Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

"Ekoloji" Ünitesi Ünite Sonu Değerlendirme Soruları Çözümleri 23

2025 Yılı Tuna Matbaacılık Basımı  10.Sınıf Biyoloji Kitabına Aittir.

1-3. soruları aşağıda verilen görsellerden yararlanarak cevaplayınız.

Görsellerde orman, dere/akarsu ve çayır gibi ekosistemler var.

1) Görsellerde ekosistemin canlı ve cansız bileşenlerinden hangilerini görüyorsunuz?

Canlı bileşenler (yaşayanlar): Ağaçlar, çimenler, diğer bitkiler, Geyik/karaca gibi otçul hayvanlar, Ayı gibi daha büyük hayvanlar, Kuşlar, Uğur böceği gibi böcekler, Mantarlar (küçük şapkalı mantar)

Cansız bileşenler (yaşamayanlar): Su (dere/akarsu, göl gibi), Toprak, Taşlar/kayalar, Güneş ışığı, Hava, Sıcaklık (iklim şartları)

2) Görsellerdeki ekosistemlerin canlı ve cansız bileşenleri arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

♦ Bitkiler topraktan su ve mineral alır, güneş ışığı ile besin üretir. Yani bitkilerin yaşaması için su, toprak, ışık ve hava gerekir.

♦ Otçul hayvanlar (geyik gibi) bitkilerle beslenir. Bitkiler az olursa bu hayvanlar da azalır.

♦ Etçil veya hepçil hayvanlar (ayı gibi) diğer canlılarla beslenebilir; bu yüzden ekosistemdeki canlı sayıları birbirini etkiler.

♦ Böcekler bitkilerle beslenebilir ya da bitkilerin çoğalmasına yardımcı olabilir.

♦ Mantarlar ve bazı küçük canlılar, ölen yaprakları ve canlıları parçalayarak toprağa karıştırır. Böylece toprak tekrar “besinli” olur ve bitkiler daha iyi büyür.

♦ Su ve hava hem bitkiler hem hayvanlar için gereklidir. Örneğin hayvanlar su içer, bitkiler suyu kökleriyle alır.

♦ Kısaca: Cansız faktörler canlıların yaşamasını sağlar; canlılar da birbirleriyle beslenme ve yaşam alanı paylaşımı gibi yollarla bağlıdır.

3) Cansız bileşenlerden birinin ortadan kalkması durumunda ekosistemde neler olabileceğini açıklayınız.

Örneklerle anlatırsak:

Su ortadan kalkarsa: Bitkiler kurur → otçul hayvanlar yiyecek ve su bulamaz → sayıları azalır/başka yere göç eder → onları yiyen hayvanlar da azalır. Ekosistem çok zayıflar.

Güneş ışığı çok azalır/olmazsa: Bitkiler yeterince besin üretemez → bitkiler azalır → bitkilerle beslenen hayvanlar azalır → tüm besin zinciri bozulur.

Toprak bozulursa/yok olursa: Bitkiler kök salamaz ve büyüyemez → bitki azalınca hayvanlar da azalır. Ayrıca barınma alanları da kaybolur.

Sıcaklık çok değişirse (aşırı soğuk/aşırı sıcak): Bazı canlılar bu şartlara dayanamaz → ölümler artar veya göç olur → ekosistemdeki denge değişir.

Genel sonuç: Bir cansız faktör kaybolunca veya çok değişince, önce bitkiler etkilenir; sonra hayvanlar ve tüm ekosistemin dengesi bozulur.

4-6. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

Kar ayakkabılı tavşan ve vaşak popülasyonlarının döngüsü, avcı-av dinamiğinin bir örneğidir. Kanada’da 300 yılı aşkın bir süredir kürk ticaretiyle uğraşan bir şirket kayıtları, 1700’lerden itibaren avcılar ve tuzakçılar tarafından her yıl toplanan kar ayakkabılı tavşan ve vaşak postlarının sayısını listeler. Veriler, kar ayakkabılı tavşan popülasyonunda 200 yıllık döngüsel nüfus artış ve düşüşlerindeki geçmişi, vaşak popülasyonunda görülen biraz gecikmiş nüfus patlamasını ve çöküşü göstermektedir.

Kar ayakkabılı tavşan popülasyonu, her 8-11 yılda bir zirveye ulaşır ve sonra keskin bir şekilde yoğunluklar 100 kata kadar azalır. Vaşak popülasyonları, tavşan döngüsünü bir veya iki yıllık bir gecikmeyle takip eder. Vaşaklar daha yaygın hâle geldikçe daha fazla sayıda tavşan yer ancak yüksek avlanma oranı nedeniyle vaşak sayıları tavşan sayısındaki düşüşün ardından düşer. Tavşan popülasyonları toparlanmaya başladığında vaşak sayıları tekrar artar ve döngü tekrarlanır.

4. Vaşaklar, 1700’lerden 1900’lü yıllara kadar kürk ticareti için neredeyse yok olma noktasına kadar avlanmıştır. Aşırı avlanma sonucu vaşak sayılarının çok fazla azalması, kar ayakkabılı tavşan popülasyonunu nasıl etkilemiştir?

Vaşak azaldığı için tavşanların üstündeki av baskısı düşer. Yani tavşanları avlayan az olur. Bu yüzden tavşan popülasyonu artar, hatta bazı yıllar normalden daha fazla çoğalabilir.

5. Vaşakların sayısının azalması sonrası tavşan popülasyonu artar. Artış sonrasında döngü nasıl devam eder?

Tavşan sayısı artınca vaşaklar için yiyecek çoğalır. Bu da vaşakların daha iyi beslenip çoğalmasını sağlar ve vaşak sayısı 1-2 yıl gecikmeli olarak artmaya başlar.
Vaşaklar çoğalınca daha çok tavşan avlarlar → tavşan sayısı düşer → tavşan azalınca vaşaklar da yeterli besin bulamaz → vaşak sayısı düşer → tavşanlar tekrar toparlanır… Döngü böyle tekrar eder.

6. “1999’dan itibaren Kanada ve Alaska’dan 204 vaşak, Colorado’nun (Kolarado) Güney Rocky (Raki) Dağları’na taşındı. Taşınan vaşak popülasyonu iyice yerleşti, araştırmacılar her yıl doğan yavru vaşak sayısının arttığını bildiriyor.” bilgisinden yola çıkarak popülasyon büyüklüğü ile ilgili aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri tamamlayınız.

a) Popülasyondan bireylerin ayrılıp başka popülasyonlara gitmesi dışa göç (dış göç / emigrasyon) olarak adlandırılır.

b) Birim alanda bulunabilecek maksimum birey sayısına taşıma kapasitesi denir.

c) Doğumlar ve içe göç (immigrasyon) popülasyondaki birey sayısını artırır.

7-8. soruları aşağıda verilen metne göre cevaplayınız.

Bir grup ekolog, şehir merkezindeki bir parkta canlı ve cansız bileşenlerin etkileşimlerini anlamak amacıyla kapsamlı bir araştırma yürütmektedir. Araştırmanın amacı, park ekosistemindeki enerji akışı ile madde döngüsünü incelemek ve bu süreçlerin ekolojik denge üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır.

Araştırmada kullanılan yöntemler:

Gözlem: Parkın farklı noktalarında canlı ve cansız bileşenlerin kayıt altına alınması.

Veri Toplama: Toprak nem seviyesi, ışık yoğunluğu, bitki çeşitliliği, hayvan popülasyonu gibi değişkenlerin ölçümlerinin yapılması.

Modelleme: Canlı ve cansız bileşenler arasındaki ilişkilerin bilgisayar simülasyonları ile analiz edilmesi.

Araştırma Bulguları: Parkın ana bileşenleri; toprak, su, taşlar, güneş ışığı, çimenler, çiçekli bitkiler, böcekler, kuşlar ve küçük memelilerdir.

Toprağın su içeriği, bitkilerin büyüme hızını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Kuşlar, park ekosisteminde ve böcek popülasyonunun kontrolünde kritik bir role sahiptir.

7. Verilen metinde ekosistemin canlı ve cansız bileşenlerinden hangilerini görmektesiniz? Tabloya yazınız.

Cansız bileşenler

Örnekler: Toprak, su, taşlar, güneş ışığı, toprak nemi (su içeriği), ışık yoğunluğu

Ekosistemdeki rolü: Canlıların yaşaması için ortamı sağlar. Bitkilerin büyümesini etkiler; su ve ışık olunca bitkiler daha iyi büyür, böylece ekosistemde besin ve enerji akışı başlar.

Canlı bileşenler

Örnekler: Çimenler, çiçekli bitkiler, böcekler, kuşlar, küçük memeliler

Ekosistemdeki rolü: Bitkiler besin üretir; böcekler bitkilerle beslenir; kuşlar böcekleri yiyerek onların sayısını dengeler. Böylece besin zinciri ve ekolojik denge korunur.

