Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

Konu Detayı Sayfası

Canlılar ve Çevre

12.Sınıf

Canlılar ve Çevre

Canlılar ve Çevre

17665

Çevre Şartlarının Genetik Değişimlerin Sürekliliğine Etkisi
A. Varyasyon, Adaptasyon, Mutasyon, Doğal Seçilim ve Yapay Seçilim

► Bir canlı türünde bireyler arasında karakter bakımından önemli ölçüde faklılıklar bulunmaktadır. Yani tür içinde aynı genleri paylaşan bireyler birbirlerinden farklıdır. Bir popülasyon içinde gözlenebilen karakteristik farklılıklara varyasyon denir.

► Varyasyonlar genetik ve genetik olmayan olarak iki grupta incelenir.

► Genetik olan varyasyonlar; üreme hücrelerindeki mutasyon, mayoz ve eşeyli üreme ile gerçekleşirken genetik olmayan varyasyonlar ise sıcaklık, ışık miktarı, beslenme, kimyasal maddeler ve mekanik etkiler gibi çevresel faktörlerle ortaya çıkan modifikasyonlardır.

► Çevresel şartlar devamlı değişim içindedir. Bu şartlar kendine uyumlu özelliklere sahip bireylerin yaşama ve üreme şanslarını artırırken uyum gösteremeyen bireylerin elenmesine neden olur. Bu nedenle gelecek nesiller, çevresel şartlara uyumlu özellikleri taşıyan bireylerden oluşur.

► Türler, nesilden nesile geometrik dizi şeklinde artma eğilimi gösterir.

► Canlılar yaşamak için gerekli besin, su, ışık ve diğer çevresel faktörler bakımından rekabet hâlinde olup bu rekabetle başarılı olan bireyler yaşarken diğerleri elenir.

► Canlılarda sayıca artma eğilimi olduğu hâlde, bir türdeki birey sayısı bu rekabetten dolayı hemen hemen sabit kalır.

► Her türün bireyleri arasında genetik farklılıklar gerçekleşebilir ve yeni kalıtsal varyasyonlar gözlenebilir. Sonuçta bazı kalıtsal varyasyonlara sahip bireylerin belirli bir çevrede yaşama şansı artarken diğer bireyler elenir.

► Çevre şartlarına uygun kalıtsal varyasyonlara sahip olan bireylerin yaşama şansı, diğer bireylere oranla daha fazla olacaktır.

► Bu durumun sonucu olarak çevreye uygun varyasyonlara sahip bireylerin sayısında artma, diğer bireylerin sayısında ise bir azalma beklenebilir.

► Aynı türün bireyleri arasındaki varyasyonlar, değişik çevrelerde, farklı şekillerde seçilime uğrar.

► Bu seçilim sonucunda zamanla nesiller arasındaki farklar daha belirgin hâle gelerek bir türden, yeni türler gelişir.

► Belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin, değişen çevre koşullarında, bu özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olmasına doğal seçilim denir.

► Doğal seçilim, çevreye uygun varyasyonlara sahip bireylerin yaşayıp diğerlerinin elenmesidir. Bu durum, canlıların çevreye uyum sağlamalarına yani adaptasyona neden olur.

Adaptasyon, canlı türlerinin yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özelliklerdir.

► Örneğin DDT, böcek ilacıdır. Ancak DDT’nin ilk kullanıldığı bölgede hemen hemen bütün sinekler, ilacın etkisiyle ölmüştür. Bununla beraber pek az sayıda birey, sahip olduğu varyasyonlardan dolayı DDT’den zarar görmemiştir. Bu bireyler DDT’li ortamlarda yaşama ve üreme şanslarını artırdıklarından o bölgede dayanıklı bireylerin sayısı sonraki yıllarda artmıştır. İlerleyen zamanlarda ise DDT’ye dayanıklı sinekler yaşamaya devam etmiştir.

