Doğal seçilim kuramına göre bir türün iki farklı popülasyonu oluşturması aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Bu olayla ilgili olarak,
I. Başlangıçtaki popülasyonda bireyler arasında bulunan farklılıklar, yeni popülasyonların oluşmasında etkili olmuştur.
II. Yeni oluşan popülasyonlar arasında genetik alışverişin devam etmesi, türlerin farklılaşmasını hızlandırır.
III. Başlangıçtaki popülasyonun iki ayrı popülasyona ayrılmasında coğrafik bir engel etkili olmuş olabilir.
İfadelerinden hangileri söylenebilir?
Doğru Cevap: D
Bu soru, doğal seçilim ve türleşme, özellikle de allopatrik türleşme kavramları üzerine kurulu. Doğal seçilim, bir popülasyondaki canlılar arasındaki farklılıklar (varyasyonlar) içinden çevreye en iyi uyum sağlayanların hayatta kalıp çoğalmasını sağlayan bir süreçtir. Eğer bir türün popülasyonu coğrafi bir engelle ikiye ayrılırsa, bu gruplar farklı çevre koşullarında zamanla farklılaşarak yeni türler oluşturabilir. Bu duruma allopatrik türleşme diyoruz. Genetik alışverişin devam etmesi ise farklılaşmayı yavaşlatır hatta engelleyebilir.
Bu soru, doğal seçilim ve türleşme mekanizmalarını görselle birlikte yorumlamayı gerektiren bir Öncül Analizi sorusudur. Verilen ifadelerin biyolojik gerçeklere ve görseldeki sürece uygun olup olmadığını değerlendirmemiz bekleniyor. Soruyu çözerken, özellikle doğal seçilimin temel prensiplerini ve türleşme yollarını iyi anlamış olmak önemlidir.
I. Bu ifade doğrudur. Görselde başlangıçta koyu ve açık renkli böceklerin bir arada olduğu görülüyor. Bu durum, popülasyon içinde genetik çeşitlilik olduğunu gösterir. Doğal seçilim, bu çeşitlilik üzerinden etki ederek çevreye uygun olanların seçilmesine yol açar ve yeni popülasyonların oluşmasında temel bir rol oynar.
II. Bu ifade yanlıştır. Yeni oluşan popülasyonlar arasında genetik alışverişin (gen akışı) devam etmesi, farklılaşmayı hızlandırmak yerine yavaşlatır veya engeller. Çünkü genler karıştığı sürece iki grubun birbirinden tamamen ayrışması zorlaşır. Türleşme için genellikle genetik izolasyon şarttır.
III. Bu ifade doğrudur. Türleşmenin en yaygın yollarından biri coğrafi izolasyondur. Dağlar, nehirler, denizler gibi coğrafi engeller bir popülasyonu ayırarak gen akışını engeller ve farklı çevre koşulları altında farklılaşmaya yol açabilir. Görseldeki ayrım, böyle bir coğrafi engelin etkisini düşündürebilir.
A) Yalnız I seçeneği eksiktir, çünkü III. öncül de doğrudur.
B) Yalnız II seçeneği yanlıştır, çünkü II. öncül yanlıştır.
C) I ve II seçeneği yanlıştır, çünkü II. öncül yanlıştır.
D) I ve III seçeneği doğrudur, çünkü I. ve III. öncüller doğru bilgiyi içermektedir.
E) II ve III seçeneği yanlıştır, çünkü II. öncül yanlıştır.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: D şıkkı. Soruya göre I. ve III. öncüllerin doğru olduğu, II. öncülün ise yanlış olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle doğru şık, I ve III'ü içeren D şıkkıdır.
Bir araştırmacı, belli bir bölgede yaşayan insanlar üzerinde yaptığı bazı çalışmalar sonucunda şu veriler i elde ediyor;
- Ülkenin sığırların yaşaması için uygun koşullar taşımayan güney kesiminde yaşayan kabilelerinde; süt, sütten kesilme yaşından sonra, geleneksel besinin bir parçası olmaktan çıkar ve bu kabilelere ait bireyler sütte bulunan laktozu sindiremezler.
