Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  |  Biyoloji Hikayesi Duyuruları  |  Sitemizdeki Konular Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredatına ve Öğrenme Çıktılarına Uygun Olarak Hazırlanmıştır.  |  Ders Kitabında Bulunan Ölçme ve Değerlendirmeler ile Yönergelerin Çözümlerine Konuların İçerisinden Ulaşabilirsiniz.  |  Soru Bankası Sayfamızdan Konular Bazında Oluşturacağınız Çoktan Seçmeli Testlerle Kendinizi Sınavlara Hazırlayabileceksiniz.  |  Maarif Modeli Temaları İçerisinde Bulunan Karekod Belgelerinin Çözümlenmiş Örneklerine Dokümanlar Sayfasından Ulaşabilirsiniz.  |  Geçmiş Yıllarda Çıkmış Sorulara Konu İçerisinden ve Sorular Menüsünden Ulaşabilirsiniz.  | 

"İnsan Fizyolojisi" Ünitesi Ünite Sonu Değerlendirme Soruları Çözümleri 173

2025 Yılı Basımlı Tutku Yayınları Kitabına Aittir.

1. ÜNİTE SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

A. Aşağıdaki çoktan seçmeli sorularda doğru seçeneği işaretleyiniz.

Soru 1.

Bir insanın belirli bir süre içinde, vücuduna aldığı sıvıdan daha az miktarda idrar çıkarmasına

I. Böbrek atardamarında kan basıncının azalması,

II. Böbrek kanallarından suyun geri emilimini sağlayan hormonun normalden az salgılanması,

III. Böbreklerden geçen kanın akış hızının azalması durumlarından hangileri neden olabilir?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (I ve III)

Açıklama: İnsanda idrar oluşumu; süzülme, geri emilim ve salgılama olmak üzere üç aşamada gerçekleşir. Süzülme hızı ne kadar yüksekse oluşan idrar miktarı o kadar artar; geri emilim ne kadar fazlaysa idrar miktarı o kadar azalır.

I. Böbrek atardamarında kan basıncının azalması: Süzülme olayı, kan basıncının etkisiyle pasif olarak gerçekleşir. Kan basıncı düşerse, glomerulustan Bowman kapsülüne geçen sıvı miktarı azalır. Bu da süzülme hızını düşürerek üretilen idrar miktarının azalmasına neden olur.

III. Böbreklerden geçen kanın akış hızının azalması: Kanın akış hızı yavaşladığında, birim zamanda süzgece (nefrona) uğrayan kan miktarı azalmış olur. Bu yavaşlama, süzülme verimliliğini ve hızını düşürerek dışarı atılacak idrar hacminin azalmasıyla sonuçlanır.

Diğer şıkların analizi:

II. Böbrek kanallarından suyun geri emilimini sağlayan hormonun (ADH) normalden az salgılanması: ADH (Vazopressin), böbrek toplama kanallarından suyun kana geri emilmesini sağlar. Eğer bu hormon az salgılanırsa, su geri emilemez ve idrarla dışarı atılır. Bu durum, vücutta su kaybına ve idrar miktarının normalden fazla olmasına (şekersiz şeker hastalığı gibi) yol açar. Bu yüzden sorudaki "az idrar çıkarma" durumuna neden olmaz.

A, B, C ve D şıkları: Bu seçenekler yanlış öncülleri veya eksik kombinasyonları içerdiği için doğru kabul edilemez.

Soru 2.

Aşağıdaki şekilde refleks yayında görevli nöronlar gösterilmiştir.

Buna göre numaralandırılan nöronlarla ilgili seçeneklerde verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) 1. nöronda uyarılar elektrik sinyallerine dönüşür.

B) 2. nöron, 1. nöronun getirdiği bilginin değerlendirilmesini sağlar.

C) 3. nöron “Elini çek!” emrinin verilmesini sağlar.

D) Tüm nöronlarda dendrit bulunur.

E) 3. nöron, impulsu kaslara götürebilir.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (3. nöron “Elini çek!” emrinin verilmesini sağlar.)

Açıklama: Görselde tipik bir refleks yayı gösterilmektedir. Refleks yayında impulslar sırasıyla Duyu Nöronu (1), Ara Nöron (2) ve Motor Nöron (3) üzerinden iletilir.

C seçeneği neden yanlıştır? "Elini çek!" gibi bir tepki kararının verilmesi ve emrin oluşturulması motor nöronun değil, merkezi sinir sisteminde yer alan ara nöronun (2) görevidir. Motor nöron (3), sadece ara nöronda verilmiş olan bu emri efektör organa (kas veya bez) taşımakla yükümlüdür. Yani emri veren 2. nöron, emri ileten ise 3. nörondur.

Diğer şıkların analizi:

A) 1. nöronda uyarılar elektrik sinyallerine dönüşür: Doğrudur. Reseptörden alınan uyarılar, duyu nöronunda (1) elektrokimyasal sinyallere (impuls) dönüştürülür.

B) 2. nöron, 1. nöronun getirdiği bilginin değerlendirilmesini sağlar: Doğrudur. Ara nöronlar (2), merkezi sinir sisteminde bulunur ve duyu nöronundan gelen bilgiyi işleyerek bir değerlendirme yapar.

D) Tüm nöronlarda dendrit bulunur: Doğrudur. Nöronların genel yapısında uyarıyı alan dendritler mevcuttur. Görseldeki her üç nöron tipi de (duyu, ara, motor) dendritlere sahiptir.

E) 3. nöron, impulsu kaslara götürebilir: Doğrudur. Motor nöronlar (3), merkezi sinir sisteminden aldıkları yanıtı kaslara veya salgı bezlerine (efektör organlara) iletir.

Soru 3.

Dengeli beslenen bir insan bir öğünde protein içeren besinlerden fazla miktarda tükettiğinde bu kişinin vücudunda aşağıdakilerden hangisinin olması beklenir?

A) İdrardaki amino asit miktarında artma

B) İdrardaki üre miktarında artma

C) Kanın osmotik basıncında azalma

D) Kandaki glikoz miktarında artma

E) İdrardaki glikoz miktarında artma

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (İdrardaki üre miktarında artma)

Açıklama: Proteinlerin sindirilmesi sonucu açığa çıkan amino asitler, enerji eldesinde kullanıldıklarında veya başka moleküllere dönüştürüldüklerinde yapılarındaki azotlu grup uzaklaştırılır. Bu süreçte ilk olarak oldukça zehirli olan amonyak ($NH_{3}$) açığa çıkar. Karaciğer, amonyağı daha az zehirli olan ve idrarla atılabilen üreye dönüştürür. Dolayısıyla fazla protein tüketimi, daha fazla amino asit yıkımı ve dolaylı olarak daha fazla üre sentezi anlamına gelir. Oluşan bu fazla üre böbrekler yoluyla idrara süzülür.

Diğer şıkların analizi:

A) İdrardaki amino asit miktarında artma: Sağlıklı bir insanda amino asitlerin tamamı nefronun proksimal tüpünde geri emilir. Dolayısıyla idrarda amino asit görülmesi beklenmez.

C) Kanın osmotik basıncında azalma: Proteinlerin parçalanmasıyla oluşan atık maddelerin (üre gibi) kana verilmesi, kanın yoğunluğunu ve dolayısıyla osmotik basıncını artırma eğilimindedir, azaltmaz.

D) Kandaki glikoz miktarında artma: Protein tüketimi doğrudan kan şekerini (glikoz) yükseltmez. Glikoz artışı karbonhidrat tüketimiyle doğrudan ilişkilidir.

E) İdrardaki glikoz miktarında artma: Sağlıklı bir insanda glikozun tamamı geri emilir; idrarda glikoz görülmesi şeker hastalığı (diabetes mellitus) belirtisidir, protein tüketimiyle ilgili değildir.

Soru 4.

Yangısal tepki sırasında

I. Fagositoz yapan akyuvarların yaralı dokuya geçmesi,

II. Bazofil ve mast hücrelerinin histamin üreterek damar geçirgenliğini artırması,

III. Yaralı bölgede pıhtı oluşumu ile mikropların sağlıklı dokulara yayılmasının önlenmesi

olaylarının gerçekleşmesi hangi sırayla olur?

A) I - II - III

B) II - I - III

C) III - II - I

D) I - III - II

E) II - III - I

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (II - I - III)

Açıklama: Yangısal tepki (iltihaplanma), vücudun mikroplara karşı verdiği ikinci savunma hattında yer alan genel bir tepkidir. Bu süreç belirli bir hiyerarşi ile gerçekleşir:

1. II. Adım (Başlangıç): Yaralanma olduğunda, bölgedeki bazofiller ve mast hücreleri histamin salgılar. Histamin, damarların genişlemesini ve geçirgenliğinin artmasını sağlayarak bölgeye daha fazla kan ve bağışıklık hücresi gelmesinin önünü açar.

2. I. Adım (Müdahale): Damar geçirgenliği arttığı için kandan doku sıvısına sızan fagositoz yapan akyuvarlar, yaralı bölgeye geçerek buradaki mikroorganizmaları yok etmeye başlar.

3. III. Adım (Sınırlama): Son aşamada ise bölgede pıhtı oluşumu gerçekleşir. Bu pıhtı, hem kanamayı durdurur hem de mikropların etraftaki sağlıklı dokulara yayılmasını önlemek için fiziksel bir set oluşturur.

Diğer şıkların analizi:

A, C, D ve E şıkları: Bu seçeneklerdeki sıralamalar, bağışıklık sisteminin fizyolojik çalışma prensibine aykırıdır. Histamin (II) etkisiyle damar yolu açılmadan akyuvarların (I) dokuya geçmesi mümkün değildir; mikropların yayılmasını önleyen pıhtı (III) ise genellikle doku savunması başladıktan sonra bariyer kurma amacıyla oluşur.

Soru 5.

Özgül bağışıklıkla (3. savunma hattı) ilgili aşağıda verilenlerden hangisi doğru değildir?

A) Hastalık etkeni ile ikinci kez karşılaşan bir insanda tepki, daha güçlü ve kısa sürede olur.

B) B lenfositleri, humoral (sıvısal) bağışıklıkta etkilidir.

C) Hastalık etkeni ile ilk kez karşılaşan bir insanda B ve T lenfositlerinin bir kısmı antijenle savaşır, bir kısmı bellek hücrelerine dönüşür.

D) T lenfositleri hücresel bağışıklıkta etkilidir.

E) B lenfositleri, ürettikleri antijenle mikroorganizmaları yok eder.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (B lenfositleri, ürettikleri antijenle mikroorganizmaları yok eder.)

Açıklama: Özgül bağışıklık, vücudun yabancı maddeleri (antijenleri) tanıyıp onlara özel savunma hücreleri ve proteinler üretmesiyle oluşur.

E seçeneği neden yanlıştır? B lenfositleri mikroorganizmaları yok etmek için "antijen" değil, antikor üretirler. Antijen, mikroorganizmaların üzerinde bulunan ve vücut tarafından yabancı olarak algılanan protein veya karbonhidrat yapılı moleküllerdir. B lenfositleri bu antijenlere karşı özgül antikorlar sentezleyerek bağışıklık sağlar.

Diğer şıkların analizi:

A) Hastalık etkeni ile ikinci kez karşılaşan bir insanda tepki, daha güçlü ve kısa sürede olur: Doğrudur. Bu durum "ikincil bağışıklık" olarak adlandırılır ve bellek hücreleri sayesinde savunma çok daha hızlı ve etkili gerçekleşir.

B) B lenfositleri, humoral (sıvısal) bağışıklıkta etkilidir: Doğrudur. B lenfositleri ürettikleri antikorları kan plazmasına ve lenf sıvısına (vücut sıvılarına) verdikleri için bu savunmaya humoral (sıvısal) bağışıklık denir.

C) Hastalık etkeni ile ilk kez karşılaşan bir insanda B ve T lenfositlerinin bir kısmı antijenle savaşır, bir kısmı bellek hücrelerine dönüşür: Doğrudur. Birincil bağışıklık tepkisinde bazı hücreler aktif savaşçı olurken, bazıları hafıza (bellek) hücrelerine dönüşerek vücudun o mikrobu tanımasını sağlar.

D) T lenfositleri hücresel bağışıklıkta etkilidir: Doğrudur. T lenfositleri, mikroorganizmalarla doğrudan (temas yoluyla) savaştıkları için bu süreç hücresel bağışıklık olarak tanımlanır.

Soru 6.

Aşağıdaki şekilde insan beyninin anatomik yapısı verilmiştir.

Buna göre numaralı bölgelerin zedelenmesi sonucunda hangi seçenekte verilenler gerçekleşebilir?

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A

Açıklama: Görselde insan beyninin temel bölümleri numaralandırılmıştır. Bu bölümlerin işlevlerini bilmek, zedelenme durumunda ortaya çıkacak klinik tabloları anlamamızı sağlar:

I Numaralı Bölge (Hipotalamus): Ara beyinde yer alan bu merkez; vücut ısısı, iştah, uyku düzeni ve en önemlisi su dengesinin (homeostazi) ayarlanmasından sorumludur. Bu bölgenin zedelenmesi durumunda susama hissi ve idrar miktarı kontrol edilemez, yani su dengesi ayarlanamaz.

II Numaralı Bölge (Beyincik): Arka beyinde bulunur ve temel görevi hareketlerin koordinasyonu ile kas faaliyetlerinin dengeli bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Zedelenmesi durumunda kaslar arası koordinasyon bozulur ve hareketlerde yavaşlama veya dengesizlik görülür.

III Numaralı Bölge (Omurilik): Beyin ile vücut arasındaki bilgi iletimini sağlar ve öğrenilmiş reflekslerin (yürümek, bisiklete binmek, örgü örmek gibi) yönetim merkezidir. Zedelenmesi durumunda bu reflekslerin gerçekleştirilmesinde sorunlar yaşanır.

Diğer şıkların analizi:

B) Kan basıncını ayarlayamama (I için): Kan basıncı temel olarak omurilik soğanı tarafından kontrol edilir. Hipotalamusun da etkisi olsa da I için ilk beklenen su dengesi bozukluğudur.

C) Duyusal impulsları iletememe (I için): Duyuların sınıflandırılıp iletildiği yer talamustur; I ise hipotalamusu göstermektedir.

D) Hafıza kaybı (I için): Hafıza ve öğrenme süreçleri uç beyin (beyin kabuğu) ile ilgilidir, hipotalamus ile değil.

E) Kas tonusunu yapamama (I için): Kas tonusu orta beyin tarafından düzenlenir. Ayrıca III (Omurilik) su dengesini ayarlamaz.

Soru 7.

HIV, insanda AIDS hastalığına neden olan bir virüstür.

Bu virüsün

I. Mutasyon hızının düşük olması,

II. Bağımsız yaşam döngüsünün olmaması,

III. Çoğalmak için bağışıklık hücrelerini kullanması

özelliklerinden hangileri AIDS hastalığının tedavisinde güçlüklerle karşılaşılmasına neden olabilir?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve II

E) I ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (Yalnız III)

Açıklama: HIV (Human Immunodeficiency Virus), bağışıklık sistemini hedef alan bir retrovirüstür. Tedavi süreçlerindeki temel zorluk, virüsün doğrudan savunma mekanizmalarımızı sabote etmesinden kaynaklanır.

III. Çoğalmak için bağışıklık hücrelerini kullanması: HIV, özellikle bağışıklık sisteminin "orkestra şefi" olarak bilinen T lenfositlerini (CD4+ hücreleri) hedef alır. Virüsü yok etmek için kullanılan yöntemler veya vücudun verdiği tepkiler, aynı zamanda kendi bağışıklık hücrelerimize de zarar verebilir. Savunma sisteminin kalbine yerleşmiş bir düşmanla savaşmak, hastalığın tedavisini son derece güçleştirir.

Diğer şıkların analizi:

I. Mutasyon hızının düşük olması: Bu ifade bilimsel olarak yanlıştır. HIV, çok yüksek bir mutasyon hızına sahiptir. Bu yüksek mutasyon hızı, virüsün ilaçlara karşı hızla direnç kazanmasına ve etkili bir aşı geliştirilememesine neden olur. Eğer mutasyon hızı düşük olsaydı, tedavi çok daha kolay olurdu.

II. Bağımsız yaşam döngüsünün olmaması: Bu, tüm virüslerin ortak özelliğidir (zorunlu hücre içi parazitlik). Virüslerin kendi başlarına çoğalamaması, onları doğrudan bir tedavi zorluğu haline getirmez; asıl zorluk, hangi hücreyi seçtiği ve nasıl mutasyona uğradığıdır.