► Dayanıklı varyasyona sahip sinekler, başlangıçta çok az sayıda olduğu hâlde DDT kullanılan bölgelerde sinek topluluklarının hemen hemen tümünü meydana getirmiştir. DDT’nin kullanılması, dayanıksız sinekler yerine dayanıklı sineklerin yaygın hâle gelmesini sağlayan seçici bir faktör olmuştur. Yani DDT, bir çevre faktörü olarak ortaya çıkmış, seçilime sebep olmuştur.

► Bir türün bireyleri arasındaki kalıtsal varyasyonlar üzerinde de biraz durmalıyız. Çünkü doğal seçilimin işlemesi için her şeyden önce aynı türe ait bireyler arasında farklı kalıtsal özellikler taşıyan bireylerin bulunması gerekir

► Bir canlının sahip olduğu bütün kalıtsal özelliklerin eşey hücreleri yoluyla nesilden nesile geçtiğini biliyoruz. Eşey hücrelerinin çekirdeklerindeki kalıtımı aktaran maddenin kimyasal yapısında radyasyon, X ışınları, UV ışınlar, kimyasal maddeler, virüsler gibi sebeplerle değişiklikler meydana gelebilir. Bu olaya mutasyon denir.

► Eşey hücrelerinin kalıtım materyalindeki mutasyonlar, yeni nesildeki bireyler arasında farklı özellikler oluşturabilir.

► Doğal seçilim, bu varyasyonları, farklı çevrelerde o çevrenin şartlarına göre değişik şekillerde seçerek değişime yön verir ve yeni türlerin gelişmesine yol açar.

► Canlılardaki değişimin, belirli bir türde, çok uzun zaman boyunca eklenen veya çıkarılan birçok küçük adaptasyon sonucu oluştuğu düşünülebilir.

► Sonunda bir grup birey, aynı türün diğer bireylerinden o derece farklı hâle gelir ki diğer bireylerle verimli döller oluşturamaz ve bu bireyler yeni bir tür olarak kabul edilir.

B. Bakterilerin Antibiyotiklere Karşı Direnç Geliştirmesi

► Direnç kelimesi, dayanma ve karşı koyma gücü anlamına gelmektedir.

Antibiyotik direnci, antibiyotik denilen maddeye dayanabilmek ya da karşı koyabilmek ve antibiyotiklerden etkilenmemektir. Küf mantarları ve bazı canlılar tarafından üretilen antibiyotik denilen penisilin, streptomisin, teramisin gibi kimyasal maddeler, insanlarda hastalık yapan bakteri türlerinin yok edilmesi için kullanılmaktadır.

► Ancak bakteri türlerindeki kalıtsal varyasyonlar, antibiyotiklere karşı direncin oluşmasına neden olmaktadır.

► Antibiyotik direnci, bir bakterinin antibiyotiklerin etkilerine karşı durabilme yeteneğidir. Özellikle penisilinin keşfinden sonra bakteriler antibiyotiklere karşı hızla direnç geliştirmeye başlamıştır.

Peki, bu direnç nasıl oluşur? Yaşamın her alanında gördüğümüz bakteriler, antibiyotik direncini temelde 4 ana mekanizmayla oluşturur:

• Bakterinin hücre zarı; antibiyotikleri içeri almayan, geçirgenliği olmayan bir bariyer oluşturur.

• Bakteri, antibiyotiklerin bağlandığı reseptörleri değiştirir. Böylece bakteri üzerinde bağlanacak yer bulamayan antibiyotik, o bakteriye karşı işlevsiz kalır.

• Bakteri, antibiyotik ona zarar vermeden önce antibiyotiği işlevsiz kılacak enzimler üretir.

• Antibiyotik, bakteri tarafından özelleşmiş mekanizmalarıyla hücre dışına atılır.

► Antibiyotik direncine sahip bakteriler antibiyotik varlığında, dirençli olmayan bakterilere göre avantaj sağlar.

► Bunun sonucunda, belirli bir süre sonra ortamdaki bakterilerin çoğu o antibiyotiklere karşı doğal olarak seçilerek direnç sahibi olur.

► Ayrıca, bakteriler dirence neden olan genetik özelliklerini farklı bakteri türlerine de aktarabilir.