8. Araştırmacılar, parkın su kaynağının azaldığını ve topraktaki nem seviyesinin %50 oranında düştüğünü tespit etmiştir. Bu değişikliğin

a) Bitki popülasyonu üzerinde olası etkileri nelerdir?

♦ Bitkiler daha yavaş büyür, bazıları solabilir/kuruyabilir.

♦ Tohumların çimlenmesi azalır, yeni bitkiler daha az çıkar.

♦ Bitki çeşitliliği düşebilir; suya dayanıklı bitkiler daha çok kalır.

♦ Sonuç olarak parkta yeşil alan ve bitki sayısı azalabilir.

b) Bu durumun bitkilerle beslenen böcekler ve bu böceklerle beslenen kuşlar üzerindeki uzun vadeli etkileri nelerdir? Bu etkileri, ekolojik etkileşimler ve besin zinciri ilişkileri açısından açıklayınız.

♦ Bitkiler azalınca, bitkiyle beslenen böcekler daha az besin bulur → böcek sayısı zamanla azalır.

♦ Böcekler azalınca, böceklerle beslenen kuşlar da yeterli yiyecek bulamaz → kuşların sayısı azalabilir veya başka yerlere göç edebilir.

♦ Kuş sayısı azalırsa, böceklerin kontrolü de zayıflar; ama bitki zaten az olduğu için ekosistemde dengesizlik oluşur.

♦ Kısaca: Su/nem azalması → bitkiler azalır → böcekler azalır → kuşlar azalır şeklinde besin zincirinde zincirleme etki görülür.

9-11. soruları aşağıda verilen metin ve grafiğe göre cevaplayınız.

Bir tarım arazisinde uzun yıllardır buğday üretimi yapılmaktadır. Ancak son yıllarda ürün veriminde belirgin bir düşüş gözlemlenmiştir. Arazi sahipleri bu durumun nedenlerini araştırmak üzere bir ekip görevlendirmiştir. Araştırma ekibi; toprak analizi, çevresel faktörler, tarım uygulamaları ve madde döngülerinin işleyişi üzerine incelemeler yapmıştır. Elde edilen veriler, bu değişimlerin zaman içindeki seyrini gösteren bir çizgi grafiğinde görselleştirilmiştir. Grafik, madde döngülerindeki bozulmaların çevresel etkilerini açıkça ortaya koymaktadır.

Arazi sahipleri, ekosistemdeki madde döngülerini iyileştirmeye yönelik bilimsel bir model oluşturmayı hedeflemiştir. Bu kapsamda arazi sahiplerine toprağa organik gübre eklenmesi, azot bağlayıcı bitkilerin yetiştirilmesi ve orman kenarından gelen suyun doğru yönlendirilmesi gibi uygulamalar önerilmektedir.

9. Grafiğe göre yıllar içinde topraktaki organik madde miktarında azalma, karbon salınımında artış görülmüştür. Bu iki değişim arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.

Topraktaki organik madde, toprağın içinde depolanan “doğal besin ve bitki artıkları” gibidir.
Grafikte organik madde azalırken karbon salınımı artıyor. Bu şu anlama gelir:

♦ Organik madde azaldıkça, topraktaki bu birikim parçalanıp havaya karışır.

♦ Yani toprak, karbonu içinde tutmak yerine daha çok karbonu dışarı verir.

♦ Bu yüzden organik madde azalması → karbon salınımının artmasıyla bağlantılıdır.

10. Toprakta madde döngülerinin bozulması, çevre ve tarım açısından ne gibi sonuçlara yol açar?

Tarım açısından:

♦ Toprak fakirleşir, verim düşer.

♦ Bitkiler yeterli besin bulamaz, zayıf büyür.

♦ Daha çok kimyasal gübre ihtiyacı doğar, bu da maliyeti artırır.

Çevre açısından:

♦ Toprak canlılığı azalır (topraktaki faydalı canlılar azalabilir).

♦ Yağmurlarla besinler yıkanıp gidebilir, su kaynakları kirlenebilir.

♦ Karbon salınımı artabileceği için çevreye olumsuz etki yapar.

♦ Erozyon (toprağın taşınması) riski artabilir.

11. Arazi sahiplerinin madde döngülerini iyileştirmek için oluşturmayı hedefledikleri bilimsel modele göre önerdikleri uygulamalardan birini seçiniz. Seçtiğiniz uygulamanın madde döngülerini nasıl iyileştireceğini açıklayınız.

Seçtiğim uygulama: Toprağa organik gübre eklenmesi

♦ Organik gübre toprağa organik madde kazandırır.

♦ Toprak daha iyi “besin tutar”, yani bitkilerin kullanacağı maddeler toprakta daha uzun kalır.

♦ Toprağın su tutma gücü artar; bu da bitkilerin daha iyi büyümesine yardım eder.

♦ Topraktaki küçük canlılar (solucan, mikroorganizmalar) organik maddeyi parçalayarak toprağı zenginleştirir.

♦ Böylece madde döngüsü daha düzenli çalışır ve verim zamanla toparlanır.

12-14. soruları aşağıda verilen metne göre cevaplayınız.

Son yıllarda hızla artan nüfus ve plansız kentleşme, kıyı bölgelerimizde ciddi ekolojik sorunlara neden olmaktadır. Özellikle sahil şeridinde izinsiz yapılaşma ve çevresel tahribat, doğal dengenin bozulmasına ve ekosistemlerin zarar görmesine yol açmaktadır.

Karadeniz kıyısındaki bir kasabada yapılan gözlemler, bu sorunları gözler önüne sermektedir. Sahil şeridindeki izinsiz yapılar, deniz ekosistemini tehdit ederek biyolojik çeşitliliği azaltmış; su kaynaklarını kirletmiş ve bitki örtüsünü tahrip etmiştir. Bu durum halkın geçim kaynaklarını olumsuz etkilemiş, özellikle balıkçılık sektöründe ekonomik kayıplara yol açmıştır.

Yerel yöneticiler ve çevre mühendisleri, kıyı alanlarını korumak için çeşitli öneriler geliştirmiştir. Daha sıkı yasal düzenlemeler yapılması, halkın çevre konusunda bilinçlendirilmesi, teknolojik araçlarla kaçak yapılaşmanın tespiti, bu yapıların yıkılması gibi önlemler vurgulanmıştır. Ayrıca rehabilitasyon projeleri ile doğal alanların korunması ve biyolojik çeşitliliğin artırılması hedeflenmiştir. Karadeniz kıyısında başlatılan projeler, halkın katılımıyla başarılı olmuştur. Benzer projelerin diğer kıyı şehirlerine uygulanması önerilmektedir.

12. Karadeniz kıyısındaki kasabada yaşanan çevresel sorunlar üzerinden ekolojik sürdürülebilirliğin önemini açıklayınız. Ekosistem, biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamı arasındaki ilişkiyi değerlendiriniz.

Karadeniz kıyısındaki kasabada kaçak yapılaşma ve çevre tahribatı deniz ekosistemini bozmuş. Bu bozulunca:

♦ Ekosistem zarar görünce (su kirlenmesi, bitki örtüsünün tahribi) denizdeki canlıların yaşam alanı daralır.

♦ Biyolojik çeşitlilik azalınca (balık, yosun, küçük canlılar vs.) besin zinciri bozulur ve deniz “kendini toparlamakta” zorlanır.

♦ Sonuçta bu durum insan yaşamını da etkiler: Balık azalınca balıkçılık düşer, halkın geliri azalır, ekonomi zarar görür.

Yani ekolojik sürdürülebilirlik, doğayı korumanın sadece “çevre” meselesi değil; geçim, sağlık ve yaşam kalitesi meselesi olduğunu gösterir.

13. Metinde belirtilen sorun ve çözümleri başka bir çevre örneğine (orman, göl, tarım alanı vb.) uyarlayınız. Benzer tehditleri ve çözüm yollarını karşılaştırınız.

Örnek: Tarım alanlarında aşırı ilaçlama ve yanlış sulama

Benzer tehditler:

♦ Kıyıda kaçak yapılaşma → doğayı bozuyor Tarımda aşırı ilaç/gübre ve yanlış sulama → toprağı ve suyu bozuyor

♦ Kıyıda su kirleniyor → canlılar azalıyor Tarımda yer altı suları kirleniyor → toprak canlıları ve ürün kalitesi düşüyor

♦ Kıyıda biyoçeşitlilik azalıyor Tarımda arılar ve faydalı böcekler azalıyor → verim düşüyor

Benzer çözüm yolları:

♦ Kıyıda: sıkı denetim, halkı bilinçlendirme, rehabilitasyon
♦ Tarımda: doğru gübre/ilaç kullanımı (denetim), çiftçiye eğitim (bilinçlendirme), toprağı dinlendirme–ağaçlandırma–damla sulama gibi uygulamalar (rehabilitasyon)

♦ Kıyıda kaçak yapılar yıkılıyor
♦ Tarımda yanlış uygulamalar bırakılır, kurallar getirilir (ör. belirli ilaçların sınırlandırılması)

Kısaca: İkisi de “kısa vadeli kazanç” için doğayı zorlayınca, uzun vadede hem doğa hem insan kaybediyor.