- Sığırlar için uygun koşullar taşıyan kuzey kesiminde, göçebe olarak yaşayan kabileler ise, binlerce yıldır süt ineği beslerler ve bunlarda laktoz sindirimi ömür boyu devam eder.
Bu verilere göre;
I. Laktozun sindirilmesiyle ilgili enzimleri ürettiren gen veya genler kalıtsal olarak dölden döle aktarılır.
II. Bireylerin yaşadıkları ortamlar ve beslenme şekilleri, genlerin işleyişini etkileyerek bazı enzimlerin üretilmesini engelleyebilir.
III. Güney kesimlerinden kuzey kesimlere doğru göç eden insanlarda, laktoz sindirimini sağlayan enzim hemen sentezlenmeye başlar.
İfadelerinden hangileri doğrudur?
Doğru Cevap: C
Bu soru, genetik, çevresel etkenler ve epigenetik kavramlarını bir araya getiren bir yorum sorusudur. Laktoz intoleransı, süt şekerini sindiren laktaz enziminin yetişkinlikte üretilmemesi durumudur. Bu enzim üretimi genetik mirasla belirlenir, ancak çevresel faktörler ve yaşam tarzı genlerin aktif olup olmamasını etkileyebilir. Bu duruma epigenetik düzenleme denir.
Bu soru, verilen bilgilere dayanarak yorum yapma ve öncülleri analiz etme ağırlıklıdır. Öğrencilerin genetik miras ile çevresel etkileşimleri doğru bir şekilde ayırt etmesi ve gen işleyişi üzerindeki etkileri anlaması beklenir.
I. Laktozun sindirilmesiyle ilgili enzimleri ürettiren gen veya genler kalıtsal olarak dölden döle aktarılır ifadesi doğrudur. Laktaz enzimi üretimini kontrol eden gen, kalıtsaldır ve tüm bireylerde bulunur, fakat bazı bireylerde aktif olmayabilir.
II. Bireylerin yaşadıkları ortamlar ve beslenme şekilleri, genlerin işleyişini etkileyerek bazı enzimlerin üretilmesini engelleyebilir ifadesi doğrudur. Verilen örnekte, süt içmeyen toplumlarda bu gene gerek kalmadığı için genin çalışması baskılanır. Bu durum, çevrenin gen ifadesine olan epigenetik bir etkisidir.
III. Güney kesimlerinden kuzey kesimlere doğru göç eden insanlarda, laktoz sindirimini sağlayan enzim hemen sentezlenmeye başlar ifadesi yanlıştır. Genler, çevresel değişime bir nesil içinde hemen tepki verip aktif hale gelmezler. Eğer bir bireyde bu özellik baskılanmışsa, göç ettikten sonra o birey laktozu sindiremez. Genetik olarak bu özellik çocuklarında gelişebilir, ancak bireyin kendisinde hemen olmaz.
A) Yalnız I doğru değildir çünkü II. öncül de doğrudur.
B) Yalnız III doğru değildir çünkü III. öncül yanlıştır.
C) I ve II doğru seçenektir çünkü hem I. hem de II. öncül verilen bilgiler ışığında doğrudur.
D) I ve III doğru değildir çünkü III. öncül yanlıştır.
E) II ve III doğru değildir çünkü III. öncül yanlıştır.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: C şıkkı.
İlkel dünya şartlarında, okyanuslarda ve denizlerde organik moleküllerin oluştuğu kabul edilir. Reaksiyonlar sonucu meydana gelen ilk organik moleküllerin proteinler olduğu ileri sürülmektedir. protein moleküllerinin bazıları zamanla enzim özelliği kazanmış ve diğer moleküllerin oluşmalarını hızlandırmıştır. Bu ortamda oluşan nükleik asitler, proteinlerle birleşerek nükleoproteinleri meydana getirmiştir. Nükleoproteinler de ilk önce koaservat denilen ön hücreye sonra da kendi kopyalarını yapabilen basit canlılara dönüşmüştür.
Bu verilere göre canlıların oluşumunda aşağıdaki olaylardan hangisi ilk önce gerçekleşmiştir?
Doğru Cevap: B
Bu soru, canlılığın Dünya üzerindeki başlangıcını ve ilk canlı hücrelerin nasıl ortaya çıktığını anlatan biyogenez sürecini ele alıyor. İlkel Dünya'da yıldırım, ısı ve UV ışınları gibi enerji kaynaklarıyla oluşan basit organik moleküller, daha sonra birleşerek proteinler ve nükleik asitler gibi daha karmaşık yapılar oluşturmuştur. Bu karmaşık yapılar da bir araya gelerek ön hücreleri ve ardından ilk basit canlı hücreleri meydana getirmiştir. Canlılığın başlaması, bu ilk hücrelerin oluştuğu an olarak kabul edilir.
Bu bir bilgi ağırlıklı sorudur. Canlılığın oluşum sürecindeki adımları doğru sırayla bilmeyi gerektirir. Soruda verilen metni dikkatlice okuyarak ve bu adımları takip ederek doğru cevaba ulaşmak önemlidir.
Metin: Soru metni, ilkel dünya koşullarında organik moleküllerin nasıl oluştuğunu ve bu moleküllerin zamanla nükleoproteinlere, koaservatlara ve son olarak da kendi kopyalarını yapabilen basit canlılara dönüştüğünü adım adım anlatıyor. Canlıların oluşumunda hangi olayın ilk önce gerçekleştiğini sorması, bu anlatılan sıralamayı doğru anlamamızı gerektiriyor.
A) ❌ Yanlış → Kalıtsal çeşitlilik, canlı hücre oluştuktan sonra çoğalma ve mutasyonlarla ortaya çıkar. Bu, canlılığın başlamasından sonraki bir aşamadır.
B) ✅ Doğru → Soru metninde anlatılan zincir (organik moleküllerden nükleoproteinler, koaservatlar ve basit canlı hücre oluşumu) canlılığın başlangıç aşamasını tanımlar. Bu olay, canlılığın başladığı ilk adımdır.
C) ❌ Yanlış → Doğal seçilim, canlılar oluştuktan ve çoğaldıktan sonra, türler arasında rekabet başladığında işleyen bir mekanizmadır.
D) ❌ Yanlış → Adaptasyon kazanma ve alt türlere dönüşme, canlıların uzun evrimsel süreçlerde, gelişmiş canlılar arasında gözlenen bir durumdur. İlk hücre oluşmadan böyle bir şey söz konusu olamaz.
E) ❌ Yanlış → Bir hücrelilerden çok hücrelilerin oluşması, çok daha sonraki evrimsel bir adımdır ve canlılığın başlangıcından çok sonra gerçekleşmiştir.
🎯 Sonuç: Doğru cevap: B şıkkı.
► Bir canlı türünde bireyler arasında karakter bakımından önemli ölçüde farklılıklar bulunmaktadır. Yani tür içinde aynı genleri paylaşan bireyler birbirlerinden farklıdır. Bir popülasyon içinde gözlenebilen karakteristik farklılıklara varyasyon denir.
► Varyasyonlar genetik ve genetik olmayan olarak iki grupta incelenir.
► Genetik olan varyasyonlar; üreme hücrelerindeki mutasyon, mayoz ve eşeyli üreme ile gerçekleşirken genetik olmayan varyasyonlar ise sıcaklık, ışık miktarı, beslenme, kimyasal maddeler ve mekanik etkiler gibi çevresel faktörlerle ortaya çıkan modifikasyonlardır.
► Çevresel şartlar devamlı değişim içindedir. Bu şartlar kendine uyumlu özelliklere sahip bireylerin yaşama ve üreme şanslarını artırırken uyum gösteremeyen bireylerin elenmesine neden olur. Bu nedenle gelecek nesiller, çevresel şartlara uyumlu özellikleri taşıyan bireylerden oluşur.
► Türler, nesilden nesile geometrik dizi şeklinde artma eğilimi gösterir.
► Canlılar yaşamak için gerekli besin, su, ışık ve diğer çevresel faktörler bakımından rekabet hâlinde olup bu rekabetle başarılı olan bireyler yaşarken diğerleri elenir.
► Canlılarda sayıca artma eğilimi olduğu hâlde, bir türdeki birey sayısı bu rekabetten dolayı hemen hemen sabit kalır.
► Her türün bireyleri arasında genetik farklılıklar gerçekleşebilir ve yeni kalıtsal varyasyonlar gözlenebilir. Sonuçta bazı kalıtsal varyasyonlara sahip bireylerin belirli bir çevrede yaşama şansı artarken diğer bireyler elenir.
► Çevre şartlarına uygun kalıtsal varyasyonlara sahip olan bireylerin yaşama şansı, diğer bireylere oranla daha fazla olacaktır.
► Bu durumun sonucu olarak çevreye uygun varyasyonlara sahip bireylerin sayısında artma, diğer bireylerin sayısında ise bir azalma beklenebilir.
► Aynı türün bireyleri arasındaki varyasyonlar, değişik çevrelerde, farklı şekillerde seçilime uğrar.

► Bu seçilim sonucunda zamanla nesiller arasındaki farklar daha belirgin hâle gelerek bir türden, yeni türler gelişir.
► Belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin, değişen çevre koşullarında, bu özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olmasına doğal seçilim denir.
► Doğal seçilim, çevreye uygun varyasyonlara sahip bireylerin yaşayıp diğerlerinin elenmesidir. Bu durum, canlıların çevreye uyum sağlamalarına yani adaptasyona neden olur.
► Adaptasyon, canlı türlerinin yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özelliklerdir.
► Örneğin DDT, böcek ilacıdır. Ancak DDT’nin ilk kullanıldığı bölgede hemen hemen bütün sinekler, ilacın etkisiyle ölmüştür. Bununla beraber pek az sayıda birey, sahip olduğu varyasyonlardan dolayı DDT’den zarar görmemiştir. Bu bireyler DDT’li ortamlarda yaşama ve üreme şanslarını artırdıklarından o bölgede dayanıklı bireylerin sayısı sonraki yıllarda artmıştır. İlerleyen zamanlarda ise DDT’ye dayanıklı sinekler yaşamaya devam etmiştir.
► Dayanıklı varyasyona sahip sinekler, başlangıçta çok az sayıda olduğu hâlde DDT kullanılan bölgelerde sinek topluluklarının hemen hemen tümünü meydana getirmiştir. DDT’nin kullanılması, dayanıksız sinekler yerine dayanıklı sineklerin yaygın hâle gelmesini sağlayan seçici bir faktör olmuştur. Yani DDT, bir çevre faktörü olarak ortaya çıkmış, seçilime sebep olmuştur.
► Bir türün bireyleri arasındaki kalıtsal varyasyonlar üzerinde de biraz durmalıyız. Çünkü doğal seçilimin işlemesi için her şeyden önce aynı türe ait bireyler arasında farklı kalıtsal özellikler taşıyan bireylerin bulunması gerekir
► Bir canlının sahip olduğu bütün kalıtsal özelliklerin eşey hücreleri yoluyla nesilden nesile geçtiğini biliyoruz. Eşey hücrelerinin çekirdeklerindeki kalıtımı aktaran maddenin kimyasal yapısında radyasyon, X ışınları, UV ışınlar, kimyasal maddeler,
Ücretsiz önizleme burada bitti
Asıl konu anlatımının ilk %30’unu okudunuz. Konu metninin devamını okumak ve etkinlik, performans görevi ile kontrol noktası çözümlerini görmek için abone olun.
Konu anlatımının tamamını açÖğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!
Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın
destek@biyolojihikayesi.com
+90.555.608 59 45
©
Biyoloji Hikayesi.
Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım:
Biyoloji Hikayesi
Dağıtım:
Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri
🔒