► Bu durum antibiyotik direncinin bakteriler arasında yaygınlaşmasına sebep olur.

► Bilim insanları dirençli bakterileri yok etmek için yeni moleküller üzerinde çalışsalar da elde edilen veriler, bakterilerdeki antibiyotik direncinin hızla arttığını ve dirençli bakterilerin yakın gelecekte çok büyük sorunlara neden olacağını göstermektedir.

► Öyle ki yakın gelecekte enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde antibiyotikler tamamen etkisiz hâle gelebilir ve basit yara enfeksiyonları bile ölümle sonuçlanabilir. Bakterilerin hangi antibiyotik çeşidine direnç gösterdiklerini anlamak için yapılan testlere antibiyogram testi adı verilir.

► Bu test sayesinde uygun antibiyotik kullanılır. Antibiyotik direnci oluşumunu azaltmak için hekimlerin verdiği reçete bilgilerine göre ve belirtilen miktarlarda tüketmeliyiz. Ayrıca doktor bilgisi dışında antibiyotik tüketilmemelidir.

C. Herbisit ve Pestisitlerin İnsan ve Çevre Üzerine Etkileri

Pestisit terimi; insektisit (böcek öldürücü), herbisit (yabani ot öldürücü), fungusit (mantar öldürücü), rodentisit (kemirgen öldürücü) vb. şeklinde sınıflandırılan kimyasal maddelerin tümünü kapsamaktadır.

► Pestisitlerin kullanımı çok eski tarihlere dayanmaktadır. MÖ 1500’lere ait bir papirüs üzerinde bit, pire ve eşek arılarına karşı insektisitlerin hazırlanışına dair kayıtlar bulunmuştur.

► 19. yy.da zararlılara karşı inorganik pestisitler kullanılmış, 1940’lardan sonra pestisit üretiminde organik kimyadan faydalanılmış, DDT, insektisit ve herbisitler keşfedilmiştir.

► Bugüne kadar 6000 kadar sentetik bileşik patent almasına karşın, bunlardan 600 kadarı ticari kullanım imkânı bulmuştur.

► Ülkemizde tarımı yapılan kültür bitkileri, sayıları 200’ü aşan hastalığın ve zararlının tehdidi altındadır. Bunlarla etkili şekilde mücadele edilmediği için toplam ürünün yaklaşık 1/3’ü kayba uğramaktadır. Bu kayıpların önlenmesi bakımından pestisitlerin daha uzun yıllar büyük bir kullanım potansiyeline sahip olacağı kuşkusuzdur.

► Pestisit kullanımında en yoğun kullanılan gruplar sırasıyla herbisitler, insektisitler ve fungusitlerdir.

► Bununla beraber, yoğun ve bilinçsiz pestisit kullanımının sonucunda gıdalarda, toprak, su ve havada kullanılan pestisitin kendisi ya da dönüşüm ürünleri kalabilmektedir.

► Pestisit kalıntılarının önemi, 1948 ve 1951 yıllarında insan vücudunda organik klorlu pestisit kalıntılarının bulunmasıyla anlaşılmıştır. Pestisitlerin bazıları zehirlilik açısından bir zarar oluşturmazken bazılarının kanserojen, sinir sistemini etkileyici hatta mutasyon oluşturucu etkileri saptanmıştır.

► Pestisit kalıntılarının en önemli kaynağı gıdalardır. Bu nedenle 1960 yılında FAO (Gıda Tarım Örgütü) ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) “Pestisit Kalıntıları Kodeks Komitesi”ni kurmuş ve bu komitenin çalışmaları sonucu konu ile ilgili tanımlamalar yapılmış, bilimsel araştırma verilerine dayanılarak gıdalarda bulunmasına izin verilen maksimum kalıntı değerleri saptanmıştır.

► Ülkemizde de tarımsal ürünlerde kullanılan pestisitlerin gıdalarda bulunması müsaade edilebilir maksimum miktarları, ürün ve ilaç bazında belirlenmiştir. Bu bilgilere Tarım ve Orman Bakanlığının genel ağ sayfasından kolaylıkla ulaşmak mümkündür.

Pestisitlere Karşı Dayanıklılık Oluşumu

► Mücadelede kullanılan pestisitlere karşı zararlıların dayanıklılık kazandıkları bilinmektedir.

► Dayanıklılığın pratikteki anlamı, hastalıkların ve zararlıların daha önce kendilerine karşı başarıyla uygulanan zehirli maddelerden artık etkilenmedikleridir.

► Tarımsal ürün zararlılarında meydana gelen çeşitli tipteki dayanıklılıklar sonucunda pestisitin etkinliğindeki azalmayı aşmak için daha yüksek dozlarda uygulama gerekmekte, bu da hem maliyetin artmasına ve ürün veriminde azalmalara yol açmakta hem de üründe ve çevrede kalıntı miktarını ve kirliliği artırmaktadır.

► Bu nedenle pestisit kullanımı engellenmeli, daha çok biyolojik mücadele yöntemi tercih edilmelidir.

Tarım ve Hayvancılıkta Yapay Seçilim Uygulamaları

► İnsanlar, tarih boyunca belirli özelliklere sahip hayvanların ve bitkilerin kendi aralarında döllendirilmesiyle istenen özellikteki yavruların doğma şansının artırılabileceğini biliyorlardı.

► Bir türe ait canlılarda insanlar tarafından istenilen bazı özelliklerin seçilmesi ve kontrollü olarak yetiştirilmesine yapay seçilim denir.

► Bilim insanları, konu üzerinde çok uzun yıllar çalışmış ve pek çok evcilleştirme işlemi gerçekleştirmişlerdir.

► Yapay seçilim, canlılarda istenilen özelliklerin insanlar tarafından seçilip üretilmesidir.

► Yapay seçilimin birçok uygulaması vardır. Örneğin günümüzdeki bütün evcil köpekler, Canis lupus familiaris (Kanis lupus familiaris) ve Canis lupus dingo (Kanis lupus dingo) denilen iki alt türe aittir. Bunların tümü, vahşi kurt olarak bildiğimiz Canis lupus türünün alt türleridir. Günümüzde görülen çok farklı köpek çeşitliliği, insanların seçimleri nedeniyle ortaya çıkmıştır.

► Yabani lahananın (Brassica oleracea-brassika olarasea) yapay seçilimi sonucu, insanlar bu lahananın farklı özelliklerini seçmiş ve brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, karalahana, kıvırcık lahana, yer lahanası gibi çeşitlerini elde etmiştir. İnsanlar tarafından yapay olarak seçilmiş ve yetiştirilmiş hayvan ve bitki türleri kültür olarak adlandırılır.

► Yediğimiz etler, genellikle en kaliteli ete sahip inek, koyun vb. hayvanların, sürekli kaliteli ete sahip olan diğer bireylerle çiftleştirilmesi sonucu elde edilmektedir.

► Dünyanın en ünlü atlarından olan İngiliz atları, Arap atlarının sürekli olarak en hızlı ve güçlülerinin yapay olarak seçilmesi sonucunda elde edilmiştir. Bu seçilim, günümüzde de yapay olarak sürdürülmektedir.

► Yapay seçilimin pek çok kullanım alanını görebiliyoruz. Örneğin yapay seçilim, bakteriler arasında da uygulanarak bazı ilaçlar üretilebilmektedir.

► Yapay seçilim, tür içi çeşitliliği azaltır. Bu nedenle de yapay seçilimin hastalıklara, salgınlara ve bazı zayıf özelliklere sebep olabilen olumsuz etkileri de görülebilir.

► Örneğin sürekli bol süt veya et vermesi yönünde seçilim yapılan bir canlının, doğada serbest bırakıldığında yaşamak için zorluklar çektiği görülür. Bu nedenle yapay seçilimin uygulandığı yerlerde, çok ciddi bir bakım ve takip gerekir.

1.BÖLÜM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

Aşağıda birbiri ile bağlantılı doğru (D) ya da yanlış (Y) ifadeler içeren tanılayıcı dallanmış ağaç tekniğinde bir soru verilmiştir. “a”dan başlayıp cümlelerin doğru ya da yanlış olduğuna karar vererek ilgili ok yönünde ilerleyiniz. Her cevap bir sonraki aşamayı etkileyecektir. Vereceğiniz cevaplarla doğru çıkışı bulunuz.

Cevap: a. D → b. Y → d. D → 3. çıkış

Konuya Ait Çıkmış Sorular

Soru 1.

Tarımsal faaliyetlerin yapıldığı ve çevresinde yerleşim alanlarının bulunduğu bir gölden alınan su örneklerinde yapılan analizlerde, NO3- (nitrat) derişiminin zamanla arttığı tespit edilmiştir.
Buna göre
I. denitrifikasyon bakterilerinin azalması,
II. nitrifikasyon bakterilerinin faaliyetlerinin artması,
III. ötrofikasyon sonucu biyolojik çeşitliliğin azalması değişimlerinden hangileri göldeki nitrat artışının
nedeni olabilir?

(MEBİ 24.11.2025 TYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: D

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Göllerde nitrat (NO3-) gibi besin maddelerinin miktarı çevresel faktörlere bağlı olarak değişir. Tarımsal alanlardan göle gübrelerle karışan nitrat miktarı artabilir. Ayrıca gölde yaşayan bakteriler nitrat üretimi ve tüketiminde rol oynar. Bu süreçler göldeki nitrat derişimini etkiler.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru yorum ve kavrama ağırlıklıdır. Öğrenci, bakterilerin işlevini ve ekosistem içindeki etkilerini anlamalı. Ayrıca verilen öncülleri nitrat artışı ile ilişkilendirmesi gerekiyor.

🔍 Öncüllerin Analizi

I. Denitrifikasyon bakterileri, nitrattan azot gazı oluşturup ortama tekrar döndürür. Bunların azalması, nitratın gölde birikmesine neden olur.
II. Nitrifikasyon bakterileri ise amonyumu nitrite ve sonra nitrata dönüştürür. Faaliyetlerinin artması, nitrat miktarını artırır.
III. Ötrofikasyon, göle fazla besin maddesi girmesi ile oluşur. Bu durum biyolojik çeşitlilikte azalmaya yol açar ama nitrat artışının nedeni olarak gösterilemez.

✅ Şıkların Analizi

A) Yalnız denitrifikasyon bakterilerinin azalması nitrat artışını açıklar ama tek başına yeterli değil.
B) Yalnız nitrifikasyon bakterilerinin artması nitrat artışına neden olabilir ve önemli bir etkendir.
C) Ötrofikasyon biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olur ama doğrudan nitrat artışını açıklamaz.
D) Hem denitrifikasyon bakterilerinin azalması hem nitrifikasyon bakterilerinin artması nitrat artışını beraber açıklar, mantıklı ve tamdır.
E) Ötrofikasyonun nitrat artışına sebep olma durumu kesin olmadığı için bu şık tam doğru değildir.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 2.

Belirli bir zaman diliminde (t), mısır bitkisinin tohumundaki hücre sayısında meydana gelen değişim aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

Soru Resim 2

Bu süreçte bitki tohumunda
I. Metabolik faaliyetler artar.
II. Depolanmış organik besin miktarı azalır.
III. Fotofosforilasyonla ATP sentezi olur.
olaylarından hangileri gerçekleşir?

(MEBİ 23.02.2026 AYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: C

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Tohum gelişirken hücre sayısı artar çünkü yeni hücreler bölünür. Bu süreçte metabolik faaliyetler yükselir çünkü enerji ve yapıtaşları gerekir. Tohumda depolanmış organik besinler harcanır, çünkü hücre büyümesi ve bölünmesi enerji ve malzeme ister. Fotofosforilasyon ise fotosentezin ışık reaksiyonunda olur, tohumun içinde genellikle ışık yoktur, o yüzden gerçekleşmez.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru yorum ve kavrama türündendir. Grafik okuma becerisi ile biyolojik süreçleri ilişkilendirme istenir. Öğrenci metabolik faaliyet, besin kullanımı ve fotosentezin nerede gerçekleştiğini iyi bilmeli.

🔍 Öncüllerin Analizi

I. Metabolik faaliyetler artar: Tohumdaki hücre sayısı artarken metabolizma hızlanır, doğru.
II. Depolanmış organik besin miktarı azalır: Hücre bölünmesi için enerji gerektiğinden depolanmış besinler tüketilir, doğru.
III. Fotofosforilasyonla ATP sentezi olur: Fotofosforilasyon sadece ışık alan organlarda olur, tohum ışık almaz, yani bu olmaz.

✅ Şıkların Analizi

A) Yalnız I: Sadece metabolizma artışı doğru ama diğer doğru öncül II atlanmış.
B) Yalnız II: Sadece besin azalması doğru ama metabolizma artışı da var.
C) I ve II: Hem metabolizma artışı hem depolanmış besin azalması doğru.
D) I ve III: Fotofosforilasyon genelde olmaz, III yanlış.
E) II ve III: III yanlış, metabolizma artışı (I) ihmal edilmiş.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: C şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 3.

Bir çiftçi büyük domatesler elde edebilmek için çok büyük meyve veren benzer domates bitkilerini seçerek bunları her yıl kendi aralarında çaprazlamıştır.
Uzun yıllar sonra çiftçinin aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşması beklenir?

(MEBİ 23.03.2026 AYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: E

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Seçici yetiştirme, yani sadece istenen özelliklere sahip bireylerin bir araya getirilip çoğaltılmasıdır. Bu yöntem genellikle tarımda istenen ürünleri elde etmek için kullanılır. Ancak bu süreç, genetik çeşitliliğin azalmasına yol açabilir. Çünkü benzer özelliklere sahip bireyler seçildiğinde, genlerdeki çeşitlilik azalır.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru bir yorum ve kavrama sorusudur. Yani verilen durumdan genetik çeşitlilik ve fenotip (gözle görülen özellik) değişimlerini anlaman gerekiyor. Seçici yetiştirmenin genetik etkilerini ve sonuçlarını bilmeli, mantıklı şekilde yorum yapmalısın.

🔍 Öncüllerin Analizi

I. Domates bitkilerinin sadece büyük meyve verenleri seçiliyor.
II. Bu seçilen bitkiler kendi aralarında çaprazlanıyor.
III. Uzun yıllar devam eden bir süreç var, yani etkiler ortaya çıkmış.

✅ Şıkların Analizi

A) Genetik çeşitlilik artmaz, seçici yetiştirme genetik çeşitliliği genellikle azaltır.
B) Tüm bireylerin özdeş genotipe sahip olması pek mümkün değildir, farklılıklar bir miktar kalır.
C) Çevresel dayanıklılık genetik çeşitlilikle doğru orantılıdır, azalan çeşitlilik dayanıklılığı düşürür.
D) Doğal seçilim süreci devam eder, bu tür yetiştirmelerde ortadan kalkmaz.
E) İstenen özellikler artar ama genetik çeşitlilik azalır, çünkü benzer genler seçilir.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: E şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 4.

Model organizmalar, deney ve araştırmalarda kullanılmaya uygun özellikler taşıyan canlılardır. Aşağıdakilerden hangisi model organizmalarda aranan özelliklerden biri değildir?

(MEBİ 20.10.2025 AYT Deneme Sınavı)

Doğru Cevap: C

🧬 Konu Hakkında Kısa Bilgi

Model organizmalar, bilimsel çalışmaları hızlandırmak için seçilen canlılardır. Kolay bakılır, hızlı çoğalır ve ucuz olurlar. Genetik işlemlere uygundurlar. Genomlarının küçük ve iyi tanınmış olması işi kolaylaştırır. Bu yüzden karmaşık genom genelde istenmez.

🧠 Sorunun Türü

Bu soru Bilgi ağırlıklıdır. "Aranan özellik değildir" ifadesine dikkat et. Mantık: hızlı, ucuz, laboratuvarda kolay, genetiğe uygun ve mümkünse basit genom.

🔍 Öncüllerin Analizi

Öncül yok. Soru kökü "model organizmalarda aranan özelliklerden biri değildir" diyor.
Negatif kök: Doğru olmayan özelliği bulmamız isteniyor.

✅ Şıkların Analizi

A) Üretimi ekonomik olmalı. Evet, istenir.
B) Yaşam döngüsü kısa olmalı. Evet, araştırmayı hızlandırır.
C) Genomu büyük ve kompleks olmalı. Hayır, bu istenmez. Analizi zorlaştırır. Doğru seçenek bu.
D) Laboratuvarda yetiştirilebilmeli. Evet, temel koşuldur.
E) Genetik uygulamalar için elverişli olmalı. Evet, sıkça aranan özelliktir.

🎯 Sonuç: Doğru cevap: C şıkkı.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.

Konu İle İlgili Çalışma Soruları

Soru 1.

Bakterilerin antibiyotik direncinin oluşmasında aşağıdaki faktörlerden hangisi etkili olmaz?

Doğru Cevap: E

Bakterilerin Antibiyotik Direnci ile İlgili Çözüm Mantığı

Antibiyotik direnci, bakterilerin antibiyotiklere karşı koruma kazanmasıdır. Bu direnç, bakterilerin antibiyotiklere karşı nasıl savunma geliştirdiği ile doğrudan ilgilidir. Soruda, antibiyotik direncine etki etmeyen faktör sorulmaktadır. Bu nedenle, bakterinin direnç kazanmasına direkt katkı sağlamayan seçeneği belirlememiz gerekiyor.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

A) Bakteri hücre zarının bariyer olarak iş görmesi: Hücre zarı, antibiyotiklerin girmesini engelleyerek dirence katkıda bulunur.
B) Bakterinin antibiyotiklerin bağlandığı reseptörleri değiştirmesi: Antibiyotiğin hedef aldığı bölgeleri değiştirerek direnç sağlar.
C) Bakteri tarafından antibiyotiği işlevsiz kılacak enzimlerin üretilmesi: Antibiyotiğin etkisini ortadan kaldırmak için enzim üretimi dirence neden olur.
D) Antibiyotiğin bakteri tarafından özel bir mekanizma ile dışarı atılması: Antibiyotiği hücre dışına pompalamak direnç mekanizmasıdır.
E) Bakterinin plazmitlerini kaybetmesi: Plazmitler genellikle direnç genlerini taşır. Plazmit kaybı direnci azaltır, artırmaz. Bu nedenle bu faktör antibiyotik direncinin oluşumunda etkili değildir.

Bu nedenle, antibiyotik direncinin oluşmasında etkili olmayan faktör E şıkkıdır.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 2.

Bilinçsiz ve yoğun olarak kullanılan pestisitlerin kendisi ya da kalıntısı

I. İçme sularında
II. Gıdalarda
III. Solunan havada

İfadelerinden hangilerinde bulunabilir?

Doğru Cevap: E

Kısa çözüm mantığı

Pestisitler uygulama sonrası çevreye yayılabilir: Toprak ve yağışla sulara karışır (içme sularına ulaşabilir), bitkilerde kalıntı bırakır (gıdalara geçer) ve rüzgârla sürüklenme ya da uçuculuk nedeniyle havaya karışarak solunabilir. Bu yüzden üç ortamda da bulunabilir.

Şıkların değerlendirilmesi

I. İçme suları: Yüzey akışı ve yeraltı suyuna sızma ile pestisit/kalıntıları su kaynaklarına ulaşabilir. Doğru.
II. Gıdalar: Bitki üzerinde ve depolama sırasında kalıntı kalabilir; yıkama/işleme her zaman tümünü gidermez. Doğru.
III. Solunan hava: Uygulama esnasında püskürtme bulutu, rüzgârla sürüklenme ve uçuculuk sonucu havada bulunabilir. Doğru

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 3.

Mısır, 7000 yıl önce New Mexico'da yerliler tarafından bulunmuştur. Boyu 10-15 cm uzunluğundadır. Yerliler ürettikleri mısırların içinden uzun boyluların tohumlarını alarak ekmişler ve uzun boylu mısırların çoğalmasını sağlamışlardır.
Bu işlem aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?

Doğru Cevap: B

Kısa çözüm mantığı

Yerliler, uzun boylu bireylerin tohumlarını bilinçli olarak seçip ekerek, uzun boy özelliğinin nesiller boyunca yayılmasını sağlamıştır. Bu, insanın yön verdiği bir seçilim sürecidir ve yapay seçilim olarak adlandırılır.

Şıkların değerlendirilmesi

A) Kalıtsal varyasyon: Popülasyonda farklı boylarda bireylerin bulunması gerekli bir altyapıdır; ancak burada açıklanan süreç varyasyonu seçmedir, varyasyonun oluşumu değil.
B) Yapay seçilim: Doğrudur. İnsanlar, istenen özelliği (uzun boy) taşıyan bireyleri seçip üreterek bu özelliğin sıklığını artırmıştır.
C) Doğal seçilim: Çevre koşulları tarafından yönlendirilen seçilimdir; insan müdahalesi yoktur. Bu durumda insan bilinçli seçim yaptığı için uygun değildir.
D) Modifikasyon: Çevresel etkenlerle oluşan ve kalıtsal olmayan değişikliklerdir. Tohum seçimine dayalı, kalıtsal özelliğin yayılması modifikasyon değildir.
E) İzolasyon: Popülasyonların birbirinden ayrı düşmesiyle gen alışverişinin kısıtlanmasıdır. Soruda izolasyonla ilgili bir durum yoktur.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
Soru 4.

Kirlilik oranına bağlı olarak ortamlara bırakılan ve yakalanan böceklerin sayıları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Verilen tabloya göre

I. Kirliliğin artması koyu renkli böceklerin seçilimini sağlar.
II. Kirliliğin azalması açık renkli böceklerin yakalanmasını kolaylaştırır.
III. Kirliliğin artması koyu renkli böceklerin yakalanma oranını azaltır.

Yorumlarından hangileri yapılabilir?

Doğru Cevap: D

Çözüm Mantığı

Tablodaki veriler ışığında, kirlilik oranı arttıkça koyu renkli böceklerin sayısının arttığı ve açık renkli böceklerin sayısının azaldığını gözlemliyoruz. Bu durum, koyu renkli böceklerin kirli ortama daha iyi uyum sağladığını gösterir. Ayrıca, kirlilik arttığında koyu renkli böceklerin yakalanma oranındaki değişim incelenmelidir.

Şıkları Değerlendirme

I. Kirliliğin artması koyu renkli böceklerin seçilimini sağlar. Tabloda koyu renkli böceklerin sayısının arttığı açıkça görülmektedir. Bu ifade doğrudur.
II. Kirliliğin azalması açık renkli böceklerin yakalanmasını kolaylaştırır. Kirlilik azaldığında açık renkli böceklerin sayısının arttığı belirtilmiştir ancak bu, onların yakalanmasının kolaylaştığı anlamına gelmez. Ayrıca, ifadenin kesinliği tabloya göre net değildir.
III. Kirliliğin artması koyu renkli böceklerin yakalanma oranını azaltır. Eğer koyu renkli böcekler kirliliğe dayanıklı ise, kirlilik arttığında muhtemelen daha az etkilenir ve yakalanma oranları düşer, yani bu ifade tablodaki verilere uygundur.

Bu nedenle doğru cevap D) I ve III şıkkıdır.

Favori ve not özellikleri aktif abonelikle kullanılabilir.
BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

iyzico ile Güvenli Öde - Visa - Mastercard

© Biyoloji Hikayesi. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım: Biyoloji Hikayesi
Dağıtım: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri 🔒