A, B, D ve E şıkları: Bu seçenekler, yanlış olan I. öncülü içerdikleri veya temel zorluk olan III. öncülü dışladıkları için elenir.

Soru 8.

İnsanlarda kan proteinleri

I.Kanın pıhtılaşmasının sağlanması,

II. Sindirilmiş besin maddelerinin taşınması,

III. Kan plazmasının osmotik basıncının dengelenmesi,

IV. Vücudun bağışıklık tepkisinin sağlanması

işlevlerinden hangilerini gerçekleştirir?

A) I ve II

B) II ve III

C) II ve IV

D) I, II ve III

E) I, III ve IV

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (I, III ve IV)

Açıklama: Kan plazmasında bulunan proteinler (albümin, globulin, fibrinojen gibi) vücut için çok çeşitli ve kritik görevler üstlenirler.

I. Kanın pıhtılaşmasının sağlanması: Plazma proteinlerinden biri olan fibrinojen, damar zedelenmesi durumunda pıhtılaşma tepkimesine girerek kan kaybını önler.

III. Kan plazmasının osmotik basıncının dengelenmesi: Özellikle albümin ve bir miktar globulin, kanın osmotik basıncını oluşturur. Bu basınç, doku sıvısı ile kan arasındaki madde alışverişinin dengeli bir şekilde yürümesi (Starling Hipotezi) için gereklidir.

IV. Vücudun bağışıklık tepkisinin sağlanması: Globulin proteinlerinin bir çeşidi olan antikorlar (immunoglobulinler), vücuda giren yabancı mikroorganizmalara karşı savunma hattı oluşturur.

Diğer şıkların analizi:

II. Sindirilmiş besin maddelerinin taşınması: Glikoz, amino asit ve vitamin gibi sindirilmiş besin maddeleri kan proteinleri tarafından değil, kan plazmasının sıvı kısmında çözünmüş halde taşınır. Proteinler bu maddelerin yapısal taşıyıcısı değildir.

A, B, C ve D şıkları: Bu seçenekler ya proteinlerin görevi olmayan II. öncülü içermekte ya da proteinlerin temel görevlerinden biri olan pıhtılaşma, osmotik basınç veya bağışıklık maddelerini eksik bırakmaktadır.

Soru 9.

Aşağıdaki grafik, bir hastalık etkeniyle farklı zamanlarda karşılaşan bir kişinin kanındaki bağışıklık oluşumunu göstermektedir.

Grafikte K, L, M, N ve P ile gösterilen ifadelerden hangisi yanlış eşleştirilmiştir?

A) K → Kandaki antikor derişimi

B) L → Antijenle ilk karşılaşma

C) M → Birincil bağışıklık cevabı

D) N → Antijenle ikinci karşılaşma

E) P → Kandaki antijen derişimi

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (P → Kandaki antijen derişimi)

Açıklama: Grafikte bir bireyin aynı antijenle farklı zamanlarda karşılaşması sonucu kanındaki değişimler gösterilmektedir.

E seçeneği neden yanlıştır? Grafiğin dikey ekseni (K), "Antikor derişimi"ni ifade etmektedir. Dolayısıyla grafik üzerindeki tüm noktalar (M ve P dahil) antikor miktarındaki değişimi gösterir. **P noktası**, aynı antijenle ikinci kez karşılaşıldığında verilen **ikincil bağışıklık tepkisindeki antikor derişimini** temsil eder; antijen derişimini değil.

Diğer şıkların analizi:

A) K → Kandaki antikor derişimi: Doğrudur. Grafiğin dikey (Y) ekseni, bağışıklık yanıtı olarak üretilen antikorun kandaki yoğunluğunu gösterir.

B) L → Antijenle ilk karşılaşma: Doğrudur. L anında vücut antijenle tanışmış, yaklaşık 7 gün süren bir kuluçka ve tanıma evresinden sonra antikor üretimi başlamıştır.

C) M → Birincil bağışıklık cevabı: Doğrudur. Vücudun antijeni ilk kez tanımasıyla verdiği, antikor miktarının daha yavaş ve daha az arttığı ilk savunma tepkisidir.

D) N → Antijenle ikinci karşılaşma: Doğrudur. N anında aynı antijen vücuda tekrar girmiştir. Vücut bu antijeni bellek hücreleri sayesinde önceden tanıdığı için hiç vakit kaybetmeden çok daha güçlü bir tepki vermiştir.

Soru 10.

I. Akyuvarlar

II. Lenf düğümleri

III. Trombositler

IV. Kupfer hücreleri

V. Dalak

Yukarıdakilerden hangileri insanda antijenlere karşı direnç sağlayan sistemin işlevlerini gerçekleştiren yapılardan biri değildir?

A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (III. Trombositler)

Açıklama: Bağışıklık sistemi, vücudu hastalık yapıcı antijenlere karşı koruyan hücre, doku ve organların tamamıdır.

C seçeneği neden yanlıştır? Trombositler (kan pulcukları), bağışıklık sisteminin bir parçası değil, dolaşım sisteminde kanın pıhtılaşmasından sorumlu olan hücre parçacıklarıdır. Antijenleri tanıma, fagositoz yapma veya antikor üretme gibi doğrudan bir savunma işlevleri yoktur.

Diğer şıkların analizi:

I. Akyuvarlar: Vücudun temel savunma hücreleridir. Antijenleri fagositozla yok eder veya antikor üreterek bağışıklık sağlarlar.

II. Lenf düğümleri: Lenf sıvısının süzüldüğü ve akyuvarların (lenfositlerin) yoğun olarak bulunduğu, mikroplarla savaşılan karakol bölgeleridir.

IV. Kupfer hücreleri: Karaciğerde bulunan özelleşmiş fagositik hücrelerdir. Kanla gelen yaşlanmış hücreleri ve mikroorganizmaları yok ederek bağışıklığa yardımcı olurlar.

V. Dalak: Kanı süzen, yaşlanmış alyuvarları parçalayan ve bağışıklık hücrelerini (lenfosit) üreten/depolayan temel bir lenfoid organdır.

Soru 11.

I. Böbrek

II. Akciğer

III. Karaciğer

IV. İnce bağırsak

İnsanda böbrek toplardamarına verilen işaretli bir alyuvar; baş atardamarlarına gidene kadar katettiği dolaşım yolunda, yukarıda verilenlerden hangilerine uğrar?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) I ve II

D) II, III ve IV

E) I, II, III ve IV

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (Yalnız II)

Açıklama: Böbrek toplardamarındaki bir alyuvarın izleyeceği yol "Büyük ve Küçük Kan Dolaşımı" kurallarına göre belirlenir. İşaretli alyuvarın kalbe dönüp vücuda (baş kısmına) pompalanması için izleyeceği rota şöyledir:

1. Böbrek toplardamarı → Alt ana toplardamar → Kalbin sağ kulakçığı.

2. Kalbin sağ karıncığından akciğer atardamarı ile çıkış yaparak akciğerlere (II) gider (Küçük dolaşım başlar).

3. Akciğerlerde temizlendikten sonra akciğer toplardamarı ile kalbin sol kulakçığına döner.

4. Sol karıncıktan Aort atardamarı ile pompalanır ve aortun kollarından biri olan baş atardamarına ulaşır.

Bu süreçte kan kalbe dönmek için alt ana toplardamarı kullanır; bu yol üzerinde karaciğer, ince bağırsak veya tekrar böbrek içinden geçmesi gerekmez.

Diğer şıkların analizi:

I. Böbrek: Alyuvar zaten böbrek toplardamarından (böbrekten çıkarken) işaretlenmiştir. Baş atardamarına gidene kadar tekrar böbrek kılcallarına girmesine gerek yoktur.

III. Karaciğer: Alt ana toplardamar yoluyla kalbe giderken karaciğerin içinden (kılcallarından) geçmez; karaciğer toplardamarı sadece alt ana toplardamara bağlanır.

IV. İnce bağırsak: İnce bağırsak bir alt organ sistemidir. Kalbe giden yol üzerinde değil, kalpten çıkan kanın gidebileceği bir varış noktasıdır.

II. Akciğer: Kalbin sağ tarafından pompalanan her kan hücresi, vücuda dağılmadan önce mutlaka küçük dolaşım için akciğerlere uğramak zorundadır.

Soru 12.

Çizgili kaslar kasılırken enerjinin sağlanma sırası göz önüne alındığında seçeneklerde verilen hangi olay son sırada gerçekleşir?

A) Yağ ve protein moleküllerinin karbohidratlara dönüştürülmesi

B) Kreatin ~ P molekülünün ADP’ye bağlanması

C) Kas glikojeninin glikoza parçalanması

D) Kas hücrelerinde bulunan az miktardaki ATP molekülünün parçalanması

E) Glikozun oksijenli solunumla parçalanması

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A (Yağ ve protein moleküllerinin karbohidratlara dönüştürülmesi)

Açıklama: Çizgili kaslar kasılma sırasında enerjiye ihtiyaç duyduğunda, vücut bu enerjiyi en hızlıdan en yavaşa doğru belirli bir sırayla temin eder.

A seçeneği neden son sıradadır? Yağ ve proteinlerin enerji kaynağı olarak kullanılması, vücudun en son başvurduğu "yedek lastik" mekanizmasıdır. Proteinlerin karbonhidratlara dönüştürülüp yıkılması metabolik olarak zordur ve genellikle uzun süreli açlık veya çok ağır/uzun süreli egzersizlerde (karbonhidrat depoları tükendiğinde) devreye girer. Bu nedenle bu olay verilenler arasında en son gerçekleşendir.

Diğer şıkların analizi (Gerçekleşme Sırasına Göre):

D) Kas hücrelerinde bulunan az miktardaki ATP molekülünün parçalanması: İlk sırada gerçekleşir. Hücrede hazır bulunan ATP saniyeler içinde (yaklaşık 0,5 sn) tükenir.

B) Kreatin~P molekülünün ADP’ye bağlanması: İkinci sırada gerçekleşir. Hazır ATP bittiğinde, hızlıca ATP üretmek için Kreatin-Fosfat kullanılır (yaklaşık 5-15 sn).

C) Kas glikojeninin glikoza parçalanması: Üçüncü sırada gerçekleşir. Kreatin-P azaldığında, kaslardaki depo glikojenler glikoza çevrilerek yakıt hazırlanır.

E) Glikozun oksijenli solunumla parçalanması: Dördüncü sırada gerçekleşir. Glikozlar önce laktik asit fermantasyonu (acil durum) ardından yeterli oksijen varsa oksijenli solunumla yıkılarak uzun süreli enerji sağlar.

A) Yağ ve proteinlerin dönüşümü: Bu dört aşamadan sonra bile enerji yetmezse başvurulan son basamaktır.

Soru 13.

İnsanda

I. Akyuvarlarının sayıca çok olması,

II. Karbondioksidi toplayarak lenf ile akciğerlere göndermesi,

III. Alyuvarlarının sayıca çok az olması,

IV. Kılcal damarlardan süzülen materyal ile oluşması,

V. Hücreler ile kan arasındaki madde alışverişini sağlaması

durumlarından hangisi, doku sıvısının çok önemli olmasının nedenidir?

A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (V. Hücreler ile kan arasındaki madde alışverişini sağlaması)

Açıklama: Doku sıvısı, kılcal damarlardan dışarı süzülen ve hücrelerin etrafını saran bir sıvıdır.

E seçeneği neden doku sıvısının en önemli olma nedenidir? Kan damarlarının içindeki kan ile organları oluşturan hücreler birbirine doğrudan temas etmezler. Besin ve oksijenin kandan hücrelere geçebilmesi, hücrelerde oluşan atık maddelerin ve karbondioksitin ise hücrelerden kana aktarılabilmesi ancak doku sıvısı aracılığıyla mümkündür. Doku sıvısı, kan ile hücreler arasında bir "köprü" vazifesi görerek madde alışverişinin gerçekleştiği ortamı sağlar. Bu hayati fonksiyon, doku sıvısını sistemin işlemesi için vazgeçilmez kılar.

Diğer şıkların analizi:

I. Akyuvarlarının sayıca çok olması: Doku sıvısında bir enfeksiyon durumunda akyuvar bulunabilir ancak bu sıvının temel ve en yaygın varlık sebebi veya önemi akyuvar sayısı değildir.

II. Karbondioksidi toplayarak lenf ile akciğerlere göndermesi: Karbondioksidin büyük bir kısmı kan plazmasında ve alyuvarlarda taşınır. Lenf sistemi doku sıvısındaki fazla sıvıyı toplar ancak taşıma merkezi değildir.

III. Alyuvarlarının sayıca çok az olması: Doku sıvısında normal şartlarda alyuvar bulunmaz (çünkü alyuvarlar damar dışına çıkamaz). Bu bir "neden" değil, sıvının yapısal bir özelliğidir.

IV. Kılcal damarlardan süzülen materyal ile oluşması: Bu ifade doku sıvısının **nasıl oluştuğunu** açıklar; ancak "neden çok önemli olduğunu" (yani işlevini) açıklayan temel sebep bu değildir.

Soru 14.

Aşağıdaki tabloda bazı organik maddelerin kimyasal sindirimlerinin gerçekleşme sırası verilmiştir.

Buna göre

I. Karbohidratların sindirimi ağızda başlar sindirimi ince bağırsakta tamamlanmaz.

II. Proteinlerin sindirimi midede başlar, ince bağırsakta devam eder ve tamamlanır.

III. Yağların ve nükleik asitlerin sindirimi ince bağırsakta gerçekleşir.

bilgilerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I

B) Yalnız III

C) I ve III

D) II ve III

E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (II ve III)

Açıklama: Verilen tabloyu incelediğimizde besin gruplarının sindirim duraklarını ve kullanılan enzimleri net bir şekilde görebiliyoruz:

II. Öncül Doğrudur: Tabloya göre proteinlerin sindirimi midede pepsin enzimi ile başlar. Daha sonra ince bağırsakta tripsin, kimotripsin ve peptidazlar gibi enzimlerle devam eder ve amino asitlere kadar parçalanarak tamamlanır.

III. Öncül Doğrudur: Tabloda görüldüğü üzere yağların sindirimi sadece ince bağırsakta (safra ve lipaz ile) gerçekleşmektedir. Benzer şekilde nükleik asitlerin (DNA, RNA) sindirimi de nükleazlar ve nükleotit sindiren enzimler aracılığıyla yine sadece ince bağırsakta yapılmaktadır.

Diğer şıkların analizi:

I. Öncül Yanlıştır: Karbonhidratların sindiriminin ağızda başladığı bilgisi doğrudur; ancak "ince bağırsakta tamamlanmaz" ifadesi hatalıdır. Tabloyu incelediğimizde disakkaridazlar (maltaz, laktaz vb.) aracılığıyla ince bağırsakta monosakkaritlere (glikoz gibi) dönüşerek sindirimin tamamlandığını açıkça görebiliriz.

Soru 15.

Bir insana

I. Kızamık aşısı yapıldıktan belli bir süre sonra kızamık etkeninin verilmesi,

II. Suçiçeği geçirmeden bu hastalığın etkeninin verilmesi,

III. Kabakulak hastalığı geçirdikten sonra kabakulak etkeninin verilmesi

uygulamalarından hangilerinin sonucunda o insanın hastalanması beklenir?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve II

E) II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (Yalnız II)

Açıklama: İnsan vücudu bir hastalık etkenini (antijeni) daha önceden tanıyorsa, bellek hücreleri sayesinde o etkene karşı hızla antikor üretir ve hastalanmaz. Buna aktif bağışıklık denir. Aktif bağışıklık iki yolla kazanılır: Aşı olmak veya hastalığı geçirmek.

B seçeneği neden doğrudur (Hastalanması beklenir)? II. öncülde kişi daha önce suçiçeği geçirmemiş ve aşı da olmamıştır (suçiçeği etkeni ile ilk kez karşılaşmaktadır). Vücut bu antijeni tanımadığı için birincil bağışıklık tepkisi verir; ancak antikor üretimi zaman aldığı için bu süreçte kişinin hastalanması beklenir.

Diğer şıkların analizi:

I. Kızamık aşısı yapıldıktan belli bir süre sonra kızamık etkeninin verilmesi: Aşı, zayıflatılmış mikrop içerir ve vücutta bellek hücrelerinin oluşmasını sağlar. Kişi aşılandıktan sonra gerçek kızamık etkeni ile karşılaşırsa, hafıza hücreleri sayesinde hemen antikor üretilir ve kişi hastalanmadan süreci atlatır.

III. Kabakulak hastalığı geçirdikten sonra kabakulak etkeninin verilmesi: Hastalığı geçirmek, vücudun o mikrobu doğal yolla tanımasını ve bellek hücresi oluşturmasını sağlar. Bu yüzden kişi aynı etkenle tekrar karşılaştığında bağışıklık sistemi hazırlıklıdır, hastalanmaz.

A, C, D ve E şıkları: Bu seçenekler vücudun daha önce tanıdığı (hazırlıklı olduğu) öncülleri içerdikleri veya doğru olan II. öncülü dışladıkları için elenir.

Soru 16.

I. Kandaki hemoglobin miktarı

II. Soluk alıp verme hızı

III. Alveollerdeki oksijen kısmi basıncı

IV. Nabız sayısı

V. Alyuvar sayısı

Dağda yaşayan bir kişinin yukarıda verilenlerden hangilerini yaşama olasılığı denizde yaşayan bir kişiye göre daha düşüktür?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) Yalnız III

D) I ve IV

E) II, III ve V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (Yalnız III)

Açıklama: Deniz seviyesinden yükseklere çıkıldıkça atmosferdeki toplam hava basıncıyla birlikte oksijenin kısmi basıncı da azalır. Bu durum, vücudun ihtiyaç duyduğu oksijeni almasını zorlaştırır.

C seçeneği neden düşüktür? Yüksek rakımda atmosferdeki oksijen oranı düşük olduğu için, akciğerlerdeki hava keseciklerine (alveollere) dolan havada bulunan oksijenin uyguladığı basınç yani alveollerdeki oksijen kısmi basıncı (III), deniz seviyesine göre daha düşüktür. Vücut bu düşüşü dengelemek için diğer mekanizmaları (alyuvar artışı, nabız hızlanması gibi) devreye sokar.

Diğer şıkların analizi (Deniz seviyesine göre daha yüksek olanlar):

I. Kandaki hemoglobin miktarı: Vücut, düşük oksijen basıncına uyum sağlamak ve dokulara yeterli oksijen taşıyabilmek için kandaki hemoglobin miktarını artırır.

II. Soluk alıp verme hızı: Oksijen azlığını telafi etmek ve kana daha fazla oksijen çekebilmek için solunum hızı artar.

IV. Nabız sayısı: Oksijeni dokulara daha hızlı ulaştırabilmek için kalp atış hızı (nabız) artar.

V. Alyuvar sayısı: Böbreklerden salgılanan eritropoietin hormonu etkisiyle kemik ilikleri uyarılır ve kana verilen toplam alyuvar sayısı artar.

Soru 17.

Aşağıdaki şekilde ince bağırsakta emilime uğrayan maddelerin dolaşıma katılması gösterilmiştir.

Buna göre harflendirilen damarlarla ilgili

I. Tokluk esnasında M damarında, L damarına göre daha az glikoz bulunur.

II. N damarında şilomikronlar bulunur.

III. K damarı, lenf sıvısının kana karıştığı ilk yerdir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I

B) Yalnız III

C) I ve III

D) II ve III

E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (II ve III)

Açıklama: İnce bağırsaktan emilen besinler iki farklı yol izler: Glikoz ve amino asitler kan yoluyla (karaciğer üzerinden), yağ türevleri ise lenf yoluyla taşınır.

II. N damarında şilomikronlar bulunur: Doğrudur. İnce bağırsaktan emilen yağ asitleri ve gliserol, bağırsak epitel hücrelerinde yeniden trigliseritlere dönüştürülüp protein kılıfla kaplanarak şilomikron adını alır. Bu yapılar lenf kılcallarına (N) geçerek dolaşıma katılır.

III. K damarı, lenf sıvısının kana karıştığı ilk yerdir: Doğrudur. Lenf yoluyla taşınan maddeler (Peke sarnıcı ve göğüs kanalı üzerinden geçerek) en son sol köprücük altı toplardamarına (K) dökülür. Burası lenfin kana karıştığı ilk bölgedir.

Diğer şıkların analizi:

I. Tokluk esnasında M damarında, L damarına göre daha az glikoz bulunur: Yanlıştır. Tokluk anında ince bağırsaktan yoğun emilim yapıldığı için karaciğere giden kapı toplardamarındaki (L) glikoz miktarı en yüksek seviyededir. Karaciğer (M), bu glikozun fazlasını glikojen olarak depolar ve kanı dengeleyerek gönderir. Dolayısıyla toklukta L'deki glikoz, karaciğer üstü toplardamarından (M) daha fazladır.

A, B, C ve E şıkları: Bu seçenekler ya yanlış olan I. öncülü içermekte ya da doğru olan II ve III. öncülleri eksik bırakmaktadır.

Soru 18.

I. Alveol kılcallarından

II. Doku kılcallarından

III. Akciğer toplardamarından

IV. Ana toplardamarlardan

V. Ana atardamarlardan

İnsan vücudundaki kan; içindeki oksijenin hızla azalmaya başladığı bir zamanda, yukarıda verilen kısımlardan hangisinden geçiyordur?

A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (II. Doku kılcallarından)

Açıklama: Kanda oksijen miktarının değişimi, kanın geçtiği damar yatağına ve çevre dokularla yaptığı gaz alışverişine bağlıdır.

B seçeneği neden doğrudur? Kan, doku kılcallarından (II) geçerken içeriğindeki yüksek yoğunluktaki oksijeni, oksijene ihtiyacı olan doku hücrelerine bırakır. Aynı zamanda hücrelerde oluşan karbondioksiti kana alır. Bu nedenle doku kılcalları, kanın içindeki oksijenin en hızla azalmaya başladığı ve kanın "kirli" kana dönüştüğü yerdir.

Diğer şıkların analizi:

I) Alveol kılcallarından: Burada tam tersi bir durum gerçekleşir; karbondioksit verilir ve havadan oksijen alınır. Yani oksijenin hızla arttığı yerdir.

III) Akciğer toplardamarından: Akciğerlerde temizlenmiş (bol oksijenli) kanı kalbe taşıyan damardır. Gaz alışverişi kılcallarda bittiği için bu damarda oksijen miktarı sabittir ve en yüksek seviyededir.

IV) Ana toplardamarlardan: Vücuttan toplanan, oksijeni zaten azalmış olan kanı kalbe taşır. İçinde oksijen azdır ancak geçiş sırasında hızla bir azalma görülmez (alışveriş kılcallarda bitmiştir).

V) Ana atardamarlardan (Aort): Kalpten çıkan temiz kanı dokulara taşır. Dokulara ulaşana kadar içindeki oksijen miktarı sabit ve yüksektir.

Soru 19.

Aşağıdaki şekilde, insan üreme sisteminin bazı kısımları numaralarla gösterilmiştir.

Buna göre normal menstruasyon döngüsünde önce dokusu kalınlaşan, kılcal damarları genişleyen, kan miktarı ve mukus salgısı artan, döllenme gerçekleşmediğinde ise kalınlaşmış dokusu parçalanarak dışarı atılan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (III)

Açıklama: Görselde dişi üreme sistemine ait temel yapılar numaralandırılmıştır. Soruda tarif edilen süreç, embriyonun tutunması için hazırlanan ve döllenme olmazsa yenilenen dokuyu işaret etmektedir.

C seçeneği neden doğrudur? III numara ile gösterilen yapı uterus (rahim) iç tabakası olan endometriyumdur. Menstrüasyon döngüsü sırasında östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle bu doku kalınlaşır, kan damarları genişler ve mukus salgısı artar. Amaç, olası bir döllenme sonrası zigotun buraya tutunmasını (implantasyon) sağlamaktır. Döllenme gerçekleşmediğinde korpus luteum bozulur, hormon seviyeleri düşer ve bu kalınlaşmış doku parçalanarak bir miktar kanla beraber vücut dışına atılır (menstrüasyon kanaması).

Diğer şıkların analizi:

A) I (Yumurtalık / Ovaryum): Yumurta hücrelerinin üretildiği ve hormonların (östrojen, progesteron) salgılandığı yerdir. Doku parçalanıp dışarı atılmaz.

B) II (Yumurta Kanalı / Fallopi Tüpü): Döllenmenin gerçekleştiği ve yumurtanın rahme taşındığı kanaldır.

D) IV (Serviks): Rahmin vajinaya açılan boyun kısmıdır. Gebelik sırasında bebeğin rahimde kalmasını sağlayan esnek yapıdır.

E) V (Vajina): Döllenmemiş yumurtanın ve parçalanan dokuların dışarı atıldığı, aynı zamanda doğum kanalı olarak görev yapan açıklıktır. Kendisi parçalanıp atılan bir doku değildir.

Soru 20.

Normal bir insanda yoğun egzersiz sırasında gerçekleşen olaylar şunlardır:

I. Kan pH’sinin düşmesi

II. Solunum merkezlerinin uyarılması

III. Hücrelerde oluşan karbondioksit miktarının artması

IV. Diyafram kasının ve kaburgalar arası kasların uyarılması

V. Soluk alıp vermenin hızlanması

Bu olayların gerçekleşme sırası aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) I - II - V - III - IV

B) III - I - II - IV - V

C) III - IV - I - II - V

D) IV - I - II - III - V

E) IV - II - V - I - III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (III - I - II - IV - V)

Açıklama: Yoğun egzersiz sırasında vücudun artan oksijen ihtiyacını karşılamak ve oluşan atıkları uzaklaştırmak için solunum sistemi belirli bir biyokimyasal ve sinirsel sıra ile hızlanır:

1. III. Hücrelerde oluşan karbondioksit miktarının artması: Egzersiz sırasında kas hücreleri daha fazla enerji üretmek için oksijenli solunumu hızlandırır. Bu sürecin yan ürünü olarak kanda CO2 miktarı artar.

2. I. Kan pH’sinin düşmesi: Kanda artan CO2 ​ , su ile birleşerek karbonik asidi oluşturur. Bu durum kanın asitliğini artırır, yani kan pH'si düşer.

3. II. Solunum merkezlerinin uyarılması: Kan pH'sindeki düşüş (asitlik artışı), beyin sapında bulunan omurilik soğanı ve ponstaki solunum merkezlerini uyarır.

4. IV. Diyafram kasının ve kaburgalar arası kasların uyarılması: Solunum merkezi, otonom sinirler aracılığıyla solunumu gerçekleştiren temel kaslara (diyafram ve kaburgalar arası kaslar) daha hızlı çalışması için sinyal gönderir.

5. V. Soluk alıp vermenin hızlanması: Kasların uyarılmasıyla birlikte göğüs boşluğu hacmi hızla değişir ve sonuç olarak soluk alıp verme hızı artarak homeostazi sağlanmaya çalışılır.

Diğer şıkların analizi:

A, C, D ve E şıkları: Bu seçeneklerdeki sıralamalar, solunumun kimyasal denetim mekanizmasına aykırıdır. Solunumun hızlanması için öncelikle kandaki CO2 ​ seviyesinin yükselip pH'yi düşürmesi gerekir. Bu değişim gerçekleşmeden solunum merkezlerinin uyarılması (II) veya doğrudan kasların çalışması (IV) beklenmez.

Soru 21.

Aorta geçecek kan, aşağıdaki yapıların hangisinden gelir?

A) Sol karıncıktan

B) Sağ kulakçıktan

C) Üst ana toplardamardan

D) Sol kulakçıktan

E) Alt ana toplardamardan

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A (Sol karıncıktan)

Açıklama: Kalp, vücut ve akciğerler arasında kan pompalayan dört odacıklı bir pompadır. Aort, vücudun en büyük atardamarıdır ve görevi temiz kanı (oksijence zengin) tüm vücuda dağıtmaktır.

A seçeneği neden doğrudur? Akciğerlerden gelen temiz kan, önce sol kulakçığa dolar, oradan sol karıncığa geçer. Sol karıncık, kalbin en güçlü kas tabakasına sahip odacığıdır; çünkü kanı tüm vücuda ulaştıracak olan aort damarına çok yüksek bir basınçla pompalayan yer burasıdır. Bu nedenle aorta geçecek olan kan doğrudan sol karıncıktan gelir.

Diğer şıkların analizi:

B) Sağ kulakçıktan: Vücuttan gelen kirli kanın kalbe ilk girdiği yerdir. Buradaki kan sağ karıncığa geçer, aorta değil.

C) Üst ana toplardamardan: Vücudun üst kısmındaki kirli kanı sağ kulakçığa getiren damardır.

D) Sol kulakçıktan: Akciğerden gelen temiz kanın toplandığı yerdir. Buradaki kan önce sol karıncığa iner, ancak aorta geçişi karıncık üzerinden olur.

E) Alt ana toplardamardan: Vücudun alt kısmındaki kirli kanı sağ kulakçığa getiren damardır.

Soru 22.

Aşağıdaki tabloda çeşitli hayvan gruplarına ait nöronlar I, II, III, IV, V şeklinde adlandırılmış ve bu nöronların bazı özellikleri verilmiştir.

Tablodaki bilgilere göre bu nöronların hangisinde impuls iletiminin en hızlı olması beklenir?

A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (V)

Açıklama: Bir nöronda impuls iletim hızını belirleyen iki temel yapısal faktör vardır: Miyelin kılıfın varlığı ve akson çapının genişliği.

Miyelin Kılıf Etkisi: Miyelin kılıf bulunan nöronlarda impuls, "atlamalı iletim" (saltatory conduction) yöntemiyle taşınır. Bu durum, iletim hızını miyelinsiz nöronlara göre yaklaşık 10 kat artırır. Tabloya baktığımızda IV ve V numaralı nöronlar miyelinli oldukları için diğerlerinden çok daha hızlıdır.

Akson Çapı Etkisi: Akson çapı arttıkça elektriksel direnç azalır, bu da impulsun daha hızlı ilerlemesini sağlar. IV ve V numaralı miyelinli nöronları kıyasladığımızda; V numaralı nöronun akson çapı (20 µm), IV numaralı nörondan (10 µm) daha büyüktür.

Sonuç: Hem miyelin kılıfa sahip olması hem de en geniş akson çapına sahip olması nedeniyle V numaralı nöronda impuls iletiminin en hızlı olması beklenir.

Diğer şıkların analizi:

A, B ve C şıkları: I, II ve III numaralı nöronlarda miyelin kılıf bulunmadığı için iletim hızları diğerlerine göre oldukça düşüktür. II numaralı nöronun çapı çok geniş olsa da (500 µm), miyelin kılıfın yokluğu onu miyelinli olanların gerisinde bırakır.

D) IV Numaralı Nöron: Miyelin kılıfı vardır ancak çapı V numaralı nörondan daha küçük olduğu için iletim hızı V'ye göre daha yavaştır.

Soru 23.

Aşağıdaki şekillerde, soluk alıp verme esnasında solunum yapılarında gerçekleşen değişimler gösterilmiştir.

Buna göre solunum yapıları 1. durumdan 2. duruma geçerken seçeneklerdeki grafiklerden hangisi çizilemez?

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (Kanın pH miktarı grafiği)

Açıklama: Görsellerde 1. durum soluk alma (ilham), 2. durum ise soluk verme (ekspirasyon) aşamalarını göstermektedir. 1. durumda diyafram kasılarak düzleşir ve göğüs boşluğu hacmi artar; 2. durumda ise diyafram gevşeyerek kubbeleşir ve göğüs boşluğu hacmi azalır.

D seçeneği neden çizilemez? Kanın pH miktarı, kandaki karbondioksit () yoğunluğu ile doğrudan ilişkilidir. Soluk alma ve verme mekanik süreçlerdir; soluk alırken veya verirken kanın pH'ı anlık olarak grafikteki gibi (1. durumda yüksek, 2. durumda düşük olacak şekilde) düzenli bir azalma göstermez. pH değişimi daha çok metabolik faaliyetler ve gaz değişiminin hızıyla ilgilidir; mekanik solunum hareketi pH grafiğini bu şekilde doğrudan belirlemez.

Diğer şıkların analizi (1. durumdan 2. duruma geçişte çizilebilenler):

A) Karın boşluğu basıncı: Soluk alırken (1. durum) diyafram aşağı indiği için karın boşluğu basıncı artar; soluk verirken (2. durum) diyafram yukarı çıktığı için karın boşluğu basıncı azalır. Grafik bunu doğru göstermektedir.

B) Akciğer iç hacmi: Soluk alırken akciğerler genişler (hacim artar), soluk verirken (2. durum) akciğerler daralır ve hacim azalır. Grafik bu azalmayı doğru temsil eder.

C) Diyafram kas boyu: Diyafram kasıldığında (1. durum) boyu kısalır, gevşediğinde ise (2. durum) eski haline dönerek boyu uzar. Grafikteki artış eğrisi doğrudur.

E) Akciğer iç basıncı: Soluk alırken iç basınç atmosfer basıncından düşüktür. Soluk verme sırasında (2. durum) göğüs kafesi daraldığı için akciğer iç basıncı artar ve hava dışarı itilir. Grafikteki artış bu durumu doğru açıklar.

Soru 24.

Soluk alma olayı sırasında aşağıda verilen hangi iki olay birlikte gerçekleşir?

A) Diyafram kasının kasılması–Göğüs boşluğu hacminin artması

B) Diyafram kasının kasılması–Karın iç basıncının azalması

C) Kaburgalar arası kasların kasılması–Göğüs boşluğu hacminin azalması

D) Diyafram kasının gevşemesi–Göğüs boşluğu hacminin azalması

E) Kaburgalar arası kasların gevşemesi–Karın iç basıncının azalması

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A (Diyafram kasının kasılması–Göğüs boşluğu hacminin artması)

Açıklama: Soluk alma (inspirasyon), aktif bir süreçtir ve göğüs boşluğunun hacmini genişleterek iç basıncı düşürmeyi hedefler.

A seçeneği neden doğrudur? Soluk alma başladığında diyafram kası kasılarak düzleşir. Aynı anda kaburgalar arası kaslar da kasılarak göğüs kafesini yukarı ve dışarı doğru genişletir. Bu iki hareketin ortak sonucu olarak göğüs boşluğu hacmi artar. Hacim arttığı için iç basınç atmosfer basıncının altına düşer ve hava akciğerlere dolar. Dolayısıyla bu iki olay birbiriyle doğrudan bağlantılıdır ve birlikte gerçekleşir.

Diğer şıkların analizi:

B) Diyafram kasının kasılması–Karın iç basıncının azalması: Diyafram kasıldığında aşağı doğru (karın boşluğuna doğru) hareket eder. Bu durum karın boşluğunu daralttığı için karın iç basıncı artar, azalmaz.

C) Kaburgalar arası kasların kasılması–Göğüs boşluğu hacminin azalması: Kaburgalar arası kasların kasılması göğüs kafesini genişletir, dolayısıyla hacim azalmaz, artar.

D) Diyafram kasının gevşemesi–Göğüs boşluğu hacminin azalması: Bu iki olay birlikte gerçekleşir ancak bu durum soluk alma değil, soluk verme (ekspirasyon) sırasında olur.

E) Kaburgalar arası kasların gevşemesi–Karın iç basıncının azalması: Kasların gevşemesi soluk verme olayıdır. Soluk verirken diyafram yukarı çıktığı için karın boşluğu genişler ve karın iç basıncı azalır; fakat bu bir "soluk alma" olayı değildir.

Soru 25.

İnsanın kan dolaşımında kan basıncı; aorttan başlayıp atardamar, kılcal damar ağı, toplardamar ve ana toplardamar boyunca değişir. Bu değişimi gösteren grafik aşağıdakilerden hangisidir?

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B

Açıklama: Kan basıncı, kalbin karıncıklarının kasılmasıyla oluşan ve kanın damar çeperine yaptığı itme kuvvetidir. Kan, kalpten uzaklaştıkça ve damarların toplam yüzey alanı arttıkça sürtünmenin de etkisiyle basınç sürekli bir düşüş sergiler.

B seçeneği neden doğrudur? Kan basıncı grafiği incelendiğinde; kalpten kanın ilk pompalandığı Aort damarında basınç en yüksek seviyededir. Kan, daha küçük dallar olan atardamarlara ve oradan Kılcal damarlara geçtiğinde damar direnci ve sürtünme nedeniyle basınç hızla düşer. Kan, kalbe geri dönüş yolundaki Toplardamarlara ve nihayetinde Ana toplardamara ulaştığında ise basınç minimum (sıfıra yakın) seviyeye iner. Bu sürekli azalma eğilimi sadece B grafiğinde doğru olarak gösterilmiştir.

Diğer şıkların analizi:

A, C ve E şıkları: Bu grafiklerde basıncın kılcal damardan sonra veya ana toplardamarda tekrar yükseldiği gösterilmiştir. Fizyolojik olarak kanın toplardamarlarda basıncının artması mümkün değildir; kan burada sadece iskelet kasları, nefes alma ve kapakçıklar gibi yardımcı faktörlerle ilerler.

D şıkkı: Basıncın kılcal damarlarda en yüksek olduğunu göstermektedir ki bu hatalıdır. Kılcal damarlar, kan basıncının madde alışverişine izin verecek seviyeye düştüğü yerlerdir.

Soru 26.

Uzun kemikte bulunan

I. Periost,

II. Sarı ilik,

III. Eklem kıkırdağı,

IV. Kırmızı kemik iliği

bölümlerinin hangilerinde kan hücresi üretilir?

A) Yalnız IV

B) I ve II

C) II ve III

D) II ve IV

E) I ve IV

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (II ve IV)

Açıklama: Kemik dokusu sadece vücudun çatısını oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda hayati öneme sahip bir üretim merkezidir.

II. Sarı ilik: Sadece uzun kemiklerin gövdesindeki ilik kanalında bulunur. Temel görevi yağ depolamak olsa da, vücudun aşırı kan kaybettiği veya kırmızı iliğin yetersiz kaldığı durumlarda kan hücresi üretebilme yeteneğine sahiptir.

IV. Kırmızı kemik iliği: Uzun kemiklerin baş kısımlarındaki süngerimsi kemik dokunun gözeneklerinde bulunur. Alyuvar, akyuvar ve trombositlerin asıl üretim merkezidir.

Diğer şıkların analizi:

I. Periost (Kemik Zarı): Kemiğin en dış katmanıdır. Kemiğin enine büyümesini, beslenmesini ve kırılan kemiğin onarılmasını sağlar; ancak kan hücresi üretmez.

III. Eklem kıkırdağı: Uzun kemiklerin birbirine temas eden baş kısımlarında bulunur. Kemiğin boyca uzamasını sağlar ve sürtünmeyi aşınmayı önler; kan hücresi üretimiyle bir ilgisi yoktur.

A, B, C ve E şıkları: Bu seçenekler ya sadece ana üretim merkezini almış ya da üretimle ilgisi olmayan yapısal bölümleri dahil etmiştir.

Soru 27.

Aşağıdaki şekilde karbondioksit molekülünün HCO3 iyonu şeklinde taşınması gösterilmiştir.

Şekilde numaralandırılan yapılarla ilgili;

I. 1. yapı karaciğer kılcalları, 2. yapıysa alveol kılcalları olabilir.

II. 3. yapı olgunlaştığında çekirdek ve organellerini kaybeder.

III. 1. yapıda CO2 derişimi azalırken 2. yapıda artar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I

B) Yalnız II

C) I ve II

D) II ve III

E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması

Doğru Cevap: D (II ve III)

Açıklama: Görselde, kanın akciğerler ve doku organları arasındaki dolaşımı sırasında oksijen ve karbondioksit değişimi gösterilmektedir.

II. 3. yapı olgunlaştığında çekirdek ve organellerini kaybeder: Doğrudur. 3 numara ile gösterilen hücreler alyuvarlar (eritrositler)'dır. Memeli alyuvarları, daha fazla hemoglobin taşıyabilmek ve oksijen bağlama kapasitesini artırmak için olgunlaştıklarında çekirdeklerini ve organellerini kaybederler.

III. 1. yapıda CO2 derişimi azalırken 2. yapıda artar: Doğrudur. 1. yapı (Akciğerler) havadan oksijen alıp kana verirken, kandaki CO2'yi dışarı atar; dolayısıyla burada CO2 derişimi azalır. 2. yapı (Organlar/Dokular) ise hücre solunumu sonucu oluşan CO2'yi kana verir; bu nedenle burada CO2 derişimi artar.

Diğer şıkların analizi:

I. 1. yapı karaciğer kılcalları, 2. yapıysa alveol kılcalları olabilir: Yanlıştır. Görselde tam tersi bir durum söz konusudur. Gaz alışverişi yönüne baktığımızda; 1 numara temizlenmenin yapıldığı alveol (akciğer) kılcalları, 2 numara ise kirli kanın oluştuğu karaciğer (doku) kılcalları dır.

A, B, C ve E şıkları: Bu seçenekler ya yanlış olan I. öncülü içermekte ya da biyolojik olarak kesin doğru olan II ve III. öncülleri eksik bırakmaktadır.

Soru 28.

Aşağıda insan vücuduna ait bazı eklemler verilmiştir.

I. Kafatası eklemleri–Omurlar arası eklem–Diz eklemi

II. Omurlar arası eklem–Kafatası eklemleri–Diz eklemi

III. Diz eklemi–Omurlar arası eklem–Kafatası eklemleri

IV. Kafatası eklemleri–Diz eklemi–Omurlar arası eklem

V. Omurlar arası eklem–Diz eklemi–Kafatası eklemleri

Bu eklemlerin hareket yeteneklerine göre azdan çoğa doğru sıralanışı hangi seçenekte doğru verilmiştir?

A) I    B) II    C) III    D) IV    E) V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A (I. Kafatası eklemleri – Omurlar arası eklem – Diz eklemi)

Açıklama: İnsan vücudundaki eklemler, kemiklerin birbirine bağlanma şekline ve hareket yeteneklerine göre üç ana gruba ayrılır. Soruda bizden bu yeteneklerin azdan çoğa (hiç oynamayandan tam oynayana) doğru sıralanması istenmiştir.

En Az Hareketli (Oynamaz Eklemler): Kafatası eklemleri, kemiklerin testere dişi gibi birbirine geçmesiyle oluşur ve aralarında boşluk yoktur. Hareket yetenekleri yoktur. Sıralamanın başında yer almalıdır.

Kısıtlı Hareketli (Yarı Oynar Eklemler): Omurlar arası eklemler, kemikler arasında kıkırdak disklerin bulunduğu ve sınırlı bir hareket imkânı tanıyan eklemlerdir.

En Çok Hareketli (Oynar Eklemler): Diz eklemi, bacaklarımızın geniş bir açıyla hareket etmesini sağlayan, eklem sıvısı ve kapsülü bulunan tam oynar bir eklemdir. Sıralamanın sonunda yer almalıdır.

Sıralama Özeti: Kafatası eklemleri (Oynamaz) - Omurlar arası eklem (Yarı oynar) - Diz eklemi (Oynar). Bu dizilim tam olarak I. öncülde verildiği gibidir.

Soru 29.

Sindirim sistemiyle ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Mide hem hormon hem de enzim üretir.

B) Karaciğer, sindirim ile ilgili enzim üretmez.

C) Lipaz, bazik ortamda çalışan bir enzimdir.

D) Mide boşluğunda gastrin hormonu bulunur.

E) Yağların monomerleri, lenf kılcalları tarafından kan dolaşımına katılır.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (Mide boşluğunda gastrin hormonu bulunur.)

Açıklama: Sindirim organlarının çalışması hem sinirsel hem de hormonal olarak düzenlenir. Ancak hormonların çalışma prensibi ile enzimlerin çalışma prensibi birbirinden tamamen farklıdır.

D seçeneği neden yanlıştır? Gastrin bir hormondur. Biyoloji kuralları gereği bütün hormonlar kana verilir ve hedef organa kan yoluyla taşınır. Mide boşluğu ise sindirim kanalının dış ortamı sayılır. Mide boşluğunda hormon değil, sindirim enzimleri (pepsin) ve hidroklorik asit (HCl) bulunur. Gastrin hormonu mide hücreleri tarafından üretilip mideyi uyarmak üzere kana salgılanır.

Diğer şıkların analizi:

A) Mide hem hormon hem de enzim üretir: Doğrudur. Mide, gastrin hormonunu ve pepsinojen enzimini ürettiği için "karma bez" özelliği gösterir.

B) Karaciğer, sindirim ile ilgili enzim üretmez: Doğrudur. Karaciğer sindirime yardımcı olarak safra üretir; ancak safranın içinde enzim yoktur, sadece yağların fiziksel (mekanik) sindirimini sağlar.

C) Lipaz, bazik ortamda çalışan bir enzimdir: Doğrudur. Lipaz pankreastan salgılanır ve ince bağırsakta görev yapar. İnce bağırsak ortamı ise baziktir.

E) Yağların monomerleri, lenf kılcalları tarafından kan dolaşımına katılır: Doğrudur. Yağ asitleri ve gliserol, ince bağırsak villuslarından lenf kılcallarına geçerek (şilomikron halinde) dolaşıma dahil olur.

Soru 30.

Aşağıdaki şekil, bir çizgili kas dokusunun mikroskobik yapısını göstermektedir.

Kayan iplikler hipotezine göre kasılma sırasında aşağıdakilerin hangisi gerçekleşmez?

A) Aktin çubuklarının birbirine yaklaşması

B) I bandının daralması

C) H bandının daralması

D) Z şeritlerinin birbirine yaklaşması

E) Miyozin çubuklarının boyca kısalması

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (Miyozin çubuklarının boyca kısalması)

Açıklama: Kayan iplikler hipotezine göre kasılma, protein iplikçiklerin (aktin ve miyozin) boylarının kısalmasıyla değil, bu iplikçiklerin birbiri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir.

E seçeneği neden yanlıştır? Kasılma veya gevşeme sırasında miyozin ve aktin iplikçiklerinin boyunda herhangi bir değişiklik olmaz. Değişen şey, bu iplikçiklerin birbirine göre konumudur. Dolayısıyla "miyozin çubuklarının boyca kısalması" biyolojik olarak gerçekleşmeyen bir durumdur.

Diğer şıkların analizi (Kasılma sırasında gerçekleşenler):

A) Aktin çubuklarının birbirine yaklaşması: Doğrudur. Aktin iplikçikleri miyozinlerin üzerine doğru kayarak merkeze yaklaşır.

B) I bandının daralması: Doğrudur. Aktinlerin merkeze kaymasıyla sadece aktin iplikçiklerinin bulunduğu I bandı daralır.

C) H bandının daralması: Doğrudur. Aktinlerin birbirine yaklaşması sonucu aradaki boşluk olan H bandı daralır, hatta tam kasılmada kaybolabilir.

D) Z şeritlerinin birbirine yaklaşması: Doğrudur. Aktinler birbirine yaklaştıkça bağlı oldukları Z çizgilerini de çekerler, böylece iki Z çizgisi arası mesafe (Sarkomer boyu) kısalır.

Soru 31.

Aşağıdaki şekilde, insan vücudunda yer alan bazı organ ve yapılar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Bu organ ve yapılarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) I numaralı organda amonyaktan üre sentezi gerçekleşir.

B) II numaralı organda safra üretimi gerçekleşir.

C) III numaralı yapıdan, yağların fiziksel ve kimyasal sindirimini gerçekleştiren maddeler geçer.

D) IV numaralı organda hem sindirim enzimi hem de hormon üretimi gerçekleşir.

E) V numaralı organdan, II ve IV numaralı organları uyaracak hormon salgılanır.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (II numaralı organda safra üretimi gerçekleşir.)

Açıklama: Görselde sindirim sistemine yardımcı olan karaciğer, safra kesesi ve pankreas gibi yapılar numaralandırılmıştır.

B seçeneği neden yanlıştır? Görselde II numara ile gösterilen yapı safra kesesidir. Safra kesesinin görevi safra üretmek değil, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolamak ve yoğunlaştırmaktır. Safranın asıl üretim merkezi I numara ile gösterilen karaciğerdir. Bu, biyoloji sınavlarında sıkça sorulan temel bir yanıltmacadır.

Diğer şıkların analizi:

A) I numaralı organda amonyaktan üre sentezi gerçekleşir: Doğrudur. Karaciğer (I), protein metabolizması sonucu oluşan zehirli amonyağı daha az zehirli olan üreye dönüştürür (Ornitin döngüsü).

C) III numaralı yapıdan, yağların fiziksel ve kimyasal sindirimini gerçekleştiren maddeler geçer: Doğrudur. III (Wirsung ve Koledok kanallarının birleştiği bölge) üzerinden hem karaciğerden gelen safra (fiziksel sindirim) hem de pankreastan gelen lipaz enzimi (kimyasal sindirim) onikiparmak bağırsağına dökülür.

D) IV numaralı organda hem sindirim enzimi hem de hormon üretimi gerçekleşir: Doğrudur. Pankreas (IV) bir karma bezdir; sindirim enzimleri (insülin dışı salgılar) ve kan şekerini düzenleyen hormonlar (insülin ve glukagon) üretir.

E) V numaralı organdan, II ve IV numaralı organları uyaracak hormon salgılanır: Doğrudur. Onikiparmak bağırsağı (V), kolesistokinin ve sekretin hormonlarını salgılayarak safra kesesi (II) ve pankreası (IV) uyarır.

Soru 32.

l. Uyarı hormonu (RF)

ll. Progesteron

lll. FSH

lV. Östrojen

V. LH

Yukarıdaki hormonlardan hangilerinin yalnızca ovulasyondan önce salgılanma miktarı artar?

A) l ve ll

B) lll ve V

C) l ve lll

D) ll, lV ve V

E) ll, lll, lV ve V

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (III ve V)

Açıklama: Menstrual döngü; folikül evresi, ovulasyon (yumurtlama) ve korpus luteum evresi olmak üzere bölümlere ayrılır. Bazı hormonlar tüm döngü boyunca dalgalanırken, bazıları sadece yumurtlama öncesi pik yapar.

III. FSH (Folikül Uyarıcı Hormon): Hipofizden salgılanır ve yumurtalıktaki foliküllerin büyümesini sağlar. En yüksek seviyesine ovulasyondan hemen önce ulaşır; ovulasyon gerçekleştikten (yumurta kanala geçtikten) sonra miktarı hızla azalır.

V. LH (Lüteinleştirici Hormon): Hipofizden salgılanır. Görevi doğrudan ovulasyonu sağlamaktır. Döngünün yaklaşık 14. gününde (ovulasyondan hemen önce) ani bir artış (LH patlaması) gösterir. Yumurtlama bittikten sonra miktarı düşer.

Diğer şıkların analizi:

I. Uyarı hormonu (RF): Hipotalamustan salgılanan bu hormon, hipofizi uyarmak için döngünün her aşamasında (farklı miktarlarda olsa da) aktiftir. Sadece ovulasyon öncesiyle sınırlı değildir.

II. Progesteron: Ovulasyondan sonra oluşan korpus luteum (sarı cisim) tarafından yoğun miktarda salgılanır. Yani asıl artışını ovulasyondan sonra gösterir.

IV. Östrojen: Hem ovulasyondan önce (folikülden) hem de ovulasyondan sonra (korpus luteumdan) salgılanır. İki kez artış gösterdiği için "yalnızca ovulasyondan önce" kriterine uymaz.

Soru 33.

I. Plasenta

II. Olgun foliküller

III. Korpus luteum

Memelilerin dişilerinde bulunan yukarıdaki yapıların ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Döllenme sonucu oluşabilmeleri

B) Oksitosin hormonu üretebilmeleri

C) FSH hormonu üretebilmeleri

D) Progesteron hormonu üretebilmeleri

E) LH hormonu üretebilmeleri

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (Progesteron hormonu üretebilmeleri)

Açıklama: Üreme sisteminde görev alan bu üç yapı, gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi veya rahmin gebeliğe hazırlanması için belirli hormonları salgılama yeteneğine sahiptir.

D seçeneği neden ortaktır? * Olgun foliküller: Ovulasyondan önce yüksek miktarda östrojenle birlikte bir miktar progesteron salgılamaya başlar.

♦ Korpus luteum (Sarı cisim): Ovulasyondan sonra bozulan folikülden oluşur ve gebeliğin başlangıcında rahmi hazırlamak için temel progesteron kaynağıdır.

♦ Plasenta: Gebelik ilerlediğinde (yaklaşık 4. aydan itibaren) korpus luteumun görevini devralarak gebeliğin sonuna kadar yoğun bir şekilde progesteron üretir.

Diğer şıkların analizi:

A) Döllenme sonucu oluşabilmeleri: Korpus luteum ve olgun folikül döllenme olmasa da her ay düzenli olarak oluşur. Sadece plasenta döllenme ve embriyo gelişimi sonucu meydana gelir.

B) Oksitosin hormonu üretebilmeleri: Oksitosin hipotalamusta üretilir ve arka hipofizden salgılanır. Bu yapılar oksitosin üretmez.

C) FSH hormonu üretebilmeleri: FSH (Folikül Uyarıcı Hormon) bir hipofiz hormonu olup ön hipofiz tarafından üretilir.

E) LH hormonu üretebilmeleri: LH (Lüteinleştirici Hormon) da bir hipofiz hormonu olup ön hipofiz tarafından üretilir.

Soru 34.

Aşağıdaki şekilde nefronda idrar oluşumu esnasında gerçekleşen olaylar gösterilmiştir.

Buna göre harflendirilen olaylarla ilgili seçeneklerde verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) A olayında çözünmüş monomer besinler glomerulus kılcallarından Bowman kapsülüne geçer.

B) A olayında enerji harcanmazken B ve C olaylarında harcanabilir.

C) B olayında sadece yararlı maddeler nefron kılcallarına verilir.

D) B ve C olaylarında madde taşıma yönleri birbirine zıt gerçekleşir.

E) C olayı homeostasinin sağlanmasında önemli rol oynar.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (B olayında sadece yararlı maddeler nefron kılcallarına verilir.)

Açıklama: İdrar oluşumu; Glomerulus'tan Bowman kapsülüne süzülme (A), nefron kanallarından kana geri emilim (B) ve kandan kanallara aktif salgılama (C) aşamalarından oluşur.

C seçeneği neden yanlıştır? B (Geri emilim) olayında sadece glikoz veya amino asit gibi "yararlı" maddeler değil, aynı zamanda vücudun su dengesini ve ozmotik basıncını korumak için gerekli olan su, sodyum, klor ve ürenin bir kısmı da geri emilir. Yani geri emilen maddeler sadece besinlerle sınırlı değildir; homeostazi için gerekli olan iyonlar ve atık maddelerin (ürenin %50'si gibi) belirli bir kısmı da kana geri verilir.

Diğer şıkların analizi:

A) A olayında çözünmüş monomer besinler glomerulus kılcallarından Bowman kapsülüne geçer: Doğrudur. Yüksek kan basıncı etkisiyle glikoz, amino asit gibi monomerler pasif olarak kapsüle süzülür.

B) A olayında enerji harcanmazken B ve C olaylarında harcanabilir: Doğrudur. Süzülme (A) tamamen kan basıncıyla (pasif) gerçekleşir. Geri emilim (B) ve salgılama (C) süreçlerinde ise aktif taşıma yapılabildiği için ATP harcanır.

D) B ve C olaylarında madde taşıma yönleri birbirine zıt gerçekleşir: Doğrudur. Geri emilimde madde kanaldan kana geçerken, salgılamada kandan kanala verilir.

E) C olayı homeostasinin sağlanmasında önemli rol oynar: Doğrudur. Salgılama sayesinde kandaki ilaç kalıntıları, boyalar ve fazla $H^{+}$ iyonları atılarak kanın pH dengesi korunur.

Soru 35.

İnsanda

I. Oksijenin hemoglobinden ayrılması,

II. Bazı yıkım (yadımlama) ürünlerinin dış ortama atılması,

III. Karbondioksidin hemoglobine bağlanması olaylarından hangileri akciğerlerin görevidir?

A) Yalnız I    B) Yalnız II    C) Yalnız III    D) I ve II    E) I ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (Yalnız II)

Açıklama: Akciğerler, dış ortam ile kan arasındaki gaz değişimini sağlayan temel solunum organımızdır. Ancak gazların hemoglobine bağlanma veya ayrılma yönü, o bölgedeki gaz yoğunluğuna (kısmi basınca) göre değişir.

II. Bazı yıkım (yadımlama) ürünlerinin dış ortama atılması: Doğrudur. Hücrelerdeki yadımlama (katabolizma) faaliyetleri sonucu oluşan karbondioksit (CO2) ve bir miktar su buharı, kan yoluyla akciğerlere taşınır ve soluk verme ile dış ortama atılır. Bu, akciğerin doğrudan bir görevidir.

Diğer öncüllerin analizi (Neden akciğerin görevi değildir?):

I. Oksijenin hemoglobinden ayrılması: Bu olay doku kılcallarında gerçekleşir. Dokularda oksijen az olduğu için hemoglobin oksijeni bırakır (HbO2 → Hb+O2). Akciğerlerde ise tam tersi gerçekleşir; oksijen hemoglobine bağlanır.

III. Karbondioksidin hemoglobine bağlanması: bu olay da doku kılcallarında gerçekleşir. Hücrelerde oluşan CO2 kana geçer ve hemoglobin tarafından yakalanır (Hb+CO2 → HbCO2). Akciğerlerde ise hemoglobin, karbondioksidi dışarı atabilmek için onu serbest bırakır.

Özetle: Akciğerlerde oksijen bağlanır, karbondioksit ayrılır ve dışarı atılır. Soruda verilen I ve III numaralı olaylar doku düzeyinde gerçekleşen işlemlerdir.

Soru 36.

İnsanda, solunum organlarının iç yüzeyindeki hücrelerin bir kısmı mukus salgılar.

Bu durumun yararı

I. Alınan havanın ısınmasına yardımcı olma,

II. Mikropların tutulmasını sağlama,

III. Solunum organlarının her yerinde gaz alışverişini sağlama olaylarından hangileri ile açıklanabilir?

A) Yalnız I   B) Yalnız II   C) Yalnız III   D) I ve II   E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (I ve II)

Açıklama: Solunum yollarını kaplayan epitel hücreleri ve goblet hücreleri tarafından salgılanan mukus, solunan havanın akciğerlere ulaşmadan önce kalitesini artıran hayati bir sıvıdır.

I. Alınan havanın ısınmasına yardımcı olma: Doğrudur. Mukus, solunum kanallarının yüzeyini nemli tutar. Nemli yüzeyler, dışarıdan alınan havanın vücut sıcaklığına yaklaştırılmasına (ısınmasına ve nemlenmesine) yardımcı olur. Bu sayede akciğer dokusu soğuk havanın tahrişinden korunur.

II. Mikropların tutulmasını sağlama: Doğrudur. Mukus yapışkan bir özelliğe sahiptir. Havayla birlikte gelen toz parçacıkları, polenler ve mikroorganizmalar bu sıvıya yapışarak tutulur. Daha sonra silli epitel hücrelerin hareketiyle bu yabancı maddeler yutağa doğru itilerek vücuttan uzaklaştırılır.

Diğer öncülün analizi (Neden açıklanamaz?):

III. Solunum organlarının her yerinde gaz alışverişini sağlama: Yanlıştır. İnsanda gaz alışverişi "her yerde" değil, sadece alveollerin yüzeyinde gerçekleşir. Ayrıca mukus tabakasının aşırı kalınlaşması, gazların difüzyonunu zorlaştırarak alışverişi engelleyebilir. Mukusun görevi gaz alışverişini "sağlamak" değil, alışverişin yapılacağı akciğer yüzeyini "temiz ve nemli tutmak"tır.

Soru 37.

Aşağıdaki şekilde insan solunum sistemine ait bazı yapılar verilmiştir.

Buna göre numaralandırılan yapılarla ilgili seçeneklerdeki bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) 1. yapı; gelen havanın temizlenmesini, ısıtılmasını ve nemlendirilmesini sağlar.

B) 2. yapı, solunum ve sindirim sistemlerinin kesişim noktasıdır.

C) 3. yapı; dıştan içe doğru bağ, kıkırdak ve epitel dokudan oluşmuştur.

D) 4. yapı, bronşcuklara açılır.

E) 5. yapıda bulunan surfaktan maddesi solunum yüzeyini daraltır.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (5. yapıda bulunan surfaktan maddesi solunum yüzeyini daraltır.)

Açıklama: Görselde solunum sistemini oluşturan temel organ ve yapılar numaralandırılmıştır.

E seçeneği neden yanlıştır? 5 numara ile gösterilen yapılar alveollerdir. Alveollerin iç yüzeyi, surfaktan adı verilen lipoprotein yapılı bir madde ile kaplıdır. Surfaktan; yüzey gerilimini düşürerek alveollerin sönmesini (birbirine yapışmasını) engeller, alveollere esneklik kazandırır ve soluk alma sırasında alveollerin daha kolay şişmesini sağlayarak solunum yüzeyini korur ve gaz alışverişini kolaylaştırır. Dolayısıyla yüzeyi "daraltmak" yerine, fonksiyonel kapasiteyi artıran bir görevi vardır.

Diğer şıkların analizi:

A) 1. yapı; gelen havanın temizlenmesini, ısıtılmasını ve nemlendirilmesini sağlar: Doğrudur. Burun (1) içindeki kıllar ve mukus havayı temizlerken, kılcal damarlar havayı ısıtır.

B) 2. yapı, solunum ve sindirim sistemlerinin kesişim noktasıdır: Doğrudur. Yutak (2), hem ağızdan gelen besinlerin hem de burundan gelen havanın geçtiği ortak yoldur.

C) 3. yapı; dıştan içe doğru bağ, kıkırdak ve epitel dokudan oluşmuştur: Doğrudur. Trake (Soluk Borusu - 3), yapısındaki C şeklindeki kıkırdak halkalar sayesinde sürekli açık kalır ve iç yüzeyi silli epitel ile kaplıdır.

D) 4. yapı, bronşcuklara açılır: Doğrudur. Soluk borusu iki ana bronşa (4) ayrılır, bunlar da akciğer içinde daha küçük dallar olan bronşcuklara (bronşiyollere) bölünür.

Soru 38.

Bir insanda sağlıklı spermlerin

I. Kromozom sayısı,

II. Mitokondri sayısı,

III. Kromozom çeşitleri

özelliklerinden hangileri birbirinden farklı olabilir?

A) Yalnız I   B) Yalnız II   C) I ve II   D) II ve III   E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (II ve III)

Açıklama: Sağlıklı bir erkekte mayoz bölünme sonucu oluşan spermler, genetik olarak birbirinin aynısı değildir ve sitoplazmik içerikleri de ufak farklılıklar gösterebilir.

II. Mitokondri sayısı: Farklı olabilir. Mayoz bölünme sonrası sitoplazma her hücreye matematiksel olarak %100 eşit dağılmayabilir. Bu nedenle bir spermin sahip olduğu organel (mitokondri) sayısı, bir diğerinden az da olsa farklılık gösterebilir.

III. Kromozom çeşitleri: Farklı olabilir. Erkek bireyler XY eşey kromozomlarına sahiptir. Mayoz bölünme sırasında bu kromozomlar birbirinden ayrılır (Ayrılma kuralı). Sonuçta oluşan spermlerin bir kısmı X kromozomu taşırken, diğer bir kısmı Y kromozomu taşır. Bu durum kromozom çeşitlerinin farklı olmasına neden olur.

Diğer öncülün analizi (Neden farklı olamaz?):

I. Kromozom sayısı: Farklı olamaz. Sağlıklı bir insanda mayoz bölünme tamamlandığında tüm spermler haploit (n) kromozomludur. Her sağlıklı spermde mutlaka 23 kromozom bulunur. Bu sayının farklı olması (22 veya 24 gibi) "sağlıklı sperm" tanımına uymaz ve bir mutasyon/ayrılmama kanıtıdır.

Soru 39.

Aşağıdaki şekilde erkek üreme sisteminin hormonal kontrolü verilmiştir.

X, Y ve Z hormonları hangi seçenekte doğru verilmiştir?

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (X: FSH, Y: LH, Z: Testosteron)

Açıklama: Erkek üreme sisteminde hipotalamus ve hipofiz bezi, testislerin çalışmasını iki temel hormon üzerinden denetler. Şemadaki akışı takip ettiğimizde:

X Hormonu (FSH): Ön hipofizden salgılanır ve doğrudan testislerdeki Sertoli hücrelerini uyarır. Sertoli hücreleri ise spermatogenezi (sperm oluşumunu) başlatır ve inhibin hormonu salgılayarak negatif geri bildirim yapar. Bu nedenle X, FSH'tır.

Y Hormonu (LH): Ön hipofizden salgılanır ve testislerdeki Leydig hücrelerini uyarır. Leydig hücrelerinin görevi ise erkeklik hormonu üretmektir. Bu nedenle Y, LH'tır.

Z Hormonu (Testosteron): Leydig hücreleri tarafından üretilen bu hormon, hem spermatogenezin tamamlanmasını sağlar hem de ikincil eşey özelliklerin (ses kalınlaşması, sakal çıkması vb.) oluşumunu tetikler. Ayrıca kanda belli bir seviyeye ulaştığında hipotalamus ve hipofize "dur" sinyali (negatif geri bildirim) gönderir. Bu nedenle Z, Testosterondur.

Özetle:

X = FSH (Sertoli uyarımı / Sperm üretimi)

Y = LH (Leydig uyarımı / Hormon üretimi)

Z = Testosteron (Leydig hücrelerinden salgılanan hormon)

Bu eşleşme tam olarak D seçeneğinde verilmiştir.

Soru 40.

Aşağıdaki şekilde böbreğin iç yapısı gösterilmiştir.

Buna göre numaralı yapılardan hangilerinde nefronun Henle kulpu ve toplama kanalı birlikte yer alır?

A) Yalnız I   B) Yalnız II   C) Yalnız III   D) I ve II   E) II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (Yalnız II)

Açıklama: İnsan böbreği dıştan içe doğru üç ana bölgeden oluşur: Kabuk (Korteks), Öz (Medulla) ve Havuzcuk (Pelvis). Nefronun bölümleri bu katmanlara belirli bir düzenle yerleşmiştir.

B seçeneği neden doğrudur? Görselde II numara ile gösterilen bölge Medulla (Öz) tabakasıdır. Nefronun bölümlerinden olan Henle kulpu ve idrarın havuzcuğa iletildiği idrar toplama kanalları ağırlıklı olarak bu öz bölgesinde (piramit kanalların içinde) yer alır. Bu nedenle her iki yapının birlikte bulunduğu bölge yalnız II'dir.

Diğer şıkların analizi:

I) Korteks (Kabuk): Nefronun süzülme birimi olan Malpighi cisimciği (Glomerulus + Bowman kapsülü) ile proksimal ve distal tüpler bu bölgede bulunur. Henle kulpu buradan aşağıya, öz bölgesine doğru iner.

III) Havuzcuk (Pelvis): Nefronun idrarı oluşturup toplama kanallarıyla gönderdiği son toplama merkezidir. Burada nefronun kendisi veya kısımları bulunmaz, sadece oluşmuş idrar birikir.

A, C, D ve E şıkları: Bu seçenekler nefron kısımlarının yerleşim düzenine uymadığı için elenir.

Soru 41.

Aşağıdaki tabloda sağlıklı bir insanda bazı maddelerin süzülme, geri emilme ve salgılama sonucunda idrara karışan miktarları verilmiştir.

Buna göre harflendirilen maddeler hangi seçenekte doğru eşleştirilmiştir?

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (K: Glikoz, L: Kreatinin, M: Üre, N: Na+)

Açıklama: Sağlıklı bir insanın nefronlarında maddeler, vücudun ihtiyacına ve eşik değerlerine göre farklı oranlarda geri emilir:

K Maddesi (Glikoz): Tabloya baktığımızda süzülen 162 gramın tamamı (162 g) geri emilmiş ve idrara hiç karışmamıştır (Geri emilim oranı %100). Sağlıklı bir insanda glikoz ve amino asit gibi besin monomerlerinin tamamı proksimal tüpte geri emilir. Bu nedenle K, Glikozdur.

L Maddesi (Kreatinin): Süzülen 1,6 gramın hiçbiri geri emilmemiş (0 g) ve tamamı idrara katılmıştır (Geri emilim oranı %0). Kreatinin, vücutta geri emilimi olmayan ve tamamı dışarı atılan bir metabolik atıktır. Bu nedenle L, Kreatinindir.

M Maddesi (Üre): Süzülen 54 gramın 24 gramı geri emilmiş, geri kalan yaklaşık %50'lik kısmı (30 g) idrara katılmıştır. Böbrekler, kanın ozmotik dengesini korumak için ürenin yaklaşık yarısını geri emer. Bu oran M'nin Üre olduğunu kanıtlar.

N Maddesi (Na+): Süzülen 579 gramın çok büyük bir kısmı (575 g) geri emilmiş, çok küçük bir miktarı (%0,5) idrara katılmıştır. Su ve mineraller (Na+, Cl-) vücut dengesi için %99'un üzerinde bir oranla geri emilir. Bu nedenle N, Sodyumdur (Na+).

Özet Tablo Uyumu:

K: %100 emilim → Glikoz

L: %0 emilim → Kreatinin

M: %50 civarı emilim → Üre

N: %99+ emilim → Sodyum (Na+)

Bu eşleşmelerin tamamı B seçeneğinde doğru olarak verilmiştir.

Soru 42.

Yukarıdaki şekilde menstrual döngü evrelerinde meydana gelen bazı değişiklikler verilmiştir. Harflendirilen evrelerle ilgili

I. A evresinde uterus dokusundaki hücreler vajinadan dışarı atılır.

II. B evresinde olgunlaşan foliküllerden östrojen hormonu salgılanır.

III. C evresinde LH etkisiyle ovulasyon gerçekleşir.

IV. D evresinde oluşan korpus luteum, progesteron ve östrojen hormonunu salgılar. açıklamalarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I   B) I ve II   C) III ve IV   D) I, III ve IV   E) I, II, III ve IV

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (I, II, III ve IV)

Açıklama: Menstrual döngü, hormonların kontrolünde yaklaşık 28 gün süren ve birbirini takip eden dört evreden oluşur. Şemadaki harfler bu evreleri temsil etmektedir:

I. A evresinde uterus dokusundaki hücreler vajinadan dışarı atılır: Doğrudur. A (Menstruasyon evresi) döngünün ilk günleridir. Döllenme gerçekleşmediği için hazırlanan uterus (rahim) iç dokusu parçalanır ve bir miktar kanla birlikte vajinadan dışarı atılır.

II. B evresinde olgunlaşan foliküllerden östrojen hormonu salgılanır: Doğrudur. B (Folikül evresi) sırasında hipofizden gelen FSH etkisiyle foliküller büyür. Büyüyen bu folikül hücreleri yoğun miktarda östrojen salgılayarak rahmi yeniden kalınlaşması için uyarır.

III. C evresinde LH etkisiyle ovulasyon gerçekleşir: Doğrudur. C (Ovulasyon/Yumurtlama evresi) döngünün ortasına (yaklaşık 14. gün) denk gelir. Hipofizden salgılanan LH (Lüteinleştirici Hormon) miktarındaki ani artış, folikülün çatlayarak ikincil oositin yumurta kanalına geçmesini sağlar.

IV. D evresinde oluşan korpus luteum, progesteron ve östrojen hormonunu salgılar: Doğrudur. D (Korpus Luteum evresi) yumurtlamadan sonra başlar. Parçalanan folikül kalıntısı yağ damlacıklarıyla dolarak sarı cisim (korpus luteum) adını alır. Bu yapı bol miktarda progesteron ve az miktarda östrojen salgılayarak olası gebelik için rahmi hazır tutar.

Sonuç: Verilen açıklamaların tamamı menstrual döngünün biyolojik işleyişini doğru bir şekilde tanımlamaktadır.

Soru 43.

Aşağıda verilen şemada folikül gelişimi ve oogenez olayları gösterilmiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Döllenme olursa yumurtanın mayoz II evresi tamamlanır.

B) Ergenlikten önce birincil oosit, profaz I evresinde kalır.

C) Ovulasyon, metafaz II evresinde gerçekleşir.

D) Mayoz bölünme sonucunda oluşan yumurtanın üçü erir.

E) Ovulasyon, yumurtanın birincil oosit evresinde gerçekleşir.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (Ovulasyon, yumurtanın birincil oosit evresinde gerçekleşir.)

Açıklama: Şemada, doğum öncesinden başlayarak ergenlik ve döllenme aşamasına kadar süren oogenez evreleri gösterilmiştir.

E seçeneği neden söylenemez (yanlıştır)? Şemayı takip ettiğimizde, birincil oositin Mayoz I'i tamamlayarak ikincil oosite dönüştüğü görülmektedir. Ovulasyon (yumurtlama) oku, ikincil oosit aşamasından sonra çıkmaktadır. Yani yumurtlama sırasında fallopi tüpüne atılan hücre birincil oosit değil, Mayoz II'nin metafaz evresinde duraklamış olan ikincil oosittir.

Diğer şıkların analizi:

A) Döllenme olursa yumurtanın mayoz II evresi tamamlanır: Doğrudur. Şemada görüldüğü üzere, ikincil oosit ancak bir sperm ile karşılaştığında (metafaz II'den sonra) Mayoz II'yi tamamlayarak zigotu oluşturur.

B) Ergenlikten önce birincil oosit, profaz I evresinde kalır: Doğrudur. Dişi bebekler tüm yumurta taslaklarıyla doğarlar ve bu hücreler ergenliğe kadar profaz I evresinde bekler.

C) Ovulasyon, metafaz II evresinde gerçekleşir: Doğrudur. Şemadaki "İkincil oosit metafaz II'de..." ifadesi, yumurtlamanın bu evrede gerçekleştiğini ve döllenme beklediğini teyit eder.

D) Mayoz bölünme sonucunda oluşan yumurtanın üçü erir: Doğrudur. Oogenezde sitoplazma eşit bölünmez. Bir büyük hücre (yumurta) oluşurken, besini az olan üç küçük hücre (polar hücreler) eriyerek kaybolur.

Soru 44.

Dişilerde görülen menstruasyon döngüsü aşağıdaki evrelerden oluşur:

I. Folikül evresi

II. Ovulasyon evresi

III. Korpus luteum evresi

IV. Menstruasyon evresi

Bu evrelerde gerçekleşen bazı olaylar aşağıda X, Y ve Z ile açıklanmıştır.

X: Uterusta mitoz bölünmenin başladığı evre

Y: Döllenme olursa gerçekleşen evre

Z: En kısa sürede gerçekleşen evre

Buna göre X, Y ve Z ile açıklanan olayların menstruasyon döngüsüyle eşleştirilmesi hangi seçenekte doğru verilmiştir?

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A (X: I, Y: IV, Z: II)

Açıklama: Menstrual döngü; hormonal değişimlerin etkisiyle birbirini takip eden dört spesifik evreden oluşur. Soruda verilen X, Y ve Z olaylarını bu evrelerin fizyolojisine göre analiz edelim:

X: Uterusta mitoz bölünmenin başladığı evre (I. Folikül Evresi): Folikül evresinde salgılanan östrojen hormonu, bir önceki döngüde parçalanan uterus iç dokusunun (endometriyum) yeniden onarılmasını sağlar. Bu onarım mitoz bölünmelerle gerçekleşir. Bu nedenle X olayı, I. Folikül evresi ile eşleşir.

Y: Döllenme olursa gerçekleşen evre (IV. Menstruasyon Evresi): Bu ifadeyi tersten düşünmeliyiz: Menstruasyon evresi, döllenme gerçekleşmediği zaman rahim dokusunun dışarı atılmasıdır. Dolayısıyla, eğer döllenme olursa korpus luteum bozulmaz, progesteron seviyesi düşmez ve IV. Menstruasyon evresi gerçekleşmez. Bu evre döllenme durumuna göre akıbeti belirlenen bir evre olduğu için Y ile eşleşir.

Z: En kısa sürede gerçekleşen evre (II. Ovulasyon Evresi): Folikül evresi yaklaşık 10-14 gün, korpus luteum evresi 14 gün, menstruasyon ise 3-5 gün sürer. Ancak Ovulasyon (yumurtlama), LH hormonunun ani artışıyla gerçekleşen ve yumurtanın sadece kanala atılmasını kapsayan, döngünün en kısa süren (yaklaşık 1-2 gün) anıdır. Bu nedenle Z olayı, II. Ovulasyon evresi ile eşleşir.

Özet Eşleştirme:

X → I (Folikül)

Y IV (Menstruasyon - gerçekleşip gerçekleşmeyeceği döllenmeye bağlıdır)

Z II (Ovulasyon)

Bu dizilim tam olarak A seçeneğinde verilmiştir.

B. Aşağıdaki soruların cevaplarını noktalı yerlere yazınız.

Soru 1. Antagonist ve Sinerjist Kaslar Nedir? Örnek Vererek Açıklayınız.

Kısa Cevap: Antagonist, kasılıp gevşerken zıt çalışan kaslardır. Örneğin kol kasları antagonist çalışır. Sinerjist kaslar ise aynı anda kasılıp gevşeyen kaslardır. Örneğin karın ve sırt kasları.

Açıklamalı Cevap:

Vücudumuzdaki iskelet kasları genellikle çiftler halinde çalışır. Bu çalışma prensibi ikiye ayrılır:

Antagonist Kaslar: Aynı ekleme bağlı olan, birbirine zıt yönlü çalışan kaslardır. Bir kas kasılırken diğeri gevşer. Örnek: Kolumuzdaki pazı kası (biceps) ve arka kol kası (triceps). Kolumuzu büktüğümüzde pazı kası kasılır, arka kol kası gevşer.

Sinerjist Kaslar: Aynı hareketi gerçekleştirmek için aynı yönde (birlikte) kasılan ve gevşeyen kaslardır. Örnek: Karın kasları veya soluk alıp vermede görev yapan kaburgalar arası kaslar bu gruba girer.

Soru 2. Kalp Kası Hangi Özelliği ile İskelet Kasına, Hangi Özelliği ile Düz Kasa Benzer?

Kısa Cevap: Kalp kası çizgili olduğu için iskelet kasına, isteğimiz dışında çalıştığı için de düz kaslara benzer.

Açıklamalı Cevap:

Kalp kası (miyokard), yapısal ve işlevsel olarak kendine has özelliklere sahip olsa da her iki kas türünden de özellikler taşır:

İskelet Kasına Benzerliği (Yapısal): * Hücreleri iskelet kası gibi çizgili (bantlı) bir yapıya sahiptir. Miyofibrillerin düzenli dizilimi sayesinde mikroskop altında açık ve koyu bantlar görülür.

Düz Kasa Benzerliği (İşlevsel): * Çalışması düz kaslar gibi istemsiz (otonom) olarak gerçekleşir. Sarkoplazmasında genellikle tek bir çekirdek bulunur (bazı hücrelerde iki olabilir). Hormonlar ve sinirsel uyarılarla hızı kontrol edilir ancak kendi uyarısını kendi başlatabilir.

Soru 3. Aşağıda beynin yapısı verilmiştir. İlgili kısımların adlarını yazarak şemayı tamamlayınız.

Soru 4. Çizgili kaslarda enerji elde etmek için moleküllerin kullanım sırası nasıldır? Belirtiniz.

Kısa Cevap: Öncelikle kas hücreleri içindeki serbest ATP kullanılır. Sonra kreatin fosfat kullanılır. Daha sonra, oksijenli solunum ile üretilen ATP’ler kullanılır. Son olarak laktik asit fermantasyonu ile üretilen ATP’ler kullanılır.

Açıklamalı Cevap:

Çizgili kaslar çok yoğun çalışan dokular olduğu için enerji (ATP) ihtiyacı saniyeler içinde değişebilir. Kas hücresi, ihtiyacı olan enerjiyi şu sırayla elde eder:

1. Hazır ATP: Hücrede halihazırda bulunan mevcut ATP molekülleri kullanılır. Bu enerji kası sadece 1-2 saniye çalıştırabilir.

2. Kreatin Fosfat ($CP$): ATP tükendiğinde, kaslara özgü olan bu molekül devreye girer. Kreatin fosfattaki yüksek enerjili fosfat, ADP'ye aktarılarak hızlıca yeni ATP sentezlenir.

3. Glikoz (Glikojen): Kreatin fosfat da tükendiğinde, kaslarda depolanan glikojen glikoza dönüştürülür. Bu glikozlar;

Oksijen yeterli ise Oksijenli Solunum ile, Oksijen yetersiz ise (ağır egzersizlerde) Laktik Asit Fermentasyonu ile enerjiye dönüştürülür.

4. Yağ Asitleri ve Proteinler: Uzun süreli ve çok şiddetli açlık/egzersiz durumlarında en son enerji kaynağı olarak yağlar ve proteinler kullanılır.

Soru 5. Aşağıda kalbin yapısı verilmiştir. Belirtilen kısımların ne olduğunu noktalı yerlere yazınız.

Soru 6. Alerji nedir? Alerjinin sebepleri neler olabilir?

Kısa Cevap: Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku gibi etkenlere karşı gösterilen tepkidir. Bunun sebebi akyuvarların bunlara karşı tepki göstermesidir.

Açıklamalı Cevap:

Alerji, vücudun bağışıklık sisteminin, aslında zararlı olmayan dış maddelere karşı gösterdiği aşırı hassasiyet ve anormal tepkidir.

Alerji Nedir?

Normalde vücuda zarar vermeyen polen, toz veya belirli gıdalar gibi maddeler (alerjenler), bağışıklık sistemi tarafından "tehlike" olarak algılanır.

Vücut bu maddelerle karşılaştığında IgE (İmmünoglobulin E) adı verilen antikorları üretir ve dokulardaki mast hücrelerinden histamin salgılanmasına neden olur.

Histamin; damar geçirgenliğini artırarak ödem, kaşıntı, hapşırıma veya mukoza şişmesi gibi tipik alerji belirtilerini ortaya çıkarır.

Alerjinin Sebepleri Neler Olabilir?

Havadaki Alerjenler: Çiçek polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri ve küf mantarları en yaygın nedenlerdir.

Gıdalar: Süt, yumurta, yer fıstığı, deniz ürünleri ve buğday bazı bireylerde şiddetli tepkilere yol açabilir.

İlaçlar: Özellikle penisilin grubu antibiyotikler yaygın birer alerjen kaynağıdır.

Böcek Isırıkları: Arı veya karınca sokmaları sonucu salgılanan zehirler.

Genetik Faktörler: Ailesinde alerjik hastalıklar (astım, egzama vb.) olan bireylerin alerjiye yatkınlığı daha yüksektir.

Soru 7. İmpuls sayısını etkileyen faktörler nelerdir?

Kısa Cevap: Uyarı sayısı, uyarı şiddeti, uyarı süresi ve nöron sayısı gibi faktörler artarsa impuls sayısı artar.

Açıklamalı Cevap:

Bir sinir hücresinde impulsun hızı sabittir (miyelin kılıf ve sıcaklık gibi faktörlerle belirlenir), ancak oluşan impuls sayısı aşağıdaki durumlara bağlı olarak değişir:

Uyarının Şiddeti: Uyarı ne kadar güçlüyse (örneğin, bir cisme hafif dokunmak ile sert vurmak arasındaki fark), birim zamanda oluşan impuls sayısı o kadar artar.

Uyarının Süresi: Uyarının etki ettiği süre uzadıkça, sinir hücresinde daha fazla sayıda impuls meydana gelir.

Uyarının Frekansı (Tekrarlanma Sıklığı): Uyarının ne kadar sık aralıklarla verildiği, toplam impuls sayısını doğrudan etkiler.

Reseptör ve Nöron Sayısı: Uyarının şiddeti arttığında daha fazla sayıda reseptör uyarılır ve bu da daha fazla nöronun devreye girmesine, dolayısıyla beyne giden toplam impuls sayısının artmasına neden olur.

Önemli Not: İmpuls sayısının artması, beyne giden mesajın "şiddetli" olarak algılanmasını sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki, uyarının şiddeti bir nörondaki impulsun hızını veya genliğini (gücünü) asla değiştirmez.

Soru 8. Talamus nerede bulunur? Talamusun görevleri nelerdir?

Kısa Cevap: Ara beyinde bulunur. Koku duyusu hariç tüm duyuların toplandığı ve ilgili bölüme dağıtıldığı merkezdir. Uyku ve uyanıklık durumunu düzenler.

Açıklamalı Cevap:

Talamus, beynin en merkezi ve stratejik noktalarından birinde yer alır.

Bulunduğu Yer: Ara beyinde (Diencephalon), beynin merkezine yakın bir konumda bulunur. Beyin kabuğunun (uç beyin) hemen altında ve hipotalamusun üzerinde yer alan iki adet yumurta şeklindeki yapıdan oluşur.

Talamusun Görevleri:

1. Duyu Sınıflandırma ve İletim: Koku duyusu hariç, vücuttan gelen tüm duyuların (görme, işitme, tat alma, dokunma) toplandığı, sınıflandırıldığı ve ilgili uç beyin merkezlerine iletildiği yerdir.

2. Koku Duyusu İstisnası: Koku duyusu talamusa uğramadan doğrudan uç beyne iletilir.

3. Duyuların Duygusal Renklendirilmesi: Gelen duyusal bilgilerin "hoş" veya "korkutucu" gibi duygusal bir anlam kazanmasına yardımcı olur.

4. Uyku-Uyanıklık Durumu: Uyku sırasında talamus ve beyin kabuğu arasındaki iletişim minimuma iner, bu nedenle uyurken duyular (koku hariç) algılanmaz.

9. Aşağıda böbreğin yapısı verilmiştir. İlgili kısımların adlarını yazarak şemayı tamamlayınız.

Soru 10. Peristaltik hareket nedir?

Kısa Cevap: Sindirim sistemindeki ritmik kasılmalara peristaltik hareket denir.

Açıklamalı Cevap: 

Peristaltik hareket, sindirim kanalı boyunca besinlerin ilerlemesini sağlayan, istemsiz ve ritmik dalgalanma hareketidir.

Nasıl Gerçekleşir? * Sindirim organlarının (yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsak) duvarında bulunan düz kasların koordineli çalışmasıyla oluşur.

♦ Besinin bulunduğu bölgenin arkasındaki dairesel kaslar kasılırken, önündeki boyuna kaslar gevşer. Bu süreç, besini bir dalga gibi ileriye doğru iter.

Önemi Nedir?

1. İlerleme: Besinlerin ağızdan başlayıp anüse kadar tek yönlü olarak taşınmasını sağlar.

2. Karıştırma: Mide ve bağırsaklarda besinlerin sindirim enzimleri ile iyice karışmasına yardımcı olur.

3. Yerçekiminden Bağımsızlık: Bu hareket sayesinde insan amuda kalkmış olsa bile besinler mideye doğru ilerlemeye devam eder.

Soru 11. İskelet kasının kasılması sırasında görülen değişimler ve kasılma esnasında miktarı artan ya da azalan maddeler nelerdir?

Kısa Cevap: Kasılma sırasında iskelet kasları sinirlerle uyarılır. Kas hücrelerinde gerçekleşen kasılma ile aktin ve miyozin proteinleri birbirleri üzerine kayar. Kasılmada ATP, O2 , kreatin fosfat azalır. CO2 , kreatin ve ısı ise artar.

Açıklamalı Cevap:

Huxley’in Kayan İplikler Hipotezi'ne göre, kasılma anında sarkomerde meydana gelen yapısal değişimler şunlardır:

Z Çizgileri: Birbirine yaklaşır.

Sarkomerin Boyu: Kısalır.

I Bandı: Daralır.

H Bandı: Daralır ve hatta tamamen kaybolabilir.

A Bandı: Boyu değişmez (miyozin iplikçiklerinin boyuna eşit olduğu için).

Aktin ve Miyozin İplikçikleri: Boyları değişmez, sadece birbirleri üzerinde kayarlar.

Kasılma Esnasında Miktarı Değişen Maddeler

Kas kasılırken enerji harcadığı ve metabolik atık ürettiği için hücre içi kimyasal dengesi şu şekilde değişir:

Miktarı Azalanlar:

ATP: Enerji sağlamak için parçalanır.

Kreatin Fosfat ($CP$): ATP üretiminde fosfat kaynağı olarak kullanılır.

Glikoz: Oksijenli solunum veya fermantasyon için tüketilir.

Glikojen: Glikoza dönüştürülmek üzere parçalanır.

Oksijen (O2): Aerobik solunumda kullanıldığı için azalır.

Miktarı Artanlar:

ADP ve İnorganik Fosfat ($P_i$): ATP'nin parçalanması sonucu oluşur.

Kreatin: Kreatin fosfattan fosfat ayrılmasıyla serbest kalır.

Karbondioksit ($CO_2$): Solunumun bir atığı olarak artar.

Isı: Enerji dönüşümü sırasında açığa çıkar.

Laktik Asit: Oksijen yetersizliğinde gerçekleşen fermantasyon sonucu oluşur.

Soru 12. Beyin kabuğu zarar görmüş bir insanda hangi değişiklikler oluşur?

Kısa Cevap: Beyin kabuğu; zekâ, hafıza, düşünme, bilerek hareket etme gibi olayların ve öğrenmenin gerçekleştiği yerdir. Beyin kabuğu zedelenirse yukarıda sayılan olaylarda aksamalar olur.

Açıklamalı Cevap:

Beyin kabuğu; zekâ, hafıza, hayal kurma, bilinçli hareketler ve duyuların algılanmasından sorumludur. Bu bölge zarar gördüğünde bireyde şu temel değişiklikler gözlenir:

Bilinçli Hareketlerin Kaybı: İstemli olarak yapılan tüm kas faaliyetleri durur. Kişi kendi isteğiyle kolunu kaldıramaz veya yürüyemez.

Duyu Algısının Yok Olması: Beş duyu organından (göz, kulak, burun, dil, deri) gelen uyarılar beyin kabuğuna ulaşsa bile burada değerlendirilemez. Yani kişi görür ama ne gördüğünü anlamlandıramaz, duyar ama sesi tanımlayamaz.

Hafıza ve Zekâ Fonksiyonlarının Yitimi: Öğrenilmiş bilgiler, anılar ve problem çözme yeteneği ortadan kalkar. Kişi okuma, yazma ve konuşma becerilerini kaybeder.

Bitkisel Hayat Durumu: Hayati fonksiyonları (solunum, dolaşım, boşaltım) yöneten omurilik soğanı ve orta beyin gibi alt merkezler çalışmaya devam ettiği için kişi yaşamaya devam eder; ancak dış çevreyle olan tüm bilinçli bağı kopar. Bu duruma genel olarak "bitkisel hayat" denir.

Kişilik ve Karar Verme Mekanizmalarının Çöküşü: Plan yapma, muhakeme etme ve sosyal davranışların kontrolü ortadan kalkar.

Soru 13. Menstruasyon evresi sırasında FSH ve LH değişimini aşağıda verilen grafik üzerinde çizerek gösteriniz.

2024 Yılı Basımlı Tuna Yayınları Kitabına Aittir.

1. ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI

Soru 1.

Aydınlık bir odada cep telefonundan metin okuyan birinin göz bebeği ve göz merceğinin durumu aşağıdakilerden hangisi olur?

     Göz bebeği Göz merceği

A)   Büyük            Kalın

B)   Büyük            Yuvarlak

C)   Küçük            Kalın

D)   Küçük           İnce

E)   Küçük          Yuvarlak

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (Göz bebeği: Küçük, Göz merceği: Kalın)

Açıklama: Bu soruyu doğru çözebilmek için gözün iki farklı çevresel uyarana (ışık şiddeti ve cismin uzaklığı) verdiği refleksleri ayrı ayrı incelememiz gerekir:

1. Durum: Aydınlık bir odada olmak (Işık Refleksi) Ortam aydınlık (ışık şiddeti yüksek) olduğunda, göze gereğinden fazla ışık girip retinadaki (ağ tabaka) görme almaçlarına zarar vermemesi gerekir. Bu otonom refleks sayesinde iris kasları kasılır ve göz bebeği küçülür (daralır). (Karanlık ortamda ise daha fazla ışık alabilmek için göz bebeği büyür).

2. Durum: Cep telefonundan metin okumak (Göz Uyumu / Akomodasyon) Cep telefonu gibi yakın bir cisme odaklanıldığında, göze gelen ışınların kırıcılığının artırılması gerekir. Yakına bakarken kirpiksi cisimdeki (ciliar cisim) düz kaslar kasılır ve merceği tutan asıcı bağlar gevşer. Bağların gerginliği azalınca göz merceği kendi esnekliğiyle şişkinleşir, yani kalınlaşır (kırıcılığı artar).

Sonuç olarak; aydınlık ortamdan dolayı göz bebeği küçük, yakına odaklanıldığı için göz merceği kalın olacaktır.

Soru 2.

Sinir sistemi bir uyartıya yanıt verdiğinde meydana gelen olaylar aşağıda karışık şekilde verilmiştir.

a. Merkezî sinir sistemi bilgiyi işler.

b. Reseptörler uyarıyı alır.

c. Bir sinirsel uyartı merkezî sinir sistemine iletilir.

ç. Bir tepki oluşturulur.

d. Bir sinirsel uyartı kasa iletilir.

Bu olayların gerçekleşme sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

A) b, c, a, d, ç

B) b, c, d, a, ç

C) c, b, a, d, ç

D) c, b, d, a, ç

E) b, c, a, ç, d

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: A (b, c, a, d, ç)

Açıklama: Sinir sisteminde bir uyartının alınıp tepki oluşturulmasına kadar geçen sürece "uyarı-tepki yolu" (ya da refleks yayı) denir. Bu olaylar sırasıyla şu basamakları izler:

(b) Reseptörler uyarıyı alır: Çevreden gelen ışık, ses, sıcaklık veya basınç gibi uyarılar ilk olarak duyu organlarımızdaki almaçlar (reseptörler) tarafından algılanır.

(c) Bir sinirsel uyartı merkezî sinir sistemine iletilir: Reseptörlerin algıladığı bu uyarı, duyu nöronları aracılığıyla değerlendirme merkezi olan beyin veya omuriliğe (Merkezî Sinir Sistemi - MSS) taşınır.

(a) Merkezî sinir sistemi bilgiyi işler: Beyin veya omurilikteki ara nöronlar, gelen bu bilgiyi değerlendirir, yorumlar ve verilecek uygun cevabı (tepkiyi) kararlaştırır.

(d) Bir sinirsel uyartı kasa iletilir: MSS'de alınan bu karar, motor nöronlar aracılığıyla tepkiyi gerçekleştirecek olan hedef organa (efektör organa; yani bir kasa veya salgı bezine) götürülür.

(ç) Bir tepki oluşturulur: Uyartı kasa ulaştığında kas kasılır (veya bez salgı yapar) ve uyarana karşı fiziksel bir yanıt (tepki) açığa çıkmış olur.

Bu sıralama mantığına göre doğru diziliş b - c - a - d - ç şeklindedir.

Soru 3.

Damarlardaki kan sıcaklığının yükselmesi aşağıdaki yapılardan hangisi tarafından algılandıktan sonra homeostatik tepkiler başlar?

A) Çizgili kaslar

B) Tiroit bezi

C) Derinin alt epidermis tabakası

D) Hipotalamus

E) Arka beyin

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (Hipotalamus)

Açıklama: İnsan vücudunda iç dengenin (homeostazi) sağlanması ve vücut sıcaklığının ayarlanmasından sorumlu olan temel merkez, ara beyinde bulunan hipotalamustur. Hipotalamus, adeta vücudun "termostatı" gibi çalışır.

Damarlardaki kanın sıcaklığı normal değerin (yaklaşık 36,5 - 37 °C) üzerine çıktığında, hipotalamusta bulunan ısı reseptörleri (termoreseptörler) bu artışı hemen algılar. Ardından hipotalamus, otonom sinir sistemi aracılığıyla ter bezlerini uyararak terlemeyi başlatır ve derideki kılcal damarların genişlemesini (ısı kaybını artırmak için) sağlayarak kan sıcaklığını normal seviyesine düşürür.

Diğer şıkların analizi:

A) Çizgili kaslar: Sıcaklığı algılayan merkez değil, hipotalamustan gelen emirle (örneğin hava soğuduğunda titreyerek) ısı üreten tepki organlarıdır.

B) Tiroit bezi: Metabolizma hızını ayarlayan hormonlar (tiroksin) üretir ancak kan sıcaklığını anlık olarak algılayıp tepkiyi başlatan ilk merkez değildir; o da hipotalamusun kontrolü altındadır.

C) Derinin alt epidermis tabakası: Derideki reseptörler kanın değil, dış ortamın (çevrenin) sıcaklık değişimlerini algılar. Ayrıca bu reseptörler epidermiste değil, dermis (alt deri) tabakasında bulunur.

E) Arka beyin: Omurilik soğanı, pons ve beyinciğin bulunduğu kısımdır. Solunum, dolaşım gibi hayati refleksleri yönetse de vücut ısısının termostatı burası değildir.

Soru 4.

İskelet kaslarının kasılması ve gevşemesi sırasında bazı değişimler meydana gelir. Aşağıdaki grafik, çizgili kasın gevşemesi durumunda meydana gelen değişimi göstermektedir.

Buna göre grafikte “X” ile gösterilen yere aşağıdakilerden hangisi yazılabilir?

A) ADP B) Glukoz C) Oksijen D) Karbondioksit E) Kas hacmi

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (Kas hacmi)

Açıklama: Huxley'in Kayan İplikler Hipotezi'ne göre, çizgili kasların kasılması ve gevşemesi sırasında aktin ve miyozin iplikleri (filamentler) birbiri üzerinde kayar.

Bu süreçte kasın fiziksel boyutlarında değişimler yaşanır:

Kasılırken: Kasın boyu kısalır, eni kalınlaşır (şişkinleşir).

Gevşerken: Kasın boyu uzar, eni incelir.

Ancak ekolojideki "madde yok olmaz" kuralına benzer şekilde, fizyolojide de kas ister kasılsın ister gevşesin; kasın kütlesi ve hacmi kesinlikle değişmez, her zaman sabit kalır. Sorudaki grafikte zamanla miktarı değişmeyen (düz çizgiyle gösterilen) "X" değeri sorulduğu için doğru cevap "Kas hacmi"dir.

Diğer şıkların analizi: Öğrencilerin kavram yanılgısına düşmemesi için diğer şıkların neden sabit kalamayacağını da belirtelim:

B ve C (Glukoz ve Oksijen): Kas hücresi hem kasılırken hem de gevşerken enerjiye (ATP) ihtiyaç duyar. ATP üretmek için hücresel solunum yapacağından glukoz ve oksijen sürekli harcanır, yani miktarları azalır.

D (Karbondioksit): Hücresel solunum sonucunda atık madde olarak karbondioksit üretileceği için miktarı artar.

A (ADP): Enerji harcanırken ATP molekülü parçalanıp ADP'ye dönüşür. Bu nedenle ortamdaki ADP miktarı da sabit kalmaz.

Soru 5.

5. Yetişkin insanlarda D vitamini eksikliğine bağlı olarak,

l. Kemiklerde kalsiyum ve fosfat birikimi artar.

ll. Osteomalazi denilen kemik hastalığı oluşur.

lll. Osteoporoz denilen kemik doku hastalığı oluşumu hızlanır.

olaylarından hangileri gözlemlenebilir?

A) Yalnız I

B) Yalnız III

C) I ve II

D) II ve III

E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (II ve III)

Açıklama: Bu soruyu çözebilmek için D vitamininin kemik dokusu üzerindeki görevlerini ve yaş gruplarına göre eksikliğinde ortaya çıkan hastalıkları bilmemiz gerekir. D vitamininin en temel görevi, besinlerle alınan kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilmesini ve kemiklerde depo edilmesini sağlamaktır.

Öncülleri sırasıyla inceleyelim:

I. Öncül (Yanlış): D vitamini eksikliğinde kalsiyum ve fosfat bağırsaklardan kana yeterince emilemez. Dolayısıyla kemiklere geçip birikecek mineral miktarı azalır. Yani kemiklerde kalsiyum ve fosfat birikimi artmaz, aksine azalır.

II. Öncül (Doğru): Yetişkinlerde D vitamini (ve dolayısıyla kalsiyum) eksikliğine bağlı olarak kemiklerin mineral yapısının bozulması ve yumuşaması durumuna Osteomalazi denir. (Not: Aynı durum çocuklarda görülürse buna Raşitizm adı verilir, soruda "yetişkin insanlarda" dediği için osteomalazi doğru bir ifadedir.)

III. Öncül (Doğru): İlerleyen yaşlarda kemik dokusunun yoğunluğunu kaybederek delikli, süngerimsi ve kırılgan bir hâl almasına Osteoporoz (kemik erimesi) denir. D vitamini eksikliği, kemiğin ihtiyaç duyduğu kalsiyumun sağlanmasını engelleyeceği için osteoporozun oluşumunu ve ilerlemesini doğrudan hızlandırır.

Sonuç olarak yetişkin bir insanda D vitamini eksikliğinde II ve III numaralı durumlar gözlemlenir.

Soru 6.

Sağlıklı bir insanın kalın bağırsağında aşağıdakilerden hangisinin emilimi gerçekleşmez?

A) Su

B) Kalsiyum

C) Amino asit

D) K vitamini

E) B vitamini

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: C (Amino asit)

Açıklama: İnsan sindirim sisteminde organik besinlerin kimyasal sindiriminin tamamlandığı ve yapı taşlarının (monomerlerin) kana emildiği ana organ ince bağırsaktır. Karbonhidratların (glikoz), proteinlerin (amino asit) ve yağların (yağ asidi ve gliserol) emilimi ince bağırsaktaki villus adı verilen yapılar tarafından büyük ölçüde tamamlanır.

Kalın bağırsağın emilim özelliklerine bakarsak:

Kalın bağırsakta villus bulunmaz ve kimyasal sindirim yapılmaz. Bu nedenle amino asit gibi organik besin yapı taşlarının emilimi kalın bağırsakta gerçekleşmez. Sağlıklı bir insanda amino asitlerin emilimi ince bağırsakta çoktan bitmiş olmalıdır.

Sindirim atıkları (posa) kalın bağırsakta ilerlerken, içerisindeki suyun (A) ve kalsiyum gibi minerallerin (B) kana geri emilimi burada gerçekleşir.

Ayrıca kalın bağırsağımızda bizimle mutualist (karşılıklı fayda sağlayarak) yaşayan yararlı bağırsak florası (bakteriler) bulunur. Bu bakterilerin sentezlediği K vitamini (D) ve B vitamini (E) kana yine kalın bağırsaktan emilir.

Sonuç olarak, kalın bağırsakta emilimi gerçekleşmeyen tek madde amino asittir.

Soru 7.

Aşağıdaki şekilde insanda bir sarkomerin yapısı gösterilmiştir.

Kayan iplikler hipotezine göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Kasılma sırasında I bandı daralır.

B) Gevşeme sırasında H bandı genişler.

C) Kasılma sırasında sarkomer boyu kısalır.

D) Gevşeme sırasında A bandı genişler.

E) Kasılma sırasında iki Z çizgisi birbirine yaklaşır.

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (Gevşeme sırasında A bandı genişler.)

Açıklama: Huxley’nin Kayan İplikler Hipotezi'ne göre, kasılma ve gevşeme olayları ince olan aktin ipliklerinin, kalın olan miyozin iplikleri üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. Bu süreçte ipliklerin (aktin ve miyozin) kendi fiziksel boyları kesinlikle değişmez.

Sarkomerdeki bantların durumunu incelediğimizde:

A Bandı: Doğrudan miyozin ipliklerinin boyunu ifade eder. İpliklerin boyu değişmediği için, kasılma veya gevşeme sırasında A bandının boyu her zaman sabit kalır (değişmez). Bu nedenle D şıkkındaki "Gevşeme sırasında A bandı genişler" ifadesi kesinlikle yanlıştır.

I Bandı: Kasılma sırasında aktinler birbirine yaklaşacağı için I bandı daralır, gevşeme sırasında ise genişler (A şıkkı doğrudur).

H Bandı: Kasılma sırasında aktinler merkeze doğru kaydığı için H bandı daralır (hatta tamamen kaybolabilir), gevşeme sırasında tekrar genişler (B şıkkı doğrudur).

Z Çizgileri ve Sarkomer: Kasılma sırasında iki Z çizgisi birbirine yaklaşır ve iki Z çizgisi arasındaki mesafe olan sarkomerin boyu kısalır (C ve E şıkları doğrudur). Gevşeme sırasında ise Z çizgileri birbirinden uzaklaşır ve sarkomer uzar.

Özetle; kasılma ve gevşeme sırasında değişmeyen en önemli yapılar A bandının boyu, aktin ipliklerinin boyu, miyozin ipliklerinin boyu ve kasın hacmidir.

Soru 8.

Aşağıdaki yapılardan hangisi insan nefronunun bölümlerinden değildir?

A) Proksimal tüp

B) Henle kulpu

C) Bowman kapsülü

D) Havuzcuk

E) Distal tüp

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: D (Havuzcuk)

Açıklama: Böbreklerin yapısal ve işlevsel en küçük birimi olan nefronlar, mikroskobik yapılardır ve kanın süzülerek idrarın oluşturulduğu asıl kanalcık sistemleridir.

Bir nefron sırasıyla şu kısımlardan oluşur:

Bowman Kapsülü (C şıkkı): Glomerulus kılcallarını saran ve süzüntünün ilk geçtiği yapıdır.

Proksimal Tüp (A şıkkı): Geri emilimin başladığı ilk kıvrımlı kanaldır.

Henle Kulpu (B şıkkı): Öz (medulla) bölgesine doğru inen ve çıkan U şeklindeki borudur.

Distal Tüp (E şıkkı): Geri emilimin ve salgılamanın yapıldığı son kıvrımlı kanaldır.

Havuzcuk (Pelvis - D şıkkı) ise nefronun bir bölümü değildir. Havuzcuk, böbreğin merkezinde bulunan ve binlerce nefrondan (toplama kanalları vasıtasıyla) gelen idrarın damla damla biriktiği makroskobik (büyük) boşluktur. Burada biriken idrar, daha sonra üreter (idrar borusu) ile mesaneye taşınır.

Bu açıklama ile böbreğin mikroskobik üniteleri (nefron) ile makroskobik bölümleri (havuzcuk) arasındaki farkı net bir şekilde ayırt edebilirsiniz.

Soru 9.

İnsanda kaslar dinlenme hâlindeyken bile hafif kasılı durumdadır. Bir başka deyişle birey bilinçli olduğu sürece kasları hafif kasılmış durumda bulunur. Buna kas tonusu denir.

Kasların sürekli tonus hâlinde bulunması;

l. kandaki glikozun artması,

ll. dışarıdan gelen uyartılara karşı daha çabuk ve daha kuvvetli tepki gösterilmesi,

lll. kaslarda laktik asit birikiminin artması durumlarından hangilerine neden olur?

A) Yalnız l B) Yalnız ll C) l ve ll D) ll ve lll E) l, ll ve lll

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (Yalnız II)

Açıklama: Orta beyin tarafından kontrol edilen kas tonusu, kasların bilincimiz açıkken her an harekete hazır, hafif gergin (kasılı) bekleme durumudur.

Öncüleri sırasıyla inceleyelim:

II. Öncül (Doğru): Kas tonusunun temel amacı vücut duruşunu (postür) sağlamak ve kası ani durumlara hazırlamaktır. Bu hafif gerginlik sayesinde kas, ani bir uyartı geldiğinde sıfırdan kasılmaya başlamak yerine çok daha çabuk ve kuvvetli bir tepki verebilir. (Çalışır hâlde, rölantide bekleyen bir araba motoru gibi düşünülebilir).

I. Öncül (Yanlış): Kas tonusu durumunda kaslar az da olsa sürekli kasılı kaldığı için enerji (ATP) harcamaya devam eder. Bu enerjiyi üretmek için hücresel solunumda glikoz tüketilir. Dolayısıyla kandaki glikoz miktarı artmaz, aksine kaslar tarafından kullanıldığı için azalır.

III. Öncül (Yanlış): Laktik asit fermantasyonu, kaslara yeterli oksijenin ulaşamadığı ağır ve zorlu egzersizler (örneğin depar atmak, ağırlık kaldırmak) sırasında gerçekleşir. Kas tonusu gibi dinlenme anındaki hafif kasılmalarda kasın oksijen ihtiyacı rahatlıkla karşılanır, bu nedenle laktik asit birikmez.

Soru 10.

Aşağıdaki tabloda bir memelinin verdiği solukta bulunan bazı gazlar ve bu gazların yüzdeleri verilmiştir.

I. Proteinlerin hücrelerde parçalanması sonucu azot açığa çıkar.

II. Soluk alınırken azot da alınır, soluk verilirken dışarı atılır.

III. Hücresel solunum sonucu azot açığa çıkar.

Buna göre numaralanmış öncüllerin hangisi verilen solukta azot olmasının nedenidir?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: B (Yalnız II)

Açıklama: Solunum gazlarının değişimi ve hücresel metabolizma arasındaki farkı ayırt etmeyi gerektiren, kavram yanılgılarını ölçen çok kaliteli bir soru.

Öncülleri tek tek değerlendirelim:

II. Öncül (Doğru): Atmosferdeki havanın yaklaşık %78'i azot gazından (N2) oluşur. Nefes aldığımızda oksijenle birlikte bu azot da akciğerlerimize dolar. Ancak insan vücudu (ve diğer hayvanlar) havadaki serbest azot gazını metabolizmasında kullanamaz. Bu nedenle azot, alveollerden kana geçmez ve soluk verme sırasında hiçbir değişikliğe uğramadan akciğerlerden aynen dışarı atılır. Verilen solukta %80 oranında azot bulunmasının tek nedeni budur.

I. Öncül (Yanlış): Proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerin hücrelerde parçalanması sonucunda gerçekten de azotlu atıklar (amonyak, üre vb.) oluşur. Ancak bu oluşan azotlu atıklar solunum sistemiyle (gaz olarak akciğerlerden) değil, boşaltım sistemiyle (idrarla böbreklerden) vücuttan uzaklaştırılır.

III. Öncül (Yanlış): Oksijenli hücresel solunum tepkimelerinde glikoz gibi besinlerin parçalanması sonucunda sadece karbondioksit (CO2) ve su (H2O) açığa çıkar. Solunum reaksiyonlarında ürün olarak serbest azot gazı oluşmaz.

Soru 11.

Aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi üç ayrı deney tüpüne aynı koşullarda yağ ve çeşitli maddeler konularak bir süre bekletilmiş ve yağların sindirimi incelenmiştir.

Buna göre bekletilen süre sonunda tüplerin hangilerinde yağ asitlerine rastlanır?

A) Yalnız l B) Yalnız ll C) Yalnız lll D) l ve ll E) ll ve lll

Sorunun Cevabı ve Açıklaması:

Doğru Cevap: E (II ve III)

Açıklama: Sindirim sistemi ve enzimlerin çalışmasını birleştiren çok klasik ve önemli bir deney sorusudur. Soruyu doğru yorumlayabilmek için deneyde kullanılan iki maddenin (Safra ve Lipaz) görevlerini kesin sınırlarla ayırmamız gerekir:

Safra (Öd) Sıvısı: Safra bir enzim değildir. Yağların sadece fiziksel (mekanik) sindirimini yapar. Büyük yağ damlalarını alıp küçük yağ damlacıklarına (yağ emülsiyonuna) dönüştürür. Kimyasal bağları koparmadığı için bu işlem sonucunda yapı taşı olan yağ asidi oluşmaz.

Lipaz Enzimi: Yağların kimyasal sindirimini yapan asıl enzimdir. Yağ damlacıklarındaki kimyasal ester bağlarını kopararak onları yapı taşlarına, yani yağ asitleri ve gliserole kadar parçalar.

Bu bilgilere göre tüpleri sırasıyla inceleyelim:

I. Tüp (Zeytinyağı + Safra): Ortamda sindirim enzimi (lipaz) yoktur. Safra sıvısı zeytinyağını sadece mekanik olarak parçalayıp emülsiyon hâline getirir. Kimyasal sindirim olmadığı için bu tüpte yağ asitlerine rastlanmaz.

II. Tüp (Lipaz + Zeytinyağı + Safra): Safra sıvısı önce zeytinyağını küçük damlacıklara (emülsiyona) dönüştürür. Ardından lipaz enzimi devreye girerek bu damlacıkları kimyasal olarak sindirir. Sonuç olarak bu tüpte yağ asitlerine rastlanır.

III. Tüp (Lipaz + Yağ Emülsiyonu): Bu tüpe eklenen yağ, önceden mekanik sindirime uğratılmış yani hazır emülsiyon hâlindedir. Lipaz enzimi bu emülsiyona doğrudan etki ederek kimyasal sindirimi gerçekleştirir. Sonuç olarak bu tüpte de yağ asitlerine rastlanır.

Bu nedenle deneyin sonunda II ve III numaralı tüplerde yağ asidi oluşumu gözlemlenir.

BiyolojiHikayesi

Öğrencilerimizin TYT (Temel Yeterlilik Testi) ve AYT (Alan Yeterlilik Testi) gibi sınavlara hazırlanırken kullanabilecekleri bilgileri sunuyoruz. Biyoloji konularında güçlü bir temel oluşturmak ve sınav başarınızı artırmak için doğru adrestesiniz!

Bilgilerimiz

Adres

Hasanefendi - Ramazan Paşa Mah.1921 Sok.No:24/A Efeler-Aydın

Email

destek@biyolojihikayesi.com

Telefon

+90.555.608 59 45

Bülten

© Biyoloji Hikayesi. Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım: Biyoloji Hikayesi
Dağıtım: Rolpa Bilişim Pazarlama Yönetim Sistemleri 🔒