14. Metinde dolaylı olarak anlatılan ekolojik sürdürülebilirliğin önemi sizce nasıl tanımlanabilir? Metnin genel mesajını koruyarak ekolojik sürdürülebilirliği kendi cümlelerinizle açıklayınız.

♦ Ekolojik sürdürülebilirlik; doğayı tüketmeden, doğal dengeyi bozmeden, canlı çeşitliliğini koruyarak yaşamayı ifade eder. 

♦ Yani insanlar ihtiyaçlarını karşılarken (konut, iş, üretim gibi) bunu doğaya zarar vermeden yapmalı ki ekosistemler çalışmaya devam etsin ve gelecek yıllarda da hem doğa hem insanlar sağlıklı şekilde yaşayabilsin.

15-17. soruları canlılar arasında beslenme ilişkisini veren aşağıdaki görselden yararlanarak cevaplayınız.

15. Görseldeki canlılardan hangisi besin zincirinin ilk basamağını oluşturur?

Bitki oluşturur. Çünkü besin zinciri üreticilerle başlar ve üretici olan canlı burada bitkidir.

16. Bitki, yaprak biti, uğur böceği, kuş ve yılan yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli enerjiyi nereden sağlar?

Bitki: Enerjiyi Güneş ışığından alır (kendi besinini üretir).

Yaprak biti: Enerjiyi bitkiden alır (bitkinin öz suyunu emerek beslenir).

Uğur böceği: Enerjiyi yaprak bitlerini yiyerek alır.

Kuş: Enerjiyi uğur böceği gibi böcekleri yiyerek alır.

Yılan: Enerjiyi kuşu (veya daha küçük canlıları) yiyerek alır.

Özet zincir: Güneş → bitki → yaprak biti → uğur böceği → kuş → yılan

17. Bahçesindeki bitkileri yaprak bitlerinden arındırmak isteyen bahçıvan yılda birkaç kez bitkilere böcek ilacı sıkar. Yağmur suları, bitkinin yaprak dökmesi gibi nedenlerle toprağa karışan böcek ilaçları zamanla bitkiye geçer. Biyolojik birikime neden olan böcek ilaçları besin zinciri yolu ile diğer canlılara aktarılır. Yukarıdaki görselde böyle bir durum olduğu varsayıldığında en fazla biyolojik birikimin hangi canlıda görüleceğini belirtiniz. Bu durumun nedenini açıklayınız.

Nedeni: Böcek ilacı bitkide birikir, yaprak biti bitkiden alır, uğur böceği yaprak bitini yiyerek daha fazlasını toplar, kuş böceği yiyerek daha da artırır. En sonda olan yılan, birçok kuşu (ve dolayısıyla onların biriktirdiklerini) yediği için zehirli madde basamak basamak artarak en çok onda birikir. Bu yüzden besin zincirinin üst basamaklarında biyolojik birikim en fazladır.

18-21. soruları aşağıda verilen besin zinciri ve besin ağı ile ilgili görselden yararlanarak cevaplayınız.

18. İkincil tüketici canlıların adını yazınız.

İkincil tüketici = otçulları yiyen canlı demektir.

Görselde otçullar: çekirge, tavşan, fare (çimenle besleniyorlar).
Bunları yiyenler ikincil tüketicidir:

Serçe (çekirgeyi yer)

Kurbağa (çekirgeyi yer)

Baykuş (fareyi yer)

Not: Baykuş bazı zincirlerde daha üst basamakta da olabilir, ama bu görselde fareyi yediği için ikincil tüketici örneğidir.

19. Besin ağındaki canlıları kullanarak çimen-çekirge-kuş-baykuş örneğinde olduğu gibi farklı besin zincirleri oluşturunuz.

Örnek birkaç farklı besin zinciri:

1. Çimen → Çekirge → Serçe → Şahin

2. Çimen → Çekirge → Kurbağa → Yılan

3. Çimen → Fare → Baykuş

4. Çimen → Tavşan → Tilki

20. Oluşturduğunuz besin zincirlerinden birine ayrıştırıcı canlıları da ekleyerek bir besin piramidi oluşturunuz. Oluşturduğunuz besin piramidinde trofik basamakları ve enerji akışını açıklayınız.

Seçtiğim zincir: Çimen → Çekirge → Serçe → Şahin
Ayrıştırıcıları da ekleyelim: Bakteriler ve mantarlar (ayrıştırıcılar)

Besin piramidi (alttan üste)

1. Üretici: Çimen

2. Birincil tüketici: Çekirge

3. İkincil tüketici: Serçe

4. Üçüncül tüketici: Şahin

5. Ayrıştırıcılar: Bakteriler, mantarlar (her basamaktaki ölüleri ve atıkları parçalar)

Enerji akışı nasıl olur?

♦ Enerji en çok üreticilerde (çimende) bulunur.

♦ Basamak yukarı çıktıkça enerji azalır, çünkü canlılar enerjinin çoğunu hareket, ısı, yaşam faaliyetleri için harcar.

♦ Bu yüzden piramitte üst basamaklarda daha az canlı bulunur.

♦ Ayrıştırıcılar enerjiyi “geri döndürmez” ama maddeleri (mineralleri) toprağa geri kazandırır, böylece çimen tekrar kullanır.

21. Ekosistemlerde madde ve enerji akışının dengede olmasında ayrıştırıcılar önemli bir yere sahiptir. Ayrıştırıcılar olmasaydı ekosistemde ne gibi aksaklıklar gözlenirdi?

♦ Ölen canlılar ve bitki artıkları parçalanamazdı. Yaprak, dal, ölü hayvan gibi kalıntılar doğada birikip çevreyi kaplardı.

♦ Toprak besin açısından fakirleşirdi. Çünkü ayrıştırıcılar bu kalıntıları parçalayarak toprağa karışmasını sağlar. Onlar olmayınca toprak “yenilenemezdi”.

♦ Bitkiler yeterli mineral bulamazdı. Bu yüzden bitkilerin büyümesi yavaşlar, bazı bitkiler azalır ya da yok olabilirdi.

♦ Besin zinciri bozulurdu. Bitkiler azalınca otçullar (çekirge, tavşan, fare) azalır; otçullar azalınca da etçiller (yılan, baykuş, tilki, şahin) azalırdı.

♦ Madde döngüsü durma noktasına gelirdi. Yani doğada maddeler (besinler) tekrar tekrar kullanılamazdı; ekosistemin dengesi bozulurdu.

Kısaca: Ayrıştırıcılar olmazsa doğa kendi kendini temizleyemez ve toprağı yenileyemez; bu da zamanla tüm canlıların azalmasına yol açar.

22-24. soruları aşağıda verilen metin ve görselden yararlanarak cevaplayınız.

1960 yılında David Latimer (Deyvid Laytimır) büyük bir cam şişenin içini kompostla doldurdu, gübreye bir örümcek otu filizi ekti, şişeye çeyrek litre su ekledikten sonra şişeyi mantarla kapattı. Daha sonra şişeyi evinde bol miktarda güneş ışığı alan merdiven boşluğunun altına koydu ve ara sıra çevirerek yaprakların eşit şekilde büyümesini sağladı. 12 yıl sonra şişeye biraz su eklemek için onu açtı ve sonra tamamen kapattı. Kendi kendine yeten ekosistem 1972’den beri sulanmamasına rağmen gelişmeye devam etmektedir.

Bu deney doğanın kendi kendine yetebilmesinin güzel bir örneğidir. Muhtemelen gelecekte bir gün bu bitkiler bir biçimde solacaktır. Ancak bunca zaman bitkilerin varlıklarını sürdürmeleri de önemli bir olaydır. Bu deney, David Latimer’in cam şişe içindeki mikrokozmosu olarak kayıtlara geçmiştir.

Yukarıdaki bilgiden yola çıkan 10. sınıf öğrencileri uygun bitkileri seçerek kendi teraryumlarını yaptılar. Yaptıkları teraryumun ağzını sıkıca kapattılar ve teraryumu sınıfta güneş ışığı alan pencereye yakın bir yere koydular. Bir günlük hazırlayarak teraryumda gözlemledikleri değişiklikleri günü gününe not etmeye başladılar.

22. Bitkiler dış kaynaklara ihtiyaç duymadan kapalı teraryumlarda varlığını nasıl sürdürebilir?

♦ Teraryumun içinde toprak/kompost, su ve hava zaten vardır.

♦ Bitki güneş ışığını (dışarıdan gelen ışığı) kullanarak fotosentez yapar ve kendi besinini üretir.

♦ İçerideki su buharlaşır–yoğuşur ve tekrar toprağa döner; yani su “kendi içinde” dolaşır.

♦ Topraktaki çürüyen yapraklar ve küçük canlılar (mikroplar) organik maddeleri parçalayarak toprağı tekrar besinli hale getirir.

♦ Böylece teraryum, küçük bir “kendi kendine yeten” ekosistem gibi çalışır.

23. Dışarıdan su ve madde ilavesi yapılmayan teraryumlarda bitkilerin uzun süre varlığını sürdürmesi; fotosentez yapması ve bu bitkilerde su, karbon, azot döngüsü gibi doğal madde döngüleri nasıl gerçekleşir?

Su döngüsü:

♦ Topraktaki su ısının etkisiyle buharlaşır.

♦ Camın iç yüzeyinde yoğuşup damlacık olur.

♦ Damlalar aşağı akıp tekrar toprağa karışır. Bitki bu suyu tekrar kullanır.

Karbon döngüsü:

♦ Bitki fotosentez yaparken havadaki karbondioksiti (CO₂) kullanır, oksijen verir.

♦ Bitki ve topraktaki canlılar solunum yaparken oksijen kullanıp CO₂ çıkarır.

♦ Böylece CO₂ içeride sürekli dönüp dolaşır.

Azot döngüsü (basitçe):

♦ Dökülen yapraklar/ölü kökler toprağa karışır.

♦ Topraktaki küçük canlılar ve mikroorganizmalar bunları parçalayarak bitkinin kullanabileceği hale getirir.

♦ Bitki bu maddeleri kökleriyle alarak büyümeye devam eder.

24. Buharlaşma, yoğuşma gibi doğal döngüleri de düşünerek öğrencilerin yaptıkları teraryumda neler gözlemleyebileceklerine dair tahminlerinizi kısaca yazınız.

♦ Sabah/akşam camda su damlacıkları ve buğulanma (yoğuşma)

♦ Bazı zamanlarda toprağın yüzeyinde nem artışı, damlaların aşağı akması

♦ Bitkinin ışığa doğru yönelmesi ve yaprakların zamanla büyümesi

♦ Zamanla bazı yaprakların sararıp dökülmesi, sonra toprağın tekrar “besinli” kalması

♦ Çok su varsa küf/mantar gibi oluşumlar; su azsa bitkide solma belirtileri

♦ Teraryumun içinde genel olarak dengeli bir nemli ortam oluşması

25-28. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

Kaz Dağları’nda yer alan bir ekolojik köy, permakültür (sürdürülebilir tarım) felsefesini uygulamaktadır. Bu köyde yerel tohumlara sahip çıkılarak doğal tarım uygulamaları yapılmaktadır. Bu köy, öğrendiklerini ve ürettiklerini paylaşarak kendi kendine yeten bir köy olarak bilinmektedir. Toplamda 50 dekarlık bir arazi üzerine kurulu olan köyde 6 adet doğa dostu yapı bulunmaktadır.

Köyde yeşil enerji olarak sadece güneş enerjili su ısıtma sistemi kullanılmaktadır. Elektrik ve su ihtiyacı, genel şebekeden sağlanmaktadır. Suyun geri dönüştürülmesi ve yağmur sularının toplanması için 3 adet gölet bulunmaktadır. Aynı zamanda köyde sürdürülen ekolojik tarım faaliyetlerinde bölgede bulunan ata tohumlarının yetiştirilmesi ve elde edilen ürünlerin tohumlarının paylaşılarak yaygınlaştırılmasına ağırlık verilmektedir. Köylüler; yetiştirdikleri organik tarım ürünlerini ya da ekolojik üretim yapan üreticilerden aldıkları ürünleri işleyerek reçel, peynir, salça, ekmek, un gibi organik ürünlere dönüştürüp, bunları satarak gelir sağlamaktadırlar. Yerleşkede belirli dönemlerde atölye çalışmaları, çalıştaylar ve eğitimler de düzenlenmektedir.

25. Örnek verilen ekolojik köy ile ekolojik olmayan köyler arasında sürdürülebilirlik açısından ne gibi farklılıklar bulunmaktadır?

♦ Tarım şekli: Ekolojik köyde doğal/organik tarım ve ata tohumları var. Ekolojik olmayan köylerde daha çok kimyasal gübre–ilaç ve dışarıdan tohum görülebilir.

♦ Kaynak kullanımı: Ekolojik köy yağmur suyu topluyor, suyu geri kullanmaya çalışıyor (göletler). Ekolojik olmayan yerlerde su daha çok “kullan-at” gibi olabilir.

♦ Üretim ve tüketim: Ekolojik köy ürettiğini işleyip değerlendiriyor (reçel, peynir vb.) ve paylaşıyor. Ekolojik olmayan köylerde israf daha fazla olabilir.

♦ Doğaya etkisi: Ekolojik köy toprağı ve çevreyi korumaya çalışır; ekolojik olmayan uygulamalar toprağı yorabilir, suyu kirletebilir, canlı çeşitliliğini azaltabilir.

♦ Uzun vadede: Ekolojik köy gelecek yıllarda da üretimi sürdürebilmeyi hedefler; ekolojik olmayan uygulamalar kısa vadede çok üretse de uzun vadede toprağı zayıflatabilir.

26. Ekolojik sürdürülebilirlik uygulamalarının bir yerleşim alanındaki bitki, hayvan ve insanlar açısından önemi nedir?

♦ Bitkiler için: Toprak daha verimli kalır, su daha iyi korunur, bitkiler daha sağlıklı büyür.

♦ Hayvanlar için: Doğal yaşam alanları korunur, zehirli kimyasallar azaldığı için böcekler, kuşlar ve diğer canlılar daha iyi yaşar.

♦ İnsanlar için: Daha sağlıklı gıda, daha temiz su ve hava olur. Ayrıca tarım devam ettiği için geçim kaynağı uzun süre korunur.

27. Verilen köy örneğinde ekolojik sürdürülebilirlik için başka ne gibi uygulamalar yapılabilirdi?

♦ Elektrik için güneş paneli kurup elektriğin bir kısmını da yenilenebilirden karşılayabilirlerdi.

♦ Kompost yapıp mutfak atıklarını gübreye çevirerek toprağı daha da güçlendirebilirlerdi.

♦ Damla sulama gibi su tasarruflu sulama yöntemleri kullanılabilirdi.

♦ Ağaçlandırma / rüzgâr kıran ağaçlar ile erozyon azaltılabilir, daha iyi bir yaşam alanı oluşturulabilirdi.

♦ Atıkları ayrıştırma ve geri dönüşüm daha sistemli yapılabilirdi.

♦ Zararlılarla mücadelede doğal yöntemler (yararlı böcekler, doğal karışımlar) artırılabilirdi.

28. Ekolojik sürdürülebilirliğin önemini nasıl ifade edersiniz?

Ekolojik sürdürülebilirlik, doğayı tüketmeden yaşamak demektir. Toprağı, suyu ve canlıları koruyarak hem bugün sağlıklı yaşamak hem de gelecekte de insanların üretim yapıp yaşayabilmesini sağlamak anlamına gelir.

29-31. soruları aşağıda verilen metin ve görsellerden yararlanarak cevaplayınız.

Anız, tarımsal üretim sonunda biçilmiş olan tahılların toprakta kalan kök ve sap artıklarına verilen addır. Çiftçiler tarımsal faaliyetler sırasında yabancı ot ve haşerelerden kurtulmak, toprağı işlemede kolaylık sağlamak ve zamandan tasarruf etmek için anız yakmaktadır. Anızın yakılması sonucunda hem tarım alanları hem de doğal ekosistem tahrip edilmekte, özellikle topraktaki karbon ve azot dengesi yok olmakta, tarlalar verimsizleşmektedir. Toprakta bulunan mikroorganizmalar ve omurgasız canlılar zarar görmektedir. Anız yangınları sebebiyle hava kirlenmekte, yaban hayvanları ya yok olmakta ya da yuvalarını kaybetmekte, toprakta bulunan mikroorganizmalar ve omurgasız canlılar zarar görmektedir. Ayrıca anız yakmanın önemli etkilerinden biri de kurak ve yarı kurak bölgelerde erozyonu artırıcı rol oynamasıdır.

COVID-19 salgınında plastik ürünlerin, maske ve eldivenlerin kullanımının artmasıyla bilinçsizce doğaya bırakılan bu atıklar denizlere taşınmakta ve oralarda kirliliğe sebep olmaktadır. Plastikler, fiziksel aşınmaya maruz kaldığında kademeli olarak parçalanıp mikroplastik denen çok daha küçük parçalara bölünür. Suda süzülen mikroplastik atıklar, pek çok farklı organizma tarafından yutulur. İçlerindeki zehirli maddeler, bu parçacıkları yutan deniz canlıları yoluyla beslenme zincirine eklenerek insana kadar ulaşabilmektedir. Denizlere ulaşan daha büyük plastik atık parçaları ise deniz memelilerinin, deniz kaplumbağalarının, sürüngenlerin, balık ve deniz kuşlarının yaralanmasına veya ölmesine neden olabilmektedir. Örneğin kaplumbağalar, plastik poşetleri denizanası zannederek yiyebilmekte; kuşlar kendilerini ve yavrularını balık yumurtası veya yengeç zannettikleri plastiklerle besleyebilmektedir.

29. Anız yakılması ve denizlerde kirlilik örneklerinde verildiği gibi çevrenizde sürdürülebilirliği kısıtlayan başka hangi durumlardan söz edilebilir? Gözlem ve deneyimlerinizden yararlanarak açıklayınız.

♦ Çöplerin doğaya atılması / geri dönüşüm yapılmaması: Parklarda, yol kenarlarında biriken çöpler hem görüntüyü bozar hem de toprağı ve suyu kirletir.

♦ Dere ve göllere atık su bırakılması: Köpüklenme, kötü koku, balık ölümleri görülebilir; su canlıları azalır.

♦ Fazla pestisit ve kimyasal gübre kullanımı: Toprak zamanla yorulur, su kaynaklarına karışıp canlılara zarar verebilir.

♦ Ağaç kesimi ve orman tahribatı: Erozyon artar, hayvanların yaşam alanı azalır, seller daha sık görülebilir.

♦ Plansız yapılaşma: Yeşil alanlar azalır, kuşlar ve böcekler gibi canlılar barınacak yer bulamaz.

♦ Aşırı su kullanımı: Özellikle yazın bahçe sulamalarında veya tarlalarda gereksiz sulama olunca su kaynakları azalabilir.

30. Anız yakmak ve denizlerde plastik atık sorunları ekolojik sürdürülebilirliğe nasıl etki eder?

Anız yakma:

♦ Topraktaki faydalı canlıları öldürür, toprağın “canlılığını” azaltır.

♦ Topraktaki karbon ve azot dengesi bozulur, verim düşer.

♦ Hava kirlenir, yangınlar yayılabilir, canlılar zarar görür.

♦ Erozyonu artırır; toprak daha kolay taşınır.

Denizlerde plastik atıklar:

♦ Deniz canlıları plastiği yutar veya ona dolanıp yaralanabilir/ölebilir.

♦ Plastik zamanla mikroplastiğe dönüşür; besin zinciriyle balıktan insana kadar ulaşabilir.

♦ Deniz ekosistemi zayıflar, balıkçılık ve turizm gibi alanlar olumsuz etkilenir.

31. Sürdürülebilirliği kısıtlayan durumlara insanların etkisi neler olabilir? Açıklayınız.

♦ Sebep olan etkiler: Çöp atmak, doğayı kirletmek, fazla kimyasal kullanmak, anız yakmak, bilinçsiz tüketim yapmak, kurallara uymamak.

♦ Çözüm olan etkiler: Geri dönüşüm yapmak, çöpü azaltmak, toplu taşıma kullanmak, suyu tasarruflu kullanmak, çevreyi temiz tutmak, doğal yöntemlerle tarım yapmak, kaçak yapılaşmayı engellemek, insanları bilinçlendirmek.

Kısacası: İnsanlar hem sorunun kaynağı olabilir hem de doğru davranışlarla çözümün en önemli parçası olabilir.

32-34. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

Küresel Ayak İzi Ağı (GFN), 1960’lardan beri insanların bir yılda tükettiği ve dünyanın bir yılda ürettiği doğal kaynakların hesabını tutuyor. 1970’lere kadar doğada, insanların tükettiğinden daha fazlası üretiliyordu. Ancak artan tüketim ve israf ile birlikte durum değişti. İnsanlar 1971’den beri dünyanın bir sene içinde üretebildiğinden daha fazla doğal kaynak tüketiyor.

İnsanların bir yıl içinde o yıl dünyanın üretebileceği tüm doğal kaynakları tükettiği tarih “Limit Aşım Günü” olarak adlandırılıyor. İlk limit aşım günü 25 Aralık 1971’di. İnsanlar, o tarihte bir yıllık doğal kaynakları yılın bitiminden 6 gün önce tüketmişti. Aradan geçen zamanda limit aşım günleri, giderek daha erken tarihlere denk gelmeye başladı. Bu durumun tek istisnası ise insanların COVID-19 salgını nedeniyle evlere kapandığı 2020 yılıydı. (…)

Basit önlemlerle limit aşım günlerini ileri tarihlere ertelemek mümkündür. Doğal Hayatı Koruma Vakfının tahminlerine göre gıda israfının yarı yarıya azaltılması durumunda limit aşım günü 13 gün ötelenebilir. Yeniden ağaçlandırılacak her 45 milyon hektar orman alanı da limit aşım gününün bir gün ileri kayması anlamına geliyor. Kısa mesafelerde motorlu araç kullanmak yerine bisiklete binmek ya da yürümek de doğal kaynak tüketimini azaltmak için alınabilecek diğer basit önlemler arasındadır.

32. “Limit Aşım Günü”nün ekolojik ayak izi ile nasıl bir ilişkisi vardır?

Ekolojik ayak izi, insanların doğadan ne kadar kaynak kullandığını ve ne kadar alan/enerji gerektiğini anlatır.
Limit Aşım Günü ise “Dünya’nın o yıl üretebileceği kaynakların bittiği gün”dür.

♦ Eğer ekolojik ayak izi büyürse (çok tüketim, çok israf) kaynaklar daha çabuk biter → Limit Aşım Günü daha erkene gelir.

♦ Eğer ekolojik ayak izi küçülürse (tasarruf, az israf) kaynaklar daha geç biter → Limit Aşım Günü daha ileri tarihe gider.

Kısacası: Ayak izi büyüdükçe limit aşım günü erkene kayar.

33. Ekolojik ayak izini küçültmek için bireysel olarak ne tür önlemler alınabilir?

♦ Gıda israfını azaltmak: İhtiyacın kadar almak, artanı değerlendirmek.

♦ Daha az plastik kullanmak: Bez çanta, matara, saklama kabı kullanmak.

♦ Ulaşımda daha çevreci olmak: Kısa mesafede yürümek/bisiklet; mümkünse toplu taşıma.

♦ Elektrik ve su tasarrufu: Gereksiz ışıkları kapatmak, kısa duş almak, musluğu açık bırakmamak.

♦ Daha az tüketmek: Sürekli yeni ürün almak yerine tamir etmek, ikinci el kullanmak.

♦ Atıkları ayırmak ve geri dönüşüm: Cam, plastik, kâğıt ayrıştırmak.

♦ Ağaçlandırmaya destek olmak: Fidan dikimlerine katılmak, yeşil alanları korumak.

34. Ekolojik ayak izini küçültmek için sadece bireysel çaba göstermek yeterli olabilir mi? Neden?

Tek başına yeterli olmaz, ama çok önemlidir. Çünkü:

♦ Büyük kirlilik ve kaynak tüketiminin önemli kısmı fabrikalar, enerji üretimi, ulaşım sistemleri, tarım politikaları gibi daha büyük ölçekli yerlerden gelir.

♦ Bu yüzden devletlerin kuralları, belediyelerin altyapısı, şirketlerin üretim şekli de değişmelidir (geri dönüşüm sistemi, temiz enerji, denetimler gibi).

Ama bireysel çaba da gereksiz değil: İnsanlar alışkanlık değiştirince talep değişir, bu da firmaları ve yöneticileri etkiler.

Yani en doğrusu: Bireysel çaba + toplumsal ve devlet düzeyinde önlemler birlikte olmalı.

35-38. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

Ahmet ve ailesi endüstriyel üretim alanına yakın yaşamaktadır. Yaşadıkları bölgede plastik üretimi ve kimyasal üretim yapan fabrikaların yanı sıra ham petrolden çeşitli petrol ürünleri (benzin, gaz yağı, mazot vb.) üreten petrokimya rafinerileri de bulunmaktadır. Ahmet ve arkadaşları okul dışında kalan zamanlarının çoğunu mahallede oyun oynayarak geçirmektedir. Bu nedenle çevredeki fabrikaların bacalarından çıkan kara dumanlara sık sık tanık olmaktadırlar.

Öğretmenleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında öğrencilerin farkındalıklarını artırmak için öğrencilerine “Ekolojik Ayak İzini Azaltma’’ konulu bir araştırma ödevi vermiştir. Öğretmen, öğrencilerinden ödevlerini hazırlarken ekolojik ayak izini azaltmaya yönelik özellikle yakın çevrelerini gözlemleyerek araştırma yapmalarını ve kanıta dayalı çözüm önerileri geliştirmelerini istemiştir. Araştırma ödevini tamamlayan Ahmet çalışmasını sınıfta arkadaşlarına sunmuştur.

35. Ekolojik ayak izinin azaltılması ile ilgili araştırma yapan Ahmet’in araştırma sorusu ne olabilir?

Örnek bir araştırma sorusu:

♦ “Mahallemizdeki fabrikaların hava kirliliği ekolojik ayak izini nasıl artırıyor ve bunu azaltmak için neler yapılabilir?”

Başka örnekler:

♦ “Bacadan çıkan dumanın çevreye ve insan sağlığına etkileri nelerdir?”

♦ “Yakın çevredeki sanayi faaliyetleri doğal kaynak tüketimini ve kirliliği nasıl etkiliyor?”

36. Ekolojik ayak izini azaltmaya yönelik araştırması sırasında Ahmet’in yakın çevresine dair gözlemleri neler olabilir?

♦ Fabrika bacalarından kara duman çıkması, havada kötü koku olması

♦ Bazı günler havanın puslu/sisli gibi görünmesi

♦ Evlerin balkonunda, camlarda is/toz birikmesi

♦ İnsanlarda öksürük, boğaz yanması, gözlerde yanma gibi şikâyetlerin artması

♦ Yakınlarda bitkilerin sararması, ağaçların daha zor büyümesi

♦ Yağmurdan sonra yerde kirli bir tabaka oluşması

♦ Kamyon/araç trafiğinin fazla olması → gürültü ve egzoz artışı

37. Ekolojik ayak izini azaltmaya yönelik Ahmet’in sunacağı çözüm önerileri neler olabilir?

♦ Fabrikalarda baca filtrelerinin zorunlu ve düzenli kontrol edilmesi

♦ Yetkililerin daha sık denetim yapması, kurallara uymayana ceza verilmesi

♦ Fabrikaların daha temiz enerji ve daha az kirleten üretim yöntemlerine geçmesi

♦ Mahalle çevresinde ağaçlandırma/yeşil kuşak oluşturulması

♦ Öğrenciler ve mahalle halkı için çevre bilinçlendirme çalışmaları (afiş, sunum, kampanya)

♦ Toplu taşıma, bisiklet gibi yöntemleri artırarak egzoz kirliliğini azaltma

♦ Hava kalitesinin ölçülmesi için ölçüm istasyonu kurulması ve sonuçların halka duyurulması

38. Ekolojik ayak izinin azaltılması neden önemlidir?

♦ Doğal kaynaklar sınırlı olduğu için, fazla tüketirsek gelecekte yetmez.

♦ Kirlilik artarsa hava, su ve toprak zarar görür; canlılar azalır.

♦ İnsan sağlığı olumsuz etkilenir (solunum sorunları gibi).

♦ İklim ve çevre sorunları büyür; yaşam kalitesi düşer.

Kısaca: Ekolojik ayak izini azaltmak, hem doğayı korumak hem de sağlıklı bir geleceği garanti etmek için önemlidir.

39-41. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

“Yaşamın devamı, bozulmamış ekosistemlerin ve biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliğiyle ilişkilidir. Çünkü ekosistemlerden hem doğrudan hem de dolaylı olarak karşılıksız şekilde faydalanırız. Odun, kereste, tıbbi bitkiler, yenilebilen yabani meyve ve bitkiler, gıda, hayvan yemi vb. ekosistemlerden doğrudan elde ettiğimiz ürün ve malzemelerdir. Doğal ekosistemler, insanlar ve diğer organizmaların besin olarak kullandığı bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapar. (...)

Topraklarımızda dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan çok sayıda bitki türü yetişir. Yine böcek, balık, kurbağa, sürüngen, kuş ve memeli türleri açısından Türkiye; komşularına göre oldukça zengin biyoçeşitliliğe sahiptir. Bunların büyük bir kısmı, çok dar alanlarda yaşadığı için dar yayılışlı türler olarak ifade edilir ve nadir bulunan, korunması gereken türlerdir. (...)

Ulusal ve uluslararası düzeyde doğanın korunmasına ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına yönelik çalışmalar yapan, dikkatleri bu alana çeken birçok kurum ve kuruluş vardır.

(…) Biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin insanlığa faydası, bilime katkısı veya estetik değeri bir tarafa kendine özgü değerleri vardır ve her tür var olma hakkına sahiptir. Biyoçeşitliliği ve ekosistemleri öncelikle ihtiyaçlarımızı karşılamak için değil, kendi değerlerimiz oldukları için korumalıyız.”

Ders öğretmeni biyoçeşitliliğin korunmasının önemini anlatan yukarıdaki metni öğrencileriyle paylaşır. Öğrencilerinden ülkemizde doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunması için alınan önlemlerle ilgili araştırma yaparak bilgi toplamalarını ve doğruladıkları bilgilerden faydalanarak bir rapor hazırlamalarını ister. Raporda öğrencilerden doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunması için alınan önlemleri analiz etmelerini ve konu ile ilgili çıkarımlarını yazmalarını ister. Öğretmenin bu talebi doğrultusunda Efe doğru bilgilerden oluşan etkili bir rapor hazırlayarak raporunu sınıfta sunar.

39. Efe’nin raporuna göre ülkemizde biyoçeşitlilik neden korunmalıdır?

♦ Ekosistemler bozulmazsa yaşam devam eder. Çünkü doğa, canlıların yaşaması için gerekli düzeni sağlar.

♦ İnsanlar ekosistemlerden doğrudan faydalanır: odun, kereste, tıbbi bitkiler, yabani meyveler, gıda, hayvan yemi gibi.

♦ Türkiye’de çok özel ve nadir türler vardır. Bazıları sadece ülkemizde yaşar, bazıları da çok dar alanlarda yaşadığı için kolayca yok olabilir.

♦ Biyoçeşitlilik azalırsa besin zinciri bozulur, ekosistem zayıflar.

♦ Metnin verdiği en önemli mesaj: Her canlının var olma hakkı vardır. Yani sadece işimize yaradığı için değil, “kendi değeri olduğu için” de korunmalıdır.

40. Efe’nin raporunda ülkemizde biyoçeşitliliğin korunması ile ilgili ne tür önlemler bulunur?

♦ Milli parklar, tabiat parkları, doğal sit alanları gibi koruma alanları oluşturmak

♦ Av yasağı ve av kotası uygulamak; kaçak avcılığa ceza vermek

♦ Nesli tehlike altında olan türleri koruma altına almak, üretme/çoğaltma çalışmaları yapmak

♦ Ormanları korumak: yangın önlemleri, ağaçlandırma, kaçak kesimi engelleme

♦ Su kaynaklarını koruma: atık su denetimi, arıtma tesisleri, dere-göl temizliği

♦ Çevre eğitimi ve bilinçlendirme (okullarda, yerel yönetimlerde kampanyalar)

♦ Sanayi ve tarımda kirliliği azaltmak için denetimler ve kurallar (filtre, arıtma, kimyasal kullanımını azaltma)

41. Efe, yaptığı araştırma sonucunda Türkiye’de doğal kaynaklar ve biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin önlemlerin hangi kurumlar tarafından alındığı bilgisine ulaşır?

Efe’nin araştırmasına göre bu işte hem devlet kurumları hem de bazı kuruluşlar görev alır. Örnekler:

♦ Tarım ve Orman Bakanlığı (ormanlar, milli parklar, yaban hayatı, su kaynaklarıyla ilgili çalışmalar)

♦ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (çevre kirliliği denetimi, koruma planları, çevre düzeni)

♦ Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (korunan alanlar ve tür koruma çalışmaları)

♦ Belediyeler ve valilik/kaymakamlıklar (yerel çevre düzeni, temizlik, denetim ve projeler)

♦ Üniversiteler ve araştırma kurumları (araştırma, izleme, raporlama)

♦ Sivil toplum kuruluşları (TEMA, WWF-Türkiye gibi) – farkındalık ve koruma projeleri

42-45. soruları aşağıda verilen metin ve görselden yararlanarak cevaplayınız.

Gelişmiş ülkelerde bir kişinin günde ortalama 1 kg atık ürettiği tahmin ediliyor. Bu atıkların teneke kutular, plastik, cam, gıda artıkları, elektrikli ev aletleri vb. çeşitleri bulunuyor. Atık üretmenin yanı sıra sorumsuzca her yere çöp atılarak tarlalar, nehirler ve okyanuslar kirletiliyor. Basit bir kâğıt parçasından alüminyum kutuya kadar çeşitli atıkların doğaya atıldıktan sonra ayrışmasının ne kadar sürdüğüne dikkat çekmek isteyen bir öğrenci şekildeki gibi bir bilgi görseli hazırlıyor. Hazırladığı çalışmaya atıkların çevreye daha az zarar verecek hâle getirilmesi konusunda neler yapılabileceğine dair bilgileri de eklemek istiyor.

42. Öğrencinin hazırladığı bilgi görselinde atıkların doğada ayrışma süreleri verilmiştir. Bu atıkların çevreye daha az zarar verecek hâle getirilmesi konusunda neler yapılabilir?

Azalt (reduce): İhtiyaç kadar tüketmek, gereksiz ambalajlı ürün almamak.

♦ Yeniden kullan (reuse): Poşet yerine bez çanta, pet şişe yerine matara, tek kullanımlık yerine uzun ömürlü ürün.

♦ Geri dönüştür (recycle): Kâğıt-karton, plastik, cam, metal gibi atıkları ayrı biriktirip geri dönüşüme vermek.

♦ Organik atıkları değerlendirmek: Yemek artıkları ve bahçe atıklarını kompost yapıp gübreye çevirmek.

♦ Pil, elektronik, ilaç atıklarını normal çöpe atmamak; toplama noktalarına vermek.

♦ Okul/mahallede geri dönüşüm kutuları koymak ve insanları bilinçlendirmek.

43. Atık yönetimi konusunda elde ettiği bilgileri doğrulamak isteyen öğrenci hangi kaynakları kullanmalıdır?

♦ Resmî kurumların siteleri ve yayınları: Belediyelerin atık yönetimi sayfaları, bakanlıkların duyuruları.

♦ Güvenilir eğitim kaynakları: Ders kitapları, öğretmen notları, bilim dergileri.

♦ Üniversite/akademik kaynaklar: Üniversitelerin çevre mühendisliği bölümleri, bilimsel makaleler.

♦ Yetkili kuruluşlar: Geri dönüşüm firmalarının ve lisanslı tesislerin bilgilendirme içerikleri.

♦ Mümkünse yerel belediyeden doğrudan bilgi (broşür, bilgilendirme hattı).

44. Öğrencinin çalışmasını tamamlamak için atık yönetimi konusunda bildiklerinizi yazınız.

♦ Atık yönetimi, çöpleri “toplayıp atmak” değil; azaltma–ayırma–toplama–taşıma–geri dönüşüm–bertaraf sürecidir.

♦ Amaç, hem çevreyi korumak hem de maddeleri tekrar kullanarak doğal kaynakları daha az tüketmektir.

♦ Atıklar genel olarak: Geri dönüştürülebilir: kâğıt, cam, metal, plastik Organik: yemek artığı, yaprak (kompost olabilir) Tehlikeli: pil, boya, ilaç, elektronik atık (özel toplama gerekir)

♦ Düzenli depolama, yakma gibi yöntemler son seçenek olmalı; önce azaltma ve geri dönüşüm gelir.

45. Bilgi görselinde verilen atıkların ayrıştırılmadan veya geri dönüşümü yapılmadan doğaya atılmasının zararları neler olabilir?

♦ Toprak ve su kirliliği olur; tarım alanları verimsizleşebilir.

♦ Deniz ve göllerde canlılar plastikleri yutup yaralanabilir veya ölebilir.

♦ Bazı atıklar çok geç ayrıştığı için uzun süre doğada kalır, mikroplastik gibi sorunlara yol açar.

♦ Kötü koku, hastalık taşıyan canlıların artması gibi sağlık sorunları görülebilir.

♦ Görüntü kirliliği olur, doğa ve yaşam alanları zarar görür.

♦ Yanlış atılan atıklar (özellikle plastik) yakılırsa hava kirliliği artar.

46-47. soruları aşağıda verilen metin ve görselden yararlanarak cevaplayınız.

Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini kaplayan su, canlıların yapısında da önemli bir yere sahiptir. Su döngüsü, buharlaşma ve yoğuşma denen iki fiziksel kurala dayalı olarak gerçekleşir. Isı alarak buharlaşan su; soğuk hava akımlarıyla karşılaşınca yağmur, kar veya dolu şeklinde yeryüzüne ulaşır. Yeryüzüne ulaşan bu yağış süzülerek yer altı sularına da karışabilir. Yeryüzünden buharlaşan suların yanı sıra bitki ve hayvanların terlemesi ve soluması da atmosferdeki su buharı miktarının artmasına neden olur.

46. Su döngüsünün işleyişini verilen model üzerinde açıklayınız.

♦ Güneşin ısısı ile deniz, göl ve topraktaki su buharlaşır ve havaya yükselir.

♦ Bitkiler de yapraklarından su verir (terleme gibi); buna terleme/solunumla su buharı verme diyebiliriz. Bu da havadaki su buharını artırır.

♦ Yükselen su buharı yukarıda soğuyunca yoğuşur ve bulutları oluşturur.

♦ Bulutlar iyice dolunca su, yağmur/kar/dolu şeklinde yere düşer (yağış).

♦ Yağan suyun bir kısmı akarsularla denize/göllere gider, bir kısmı da toprağa sızarak yer altı sularını oluşturur.

♦ Sonra bu sular tekrar buharlaşır ve döngü sürekli devam eder.

47. Su döngüsünün ekosistem için önemini açıklayınız.

♦ Canlıların yaşaması için su şarttır; su döngüsü sayesinde su sürekli yenilenir ve taşınır.

♦ Yağışlarla toprak ve bitkiler su alır; bu da bitki büyümesini ve tarımı destekler.

♦ Akarsu, göl, deniz gibi yerlerdeki canlılar için yaşam alanı oluşur ve devam eder.

♦ Toprağa sızan su, yer altı sularını doldurur; bu da içme suyu ve sulama için önemlidir.

♦ Su döngüsü olmasaydı birçok yerde kuraklık artar, bitkiler azalır, besin zinciri bozulur ve ekosistem dengesi zarar görürdü.

48-49. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

Bir ekosistemdeki bitkiler, güneş enerjisini fotosentez olayı ile kimyasal enerjiye dönüştürerek bu enerjiyi organik bileşiklerin yapısında depolar. Bu enerjinin bir kısmı kendi metabolik işlevlerini yerine getirmek için bitkiler tarafından, diğer bir kısmı da bu bitkileri besin olarak tüketen otçulların (birincil tüketici) yapısına girerek kullanılır. Otçul canlılar bu enerjinin bir bölümünü kendi yaşamsal faaliyetleri için kullanır. Ancak enerjinin bir kısmı, otçulları besin olarak tüketen etçillere (ikincil tüketici) geçer. Bu şekilde güneşten başlayarak sırasıyla üreticiler, otçullar en sonunda etçillere doğru sürekli bir enerji akışı gerçekleşir. Enerji akışı ekosistemlerde tek yönlüdür.

48. Farklı canlı türlerinden oluşan bir besin piramidi çizerek enerji akışını açıklayınız.

Örnek bir besin piramidi (alttan üste):

♦ Üretici: Çimen / buğday / ağaç

♦ Birincil tüketici (otçul): Çekirge / tavşan / inek

♦ İkincil tüketici (etçil): Kurbağa / tilki / yılan

♦ Üçüncül tüketici (üst etçil): Şahin / kartal

Enerji akışı açıklaması:

♦ Enerji Güneş’ten gelir.

♦ Bitkiler (üreticiler) bunu fotosentezle besine çevirir.

♦ Sonra enerji bitkiden otçula, otçuldan etçile geçer.

♦ Her basamakta canlılar enerjinin çoğunu hareket, ısı ve yaşam faaliyetleri için harcadığı için üst basamaklara daha az enerji kalır.

♦ Bu yüzden piramitte yukarı çıktıkça enerji azalır ve genelde canlı sayısı da azalır.

♦ Enerji akışı tek yönlüdür: Güneş → üretici → tüketiciler (geri dönmez).

49. Ekosistemdeki enerji akışında yer alan canlıların görevlerini açıklayınız.

♦ Üreticiler (bitkiler): Güneş enerjisini kullanıp kendi besinini üretir. Enerji akışını başlatır.

♦ Birincil tüketiciler (otçullar): Bitkileri yiyerek enerji alır. Enerjiyi bir üst basamağa aktarabilecek canlı grubudur.

♦ İkincil/üçüncül tüketiciler (etçiller): Otçulları veya diğer tüketicileri yiyerek enerji alır. Popülasyonları dengede tutmaya yardımcı olur.

♦ Ayrıştırıcılar (bakteri, mantar vb.) (metinde geçmese de ekosistemde çok önemli): Ölü canlıları ve atıkları parçalayarak maddeleri toprağa geri kazandırır. (Enerji geri dönmez ama madde döngüsüne katkı sağlar.)

50-55. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

Süksesyon, bir ekosistemdeki türlerin zamanla birbirini takip eden bir sırayla değişmesi sürecidir. Bu süreç, çevresel etkenler tarafından başlatılır ve uzun yıllar sürebilir. Süksesyon, ekosistemlerdeki dengeyi sağlamada önemli bir rol oynar. Doğal afetler, volkanik patlamalar, orman yangınları, sel, toprak kaymaları gibi büyük çevresel bozulmalar sonrası ekosistemler tekrar dengelenmek için süksesyon sürecine girer. Süksesyon sürecinin başında, çevreye uyum sağlayabilen dayanıklı türler ortaya çıkar. Örneğin taşlık ve kayalık alanlarda likenler ve yosunlar gibi dayanıklı türler yerleşir ve çevreyi değiştirecek şekilde büyür. Zamanla bu türlerin yerini daha karmaşık yapılar ve organizmalar alır. Bu değişim, ekosistemdeki enerji ve madde döngülerinin yeniden düzenlenmesine olanak tanır ve sonunda ekosistem, daha dengeli bir duruma ulaşır.

50. Süksesyon nedir? Süksesyonun ekosistemlerdeki rolünü açıklayınız.

Süksesyon, bir ekosistemde canlıların (özellikle bitkilerin) zamanla sırayla değişip yer değiştirmesi sürecidir.
Rolü: Bozulmuş bir alanın tekrar toparlanmasını sağlar. Yani ekosistem yeniden kurulur, denge yavaş yavaş geri gelir.

51. Doğal afetler süksesyon sürecini nasıl başlatır? Açıklayınız.

Orman yangını, sel, toprak kayması gibi olaylar: Canlıları azaltır veya yok eder, Yaşam alanını bozar, Ortamı “boş” bırakır. Bu boşalan alana önce dayanıklı türler gelir, sonra başka türler eklenir. Böylece süksesyon başlar.

52. Süksesyonun başlangıç aşamasında yer alan türler hangileridir? Bu türlerin ekosistem üzerindeki rolünü açıklayınız.

Başlangıçta genelde likenler ve yosunlar gibi dayanıklı türler görülür.

Rolleri: Kayaları parçalayarak ve organik kalıntı bırakarak toprağın oluşmasına yardım ederler. Ortamı değiştirip daha sonra gelecek bitkiler için zemin hazırlarlar.

53. Süksesyon süreci sonunda ekosistemde nasıl bir denge sağlanır?

♦ Toprak daha gelişmiş olur, bitki çeşitliliği artar.

♦ Besin zincirleri ve canlı çeşitliliği tekrar kurulur.

♦ Enerji akışı ve madde döngüsü daha düzenli hâle gelir.

♦ Sonunda ekosistem daha kararlı ve dengeli bir yapıya ulaşır.

54. Komünitelerde süksesyon süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Sadece orman yangınları sonrasında gerçekleşir.

B) Çevresel değişimlerin ardından türlerin rastgele yer değiştirmesiyle başlar.

C) Sadece ikincil değişimlerde gözlemlenir.

D) Yalnızca büyük ağaçların yerleşmesiyle tamamlanır.

E) Çevresel etkenlerle tetiklenen bir dizi değişim sürecidir.

Doğru Cevap:

E) Çevresel etkenlerle tetiklenen bir dizi değişim sürecidir.

Kısa açıklama:
Süksesyon; yangın, sel, volkan gibi çevresel olaylardan sonra ekosistemin kendini toparlarken aşama aşama değişmesi demektir. Yani tek seferlik bir olay değil, sırayla ilerleyen bir süreçtir. Diğer şıklar ya çok dar (sadece yangın gibi) ya da yanlış (rastgele olur gibi) söylüyor.

55. Aşağıdakilerden hangisi süksesyon süreci ile ilgili doğru bir açıklamadır?

A) Süksesyon süreci yalnızca doğal afetlerle başlar.

B) Türler sadece bir kez değişir ve süreç bu değişimle tamamlanır.

C) Çevresel değişimlere uyum sağlayan türlerle başlar ve zamanla ekosistemin yapısını değiştirir.

D) Sürecin başında sadece bitki türleri değişir, hayvanlar bu süreçten etkilenmez.

E) Süreç her zaman yıllarca sürer ve her zaman aynı türlerin sıralı değişimini içerir.

Doğru Cevap:

C) Çevresel değişimlere uyum sağlayan türlerle başlar ve zamanla ekosistemin yapısını değiştirir.

Kısa açıklama:
Süreç en başta dayanıklı türlerle (liken, yosun gibi) başlar. Bu canlılar ortamı değiştirip toprağın oluşmasına yardım eder. Sonra daha büyük ve karmaşık canlılar gelir. Yani ekosistemin yapısı zamanla basitten karmaşığa doğru değişir. Diğer seçenekler “sadece afetle başlar”, “bir kez değişir”, “hayvanlar etkilenmez” gibi yanlış genellemeler yapıyor.

56-59. soruları aşağıda verilen metinden yararlanarak cevaplayınız.

Tür İçi ve Türler Arası Etkileşimler

Ekosistemlerde canlılar, hem kendi türlerinin bireyleriyle hem de başka türlerle sürekli etkileşim hâlindedir. Aynı türün bireyleri arasındaki ilişkiler tür içi etkileşimler olarak adlandırılır ve bu ilişkiler besin, alan, eş bulma gibi kaynaklar için rekabete neden olabilir. Bu rekabet, bazen popülasyonun büyümesini sınırlar. Türler arası etkileşimler ise farklı türler arasında gerçekleşir ve mutualizm, parazitizm, kommensalizm, rekabet, av-avcı ilişkileri gibi çeşitli şekillerde görülür. Örneğin arılar ile çiçekler arasında karşılıklı fayda esasına dayanan mutualist bir ilişki vardır: Arılar nektar toplarken çiçeklerin tozlaşmasını sağlar. Buna karşılık bir keneyle onu taşıyan memeli arasında parazitik bir ilişki gelişebilir, kene fayda sağlarken memeli zarar görür. Bu etkileşimler ekosistemin dengesini ve canlıların doğal seçilimle şekillenen yönelimlerini belirler.

56. Tür içi ve türler arası etkileşimlerin popülasyonlar ve ekosistem üzerindeki etkilerini karşılaştırarak açıklayınız.

Tür içi etkileşim (aynı tür içinde):

♦ En çok besin, alan, eş bulma gibi şeyler için rekabet olur.

♦ Bu rekabet yüzünden bazı bireyler zayıf kalır, bazıları ortamı terk eder.

♦ Sonuçta popülasyonun büyümesi sınırlanabilir ve “daha uyumlu” bireyler daha çok yaşayıp çoğalır.

Türler arası etkileşim (farklı türler arasında):

♦ Mutualizm, parazitizm, av-avcı, rekabet gibi ilişkiler olur.

♦ Bu ilişkiler bir türün sayısını artırıp azaltabilir; böylece besin zinciri ve ekosistem dengesi etkilenir.

♦ Örnek: Avcı artarsa av azalır; parazit artarsa konak zayıflar; mutualizm olursa iki tür de güçlenebilir.

Kısaca: Tür içi etkileşim daha çok popülasyonun iç düzenini etkiler; türler arası etkileşim ise ekosistemdeki dengeyi ve türlerin sayılarını birlikte değiştirir.

57. Mutualizm ve parazitizm arasındaki farklar nelerdir? Her iki etkileşim türünün canlılar üzerindeki etkilerini örneklerle açıklayınız.

Mutualizm (karşılıklı fayda):

♦ İki canlı da kazançlı çıkar. Örnek: Arı–çiçek → Arı nektar alır (besin), çiçek tozlaşır (çoğalır).

Parazitizm (tek taraf faydalı, diğeri zararlı):

♦ Parazit fayda sağlar, konak zarar görür. Örnek: Kene–memeli → Kene kan emer, memeli zayıflayabilir/hastalanabilir.

58. Aşağıdakilerden hangisi tür içi etkileşimlerin ekosistem düzeyinde doğurabileceği bir sonuç değildir?

A) Kaynak rekabeti nedeniyle bazı bireylerin ortamı terk etmesi

B) Zayıf bireylerin elenerek popülasyonda adaptasyonun artması

C) Bireylerin farklı alanları tercih etmeye başlaması

D) Farklı türler arasında mutualist ilişkilerin gelişmesi

E) Besin paylaşımı nedeniyle bireylerin davranışlarını değiştirmesi

Doğru cevap: D) Farklı türler arasında mutualist ilişkilerin gelişmesi

Neden? Çünkü bu, türler arası (farklı türler) bir etkileşimdir, tür içi değildir.

59. Aşağıdakilerden hangisi parazitizmin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkabilir?

A) Konak türde yaşam süresinin uzaması

B) Parazitin konağa bağımlılığının zamanla azalması

C) Konak bireyde hastalık ve zayıflığın artması

D) Her iki türün de büyüme hızının artması

E) Ortamdaki besin miktarının artması

Doğru cevap: C) Konak bireyde hastalık ve zayıflığın artması

Neden? Parazit, konağın kaynaklarını kullanır ve ona zarar verebilir; bu da konakta zayıflık/hastalık yapabilir.

BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

© Biyoloji Hikayesi. All Rights Reserved. Designed by Biyoloji Hikayesi
Distributed By: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri