireysel değil, toplumsal sorunlardır; bu yüzden çözüm de birlikte hareket etmeyi gerektirir.

– Gönüllü faaliyetlere katılmak, hem çevreyi korumaya somut katkı sağlar hem de insanlara “ben bu ülkenin doğal varlıklarından sorumluyum” bilincini kazandırır.

– Çocuklar ve gençler için çevre etkinlikleri, ileride daha duyarlı bireyler olmalarını sağlar; kuşaklar arası bilinç aktarımı gerçekleşir.

– Vatandaşlık görevi olarak çevreye sahip çıkmak, hem hukuki hem de ahlaki bir zorunluluktur. Gönüllü çalışmalar; dayanışma duygusunu güçlendirir, topluma karşı aidiyet hissini artırır ve sürdürülebilir bir gelecek için umut verir.

Araştırma Raporu Formunu görüntülemek için tıklayın.

PDF’yi yeni sekmede aç; / indir

Analitik Dereceli Puanlama Anahtarını görüntülemek için tıklayın.

PDF’yi yeni sekmede aç; / indir

Öz Değerlendirme Formunu görüntülemek için tıklayın.

PDF’yi yeni sekmede aç; / indir

Ekolojik Sürdürülebilirliği Kısıtlayan Durumlar

► Ekolojik sürdürülebilirlik, doğal kaynakları, ekosistemleri ve biyoçeşitliliği koruyarak gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmayı hedefler.

► Ancak günümüzde artan çevresel tehditler bu hedefi zorlaştırmaktadır.

► Özellikle habitat kaybı ve parçalanması, kirlilik ve çevre sorunları ile biyoçeşitlilik kaybı ekosistemlerin sağlıklı işleyişini bozar; doğanın dengesini zayıflatır ve çevreyi insan sağlığını da etkileyecek şekilde riskli hâle getirir.

1) Habitat Kaybı ve Parçalanması
Tanım ve temel etkiler

► Habitat kaybı, canlıların yaşaması için gerekli yaşam alanlarının insan faaliyetleriyle tamamen yok edilmesidir.

► Habitat parçalanması ise geniş ve bütün hâlde bulunan yaşam alanlarının yollar, yerleşimler, tarım alanları gibi etkilerle küçük parçalara ayrılmasıdır.

► Her iki durum da türler için büyük bir tehdit oluşturur; çünkü canlıların beslenme, barınma ve üreme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi yaşam alanlarının sürekliliğine bağlıdır.

Başlıca nedenler

► Habitat kaybı ve parçalanması çoğunlukla tarım faaliyetlerinin genişlemesi, plansız kentleşme, ormancılık uygulamaları, madencilik, barajlar ve su yollarının değiştirilmesi, kirlilik gibi insan kaynaklı etkenlerle ortaya çıkar.

► Sulak alanların kurutulması, aşırı avlanma ve tarım ilaçlarının yanlış kullanımı da hem karasal hem sucul habitatlarda geri dönüşü zor bozulmalara yol açabilir.

Canlılar üzerindeki sonuçlar

► Parçalanmış habitatlarda yaşam alanları arasındaki mesafe arttığı için türlerin yayılması zorlaşır ve popülasyonlar küçülebilir.

► Bitkilerde uyum sağlayamama, çimlenme başarısının düşmesi ve rekabet gücünün azalması görülebilir.

► Hayvanlarda ise yuva yapma, yavrulama, göç gibi davranışlarda bozulmalar ortaya çıkabilir. Sonuç olarak, bir bölgede hem tür sayısı hem de birey sayısı azalır.

2) Kirlilik ve Çevre Sorunları

► Kirlilik, çeşitli atık maddelerin hava, su ve toprağa karışması ve doğal yollarla uzaklaştırılamayacak düzeye ulaşmasıdır.

► Kirleticilerin yoğunlaşması canlıların yaşamını olumsuz etkiler, ekosistem dengesini bozar ve uzun vadede biyoçeşitlilik kaybını hızlandırır.

► Kirlilikle birlikte küresel iklim değişikliği, erozyon ve orman yangınları gibi çevresel bozulmayı artıran süreçler de devreye girebilir.

2.1. Hava Kirliliği

Hava kirliliği, havanın içeriğinin insan sağlığını ve çevresel dengeleri bozacak şekilde değişmesidir. Kaynaklarına göre iki grupta ele alınır:

► Doğal kaynaklar: Yanardağ faaliyetleri, orman yangınları, çöl tozları gibi olaylar.

► Yapay kaynaklar: Sanayi faaliyetleri, fosil yakıt kullanımı, fabrika bacaları ve motorlu taşıt egzozları.

Havadaki kirleticilerin solunması; kronik bronşit, nefes darlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonları gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Ayrıca kirleticiler havadan toprağa, bitkilere ve suya taşınarak besin zincirine karışabilir; bu da vücutta kimyasal birikimine bağlı sağlık sorunlarını artırabilir. Özellikle şehirlerde ısınma, trafik ve sanayi kaynaklı hava kirliliğinin artmasıyla sağlık problemlerinde de yükselme görülebilmektedir.

2.2. Ozon Tabakasının İncelmesi

► Ozon (O₃), atmosferde üç oksijen atomunun birleşmesiyle oluşan bir gazdır. Atmosferdeki ozonun büyük kısmı, yer yüzeyinin yaklaşık 15–50 km üstündeki bölgede bulunur ve bu yoğunlaşmanın oluşturduğu katmana ozon tabakası denir. Ozon tabakası, Güneş’ten gelen zararlı morötesi ışınların (özellikle UV-B ve UV-C) önemli bir bölümünü tutarak canlıları korur.

► Atmosfere karışan bazı maddeler ozon miktarını azaltarak tabakanın incelmesine neden olabilir. Ozon tabakası inceldiğinde yeryüzüne ulaşan UV ışınları artar; bu durum deri kanseri, katarakt ve bağışıklık sistemi sorunları gibi riskleri yükseltebilir. Ozonu incelten maddeler arasında CFC’ler (kloroflorokarbonlar) önemli yer tutar. Bu zarar fark edildikten sonra 1987 Montreal Protokolü ile CFC kullanımı dünya genelinde yasaklanmıştır.

2.3. Asit Yağmurları

► Asit yağmurları; fosil yakıt kullanımı, yoğun trafik, endüstriyel faaliyetler ve bazı doğal olaylar sonucu oluşan gazların (özellikle SO₂ ve NO₂) atmosferde su buharı ile tepkimeye girerek asit oluşturmasıyla ortaya çıkar. Böylece yağmur suyunun pH değeri düşer ve yağışlar “asit karakterli” hâle gelir.

► Asit yağmurları; göl, nehir ve yer altı sularını kirletebilir, ormanlara ve tarım alanlarına zarar verebilir, yerleşim alanlarında ve tarihî eserlerde aşınmayı artırabilir. Ayrıca topraktaki ağır metallerin suya karışmasına yol açarak sucul canlılarda zehir etkisi oluşturabilir ve bu maddeler besin zinciriyle insanlara kadar taşınabilir.

2.4. Su Kirliliği ve Ötrofikasyon

► Su kirliliği, suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulmasıdır. Endüstriyel atıklar, evsel ve kanalizasyon atıkları, tarımsal gübre ve ilaçlar, hayvansal atıklar suyun kirlenmesine neden olabilir.

► Tarımsal gübreler ve bazı atıklar suya karıştığında sudaki azot ve fosfor miktarı artar. Bu besin artışı, alg ve su bitkilerinin aşırı çoğalmasına neden olur; bu sürece ötrofikasyon denir.

► Ötrofikasyonda su yüzeyi alg tabakasıyla kaplanır, ışık alt katmanlara ulaşamaz, dipteki bitkiler fotosentez yapamaz.

► Ölen bitkilerin ayrışmasıyla ayrıştırıcı bakteriler çoğalır ve çözünmüş oksijeni tüketir.

► Oksijen azalınca balıklar ve diğer su canlıları yaşamını sürdüremez; süreç ilerledikçe kötü koku ve zehirli gazlar oluşabilir. Böylece besin zincirleri bozulur ve biyoçeşitlilik azalır.

2.5. Toprak Kirliliği ve Biyoremediasyon

► Toprak kirliliği, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesinin kirleticilerle bozulmasıdır. Evsel atıklar, egzoz ve endüstri kaynaklı kirleticiler, tarım ilaçları, kimyasal gübreler, radyoaktif atıklar ve ağır metaller (kurşun, kadmiyum, krom, nikel, cıva, çinko gibi) başlıca nedenlerdir.

► Toprağa karışan kirleticiler bitkilere geçebilir; insanlar bu bitkileri ya da bu bitkilerle beslenmiş hayvanları tükettiğinde kirleticiler vücutta birikebilir. Ayrıca toprak kirleticileri yer altı sularına karışarak su kirliliğini de artırabilir. Bu kirleticileri azaltmak için canlı organizmaların kullanıldığı yönteme biyoremediasyon denir; bakteri, maya, bitki ve solucan gibi canlılar bu amaçla değerlendirilebilir.

2.6. Radyoaktif Kirlilik

► Bazı maddelerin çekirdeği kararsızdır ve parçalanırken alfa, beta, gama gibi ışınlar yayar. Bu maddelere radyoaktif madde, yayılan ışınlara radyasyon denir. Çevrede veya canlı vücudunda istenmeyen radyoaktif madde birikimi radyoaktif kirlilik olarak adlandırılır.

► Radyoaktif kirliliğin etkisi; radyasyonun şiddetine, süresine ve türüne göre değişir. Kozmik ışınlar ve yer kabuğundaki bazı radyoizotoplar doğal kaynaklar iken; tıbbi X ışını cihazları, nükleer santraller ve bazı teknolojik ürünler yapay kaynaklar arasında sayılabilir. Radyoaktif kirleticiler canlı sağlığını olumsuz etkileyerek ekolojik dengeyi bozabilir.

3) Küresel İklim Değişikliği
Sera etkisi ve küresel ısınma

► Güneş’ten gelen enerjinin bir kısmı uzaya yansırken bir kısmı atmosferdeki sera gazları tarafından tutulur.

► Bu süreç sera etkisi olarak adlandırılır ve Dünya’nın yaşanabilir sıcaklıkta kalmasına yardımcı olur.

► Ancak fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı ve hızlı şehirleşme gibi insan faaliyetleri sera gazlarını artırdığında, yeryüzü sıcaklığı yapay biçimde yükselir; buna küresel ısınma denir. Küresel ısınma da iklim değişikliklerini tetikler.

Olası sonuçlar

► İklim değişikliği; ortalama sıcaklıkların artması, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi, kıyı ekosistemlerinin bozulması ve bazı türlerin yaşam alanlarının kaybolması gibi sonuçlar doğurabilir.

► Kuraklık, çölleşme, aşırı yağışlar, sel ve toprak kaymaları gibi olayların sıklığı ve şiddeti de artabilir.

4) Erozyon

► Erozyon, bitki örtüsü zayıflayan veya yok olan toprağın su ve rüzgâr etkisiyle aşınarak taşınmasıdır. Eğimli arazilerde su erozyonu daha etkiliyken, düz ve kuru alanlarda rüzgâr erozyonu belirginleşir. Orman tahribatı, aşırı otlatma, yanlış arazi kullanımı ve çok dik arazilerde bilinçsiz tarım uygulamaları erozyonu artıran insan kaynaklı nedenlerdir.

► Erozyon; verimli toprağın kaybına, ürün veriminin düşmesine ve kırsaldan kente göçe zemin hazırlayabilir. Taşınan toprak baraj ve gölleri doldurarak enerji üretimini azaltabilir, su miktarını düşürebilir ve sucul biyoçeşitliliği olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sel ve taşkın riskini artırabilir.

5) Orman Yangınları

► Ormanlar; biyoçeşitliliği destekleyen, havayı ve suyu temizleyen, su döngüsüne katkı sağlayan ve erozyonu azaltan önemli ekosistemlerdir. Orman yangınları, ormandaki yanıcı maddelerin (kuru yapraklar, iğne yapraklar, kuru dallar vb.) tutuşmasıyla ortaya çıkar ve açık alanlarda hızla yayılabilir.

► Yangınların doğal nedenleri arasında yıldırım düşmesi gibi etkenler yer alsa da; elektrik hatları kazaları, dikkatsizce bırakılan ateş, cam kırıkları, sigara izmaritleri gibi insan kaynaklı etkenler en önemli sebeplerdendir. Yangınlar habitatları yok ederek biyoçeşitliliği azaltabilir, iklim sistemlerini etkileyebilir ve toprak yapısını bozarak erozyon ile sel-taşkın gibi afetleri artırabilir.

6) Biyoçeşitlilik Kaybı

► Uluslararası Doğayı Koruma Birliğine (IUCN) göre biyoçeşitlilik kaybının önemli nedenlerinden biri habitat kaybı ve parçalanmasıdır. Kentleşme, tarım ve sanayi için verimli arazilerin tahrip edilmesi; sulak alanların ıslah edilmesi gibi uygulamalar habitatları küçültür, parçalar ve canlılar için yetersiz hâle getirir. Ayrıca istilacı türler ekosistemlere kasıtlı ya da kazara taşındığında ekosistem dengesi bozulabilir.

► Kirlilik, kaynakların aşırı kullanımı ve iklim değişikliği de biyoçeşitlilik kaybını hızlandırır. Özellikle deniz seviyesinin yükselmesi kıyı ekosistemlerini etkileyebilir; türlerin dağılımı değişebilir ve bazı türler yok olma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Ekolojik Sürdürülebilirliğin Sağlanması
Hak ve sorumluluk

► Bireylerin temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olduğu gibi çevreyi koruma sorumluluğu da vardır. Bu durum Anayasa’nın 56. maddesinde; çevrenin korunmasının devletin ve vatandaşların görevi olduğu şeklinde ifade edilmiştir.

Uygulamada neler yapılmalı?

► Ekolojik sürdürülebilirlik için çevreye ve insan sağlığına zarar verebilecek kimyasalların, plastik atıkların ve zararlı endüstriyel atıkların üretimi ve doğaya salınımı azaltılmalıdır. Yerel istihdamı destekleyen, biyoçeşitliliği gözeten üretim anlayışları yaygınlaştırılmalı; yenilenebilir enerjiye yönelmeli ve enerji verimliliği yatırımları artırılmalıdır. Ayrıca yenilenemeyen kaynakların kullanımı kontrol altında tutulmalı ve geri dönüşüm uygulamaları geliştirilmelidir.

Türkiye’de sürdürülebilir kalkınma hedefleri

► Türkiye’de 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir şehirler, iklim değişikliğiyle mücadele, kuraklıkla mücadele ve biyoçeşitliliğin korunması gibi konular kalkınma gündeminin önemli başlıkları arasına alınmıştır.

► Bu çerçevede güvenli içme suyu ve kanalizasyon hizmetlerinin geliştirilmesi, su kullanım verimliliğinin artırılması, su ekosistemlerinin korunması, çevreye duyarlı kentleşme ve doğal-kültürel mirasın korunması hedeflenmiştir.

► Ayrıca iklim bağlantılı afetlere karşı uyum kapasitesinin güçlendirilmesi, deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunması, okyanus kirliliğinin azaltılması ve karasal ekosistemlerde çölleşmeyle mücadele gibi amaçlar öne çıkmaktadır.

Kontrol Noktası - Ekolojik Sürdürülebilirliği Kısıtlayan Durumların Alt Sebepleri

Habitat kaybı / parçalanması

– Yol, baraj, sanayi tesisi, konut ve turistik tesisler için ormanların ve sulak alanların yok edilmesi

– Plansız şehirleşme ve kıyı yapılaşması

– Tarım alanı açmak için doğal alanların tahrip edilmesi

– Madencilik faaliyetleri ve taş ocakları

Biyoçeşitlilik kaybı

– Yaşam alanlarının küçülmesi ve parçalanması

– Aşırı ve yasadışı avcılık, balıkçılık

– İstilacı türlerin ortama sokulması

– Tarımda tek tip ürün yetiştirilmesi (monokültür)

– Kirlenme ve iklim değişikliğine bağlı stresler

Su kirliliği

– Evsel atık suların arıtılmadan deniz ve akarsulara verilmesi

– Fabrika atıklarının, ağır metallerin suya karışması

– Tarımda kullanılan gübre ve pestisitlerin yağışlarla sulara taşınması

– Denizlerde petrol sızıntıları, tanker kazaları

– Katı atıkların ve plastiklerin deniz ve göllere atılması

Erozyon

– Ormanların ve bitki örtüsünün yok edilmesi

– Eğimli arazilerde yanlış tarım uygulamaları

– Aşırı otlatma nedeniyle toprağın çıplak kalması

– Ani ve şiddetli yağışlar, sel olayları

Toprak kirliliği

– Aşırı kimyasal gübre ve tarım ilacı kullanımı

– Sanayi atıklarının ve ağır metallerin toprağa bırakılması

– Çöplerin, atık pillerin, plastiklerin toprağa gömülmesi

– Nükleer atıklar ve madencilik faaliyetleri

Hava kirliliği

– Fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) yoğun olarak kullanılması

– Fabrika ve termik santral bacalarından çıkan gazlar

– Motorlu taşıtların egzozları

– Evlerde ısınma amaçlı kalitesiz yakıt kullanımı

– Açıkta çöp yakılması, anız yakılması

Küresel iklim değişikliği

– Fosil yakıtların yakılmasıyla sera gazlarının artması (CO₂, metan vb.)

– Ormansızlaşma ve sulak alanların kurutulması sonucu karbon yutaklarının azalması

– Sanayi, ulaşım ve tarımdan kaynaklanan yoğun sera gazı emisyonları

– Aşırı tüketim ve plansız kaynak kullanımı

Orman yangınları

– İhmal ve dikkatsizlik (söndürülmeyen mangal, izmarit, cam kırıkları)

– Kasıtlı arazi açma ve sabotajlar

– Uzun süren sıcak ve kurak dönemler, kuvvetli rüzgârlar

– Orman içi yolların ve yangın söndürme altyapısının yetersizliği

Konu İle İlgili Sorular

BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

© Biyoloji Hikayesi. All Rights Reserved. Designed by Biyoloji Hikayesi
Distributed By: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri